Nalan Türkeli: Daha kötü ne yaşayabileceğimi merak ettiğim için kendimi öldürmedim

Bu müthiş kadın, korkunç başlayan çocukluğunu başarı ve azim dolu bir hayat hikayesine dönüştürdü

01 Haziran 2019, Cumartesi 08:01
A A
Nalan Türkeli: Daha kötü ne yaşayabileceğimi merak ettiğim için kendimi öldürmedim

12 yaşındayken babası gözleri önünde annesini katletti. 14 yaşında evliliğe zorlandı. Kocası trafik kazasında öldü, ardından oğlunu da kanserden kaybetti.

Beş kitap yazdı. Kitapları Fransızca’ya çevrildi. Yurt dışında belgesel oldu.

Şu anda bir gecekonduda oturuyor ve seyyar satıcılık yapıyor.

Son kitabı ‘Dilli Don’ sokağın sesini kulağınıza bağırıyor. İşte Nalan Türkeli’nin müthiş öyküsü...

Hem dehşete düşüren hem de size hayranlık duymamızı sağlayan bir hikayeniz var. Sizden dinleyelim mi?

Ordulu çok varlıklı bir ailenin 11 çocuğundan biriydim. Babam Ordu’da çok tanınan iyi bir iş insanıydı. Annemin üzerine bir evlilik yapmıştı, ondan da iki çocuğu oldu. Hatta annem büyütmüştü onları. Tüm memleket bizi bilir ve sayardı.

Babam yaşadığımız yerin ağasıydı. Şiddete eğilimi vardı. Bir gün babam, annemi tüm kardeşlerimin önünde yere yatırıp silahla katletti. O gün çocukluğumuz da, mutluluğumuz da bitti. Sonra konaklardan yetimhaneye düştük.

Nasıl yaşandı bu facia?

Annem babamın 16 yaşında bir genç kızla ilişkisi olduğunu öğrenmiş. Bir de kız bizim evde yaşamaya başladı. Annem bunu kabullenemedi, çok büyük kavga çıkardı. Zaman zaman annemle babam karşılıklı silah çekerlerdi. Hem de bizlerin gözleri önünde. Kötü bir çocukluk yaşadık. Annem bir gece kötü bir kavga sonrası “O kadına haddini bildireceğim” deyince babam çıldırdı. Babam, kızın gitmesini hazmedemedi ve evi terk etti.

Sonra ne oldu?

Bir gün annem, babamın çok düşkün olduğu kardeşim Menderes’in hasta olduğunu söyleyerek onu eve çağırdı. Babam da apar topar geldi ama gelince gördü ki kardeşim hasta değil. Annem ona çok büyük tepki gösterdi.

“O kadın için bizi terk ettin. Kadının evine gideceğim. Onu mahvedeceğim” dedi. Babam tam kapıdan çıkıyordu. Tek ayakkabısını giymişti, o anı hatırlıyorum. Sonra annemi yere yatırıp gözümüzün önünde vurdu. Bugün 59 yaşındayım, her şey dün olmuş gibi...

ANNEMİ ÖLDÜRDÜĞÜ GÜNDE ÖLDÜ

Korkunç!

Tarifsiz bir acıydı. Önce ne yaptığının farkında bile varamadı... Sonra baktı ki cinayet işlemiş. Birden kalabalık doluştu evimize. Neticede gidip teslim oldu. Yıllarca azap içinde yaşadı. Garip bir tesadüfle, 24 Mart’ta ve yine o günkü gibi yağmurlu bir günde, annemi öldürdüğü gün öldü.

Babanızı affedebildiniz mi? Babama hep acıdım. İçimiz kırgındı.

Kardeşleriniz şimdi ne durumda?

Her biri kendi işinde gücünde. Elbette travma hep kalıyor. Ne yaparsan yap, geçmiş unutulmuyor. Kardeşlerim 10 yıl benimleydi. Öz olarak dört kız dört erkek, üç de babamın diğer evliliklerinden çocukları vardı. Ama öz- üvey ayrımı hiç olmadı.

