Kalben: Aşk bedenler arası vizelere mecbur değil. Bir sevgiliye, eşe, flörte ihtiyacım yok

Kalben: Aşk bedenler arası vizelere mecbur değil. Bir sevgiliye, eşe, flörte ihtiyacım yok

Farklı demenin durumu tam özetlemediği biri o! Farkında da bir fark var ama kelimelerle ifade etmesi zor. Hem çok nahif, insanda onu koruyup gözetme isteği uyandırıyor; hem de çok güçlü. “Pardon, bir dakika” dediğinde korkup masanın altına saklanma ihtiyacı duyabilirsiniz sanki… Kalben ile üçüncü albümü ‘Kalp Hanım’ı ve hakkında merak ettiklerimizi konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

04 Nisan 2020, Cumartesi 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kalp Hanım’ öyle bir albüm olmuş ki… Şarkı sözleri çok damar ama arabesk değil, melankolik ama karamsar değil. “Sen yoktun” diyor ama kasımpatıları işaret ediyor…

İnce ve candan düşünceleriniz için teşekkür ederim. Bu albümde, mağdur ve kurban hissiyatından uzaklaştım. Dertleriyle dans edebilen, kalender bir ‘Kalp Hanım’ çıktı ortaya. Artık kendimle bütünleşme yoluna çıktığımı biliyorum. Bakalım, yol nereye gidecek?

Bir yanınız hep gizemli geliyor bana…

Birbirimizi kurcalamaya, didiklemeye, yargılamaya değil; konuşmaya, ettiğimiz kelamları anlamaya odaklanıyorum artık. Gizemli olduğumu düşünmeniz de hoşuma gitti doğrusu. Ama çocukluğumdan beri ketum olamadığımı, hislerimi ve dilimin ucuna gelen sözcükleri pat diye dışarı atıverdiğimi düşünmüşümdür.


Zavallı erkliğin karşısında dans etmeye, kör yasaları ve gelenekleri yontmaya devam edeceğiz

Kadın olmanın zorlukları ve gerçekliği üzerine neler söylersiniz?

Kadın olmak bence şahane. İyi ki kadın doğdum! Kadınlığın zor yanı diye sormanızın sebebi ne acıdır ki Orta Doğu’da yahut üçüncü dünya ülkelerinden birinde; geleneklerin kadınları aşağıladığı, korku krallıklarından birinde doğmuş olmaktan kaynaklı. Biz işçi hakları için fabrikalarda yanarak can vermiş kadınların, bereket tanrıçalarının kanını taşıyoruz. Bundan korkan, bu gücü ve doğayı yok etmeye çabalayan ancak her seferinde üstü doğa ananın yosunlarıyla kaplanan zavallı bir erkliğin karşısında dimdik durmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, kör yasaları, gelenekleri yontmaya devam edeceğiz.

Aşağılık kompleksleriyle sarsılıp duruyoruz

Sizin için şiddetin ve tacizin sınırı nerede başlıyor?

Şiddet, televizyondaki bir oyuncuyu gösterip “Sen neden şöyle güzel olamadın ha?” diye soran seste de, “Sana uzun etek daha çok yakışıyor hayatım” diyen seste de gizli. Bizler birilerine yetmek, kendimizi sürekli ispat etmek, iyi aile evlatları, iyi vatandaşlar olmak gibi büyük yüklerin altında sürekli ezilirken, mahremimizde yetersizlik, suçluluk, çirkinlik, aşağılık kompleksleriyle sarsılıp duruyoruz.

Peki ne gerekiyor?

Kız, oğlan demeden çocuklarımıza değerli olduklarını, kendi seslerini keşfetmeleri gerektiğini, kimliklerinden, bedenlerinden ve tercihlerinden utanmamalarını öğretmek gerekiyor. Bunu yapamadıkça, şiddeti sevgiden, cinayeti tutkudan, evliliği mülkiyetçilikten ayıramayan bitik bireyler ve aileler var etmeye devam edeceğiz.

