'Metin'in parası yoktu, beni istemeye tekbir gül ve bir gofretle geldi'

'Metin'in parası yoktu, beni istemeye tekbir gül ve bir gofretle geldi'

Nevra Serezli, Türk tiyatrosu ve sinemasında iz bırakan isimlerden. Tıpkı 4 ay önce akciğer kanserinden kaybettiği eşi Metin Serezli gibi. Nevra Serezli'yle hayatlarının 15 yılında yaşadıkları acı ve tatlı anılarla dolu Anadoluhisarı'ndaki evlerinde buluştuk...

21 Temmuz 2013, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Nevra Serezli, 69 yıllık hayat hikayesini anlattı. Birbirlerine hayatları boyunca Meto ve Nev diye seslenmişler. Bu aynı zamanda Meto ve Nev’in 45 yıllık aşk hikayesi...

RÖPORTAJ: SERAL CUMALI

seral.cumali@posta.com.tr,

1944’te Ankara’da doğdum. Babam Mehmet Abdülkadir Süreyya Şirvan, ticarete atılınca birinci yaş günümde İstanbul’a gelip Bebek’e, annemlerin ortak kullanılan aile yalısına yerleşmişiz.

Annem Ulya Şirvan dünyanın en güzel, en yumuşak kadınıydı. Babam beni doğrularla büyüttü. Yalan söylediğimde aylarca benimle konuşmadı. Şimdi yeni iş tekliflerinde bir önceki projeden aldığım parayı sorduklarında bile trak diye söylüyorum!

Amerikan Kız Koleji’ni bitirince burs alıp Amerika’ya tiyatro okumaya gitmek istedim. Ama alamadım, param olmadığı için de gidemedim. Haldun Dormen, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Haldun Taner ‘in tiyatro dersi verdiği LCC’de yarım gün sekreterlik yapıp o parayla kurslarına katıldım.

Kursun bittiği 1966 yazıydı; Haldun Dormen aradı, “Füsun Erbulak hamile, Metin Serezli zatürree başlangıcı. Rollerini ikimiz oynayalım, turne yapalım” dedi. Ertesi gün Dormen Tiyatrosu’ndaydım. Sezonda da ‘Cengiz Han’ın Bisikleti’nde oynamaya başladım.

“İlk karşılaşmamızda Metin evliydi...”

Prömiyer gecesi Metin Serezli odalarımıza geldi, birer gül verip iyi oyunlar diledi. İlk karşılaşmamızdı. Bir şey hissetmedim, zaten Metin, Nisa ile evliydi. Ben 26, Metin benden 10 yaş büyük, dünyanın en yakışıklı aktörü.

Hiç ilgimi çekmedi desem yalan. Onun ilgisini çekmediğimi de söyleyemem. Dedikodulardan öğrendim ki; Nisa ile araları bozuk, boşanma arifesindeler. Zaman geçti, Aşşşşk adlı üç kişilik piyes için Erol Keskin ve Metin Serezli ile oynayacak 40 yaşında bir kadın rolü var.

Metin benim oynamamı istemiş. “Çok genç” demişler, o ısrar edince makyajla beni yaşlandırdılar. Turnede Metin, “Üşüme hırkamı vereyim” gibi özel ilgi gösteriyor.

Sonunda açıldı; “Sen evlisin” dedim. “Biz ayrılmaya karar verdik, boşanmak için müracaat ettik. Nisa ile çok iyi dostuz ama evlilik başka” dedi. Metin’in eşi Nisa Serezli ile aynı tiyatrodayız ve dost olmuşuz.

Bu dostluk hep sürdü. Metin’le 1966’da tanıştık, 67’de nişanlandık, 68’de evlendik, 69’da Murat doğdu. İlk kutlayan Nisa oldu, “Metin’e çok güzel bir hediye verdin, seni tebrik ederim” dedi.

Oyunlarının galasına ailece gittik. O da sonra Tolga Aşkıner ile evlendi. Benim her zaman vicdanım rahattı. Ayrılmaları benimle ilgili değildi.

