Kimse Türk yemeklerine tepeden bakamaz

MasterChef Türkiye’nin yeni sezonu için geri sayım başladı. Bu akşam yeni bölümleriyle izleyicisiyle buluşacak yarışmanın jürisinde Mehmet Yalçınkaya, Somer Sivrioğlu ve Danilo Zanna olacak. Kıran kırana mücadelenin olacağı program öncesi üç ünlü şefle bir araya geldik; mutfağın sırlarını konuştuk.

18 Ağustos 2019, Pazar 08:00
A A
Kimse Türk yemeklerine tepeden bakamaz

S● MasterChef Türkiye’nin yeni sezonunda bizleri nasıl yenilikler bekliyor?

Somer S.: Çok iddialı geliyoruz. Yarışmacılarımızı hem zorlu hem de eğlenceli günler bekliyor. Olaya sadece yemek yapmak olarak bakmıyoruz. Beceri ve azim de ön planda olacak. İyi olan kazanacak.

● Yeni sezonda Hazer Amani’nin yerine Danilo Zanna dahil oldu. Danilo Bey, heyecanlı mısınız?

Danilo Z.: Çok! Zaten MasterChef’e hayrandım. Böyle bir teklifin gelmesi beni çok mutlu etti. Mehmet ve Somer’in yanında olmak büyük bir onur ve onlardan çok şey öğreniyorum. Biz İtalyanlar yeniliklere çok açığız. Birkaç yarışmacımız beni görünce İtalyan yemekleri hazırladılar ve çok mutlu olmadılar. (Gülüyor) Yine de gerginliğe gerek yok. Çünkü mutfağın kimliği olmaz. Mutfak tüm dünyaya ait bir şey.

● Yemekte ne kadar iyisiniz Danilo Bey?

Danilo Z.: İyi değil mükemmelim.

● Mehmet Bey siz bu sezon için neler söylersiniz?

Mehmet Y.: Bu ikinci sezonumuz. Bu yıl da çok iddialı geliyoruz. Beni en çok sevindiren şey çocukların ve gençlerin de bizi izlemesiydi. MasterChef Türkiye prime time’da kendine yer bulan ilk yemek programı...

MUTFAK TERAPİ YERİ DEĞİLDİR DİSİPLİNSİZ MUTFAKTAN İYİ YEMEK ÇIKMAZ

● Şefler olarak yarışmacılara hayli katı davranıyorsunuz. Bu tavır mutfağın raconu mudur?

Mehmet Y.: Mutfak zaten sert bir yer. Normali bu. Az bile katı davranıyoruz.

Somer S.: İnsanlar sert davrandığımızı düşünüyor ama kendi ekibim “Neden bize de programdaki kadar yumuşak davranmıyorsun” diye şikâyet ediyor. Mutfak tabii ki sert bir yer ve olmalı da.

● Ama kalbe giden yol mideden geçiyorsa...

Mehmet Y.: Mutfak terapi yeri değil. Disiplinsiz mutfaktan iyi bir yemek çıkmaz. Evde yemek yapmak bir terapi olabilir ama restoranlarda öyle değil, olmamalı da. Hizmet sektörünün içinde kusursuz hizmet yapabilmek istiyorsanız orada bir disipline ihtiyaç var.

● Ekran başına geçenler sizden ne öğrenecekler?

Mehmet Y.: MasterChef aslında sizler için bir okul. Bizim bütün öğretilerimizi seyirci görüyor ve bir taraftan çok şey öğreniyor. “Sizden çok şey öğrendik” diyen o kadar çok kişi var ki.

● Burada yapılan yemekler sadece Türklere mi yoksa dünyaya mı hitap ediyor?

Somer S.: Bence ikisinin de güzel bir kombinasyonu olmalı. Bu yarışmaya belli bir yere gelmiş, kariyerini oturtmuş şefleri almıyoruz. Onlar zaten bir yere gelmiş. Üniversite eğitimini almış ama kariyerinin başındaki şefleri almaya çalışıyoruz.

HER ZAMAN SON TABAĞA BAKILIR

● Türkiye’nin şefi sizlere göre nasıl biri olmalı?