Babanızın varlıklı olduğunu söylemiştiniz. Mal mülk ne oldu?

Babam 11 yıl hapiste kaldı. Her şeyimizi yağmaladılar. Biz de çocuktuk, sahip çıkamadık. Babam hapisten çıktığında sıfıra vurmuştu.

O kötü hadise sonrası size ne oldu?

Bizi devlet korumasında yurda verdiler. Yurtta bir müddet kaldıktan sonra hiç tanımadığımız bir halamız ortaya çıktı ve bir kız kardeşimle beni İstanbul’a getirdi. Babamın öz kardeşiymiş.

İstanbul’a geldiğinizde kaç yaşındaydınız?

14 yaşıma daha adım atmamıştım... Beni o yaşta evlendirdiler. Yani çocuk gelin oldum.

Neden o yaşta evlendirildiniz?

Kimsesizsen kimse sizi yük etmek istemez. O dönem ortaokulda okuyordum ama derslerim zaten yaşadığım bunalımlar nedeniyle kötüydü. Daha önce yüzünü bile görmediğim bir adamla evlendirildim.

14 yaşında bir çocuktum ve kızım dünyaya geldi. Doğumda ölümden döndüm. Çünkü anne olmak için uygun bir biyolojiye sahip değildim. Altı yıl doğum yapmam yasaklandı. Üstüne kızım yedi aylıkken babası trafik kazasında öldü.

BİR ÜNİVERSİTELİ KADAR KİTAP OKUDUM

Yok artık! Bu dram bitmiyor mu?

Bitmedi. Yine ortalarda kaldım. Altı ay sonra tekrar birini buldular ve yine evlendim. Ondan da bir oğlum oldu. 2008 yılında oğlumu da kanserden kaybettim. Daha 23 yaşındaydı. Evlat acısını da gördüm. 11 yıl oldu ama acısı hala taze.

Bunca şeye rağmen ayakta kalıp beş kitap yazdınız! Tam bir mucizesiniz.

Hayata tutunmak zorundaydım. “Bunlardan daha kötü ne yaşayabilirim acaba?” diye merak ettiğimden kendimi öldürmedim. Üniversite okumak hayalimdi. Olmadı ama bir üniversiteli kadar çok kitap okudum. Hayatım kitap okumakla geçti.

Kendime seyyar tezgah aldım. Seyyar tezgahımda zabıtalardan oradan oraya kaçarken kafamda hep hikayeler kurgulardım. Sonra da yazıya dökmeye başladım. Erik ve kiraz satarken de yazar olunuyor. Kimse kendini azımsamasın. Kadın isterse her şeyi yapar.

KİTAPLARIM O FİLMLERE ŞARKILARA BİN BASAR

İlk kitabınız ‘Varoşta Kadın Olmak’ın macerası nasıl başladı?

30’lu yaşlarımda İstanbul’un bir gecekondu mahallesinde otururken yaşadıklarımı kendi kalemimden anlattım. Kitapta gecekondu mahallelerindeki hayatı, sıkıntıları, açlığı, sefaleti en çıplak haliyle anlattım. Bunun yanı sıra ülkenin sorunlarına, çarpıklıklarına da değindim.

Sözde varoşların durumunu anlatmak bahanesi ile yapılmış ama hayatında gecekondu mahallesi görmemiş başrol oyuncularına çuvalla para kazandırmaktan öteye gidememiş abuk sabuk filmlere, duygu sömürüsü ile para basan arabesk şarkıcılara bin basacak bir kitap yazdım.

Eli öpülecek kadınsınız...