Bugün için benzer bir durumla karşılaştığınızda tepkiniz ne olur?

Bugün çok ufak dangalaklıklara, ağızdan kaçan minik yalanlara, değil fiziksel, zihinsel şiddetin dahi bir damlasına eyvallahım yok. Her türlüsünden geçtikten sonra o kara kutulara geri dönemiyorsunuz.

‘Avrupa var, Amerika var, uzay var ama sen yoksun’ dediniz. Öyle bir süreçten geçiyoruz ki Avrupa da Amerika da yalan oldu gibi bir his… İçinde bulunduğumuz günler size ne hissettiriyor?

Bir dostumun şahane cümlesiyle başlayacağım: En izole olduğumuz zaman aslında en birlik içinde olduğumuz zaman. Evde kalıyorum. İşe gitmek zorunda olan herkese her gün sevgimi, desteğimi gönderiyorum. Üretimlerimi paylaşıyorum. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak bence, olmasın da! Bu acılardan, kayıplardan artık ders alalım.

Hapsettiğimiz hayvanları izleyip kendimizi üstün sanmaktan sıkılmadık mı?

Daha önce aşkın cinsiyetsiz olduğunu ve bir kadına aşık olduğunuzu söylemiştiniz. Ama duygu ve eylem çok farklı şeyler. Böyle bir duyguya yeniden kapılsanız, açık bir şekilde yaşama cesaretini gösterir misiniz?

Duygularımı da eylemlerimi de bugüne kadar açıkça paylaştım herkesle. Cinsiyet kimlikleri, ırklar, diller, inanç sistemleri, gibi binlerce doğal sebep yüzünden birbirimizden ayrıldık, nefret ettik. Asırlardır süregelen bu cinayetin, soysuzluğun artık sona ermesi gerekiyor. Hayvanların birbirlerine yapmadıklarını birbirimize yapmaktan ve hayvanat bahçelerine hapsettiğimiz hayvanları izleyip kendimizi üstün hissetmekten sıkılmadık mı? Bu boş, kara tatminlerden yoruldukça o güzel çocukların o güzel sevgilerine bakıyorum. Ne renk, ne cinsiyet ne yaş ne dil… Özgürlük orada.

Bu şarkı, büyük bir hayalin beni canavarlaştırdığını fark edip onu terk etmeden yola çıkıyor

‘Seni Özlerim’ albümde en sevdiğim şarkılardan. Hangi duygularla yazdınız?

‘Seni Özlerim’, her yaştan, ırktan, inanç sisteminden, cinsiyet kimliğinden uzak; fani insanın bu aleme bir kere gelmişse, hayatını özgürce ve dışlanmadan, yaşaması dileği üzerine kurulu.

Size bu şarkıdaki gibi hissettiren biri oldu mu hiç hayatınızda?

Hepimiz birileriyle büyük hayaller kurduk, kuruyoruz... Fakat hayallerin gerçekleşmeyeceğini görebilmek, ‘Ortada çok emek, zaman, yatırım var’ gibi ezber söylemlerle gerçekleri inkâr etmemek insanın şahsiyetini, ruhunu besler. Bu şarkı, büyük bir hayalin canımı yaktığını ve beni canavarlaştırdığını kabul ederek, onu terk etmemden yola çıkıyor.

Albümün basın bülteninde toprağın gerçeklerini kabul etmeye vurgu var. Oradaki toprak, yaşadığımız topraklar mı yoksa kendi özünüz mü?

Her ikisi de... İçine doğduğum ülkenin gerçekleriyle savaşmak yerine, mikro devrimler var etmeyi, zihnime tecavüz etmeye çalışanlara sınır çizmeyi seçiyorum. Bunlarla özgürleşiyorum.

Bu deneyimlerinizin içinde size en çözümsüz görünen neydi?