“Sahnedeki düğünümüz 1000 düğüne bedeldi”

Metin bana evlenme teklifi etmedi. Flört ederken, nişanlanalım denildi. Metin’in anne ve babası hayatta değildi, beni istemeye arkadaşımızın annesi Azra Teyze’yle geldiler. Metin tek bir gül ve bir gofretle geldi.

Parası yoktu, hem “Biz tiyatrocuyuz paramız yoktur, gümüşlerle çikolata, 12 tane gül getiremeyiz”in altını çiziyordu, hem de işte adetse adet diyordu. Tam babamın kafasındaydı, beni verdiler. Nişanı Azra Teyze evinde yaptı, nikahımız parasızlıktan tiyatro sahnesinde kıyıldı.

Ama 1000 tane düğüne bedeldi. Salon fuldü; “Bu oyun tuttu” esprisi yapıldı. Zeynep Tedü’nün annesi Meral o gece evinde düğün yemeği verdi. Gerçekten de bu oyun 45 sene tuttu. Ah pis hastalık olmasaydı 10 sene daha sürerdi. Metin 79 yaşındaydı.

“Son anlarında bile onu süsleyip püsledim”

Metin’in giyimine hep karışırdım. Süsleyeyim püsleyeyim istedim. Son anına kadar da yaptım. Hep iyi görmek istedim. Bu işin sonunun geldiğini hissettirmemeye çalıştım.

Ama, “Bu da geçecek” dediğimde, “Çok kandırıyorsun kendini, bu iş bildiğin gibi değil” dedi. Son günlerinde beni hastaneye istemedi. Çok alındım. “Metin, ne biçim kadın hastaneye gelmiyor” diyecekler dediğimde, “Ben herkese hesap mı vereceğim” derdi.

Oğlumuzu ve evdeki yardımcımız Dilnaz’ı istedi yanına, “Onlar genç, çeksinler sıkıntı, uyumasınlar efendim! Sen uyuyamazsan rahat edemem, üşüyor mu diye seni düşünürüm” diyordu. Aslında beni beceriksiz bulurdu, hiç “Karım halleder” lafını edemedi Metin.

“Ah keşke Metin olsa da didişsek!”

Metin zor bir insandı. Çok tutucu, sabit fikirliydi. Hiçbir şeyi atmaz, saklardı. Atalım dediğimde; “Karışma bana!” derdi. “Meto, yazın Gölköy’e giderken vize alalım Yunan adalarına geçeriz” derdim, “10 sefer gittik, ne işimiz var, yazık paraya” der, bir kavga çıkardı.

Yatarken, “Sen ver de pasaportları vizeciye aldırayım” derdi. Bana hep “Sakin ol biraz” derdi, ben de onun sakinliğine sinirlenirdim. Gölköy’deki evin arkasındaki ormanda yangın çıktı, saniyede iki bavul hazırladım, “Hadi evi terk edelim” dedim.

“Önce bir nescafe ver balkonda içeyim, yangını buradan kontrol edeyim, son anda arabaya atlarız, ne telaş ediyorsun” dedi. Tiyatro gibiydi. Geçen gün baktım da o yok, didişmek yok artık. Ah dedim, keşke olsa da didişsek!

“Eve girince bazen eskisi gibi ‘Metooo’ diye sesleniyorum”

Travmayı atlatmaya çalışıyorum. Çok kötü bir anımda Salih Kuşu dizisinden teklif geldi, tamam dedim. Çünkü bu evde çok fazla kalmak beni bozacaktı. Hiç ilaca başvurmadım.

Acıyı yaşamak istedim. Çalışmak iyi geldi. Bir de filme başlayacağım. İkiz torunlarım Beste ve Bade beni oyalıyor. Geçen gün torunum, “Metin Dede geldi” dedi bana, çok fena oldum. “Nerede gördün?” dedim, bizim yatak odasını gösterdi.

Kapattım hemen konuyu. Eve girince “Metooo” diye seslenirdim. Arada sesleniyorum; “Metooo”. Yine seslenmiş olayım diye...

(14.07.2013 tarihli Posta Karnaval ekinden alınmıştır.)

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yaz geliyor farkında mısın? Peki, yaza hazır mısın?