Magazin Eskiden nerede falson varsa onu kapatırdın şimdi göstermek moda oldu

Eskiden nerede falson varsa onu kapatırdın şimdi göstermek moda oldu

Paylaş
Eskiden nerede falson varsa onu kapatırdın şimdi göstermek moda oldu

Yılların tiyatro sanatçısı, usta oyuncu Nevra Serezli, nerede, ne zaman, ne giyileceğini çok iyi bilmek gerektiğini söyleyip ekliyor: Şimdikiler bunu bilmiyor. Olmayacak yerde olmayacak dekolteler... Kınıyorum!"

Neredeyse 60 yıldır tiyatro sahnesinde. Sanata adanmış bir ömür… Sayısız ödülün sahibi. Geçtiğimiz günlerde de İsmail Dümbüllü ödülünün sahibi oldu. İki tiyatro oyunuyla sahnede. Sanat yolculuğunu, eşi Metin Serezli’ye duyduğu aşkı ve daha pek çok şeyi konuştuk. Konu giyim kuşama gelince diyor ki: Şimdikiler nerede, nasıl giyineceğini bilmiyor. Olmayacak yerde olmayacak dekolteler… Kınıyorum! Eskiden nerende falso varsa onu kapatırdın. Şimdi göstermek moda oldu.

Haberin Devamı

SARAYDAN GELME, YALIDA OTURAN ŞAHANE, ZÜĞÜRT BİR AİLEYDİK

Nasılsınız?

İyiyim, iki oyun birden oynuyoruz. Turneden daha yeni geldik, 10 günlük bayram tatilinden sonra yine turne başlıyor. Günlerim en çok çalışarak geçiyor şu ara.

Geçtiğimiz ay İsmail Dümbüllü ödülünü aldınız. Yıllar önce eşiniz Metin Serezli aldığında, “Umarım ben de alırım” diye geçirmişsiniz. Dilek kapınız mı açıkmış?

Yani 30 sene sonra, (Gülüyor) biraz geç olmuş. Vallahi yıllar içinde sayısız ödül aldım ama bu ödüle özel bir sempatim, arzum vardı. Çok güzel bir heykelcik, ondan mı acaba? Evde o ödülün önünden geçerken Metin’e hep, “Sen aldın, ben alamadım” derdim. O kadar ödülün içinde bir bu ödülü kıskanırdım.

Peki, ödüle doymuş biri olarak sanatçının aslında en büyük ödülü nedir?

Haberin Devamı

Hatırlanmak, sevilmek, saygı görmek. Ödülü o an alırsınız, şık giyinirsiniz, ağzınız laf yapıyorsa güzel bir konuşma yapar, sonra evde bir yere koyarsınız ve onun vazifesi orada biter ama gönülden sevilmek ve saygı görmek hiçbir ödülle mukayese edilemez. Bazen fotoğraf çektirmek için geliyorlar, benim bile unuttuğum şeyleri bana hatırlatıyorlar. O kadar mutluluk verici ki…

Bazı sanatçılar fotoğraf çektirmekten illallah ettiklerini söylüyorlar. Siz hiç rahatsız olmuyor musunuz?

Benim de illallah ettiğim oluyor. Gerçekten severek, sayarak, ona bir anlam yükleyerek gelen var, bir de sırf onu Instagram’a koyup like almak için fotoğraf çektirmek isteyenler var. O kadar umurunda değilsin ki onun aslında. 60 senedir insan sarrafı olduk artık. İkisini birbirinden iyi ayırt ediyorum.

 

Nevra Serezli ‘Ağaçlar Ayakta Ölür’ ve ‘Veda’ oyunuyla sahnede

BABAM BEŞ LiSAN BiLiRDi BU KONULARDA ONA YETİŞEMEDİM

Babanız tiyatro yapmanızı hep desteklemiş. Her gece Bebek’ten Taksim’e gelir, sizin çıkışınızı beklermiş. Nasıl bir aileydi sizinki?

