'Öcalan'ın özgürlüğünü istiyoruz'

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Öcalan'ın özgürlüğünü istediklerini söyledi. Demirtaş ayrıca, 'Bütün halkımız gece gündüz meydanlarda olacak şekilde hazır olmalıdır. Her dakikada kitleyi meydana dökecek kararlıkta hazırlıkta olmalıdır' dedi

14 Eylül 2011, Çarşamba 15:47
A A

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin tıkandığını süreç nerede tıkanırsa oradan açılması gerektiğini belirterek, "50 gündür dünyanın üçüncü büyük ordusuna sahip, İsrail'e kafa tutan bir devlet, 50 gündür kendi adasına gidemiyor. Şu saatten sonra artık İmralı' ya heyet gitsin görüşün demiyoruz. Görüşecekseniz serbest bırakın, dışarıda görüşün. Biz artık sayın Öcalan'ın özgürlüğünü istiyoruz. Kürt sorunu çözme konusunda samimiyseniz yol yöntem budur. Çözüme inanıyorsanız yaparsınız. Başka yol bilmiyoruz" dedi.

SES KAYDI HAKKINDA: DEMEK Kİ KIYAMET KOPMUYOR

Demirtaş, dün gündeme gelen ve PKK ile MİT arasında gerçekleştiği iddia edilen ses kayıtları ile ilgili ise, "Ses kaydı ile ilgili kamuoyunda kıyametler kopmuyor. İnsanlar diyaloğun, müzakerenin yapılması gereken akılcı yollar olarak görüyor. Demek ki istenirse PKK ile de, sayın Abdullah Öcalan'la da müzakereler açık bir şekilde yürütülebilir. Türkiye toplumu müzakereye, diyaloga hazırdır"dedi. Gündemde olan kara operasyonu ile ilgili bir soru üzerine ise Demirtaş, "Kara operasyonu olursa sonu facia olur, cenazeler gelir, sonra oturup bir birimizi suçlarız, çözüm olmaz"diye konuştu.

"ŞEMDİNLİ'DEKİ OLAY 1990'LI YILLARA DÖNMEDİR"

BDP, Ankara'da gerçekleştiği 2. Olağan Genel kurulundan sonra ilk grup toplantısını Diyarbakır'da yaptı. BDP'nin seçime birlikte girdiği blok bileşenlerini Milletvekillerinin de katıldığı toplantıya, bazı milletvekilleri katılmadı. Konuşmasına geçenlerde Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde meydana gelen ve 3'ü sivil 2'si güvenlik görevlisi 5 kişinin yaşamını yitirdiği olaya değine BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Şemdinli'de yaşanan sıradan bir olay değildir. 1990'lı yıllara asla geri dönüş olmayacaktır diyen hükümetin de; daha işin en başından 1990'lı yıllara geri dönüldüğünün acı bir olayıdır.

Şemdinli'de yaşananların ortaya çıkarılması için özellikle gazetecileri heyetleri oraya çağırıyorum araştırsınlar. Eskiden yine böyle olaylar yaşanırdı. Siviller katledilirdi, Kaymakamlar, Valiler 'teröristler gelip bu kadar kişiyi katletti' derlerdi ve geçerdi. Ankara ve İstanbul'daki gazeteciler de bu olayların üstünün örtülmesine katkıda bulunurdu. Şimdi Şemdinli'de aynı şeyler yaşanıyor. Biri çocuk üç sivil insan yaşamını yitiriyor. Daha çatışmaların yaşandığı saatlerde üç sivilin PKK tarafından öldürüldüğü yazılıyor. Ne adli tahkikat var ne balistik inceleme var devlet bürokrasi ve medyanın işbirliği ile bu kirli savaş böyle yürütülüyor. Hükümet dönüp Şemdinli'ye bir baksın doksanlı yıllara dönme budur işte. Sadece Şemdinli değil, sadece AKP'nin son iki yıllık pratiği göz önünde bulundurulduğunda, bugün içinde bulunduğumuz atmosferin psikolojik alt yapısının yasal zemininin nasıl hazırlandığı çok iyi anlaşılır. Bizim diyalog girişimlerimiz nasıl heba edildiği çok açık görülür. Özellikle iktidar kanadı, BDP'nin barış için, çözüm için çaba sarf etmediği eleştirisinde bulunanlar iktidara torpil geçirenlerdir"dedi.

