Nilgün Bodur: "Ne sosyetiğim ne kezban!"

Son günlerin en çok konuşulan yazarlarından Nilgün Bodur Ayşe Arman'a verdiği röportajda hem kendisiyle ilgili merak edilenleri anlattı hem de yapılan eleştirileri cevapladı.

06 Eylül 2018, Perşembe 09:06
A A

40 yaşından sonra kariyerinden vazgeçip kendine yeni bir hayat kuran Nilgün Bodur çok satanlar listesinin tepesinden inmeyen kitabı, sosyal medyadaki paylaşımları, kendini büyük bir şevkle takip eden 750 bin hayranı ve kendisine yönelik eleştirilerle son günlerin en çok konuşulan kadınlarından biri. Bodur, Ayşe Arman'la yaptığı söyleşide kendisiyle ilgili merak edilenleri bir bir anlattı...

Tebrikler! Ekşi Sözlük’te sayfalarca küfür var 60 baskı yapan kitabın ve senin hakkında... Bütün o yazılanları okuyunca doğru yolda olduğuna inandım!

Tebrikler! Ekşi Sözlük’te sayfalarca küfür var 60 baskı yapan kitabın ve senin hakkında... Bütün o yazılanları okuyunca doğru yolda olduğuna inandım!

(Gülüyor) Ben okumuyorum! En son geçen sene “Yüzüne her gün maske sürdüğü halde koca bulamayan teyze!” yazmışlardı. O zaman bıraktım Ekşi Sözlük’ü...

Tüm o olumsuz yorumları sadece “kıskançlık” olarak mı değerlendiriyorsun?

Tüm o olumsuz yorumları sadece “kıskançlık” olarak mı değerlendiriyorsun?

Biz genel olarak magazin ünlülerine alışmış bir toplumuz. Zengin birinin karısı ya da ünlü birinin sevgilisi olarak nam salan, çok da birikimi olmayan insanlara. Neden onlar bizim ülkemizde ünlü oluyor biliyor musun? Baş tacı yapmak kolay ama zirveye çıkarıp, bir açığını bulup indirmek de kolay! Kısacası “sert kayalar” çok ünlü olamıyor bizim ülkemizde artık. Açıkları yok. Halkımız ünlü yapıp sonra eleştirebileceği kişileri gözüne kestiriyor. Ağır geldi sanırım bir kadının soyunmadan ünlü olması! Oysaki videolarımda biraz göğüs dekoltesi de var. Yine de kurtaramadım demek ki...


Sence en çok ne dertleri var seninle?

Sence en çok ne dertleri var seninle?

Kolay para kazandığımı sanıyor olabilirler. Oysa hiç de kolay olmadı! Burcu Esmersoy 7-8 sene kadar önce için bir hikâye anlatmıştı bana: “Kıyamet kopuyor. Herkes cennet ve cehenneme dağılıyor. Cehennemde ülke çukurları var. Her bir çukurun başında da bir zebani var. Çukurdan tırmanarak kaçmaya çalışanları aşağıya itiyor. Bir tek Türkiye çukurunun başında zebani yok. Bir Alman, çukurdan kaçmaya çalışırken kendi zebanisi aşağıya itekleyince diyor ki “Ama bu haksızlık değil mi, Türkler’de niye zebani yok!” Zebani de cevap veriyor, “Ha, Türkler mi? Onlara zebani atamaya gerek duymadık. Biri çıkmaya çalışırken aşağıdakiler ayağından tutup geri çekiyor zaten...”


Ben bu ülkenin en önemli meselelerinden birinin kıskançlık olduğunu düşünüyorum. Üstelik kıskanılan şey bilgi, derinlik, zekâ, güzel ses ya da yetenek değil... Para!!! Sen ne dersin?

Ben bu ülkenin en önemli meselelerinden birinin kıskançlık olduğunu düşünüyorum. Üstelik kıskanılan şey bilgi, derinlik, zekâ, güzel ses ya da yetenek değil... Para!!! Sen ne dersin?

Bizim durumumuz gerçekten de bu. Bizde sanırım birlikte çıkmak, kurtulmak, yükselmek olgusu gelişmemiş. “Kendim çabalayacağıma, kazanacağıma, başaracağıma koşana çelme takayım da birlikte sürünelim!” felsefesi yerleşmiş. Çok acı bu. Allah şifa versin. Ne diyeyim?

60 baskı çok ciddi bir başarı bu arada. Okurların hangi duygularını yakaladığını düşünüyorsun?

60 baskı çok ciddi bir başarı bu arada. Okurların hangi duygularını yakaladığını düşünüyorsun?

