Kalben: Bencillikten utanmıyorum

Onu sahnede ilk izlediğimde iki üç şarkısını anca biliyordum. Spot ışıkları altında bir ağız dolusu gülen, seyirciyle bu kadar içten sohbet eden ve saçları birbirine karıştıkça daha da karizmatikleşen bir kadın ilk defa görüyordum. Işık ışıktı, ışıl ışıldı. O kadar doğaldı ki çabasızdı, sadece gitarını çalıp gözlerini kapayarak puslu sesiyle ‘kalben’ şarkılarını söylüyordu. Kıştı o zaman. Sonra karşıma çıktı. Çiçeklendik ikimiz de. ‘Hayat’ dediğimiz şeyin 30’lu yaşlarında bir yerde gülümsedik birbirimize...

14 Ekim 2018, Pazar 05:01 Son Güncelleme: 14 Ekim 2018, Pazar 11:02
A A

Nilüfer Türkoğlu

nilüfer.turkoglu@posta.com.tr

Kalben’le ‘Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı’ kapsamında gerçekleşen ‘Bir Tıkla, Dinle, Umutlar Çiçek Açsın’ etkinliğinde bir araya geldik. Metastatik meme kanseri hastalarına yönelik psikolojik destek projesi için ‘Yaşamak Var Ya’ şarkısını yazıp söyleyen şarkıcı, “Cesur ve güzel kadınlara şarkı söylemek, çocuklarla dans etmek, her yaştan, inançtan, renkten, ülkeden dostlar edinmek beni mutlu ediyor. Onarıyor yaralarımı” diyor. 

Şimdi bu söyleşiyi henüz okumaya başlamadan önce sizlere bir not: Kalben'in yazdığı 'Yaşamak Var Ya' şarkısına www.umutlarcicekacsin.org adresinden ulaşabilirsiniz. Şarkı için hazırlanan dijital videonun izlenme sayısı arttıkça, daha fazla hastanın Psikolojik Destek Programı’ndan yararlanmasına olanak sağlayabilirsiniz. 

‘Bir Tıkla, Dinle, Umutlar Çiçek Açsın’ projesine nasıl dahil oldunuz?

Kadın cesaretine, gücüne, dayanışmasına ve özgürlüğüne olan açık çağrımı duyan güzel insanlar, benim bu davanın sesi olmamı istedi; ben de heyecanımı ‘Yaşamak Var Ya’ şarkısını yazarak döktüm.

Şarkının sözleri kalbimize işliyor. Çevrenizde bu hastalıkla mücadele eden biri oldu mu ya da var mı?

Acının en yakınımızdan gelmesi gerekmiyor bana göre. Acıyı ve ne şekle büründüğünü anlamak bizi insanlaştırır. Ailemde, çevremde birçok hastalıkla baş ettik ve kimi zaman mücadelelerimiz kayıpla sonuçlandı. Çok sevdiğim bir dostumun annesi ikinci kez meme kanseri tedavisi görüyor. Gülmeyi hiç bırakmadı. Bu enfes kadın, bedeninde huzurunu ve güzelliğine dair hissiyatını yitirmedi hiç. Doğaya, hobilerine ve ailesine sıkı sıkı sarıldı. Diliyorum ki sevdiklerimiz bizi yalnız bırakmasınlar zor günlerde.

Henüz 19 yaşındayken annenizi kaybetmişsiniz. Kalben’i Kalben yapan annenizden ve ana kız ilişkinizden bahseder misiniz?

Annem benim sesim ve sözüm. Çok küçük yaştan beri aramızda hiçbir altın makasın kesemeyeceği bir sevda bağı var. Onu 13 yıl önce kaybettim ama kalbime bıraktığı kalbi beni üniversiteden mezun etti, bana yüksek lisans yaptırdı, beni birçok işe soktu, haksızlıklar karşısında dik duran omuzlarımdan tuttu. Kendimi bir erkekle, aşkla, evlilikle, arabayla, evle değil üretimle, özgürlükle, adil bir ruhla, umutla, sevgiyle, insan ayırmadan, hak yemeden yaşayarak büyütmem gerektiğini öğretti. Sanatla, insan ve hikayeyle, gerçek ve hayatla iç içe olmamı sağladı annem.

Bu kadar özgün, güçlü kadın şarkıları yapmanızda annenizin payı büyük olmalı.

Annemin kaybında kendimi tanımlayacağım birçok yön ve yol buldum. Annem hayattayken de benim iyi bir hayat yaşamam ve özgür olmam için her şeyini feda etmişti zaten. Ne büyük bir sevgi! Çok şanslıyım böyle seven, zeki ve temiz kalpli bir annem olduğu için.

ŞİMDİLERDE İLK ROMANINI YAZIYOR

Kalben'in hayatı nasıl şu aralar?

Sevgili dostum Hayrettin Taşkaya ile çok sevdiğimiz bir şarkıyı arşivlerden

çıkardık ve yeni yıldan önce paylaşmaya hazırlanıyoruz. Üçüncü albümün demoları üzerinde çalışıyorum bir yandan. İlk romanımı yazıyorum. Çocuk kitapları serimin üçüncü kitabının konusunu buldum diye keyifleniyorum. Yenilikçi bir müzikal projesinde yer alacağım. Hazırlanıyorum, bol bol müzikal izliyorum ve okuyorum. Kalbim pır pır ediyor. Cesur ve güzel kadınlara şarkı söylemek, çocuklarla dans etmek, her yaştan, inançtan, renkten, ülkeden dostlar edinmek beni mutlu ediyor.

Onarıyor yaralarımı. Kaybettiğim herkes ve her şey anlam kazanıyor, müzik aşkıyla çevrelendiğimden beri. Konserlerde ve gündelik hayattaki karşılaşmalarımızda insanların yüzlerinde gördüğüm ışık dürüst hissettiriyor.

Ülke gündeminden uzak kalabiliyor musunuz?

Kalmıyorum, kalmam da. Ben ailece oturup haber izleyen ve halkı düşünmeyen siyasetçileri eleştiren bir ailede büyüdüm. İnsanın özgürlüğü, huzuru, bütünlüğü en önemli şey bana göre. Yaşamaya geldik, öldürmeye, yok etmeye, kırmaya, dökmeye gelenlerden değiliz. Şarkılarımda da Ankara’da düşen anne-kızın, maç izlemek için büyük şehre gelip hayatını kaybeden üniversitelinin, Bağdat Caddesi’nde ezilen çiçekçinin, şiddete ve korunaksızlığa isyan eden cesur kadınların sesleri var.

Hayatta hep hedeflerle mi ilerliyorsunuz?

Hayır. Hiçbir zaman. Sadece zamanı harcamamaya çalışıyorum. Ya fotoğraf çek ya eskiz karala ya kitap oku ama zaman sana bir şeyler katsın, senden çalmasın. Huzurlu, dürüst ve açık yaşa. Bu, yegane hedefim.

YAŞAMAYA GELDİK, ÖLDÜRMEYE, YOK ETMEYE GELENLERDEN DEĞİLİZ

Türkiye’de sizi olumsuz olarak en çok ne etkiliyor?

İnsanın insana saldırganlığı, düşmanlığı, yabanlığı... Herkesi birbirine

benzetip kutu gibi toplu konutlara sıkıştırarak toplu taşıma araçlarıyla sevmedikleri işlere göndermekle, ruhu çürütmekle yaşamak olmuyor. İnançlarım, değerlerim ve ideallerim var. Çocuklarla, gençlerle bir araya geldiğimiz konserlerde özellikle başka türlü umutlanıyorum çünkü onlar insanları yargılamıyor, görüyorum. Kimseyi aşkından, hayat tarzından, kıyafetinden, baş örtüsünden, siyasi görüşünden vurmuyor bu çocuklar. Onların birbirlerine düşman olmadan büyüdükleri umudu ayakta tutuyor beni de. Hepimiz bu topraklarda ortak yaraları, acıları, kayıpları paylaşıyoruz. Hangi uçta olduğumuzdan bağımsız olarak, nasıl yaşadığımıza bir dönüp baktığımızda aslında ne boş şeylerin, eşyaların, unvanların peşinde olduğumuzu göreceğimize inanıyorum. Herkesin birbirine zarar vermeden kendi özgür evreninde var olabileceğine, sevip sevilebileceğine, evlenip kendince ailesini kurabileceğine, vergilerini ödeyip sorumlu bir vatandaş olduğu sürece hiçbir şiddet ve kanunsuzlukla karşılaşmayacağına inanıyorum ben.

En son Hüsnü Arkan'la Moda Kayıkhane'de sahne aldınız.

Ustalarla düet yapmak nasıl bir duygu? Var mı böyle yeni projeler?

Hüsnü Arkan sesine, şiirine hayran olduğum çok değerli bir müzisyen ve dost.

Değerli müzisyen ekibiyle aynı sahnede olmam ve özgürlükçü Moda ahalisiyle

buluşmak bana inanılmaz keyif verdi. Sahnede Hüsnü Abi’yle havadaydık en son, şahitlerimiz var (Gülüyor). Ustalardan öyle güzel destek ve sevgi alıyorum ki çok şanslıyım şiirimi hissettikleri için. Onlarla aynı sahneyi paylaşmak, bir kuliste sarılmak, bir hatıra paylaşmak... Müzikle ilgisi olan üretimlere hiçbir zaman proje olarak bakmıyorum. Proje ofiste olur bana göre, finansta olur, inşaatta olur. Bende fikirler, hayaller ve hediyeler var. Yakında birbirinden güzel hatıra albümlerinde sevdiğim ustalardan şarkılar söyleyeceğim. Sürprizi kaçırmıyorum (Gülüyor).

Bir sonraki albüm için şarkılar hazır mı peki? Hep yazıyor musunuz?

Albüm bende hazır. Şimdi demolara başladık. Ne zamana yetişirse o zaman 

paylaşacağız. Garaj Müzik ailesiyle de paylaştım çizelgemi. Heyecanlandık. Abim saydığım bir şair ile çalışacağız bu albümde. Konserlerde ufak ufak çalmaya başladım yeni şarkıları. Dayanamıyorum ben. Yapınca söylemem gerekiyor.

“OZAN OLARAK YAŞAYIP ÖLMEK İSTERİM” 

Gitarınız ve özgür şarkılarınızla bana 70'lerin Joan Baez'i anımsatıyorsunuz. Bence sizin için Türkiye'nin kadın ozanı demek yersiz olmaz. Ne dersiniz?

Ozan kelimesi mutluluk demek. Yılladır yoldayım. Kendime, aşka ve özgür bir hayat düşüne... Ozan olarak yaşayıp ölmek isterim. Bu güzel kelimeyi hak etmek için doya doya, utançsız ve umutla yaşamaya, çalmaya, yazmaya ve anlatmaya devam edeceğim.

Kalben denince aklımıza sadece müzik yapan, müziğini yapan bir kadın geliyor. Hiç magazinel bir yanınız yok mesela. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Beni kimse çekmiyor (Gülüyor). Aslında eğlenmeyi, dolaşmayı ve gezmeyi çok seviyorum ama kendi evrenimde. O evrende dostlarım ve beni yanlış anlamayacak, hareketlerimi anlamlandırıp niyetlerimi suistimal etmeyecek insanlara yer var. Bencillikten utanmıyorum. Beni mutsuz eden, aşağı çeken, kalbimi kıran herkesi geride bıraktım. Bırakırım da. Magazinle alakasız bir evren burası ama çekerlerse poz vermekten geri durmam çünkü çocukluğumdan beri televizyon çocuğuyum. Keyfine, neşesine varım. Hayatım üstünde hüküm kabul etmem ve olmadığım biri gibi görünmem imkansız sadece.

Olmak istediğiniz yerde misiniz?

Ben “Aman evladım, diploman olsun da sanatı hobi olarak icra edersin” diyen bir toplumun ürünü olarak hayal etmeyi müzikle öğreniyorum. Birlikte şarkılarımızı söylediğimiz insanlardan ilham alıyorum. Olmak istediğim yerdeyim çünkü netim, saçımı toplayıp terden yok olana kadar gitarımı çalıyorum ve sevgi dolu insanlara sarılıp fotoğraf çektiriyorum. Onlarla sohbet edip fikir, yara ve derman paylaşıyorum. Bu buluşma hissini herkese dilerim.

Hayatta hep hedeflerle mi ilerliyorsunuz?

Hayır. Hiçbir zaman. Sadece zamanı harcamamaya çalışıyorum. Ya fotoğraf çek ya eskiz karala ya kitap oku ama zaman sana katsın, senden çalmasın. Huzurlu, dürüst ve açık yaşa. Bu, yegane hedef bana göre.

Dünyanın size bir gönül borcu olsa bu ne olurdu?

Bu, dünyayla benim aramda kalsın. Borç, söylenmez.

Kalben bugün Kalben olmasaydı ne olurdu?

Yine kendimce bir isyanın, devrimin ve sevginin peşinde olurdum. Dünyada yok olması gereken çok önyargı, yalan, haksızlık, hırsızlık, tecavüz, hastalık var. Kendi araçlarımla hepsiyle mücadele ediyor olurdum. Nerede, kim olursam olayım… İnsan olmanın manası insanca yaşamak için mücadele etmekte gizli.


SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.