Merve Kavakçı, Demirel'den şikayetçi oldu

28 Şubat davası kapsamında mağdur sıfatıyla İstanbul'da ifade veren 60 kişi arasında yer alan Merve Kavakçı, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den şikayetçi oldu

27 Eylül 2013, Cuma 18:42
A A

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul'da oturan bazı kişilerin, dönemin mağduru oldukları gerekçesiyle, müşteki mağdur sıfatıyla, ifadelerinin talimatla alınmasına karar vermişti. Bu kapsamda Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesiyle görevli, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan ara duruşmayla ifadelerinin alınmasına hükmedilmişti. İstanbul'da talimatla müşteki sıfatıyla ifadeye çağrılan, o dönemde çeşitli nedenlerle mesleklerinden ihraç edilmiş asker ve öğretmenler ifade verdi.

"BÇG terör örgütüdür"

İfade için gelenler İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklama yaptı. Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) üyesi emekli Albay Mustafa Hacımustafaoğulları, "Batı Çalışma Grubu terör örgütüdür. BÇG örgütü amaçlarına ulaşmak, darbe karşıtı olarak değerlendirilen unsurları bastırmak için 5 bine yakın TSK personelini tasfiye ettirmiştir" dedi.

28 Şubat'ta görevden alınan öğretmenler adına ise 28 Şubat Öğretmenleri Platformu Temsilcisi Fatma Parmaksız Hışıroğlu açıklama yaptı. Açıklamaların ardından mağdur ve müştekiler, mahkeme salonunun bulunduğu kata çıktı. Duruşmada kimlik tespitinin yapılmasının ardından ifade işlemine geçileceği sırada bazı müştekiler söz alarak ifadelerinin dijital ortamda alınmasını istedi.

Talebi değerlendiren mahkeme heyeti, dijital kayıt yaparak ifade alma işlemine başladı. Aralarında Fazilet Partisi'nden 1999'da milletvekili seçilen, ancak TBMM'de yemin ettirilmeyen Merve Kavakçı, Dünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun'un da bulunduğu 60'ı aşkın kişinin talimatla ifadeleri alındı.

Kavakçı, Demirel'den şikayetçi oldu

İfade vermek için yurt dışından 1 günlüğüne gelen Kavakçı, mağdur olduğunu söyleyerek, "Bunun askeri ayağı var. Bununla ilgili belgeleri mahkemeye sundum ama sivil bir ayak da var ve bunun da yargılanması gerekiyor.

2 çocuğum, seçmenlerim ve tüm mağdurlar adına şikayetçiyim. Konuyla ilgili sorumluluğu nedeniyle 28 Şubat döneminin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den de şikayetçiyim. Bütün tarafların yargı önüne çıkartılmasını istiyorum" diye konuştu. Bu arada yine "müşteki" sıfatıyla ifade vermesi beklenen eski Başbakan Tansu Çiller'in avukatlarının da dün mahkemeye gelerek dilekçe sundukları ve dilekçelerinde Çiller'in konuyla ilgili yazılı beyanda bulunacağını belirttikleri öğrenildi.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki 28 Şubat davasında ise tutuklu sanıklarından eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Muhittin Erdal Şenel, savunmasını yaptı. Görevi süresince hukuk dışına çıkmadığını, hukuka aykırı hiçbir işlem yapmadığını, yapılmasına da izin vermediğini savunan Şenel, görevi gereği Genelkurmay Başkanına karşı sorumlu olduğunu belirterek, "Genelkurmay Başkanı dahi Batı Çalışma Grubu (BÇG) kapsamında şahsıma herhangi bir görev veremez. Adli müşavirler, hukuki danışma organı olup, icra organı değildir. Komutanlık sıfatı yoktur. Adli müşavirlik karargah hizmetleri içerisinde yer alır" diye konuştu.

"Belgede imzam yok"

İddianamede, 24 Ocak 1997'de Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan toplantıya katıldığı iddiasının yer aldığını, bu toplantıya katılıp katılmadığını hatırlamadığını ifade eden Şenel, toplantıya katıldıysa da Genelkurmay Başkanının emri doğrultusunda katılmış olacağını, ancak bir konuşma yapmadığını savundu.

BÇG'nin oluşturulmasına yönelik 4 Nisan 1997 tarihli belgeyi hiç görmediğini dile getiren Şenel, şöyle devam etti: "Belgede benim imzam ve katkım yok. Belge, Genelkurmay Genel Sekreterliği tarafından hazırlanmıştır. Adli müşavirlik 'J' başkanlığı değildir, daire başkanlığı da değildir. Adli müşavirlikten bir personelin çalışma grubunda yer alacağına dair hiçbir düzenleme yoktur.

Genelkurmay Adli Müşavirliği de savcılığın sorusu üzerine, 4 Nisan tarihli belgenin bulunmadığını bildirdi. Ayrıca belgenin ekindeki el yazması, 'özel oturumla ilgili görüş ve öneriler' konulu belge de sahtedir. Bu davada yargılananlardan birine ait olmayan, Genelkurmay Başkanlığı'nca da varlığı doğrulanmayan düzmece delilin hiçbir geçerliliği yoktur."

"Elbette delil isteyeceğim"

BÇG'nin yaptığı hiçbir toplantıya katılmadığını ifade eden Şenel, iddianamede adli müşavirlikten bir subayın, planlama bölümünde ve icra makamında gösterilmesinin doğru olmadığını iddia etti.

Müşteki Tamer Tatar tarafından, soruşturma sırasında savcılığa verilen CD'de, BÇG'de adli müşavirliğin de görev aldığının belirtildiğini ileri süren Şenel, bu bilginin, CD'nin sahteliğinin kanıtı olduğunu savundu. İddianamede, adli müşavirliğe gönderildiği iddia edilen bazı belgelerin asıllarının, Genelkurmay kayıtlarında bulunamadığını öne süren Şenel, "Ben burada müebbet hapisle yargılanııyorum. Ellbette ceza hukuku açısından kanıt, delil, belge isteyeceğim" diye konuştu.

"Üzüntü içindeyim"

İddianamede, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçuyla suçlandıklarını hatırlatan Şenel, 28 Şubat sürecinde hükümetin devrilmesi için cebir ve şiddetin söz konusu olmadığını kaydetti.

Şenel, "28 Şubat döneminde, darbenin yapılmasına dair bir istek, hükümetin darbeyle devrilmesi, cebir kullanılması gibi bir şey yok. Benim Refahyol Hükümetini ortadan kaldırmaya, görevini yapmasını engellemeye yönelik ne cebir ve şiddet içeren bir eylemim, ne sözüm ne de lafım var" diye konuştu.

İddianamenin kişisel görüş ve yorumlarla yazıldığını ileri süren Şenel, "17 aydır tutukluyum. Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterecek hiçbir olgu yok. Ben aylardır tahliye isteminde bulunuyorum. Konumumu ve kendimi anlatamamanın derin üzüntüsü içindeyim" ifadelerini kullandı.

CNNTurk.com

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.