Babam çok özel bir insandı. Beş lisan bilirdi. Hiçbir zaman ona bu konularda yetişemediğim için her zaman kompleksini yaşamışımdır hatta. Resim yapardı, sanata çok ilgi duyardı. İki kardeştik. İkimizi de kolejde okuttu.

Haberin Devamı

Varlıklı bir aile miydiniz?

Şahane züğürtlerdik. Yalıda oturuyorduk. Bütün aile saraydan gelme ama cebimizde para yok.

Neden?

O ayrı, uzun bir hikaye. Babam da normal kazancı olan bir insandı ama çok görgülü çok entelektüel bir aileydik.

METİN, PRENSLER GİBİ YAKIŞIKLIYDI İNGİLİZ ASİLZADELERİ GİBİYDİ

Gelelim dillere destan evliliğinize ve aşk hikayenize. Gerçekten son güne kadar çok aşık mıydınız yoksa bu, kendinizi manipüle etme şekliniz miydi?

Olabilir, belki ben öyle mutlu hissettim, kocama aşığı oynamak beni mutlu ediyordu ama ben duygularımı asla gizleyemem. Metin kapıyı her çaldığında benim içim hop ederdi. Zile özel bir basma şekli vardı. Öyle çalınca bilirdim ki Metin geldi. Anahtarı vardı ama hiçbir zaman açıp girmezdi. Kapıda karşılanmayı severdi Metin. Kapıya koşardım, prensler gibi girerdi içeri…

Prensler gibi demeniz ne hoş. Fiziksel olarak da çok beğeniyormuşsunuz sanırım?

Aaa! Çok hayrandım. Bakmaya doyamazdım. Ne giyse çok yakışırdı. İngiliz beyefendileri gibi asil ve zarifti. Yaşlanmak da Metin’in klas görüntüsünden hiçbir şey götürmemişti. O hastalık çıkmasaydı Metin eminim hala çok yakışıklı olacaktı. O zamanlar cep telefonu yok tabii. Oteli arıyor, odaya bağlatıyorsun. Turnedeyiz mesela, gece odama geçerdim. Telefon çalınca heyecanla koşardım. Bilirdim ki Metin arıyor…

Haberin Devamı

Sizin aşk tarifiniz heyecan ve hayranlık mı?

Sen buna ister aşk de, ister sevgi de, alışkanlık de… Benim lügatımda aşk budur. Çok heyecan duyuyorsun, onun iyiliğini düşünüyorsun, o uyansın da ona nasıl bir ikram yapayım bu sabah diye düşünüyorsun… Bu aşk değil de nedir! Şimdikiler diyor ki iki kişi çalışıyoruz. Yemeği dışarıdan söylüyoruz. E biz de iki kişi çalışıyorduk. Ben Metin’e yemek hazırlarken hiç yorulmazdım. O da bana öyleydi ama. O gün ben yorgunsam o jestini yapar, “Otur hemen kahveni yapıyorum” derdi.

Hiç tartışma, ne bileyim kıskançlık kavgaları olmaz mıydı?

Kavgasız, tartışmasız, olur mu kızım! Kıskançlık olmadan olur mu! Hepsini de yaşadık ama birbirimizin gönlünü kıracak noktaya getirmezdik hiçbir zaman. Kim suçlu diye düşünmezdik. Ben suçluyken onun özür dilediği çok olmuştur. O suçluyken ben özür dilemişimdir. Mahkeme kurmazdık. Cilvemiz hiç eksik olmazdı. İki dakika sonra hemen sarılır gönlümü alırdı benim.

Haberin Devamı

YENİDEN EVLENMEK Mİ? ALLAH KORUSUN! OLAMAZ EFENDİM ÖYLE BİR ŞEY

Hiç yeniden evlenme fikri aklınızdan geçmedi mi?

Allah korusun, hayatta yakınımdan bile geçemez o fikir! Alyansımı görüp hâlâ şaşıranlar var, bir tersliyorum onları. “Ne alakası var?” diyorum, o benimle gidecek… Onun yerini dünyada kimse tutamaz. Olamaz efendim öyle bir şey. Kalbin doluyken gözün bir şey görmüyor, görme fikrini bile göremiyorsun.

ŞİMDİKİLER NEREDE NE GİYECEĞİNİ BİLMİYOR OLMAYACAK YERDE OMAYACAK DEKOLTELER…

Ben sizi hiç salmış, kendini bırakmış halde görmedim. Yapılı saçlarınız, kırmızı ojeleriniz… Hiç kendinizi bıraktığınız olmaz mı?

Ben bu konuya da özel meraklıyımdır. Yerine göre giyinmeyi çok severim. Hangi saatteki kokteyle ne giyilir, onu bilirim. Dormen Tiyatrosu ekolu böyledir zaten. Şimdi bakıyorum. Olmayacak yerde olmayacak dekolteler, olmayacak yere pijamayla gitmeler… Marifet mi bu!

Ödül almaya kot pantolonla ve spor ayakkabıyla çıkanlar var mesela. Onları tasvip etmiyorsunuz o zaman?

Asla! Ayıplıyorum ve kınıyorum. “Bu, ben o ödülü iplemiyorum” demektir. “Zaten ben biraz da sol görüşlüyüm, böyle rahat giyinirim” havasındalar. Ne alakası var senin görüşünle, olmadık yerde olmadık şekilde giyinme rahatlığının? Katiyen kabul etmiyorum. Protokolün olduğu yere kotla gidilmez. Tiyatro galalarına edepli giyinirsin. Kadını da erkeği de dikkat etmeli. 70’lerde galalara tuvaletle giderdik. Sen şıklığı bir görmeliydin. Bu saygıdan gelir.

Hiç hoşlanmadığınız başka bir giyim tarzı var mı?

Ben şu beli, göbeği açıkta bırakan, crop mu diyorsunuz ona, o tip kıyafetlerden hoşlanmıyorum. Çok zayıflar hariç kimse giymesin onları bence. Vücut yapısına göre giymeyeni beğenmiyorum. İnsan kendi defolarını bilmeli. Eskiden kadınlar bacağı kalınsa onu kapatırdı, nerede falson varsa onu kapatırdın. Şimdi göstermek moda oldu.

Bayramı geride bıraktık. Siz eski bayramları nasıl hatırlıyorsunuz?

Benim çocukluğumda Bebek’te otururduk, kardeşimle süslenir, siyah ruganlarımızı, beyaz üstü dantelli çoraplarımızı giyerdik. Saçlarımız örülü… Komşu komşu dolaşır şeker toplardık. O kadar sevinçle beklerdik ki bayram sabahlarını… Şimdi herkes birbirine, “Bayramda nereye seyahat ediyorsun?” diye soruyor maalesef.

HANDE ERÇEL’İ ELEŞTİRENLER HAKSIZLIK EDİYORLAR

Genç oyuncuları nasıl buluyorsunuz?

Klasik olacak ama Kıvanç’ı (Tatlıtuğ) çok beğeniyorum Merve Dizdar’ı, Ezgi Mola’yı çok beğeniyorum. ‘Masumlar Apartmanı’nı hiç kaçırmadan izledim. Karşılıklı nasıl döktürdüler öyle. Hayranlıkla izledim her hafta. Timuçin Esen’i çok beğenirim.

Serenay Sarıkaya ve Hande Erçel’i nasıl buluyorsunuz?

Serenay her şeyi dozunda yapıyor, müthiş bir havası var. Star ışığı var, sahneye çok yakışıyor. Hande Erçel’i eleştirenler çok haksızlık ediyorlar. Dünya güzeli kız. Oynadığı roller rol değilse o ne yapsın. Televizyon ekranında, romantik komedide o kadar oynanır zaten. Çok ağır bir rol verildiğinde anlaşılır oyunculuğu.