Somer S.: Yaratıcı, becerikli olmalı. Bizim için önemli olan başından sonuna kadar en iyi gelişmeyi göstermeleridir. Başladığınız yerden çok nerede bitirdiğiniz önemli. Mutfak stresli bir iştir. Dünyanın en iyi balığını herkesten çok daha iyi yaparsınız. İçinden bir parça kılçık çıkar. O an bütün kumdan kale yıkılır.

Mehmet Y.: Yemek anlık değişimleri olan bir şeydir. Şef her zaman son tabağa kadar şeftir. Bu yüzden çok önceden “Şu yarışmacı iyi, bu yarışmacı kötü” diyemeyiz. Çünkü en son yaptığınız tabakla değerlendiriliyorsunuz.

Bu bir restorana gittiğinizde de böyledir. Dünyanın en iyi aşçısı olsa da, verdiği son tabak kötüyse bir daha o restorana gidilmez. Dolayısıyla MasterChef sürprizlere açıktır. Hiç tahmin etmediğiniz bir kişi aşamalar kaydedip birinci olabilir.

MUTFAKTA CİNSİYET DEĞİL KÜLTÜR, LEZZET VE BECERİ KONUŞUR

● Kadın mı mutfakta daha iyidir yoksa erkek mi?

Mehmet Y.: Ben bu topa asla girmem. Ayrımcılığın her türlüsüne karşıyım.

Danilo Z.: Mutfakta cinsiyet değil yemek, kültür, lezzet ve beceri konuşur.

Somer S.: Ev mutfaklarında, anaerkil toplumdan geldiğimiz için genelde kadın derim.

● İnsanlar artık yemekten korkuyor. “Şunu yemeyin, bunu yemeyin” diyen o kadar çok uzman var ki... Zorlanıyor musunuz yemek yaparken?

Mehmet Y.: Bu tartışmalar hiç bitmez ama biz yemek yapan ve yiyen herkesi seviyoruz. Uyarıları elbette ciddiye alırız ama her şeyi de insanlara yasaklayamazsınız. Yağına, ürünlerin kalitesine dikkat ettikten sonra ben bir sorun görmüyorum.

● Önemli olan hijyen ve sağlık ama “Pilav yemeyin, tatlı yemeyin, ekmek yemeyin...” uyarıları bitmiyor...

Mehmet Y.: Her şey kıvamında olduğu sürece yenir. Bir ara tavuk dönere takmışlardı kafayı. Kimse Türk yemeklerine tepeden bakamaz. Tavuk döner ve lahmacun sosyolojik bir yemektir. Herkesin kesesine de midesine de uyuyor. Yıllardır ülkemizde bu yemekler aşağılanıyor. Tavuk döneri ortadan kaldırırsanız milletin DNA’sını bozarsınız.

● Programda dar gelirli vatandaşlara yönelik yemekler olmadığına dair eleştiriler var. Buna ne dersiniz?

Somer S.: Bizim programdaki yemekleri elit işi görenler, dünyadaki MasterChef’lere bir baksınlar. Tabii ki birkaç üst klasman yemek de göstermek zorundayız çünkü biz bir restoran aşçısı arıyoruz. Sokak yemekleri sergilediğimiz de oldu.

SIRF HAVALI GÖRÜNMEK İÇİN YEMEĞİN NE OLDUĞUNU BİLMEDEN MENÜYE KOYAN İŞLETMECİLER VAR

● İyi bir şefte bulunması gereken özellikler neler?

Somer S.: Sabırlı ve çalışkan olmalı. Asla pes etmemeli. Kendisine özel şefleri seçip onların gölgesi olmalı. Ama gölge olmak dümdüz durmak değildir. Gerektiğinde mutfağı temizlemeli, sürekli daha fazlasını öğrenmek için çabalamalı.

Mehmet Y.: Araştırmacı olmak önemli. Yol haritası çizmeniz ve topluma entegre olmanız gerekiyor.

Danilo Z.: Kopyalamamaları gerekiyor. Usta bir şef mutlaka özgün olmalı. Sırf birtakım kelimeleri kullanmak için, havalı görünmek için yemeğin ne olduğunu bile bilmeden menüsüne yazan işletmeciler var.

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy@posta.com.tr

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...