150.000 adet oldu Ayşe! 15 haftadır 1 numara kitabım. İlk kitabım da üç ay listelerde kaldı ama en çok üçüncülüğe yükselmişti. Bu kitap ciddi bir okur kitlesine ulaştı. Bu kadar kişi okuyup “Hayatımı değiştirdiniz!” diye yazıyorsa bana, bir şeyler başarmışım demektir. Yazdıklarımı kaleme alırken kendimi yalnız hissediyordum ama anladım ki benim gibi hisseden on binlerce kadın var. Defalarca söyledim, hep de söyleyeceğim: Yalnız değiliz. Vazgeçmeyi beceremeyen birçok kişi vazgeçti. Yalnızlıktan korkan birçok kişi, yalnızlığı zevke çevirmeyi öğrendi. Ben yazarken iyileştim. Okuyanlar iyileşince bir kez daha iyileştim...

Sen tam olarak nesin? Yazar mısın? Fenomen misin? Sağlıklı maske manyağı mısın, evde bulduğu her şeyden yemek yapabilen bir sihirbaz mısın? Yoksa yeni zamanların kahramanı mısın?

Sen tam olarak nesin? Yazar mısın? Fenomen misin? Sağlıklı maske manyağı mısın, evde bulduğu her şeyden yemek yapabilen bir sihirbaz mısın? Yoksa yeni zamanların kahramanı mısın?

Ben her şeyden biraz olan, sıradan bir kadınım. Pazarlama uzmanıyım meslek olarak. Ama hobilerini mesleğe çevirmiş bir şanslıyım. Hayatımın geri kalanında yazar ve senarist olarak anılmak istiyorum. Umarım beceririm.

NE SOSYETİĞİM NE KEZBAN ASLANLAR GİBİ BİR HATUNUM!

NE SOSYETİĞİM NE KEZBAN ASLANLAR GİBİ BİR HATUNUM!

Sana “Sosyetik Kezban” diyenlere “Hadi len” demek istiyor musun?

(Gülüyor) Kim diyor? Ne sosyetiğim, ne Kezban! Aslanlar gibi bir hatunum. Kendimle gurur duymam gereken bir dönemde bunlara takılmak istemiyorum. Durun kardeşim, bir tadını çıkarayım. Türkiye’de bir kitap 150.000 satıyor. Üstelik dijital ortamda. Çekilin kenara. Kutlama yapıyorum...


Bir de yazılarını seslendiriyorsun. İnsanların okumayı azalttığı bir dönemde hınzırca bir numara. Kimin aklına geldi?

Bir de yazılarını seslendiriyorsun. İnsanların okumayı azalttığı bir dönemde hınzırca bir numara. Kimin aklına geldi?

Arkadaşım Hakan Mengüç ve Emel Ayman aklıma soktular bu fikri. En büyük artısı kendi yazdığım metni okumam. O zaman vurgularla gerçek duygularımı daha iyi anlatabiliyorum ve okurumla aramızdaki duygusal bağ güçleniyor...

Yıllarca marka pazarlaması yaptıktan sonra kendini mi marka yaptın ve pazarlıyorsun? Çağımızın gerçeği bu mu: Marka olmayan yanar mı?

Yıllarca marka pazarlaması yaptıktan sonra kendini mi marka yaptın ve pazarlıyorsun? Çağımızın gerçeği bu mu: Marka olmayan yanar mı?

Evet, yanar Ayşe! Pazarlanmayan hiçbir değer, değerini bulamaz. Ama her pazarlanan da kıymetli olamaz! Benim kendimi pazarlamak gibi bir düşüncem olmadı. Sanırım mesleki tecrübe, doğru duruş, en çok da samimiyet kazandı. Buralar dutluktu ben başladığımda ve yine dutluk olacak. Herkes bir şey olmaya çalışırken ben sadece ben oldum! Meslek hayatımda çok eksisini gördüm ama, dobralık ve samimiyeti kendi markalaşma sürecimde artıya döndürdüm.


Sen kadınlara ne diyorsun?

Sen kadınlara ne diyorsun?

“Sen kendi ayaklarının üzerinde asil bir şekilde dur!” diyorum, “O zaman haksızlıklara boyun eğme zorunluluğundan kurtulacaksın!” Ama ne yazık yeni neslin bir kısmı genç yaşta bir dolu estetik ameliyata yatırım yaparak “beyaz atlı prens” peşinde koşuyor. “Yabancı dil bilmek mi, evlenmek mi?” diye sorulduğunda cevabı “evlenmek” olan bir nesile örnek olmak lazım. Ben de elimden geleni yapıyorum. Evlensinler tabii ki ama birey olarak, köle olarak değil...

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.