Bugüne kadar biriyle mutlu olmanın gerçek mutluluk olduğuna inandığım senelere pişman değilim ama tatlı bir hüzünle bakıyorum şimdi. Zaman makinem olsaydı, biriyle tamamlanacağını düşünen eski Kalben’e, önce kendiyle tam hissetmesi gerektiğini söylerdim.

Artık kimsenin aşkına, sevgisine, onayına bağlı değilim

Siz büyürken “Öyle oturma, oraya gitme, öyle gülme” gibi komutlar var mıydı hayatınızda?

Bir gün bir yerde tecavüze uğrama ihtimalimin olduğunu öğrendiğimde ve bu korkuyla yaşamaya başladığımda sadece beş yaşındaydım sanırım. Korumacı bir yerde büyümüş olsam da giyimime, konuşmama karışmadı ailemden kimse, sağ olsunlar. Ama buna karşın okullardan, sistemlerden geçerken öğrendiğim yalanlar, ezberler yüzünden, dediğim gibi ‘biriyle tamamlanma’ yalanına düştüm senelerce.

Tüm bu anlattıklarınızdan çıkardığınız sonuç ne oldu?

İnsana, aşka, şefkate, onaylanmaya, sevilmeye bağımlı hale gelmenin üstümde öğretici etkileri oldu. Bu yaşımda kimsenin onayına, aşkına, sevgisine bağımlı olmadığıma sevinebiliyorum. Gücünü zihinsel ve fiziksel şiddetten alan, patronuna söyleyemediklerini, babasına ispatlayamadıklarını gelip bana baskı, tokat ya da yumruk şeklinde sergileyen herkes adına da yeni bir sistem var etmemiz gerektiğinden eminim.

Aşk doluyum

Aşk size ne ifade ediyor?

Evrendeki tüm toz taneleriyle, gezegenlerle ve bu gezegendeki her canlıyla birbirimize bağlıyız. Bu enfes kaosun kendince bir düzen inşa ettiğini ve düzeni dilediğince yıkıp yeniden kurduğunu biliyorum. İki insanın deneyimleyeceği aşktan daha öte aşklar keşfettikçe sınırsızlaşıyorum. Bedenler arası vizelere mecbur kalmıyor artık aşk bana göre. Bir sevgiliye, eşe, flörte ihtiyacım yok aşık olmak ve aşkı hissetmek için. Aşkla doluyum evrendeki her zerreye.

Elimden ne geliyorsa ortak paylaşıma açtım

Sizin orkestranız sadece sizinle çalışan bir ekip mi?

Onların bu süreçte nasıl ayakta kalacağı ile ilgili sanatçıların bir fikir alışverişi var mı? Sadece benimle çalışanlar da var başka ekiplerle çalışıp benimle müzik icra eden dostlar da var. Devasa bir pop yıldızı değilim ama elimden ne geliyorsa ortak paylaşıma açtım. Yapabileceğim her şeyi yapıyorum. Diğer müzisyenler, onlarla çalışan kişiler hakkında nasıl çalışmalar yürütüyor, haberim yok. Dilerim onlardan da haberimiz olsun.

Mutsuz ilişkilerde kaybedilmiş zamanlarda kaçırdığımı güzellikleri yakalamak istiyorum

Siz bir ilişkinin içindeyken tam olarak kendiniz olabiliyor musunuz?

Kendim olmak için bir ilişkiye ihtiyaç duymuyorum. Canım sıkılınca, darlanınca, ilhamı kaçınca gidiyorum. Bu gitmeler iyice hızlı olmaya başladığından bir zamandır ilişkim de yok.

Neden, ihtiyaç hissetmiyor musunuz?

İstemiyorum. Dilerim kendimle, romanımla, albümümle, dostlarımla yepyeni kıyılar keşfettiğim, ruhumun tatlı yaz günleri aylarca, yıllarca sürsün. Mutsuz ilişkilerde, kaybedilmiş zamanlarda kaçırdığım filmleri, albümleri, masalları, dost sofralarını, çocuk yüzlerini yakalamak istiyorum.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder