Karsu: Fiziğime bakıp 'Sen şarkıcı olamazsın' dediler. 'Öyle mi? Bakın nasıl oluyorum' diyerek yola çıktım

Karsu: Fiziğime bakıp 'Sen şarkıcı olamazsın' dediler. 'Öyle mi? Bakın nasıl oluyorum' diyerek yola çıktım

Hikayesiyle belgesellere konu olan, ilham veren bir yolculuk onunki. Hollanda’da doğup büyüdü. Ailesi Hataylı. Adını Hatay’ın Karsu Köyü’nden alıyor. Yedi yaşında buluştuğu piyano, hayatının yönünü değiştirdi. Hollanda’da Kraliyet Ailesi'ne iki kez konser verdi. En prestijli ödüllerden Edison Jazz/World’ü aldı. Yakında Türkiye’de Blu TV’de müzik programıyla Türkiyeli hayranlarıyla da daha yakın olacak. Yeni şarkısı ‘Sonunda’ vesilesiyle buluştuk. Diyor ki: “Yapamazsın” ifadesi beni olumsuz değil olumlu etkiler. Karşımdakini de o ateşle yakmak isterim. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

01 Ağustos 2021, Pazar 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Şarkılarınızı, müziğinizi çok seviyorum… Ama yanı sıra hepimize ilham veren, Türkiye adına gururlandıran bir kariyer yolculuğunuz var. Her şeyin başladığı yere, Hollanda’ya gidelim. Nasıl bir aile, nasıl bir çocukluk?

Teşekkür ederim… Hollanda’da doğup büyüdüm. Annem ve babam çok küçük yaşlarda oraya yerleşmiş ve orada büyümüşler. Çocukluğum çok güzel geçti. Yedi yıl profesyonel olarak yüzdüm. Tiyatroya, sinemaya, müzelere giden, sanata ve spora hep ilgi duyan bir çocuktum.

Müzik hayatınıza tam olarak ne zaman, nasıl girdi?

Yedi yaşımdan itibaren Hollanda’da müzik okuluna devam ettim. Piyano çalıyordum. Annem ve babam da bu konuda hep destek oldular. Araba almak için biriktirdikleri parayla bana piyano aldılar, düşünün. (Gülüyor) Onlara minnettarım.

HANGİ İŞİ YAPARSAM YAPAYIM BAŞARILI OLURDUM ÇÜNKÜ ÇOK ÇALIŞKANIM

Türkiye’de doğup büyüseydiniz, şu an kariyeriniz bu noktada olur muydu sizce?

Hayatımda müzik olur muydu? Pek sanmıyorum. Başka bir kariyerim olurdu herhalde. Hatay’da zeytin tarlalarımız var, sabun fabrikamız var. Büyük ihtimalle o sektörde çalışıyor olurdum. Ama hangi işi yaparsam yapayım yine o işte başarılı olurdum çünkü yapı olarak çok disiplinli ve çalışkanım.

Şu an bulunduğunuz yeri kendi yolculuğunuzun zirvesi olarak görüyor musunuz?

Hayır ama bu soruya 100 yaşına da gelsem cevabım yine “Hayır” olur. Zirveye varmayı hiçbir zaman istemem çünkü zirveden sonra gidecek yer yok! Ben hep ilerlemek, devam etmek isterim. Zirvede insanın hedefleri biter, motivasyonu kalmaz. Ben hep yeni şeyler denemek, üretmek ve öğrenmeye devam etmek istiyorum.  

BENİM MÜZİĞİMİ BİR ÇİFTÇİ DE DİNLEYEBİLİR KRALİYET AİLESİ DE

KAPIM KÖTÜ NİYETLİLERE BİLE AÇIK HATTA EN ÇOK ONLAR BUYURSUN

Hollanda’da kraliyet ailesine iki kez konser verdiniz. Orada bu kadar değer görmek ve takdir edilmek nasıl bir his?

Tabii ki çok değerli ve gurur verici. Kraliyet ailesiyle zaman içinde çok özel bir bağımız, arkadaşlığımız oluştu. Ama benim müziğimi seven, dinleyen herhangi birinden daha farklı değiller. Her dinleyicim aynı değerde benim için. Yaptığım müziğin sınırları yok. O yüzden benim müziğimi bir çiftçi de severek dinleyebilir, kraliyet ailesi de. Kapıdan girmek isteyen herkese açık o kapı. Kötü niyetli olanlara bile açık. Hatta onlar özellikle buyursun, girsin o kapıdan. Onlar da müziğimi mesajımı duysun. Orada barışalım, birleşelim. Kalplerimizi sanatla eritelim…

Anladığım kadarıyla Türk olduğunuz için Hollanda’da hiç ötekileştirmeye maruz kalmadınız…

Hayır hiç yaşamadım. Amsterdam’da yaşıyorum. Kendimi bir gün bile turist gibi hissetmedim. İnanılmaz rahatım. Orası benim evim. Diğer yandan Türk olmak öyle güzel bir şey ki… Bizim sıcaklığımız, misafirperverliğimiz, yemeklerimiz… Türk kültürünü çok seviyorum. Bunu da çok güzel yansıttığımı düşünüyorum. Şimdi Hollanda’da  bir yemek programı çekiyoruz mesela. Çok sevileceğini tahmin ediyorum çünkü onlar da bizim kültürümüze çok ilgili ve meraklı.

Anneniz ve babanız kendi aileleri tarafından “Yapamazsın, edemezsin” denilerek büyütülmüş. Babanızın müzikle, annenizin sporla ilgilenmesine aileleri sıcak bakmamış. Siz, benzer şeyler yaşadınız mı hiç?