‘Varoşta Kadın Olmak’ kitabında bir çığlık vardı. Bu ülkede her gün kafasında bardak kırılan, merdivenlerde yuvarlanan ama sorulduğunda kafasını önüne eğen yüzlerce kadın var. Artık devir değişti. Seslerini korkmadan çıkarmaya başladılar. Gökhan Karataş yazılarımın olduğu müsveddeleri ciddiye aldı ve kitap oldu. Kitabım Fransızca’ya çevrildi. Daha sonra kitabım Almanya-Fransa ortak yapımı bir belgesel oldu.

Son kitabınız ‘Dilli Don’ sokak hikayelerini anlatıyor.

Sürekli sokaklardayım ve her gün başka olaylara tanık oluyorum. Seyyar tezgahımın başında aldığım notları kitap haline getirdim. Beni kovalayan zabıtaları da unutmadım. (Gülüyor) Son kitabımda toplumda kendini ifade edememiş, donanımsız insanların hikayeleri var. Ukalalıkla değil inanmışlıkla söylüyorum ki bu kitap ezber bozacak.

GECEKONDUDA YAŞIYORUM, VAROŞTA YAŞAMAYI SEVİYORUM

en büyük hayaliniz ne? Daha geniş kitlelere ulaşmak, kadının sesi olmak, kadınların hor görülmemesi en büyük hayallerim. Kitaplarımın ses getireceğini biliyordum ve birçok yapımcı peşime düştü.

Film yapmak isteyen de oldu dizi yapmak isteyen de... Altın Portakal alan Devin Özgür Çağlar tiyatroya uyarlamak istedi. Umarım kimliği olmayan, sürüden ayrılamayan, sindirilmiş ve bastırılmış kadınların sesi olabilirim.

Maddi durumunuz nasıl?

Manevi olarak çok zenginim. Maddi olaraksa bir seyyar satıcı ne kadar zenginse o kadar zenginim. Gecekonduda yaşıyorum. En azından kiramı ödeyebiliyorum. Varoşta yaşamayı seviyorum. Kendime bir bilgisayar aldım. Tezgah başında yazdığım hikayeleri eve gidince bilgisayara geçiriyorum.

Şu an evli değilsiniz sanırım.

Değilim. Arada torunum gelip bende kalıyor o kadar.

SEYYAR SATICI OLDUĞUM İÇİN YAYINEVLERİ CİDDİYE ALMADI

Bir seyyar satıcı olarak yayınevine gidip “Kitap yazdım” deyince nasıl karşılandınız?

Çok şaşırdılar. Çoğu ciddiye bile almadı. Bir kitabım basılsın diye yaklaşık üç yıl uğraştım. Okumaya tenezzül bile etmediler. Kimi de film yapmak istedi ama “Yüzde 7 hak veririz” dediler, kabul etmedim. Azmettim ve “Bu kitap çıkacak” dedim. Başardım. Hayal bile edemeyeceğim güzellikte oldu her şey.

Diğer kitaplarınızın isimleri neler?

‘Varoşta Kadın Olmak’, ‘Düşlerimde Sen De Varsın’, ‘Beni Tanıdınız Mı?’, ‘İki Hayat’ ve son kitabım ‘Dilli Don’.

HÜLYA KOÇYİĞİT, 'VAROŞTA KADIN OLMAK' KİTABIMI FİLM YAPMAK İSTEDİ

‘Varoşta Kadın Olmak’ kitabınızın telif haklarını Hülya Koçyiğit almıştı, değil mi? Evet sekiz yıl önceydi. Beni aradı ve kitabı okuyup çok beğendiğini söyledi. Sinema filmi yapmak istedi. Yönetmenliğini o yapacaktı ama başkası oynayacaktı.

Sözleşmeyi de imzalamıştık fakat o dönem maalesef Hülya Hanım’ın kanseri nüksetti. Bir müddet sonra kızı da kanser oldu. Bu yüzden projemiz gerçekleşemedi ama ileride neler olur kim bilir...

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy.@posta.com.tr


Sıradaki haber yükleniyor...