Ailemde değil ama konservatuarda yaşadım benzer şeyler. “Yapamazsın” kelimesini ilk orada duydum. Bir de zaman zaman Türkiye’de, fiziğime bakıp “Sen şarkıcı olamazsın” diyenlerle karşılaştığım oldu. Ama bunlar beni olumlu yönde motive etti, güç verdi. “Hayır” kelimesini duyunca “Öyle mi? Bakın nasıl yapıyorum, göstereceğim size!” diyen bir inadım vardır benim. Kendimi bununla çok ilerlettim.

Bazıları bundan olumsuz etkilenir halbuki…

Hayır, bende hiç öyle olmuyor. Daha çok kamçılanıyorum. O yüzden ben de bazen karşımdakini olumlu yönde motive etmek için bunu kullanırım. Bazen arkadaşlarıma “Yapamazsın kız!” derim mesela, onu da o ateşle yakmak isterim. “Hayır yapabilirim” diyerek daha çok hırslansın isterim.

Kendinizi nerede daha ünlü hissediyorsunuz? Hollanda’da mı burada mı?

Ünlü olmakla ilgilenmiyorum. Çabam hiçbir zaman bunun için olmadı. Ben hep iyi müzik yapmaya çalıştım. Ünlü olmak bunun bir sonucu sadece. Şimdi Türkiye’de, Blu TV’de bir televizyon programım olacak. ‘Karsu’nun Odası’nda müzisyen arkadaşlarımı ağırlayacağım. Kalben’i, Nil İpek’i, Koray Avcı’yı… Ünlü olmak bir tek buna hizmet ediyor. Sevdiğim işi yapıyorum ve bu sayede sevdiğim insanlarla çalışma fırsatı buluyorum.

Yeni şarkınız ‘Sonunda’ dinlemeye doyamadığım bir şarkı. Sözleri Kalben’e ait. Kalben’le yakınlığınız nasıl gelişti? Bu şarkıyı sırf sizin için mi yaptı?  

İkimiz için çok önemli bir şarkı bu. Kalben’le çok güzel bir arkadaşlığımız var ama pendemiden dolayı maalesef sadece Zoom üzerinden buluşabildik.  Ama paylaşımlarımız bize terapi gibi geldi. Bir sanatçı olarak özel hayatını normalde çok kişiyle konuşamazsın. Ama biz çok şey paylaştık, birbirimize kalbimizi açtık, dertleştik.

Özel hayatınızda ya da kariyer yolculuğunuzda kadın olmanın zorluklarına maruz kaldınız mı hiç?

Kadın olmak inanılmaz güzel bir şey. Tabii ki ben de çoğu kadın gibi bazı zorluklar yaşadım. Onları hala çözmeye çalışıyorum bir yandan. Ama kendimi hep güçlü hissediyorum. Tabii ki ben de düştüm, kalktım… Hiç kalkamayacağımı düşündüğüm zamanlar da oldu ama yine kalktım. Müziğimden, söylediğim şarkılardan güç aldım. Başkalarının hikayelerinden, yalnız olmadığımı bilmekten güç aldım.

HİÇBİR ERKEĞE BAĞIMLI OLMAMALISIN. KALBİNİ VER AMA AKIL VAR MANTIK VAR, ONU DA UNUTMA!  

 “Benim sonunda bu cesaret

O aynada hayalet

Kalbimi etmem emanet

Sevgi hak edilir bi zahmet!” Çok keskin ve vurucu sözler…  “O, aynada hayalet” mi gerçekten? Sizce aşkın öznesi aşık olan mıdır, aşık olunan kişi mi?

Her şeyin öznesi önce insanın kendisidir bana göre. Hani uçaklarda oksijen maskesi için uyarı vardır ya, “Önce kendinizinkini sonra çocuğunuzunkini takın” diye. Bu, o kadar doğru bir yaklaşım ki. Yanındakine yardım edebilmen için önce sen iyi olmalısın. Yavaş yavaş, büyüdükçe anlıyorum ki sevgi sadece kalple olmaz.

Aklın da her zaman devrede olmalı. O eski Türk filmlerindeki kadınlara bakınca bile görüyoruz. Kadınlar hep çok çekti, kadınlar hala çok çekiyor. Tam da bu yüzden şöyle düşünüyorum; birini sevdiğin zaman kör olmamalısın. Tabii ki kalpten sevmen, kalbini vermen lazım. O olmazsa hiçbir şey olmaz ama beynini de devre dışı bırakmamalısın. Kendini unutmamalısın.

“Sevgi hak edilir bi’ zahmet” diyorsunuz ya şarkıda. Sevgi, hak edilen bir şey midir sizce?

Artık biraz böyle düşünüyorum. Senin o enerjini, zamanını hak etmeli. Ben de bunu zamanla öğreniyorum. Tamam kalp var ama  akıl var mantık var, onu da unutma! Ben annemden bunu öğrendim. Hele ki kadınsan hiçbir erkeğe bağımlı olmamalısın. Düşersen de en dibe düşmemelisin. Kendini kurtarabilmelisin her zaman. Tabii bir yandan böyle diyorum ama bir yandan da hiçbir şey bilmiyorum aslında. (Gülüyor) Sevgiyi çözmeye çalışıyorum hala. O kavgaları çözmeye çalışıyorum. Müzikle, sanatla hem ilham almak hem ilham vermek, daha çok keşfetmek istiyorum. 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yazın en havalı kadınları