"SES KAYITLARI KAMUOYUNDA KIYAMET KOPARMADI"

BDP Genel Başkanı Demirtaş, dün gündeme düşen ve PKK ile MİT görevlileri arasında gerçekleştiği ses kayıtları ile ilgili ise, o ses kayıtlarının muhatapları tarafından sahiplenirse saygı duyacaklarını ifade ederek, "Ama bu haliyle bile kamuoyunda tartışma biçimi bizce hükümete çok ciddi mesajlar veriliyor. Kamuoyunda kıyametler kopmuyor. İnsanlar diyalogun, müzakerenin yapılması gereken akılcı yollar olarak görüyor. Demek ki istenirse PKK ile de sayın Abdullah Öcalan'la da müzakereler açık bir şekilde yürütülebilir. Türkiye toplumu müzakereye, diyaloga hazırdır. Kürdün de Türkün de diyaloga karşı bir tepkisi yoktur. Hükümet öyle teröristle görüşülmez lafları bir kenara bırakmalıdır. Kiminle savaşıyorsan onunla barışırsın. Bir grup ırkçı dışında hiç kimse diyaloga karşı çıkamaz. Hiç kimse AKP' yi diyalog yaptı diye yıpratmaz, bundan güç alır. O nedenle ortaya çıkan ses kayıtları ile ilgili gelişen atmosfer doğru değerlendirilirse tam da açık müzakerelerin yapılması gereken bir noktadır. Bir yandan kara harekatı hazırlıkları yapılacak, diğer ülkelerden bunun için yardım istenecek, bir yandan da herkese kazandıracak müzakereden iktidar kaçacak. Hükümet bundan kaçamaz. Kaçıyorsa, savaştaki ısrarının gün yüzüne çıkması demektir"dedi. BDP olarak bütün samimiyetleri ile hükümeti bütün muhataplarla açık müzakereye davet ettiklerini söyleyen Selahattin Demirtaş, şöyle dedi:

"HÜKÜMET, BİNLERCE ASKERİ KANDİL'E GÖNDERMEKTEN VAZGEÇMELİ"

"Hükümet binlerce askeri Kandil'e göndermekten vazgeçmeli. Kandil'e gönderecekse bir müzakere heyeti göndermeli birini de İmralı'ya göndermeli. Bunu da halkın bilgisi ve hakemliği dahilinde yapmalı. Gencecik çocukları dağa taşa sürüklerken, işin kolayına kaçarken rahatsınız, ama iş müzakereye gelince kamuoyu ne der telaşıyla, tek yol tek seçenek olarak savaşa sarılacaksınız. Bunu doğru bulmuyoruz. Türk halkı da bunu bilmelidir ki bizim önerdiğimiz yöntem kimsenin burnunun kanamayacağı bir yöntemdir. Biz hükümetten Türkiye'yi bölmesini istemiyoruz. Müzakere yapmasını istiyoruz. Eğer bunları yapacak siyasi iraden yoksa savaşı yürütme.

Bu ortaya çıkan ses kayıtları işte böyle bir fırsat çıkarıyor. Hiç kimse bunu istismar etmemelidir. Yeter ki çözüm niyeti barış niyeti olsun. Herkese bu yöntemi tavsiye ediyoruz. Son seçenek olarak savaşı dayatanlara karşı alternatifimiz vardır diyoruz. O da doğru müzakeredir doğru diyalogdur. Biz parti olarak blok olarak son bir savaş yaşansın diyenlerden olmayacağız. Son bir savaş yaşanmadan da bu sorun çözülebilir. Savaş tek seçeneğimiz değildir. Siyaset de bu noktada kabiliyetini göstermelidir. Eğer savaşı önleyecek bir siyaset muhalefet iktidar tarafından ortaya konulmuyorsa siyasetin hiçbir önemi yoktur. Çözüm arayışında kim samimidir kim değildir bu anlayış ortaya koyuyor.

Bir taraftan kara harekatı bir an önce yapılmalı diyenler var. buyurun ordunun önüne geçin bir yürüyün. Gariban Anadolu çocuklarını öne sürmek kolay. Bunlar barışı destekleyenler, bizler ise savaşın destekçisi oluyoruz. Biz operasyonlar dursun barış için çırpınırken biz savaş isteyen oluyoruz. Bakın biz PKK'yı kollamak için canlı kalkan olmadık. İki taraf da ölmesin diye yapıyoruz. En çok da askerler canlı kalkanları destekliyor. Biz bir savaş yaşanmasın diye çaba sarf ederken, bu çocuklar ölmesin diye yapıyoruz. Birini ezme, diz çöktürme üzerinden Kürt sorunu çözülmez, hiç bir sorun çözülmez. Kandil'de kökünü kazıyacağız dediğiniz kişiler uzaydan gelmedi. Beş bin kişiyi Kandil'de katledeceğiz derken, on milyon Kürdü de katletmeyi göze almış demektesiniz. Çünkü onlar bu halkın evlatlarıdır."

"SES KAYITLARI 10 YIL ÖNCE GERÇEKLEŞMİŞ OLSAYDI"

İran'ın köklü bir devlet olduğunu ve PJAK'ın ilan ettiği ateşkesi tartışıp yanıt verdiğini söyleyen BDP Genel başkanı Demirtaş, "PKK ateşkes ilan ediyor, silahları bırakmaya hazır olduğunu söylüyor. Ama Hükümet yetkilileri ucuz kahramanlar gibi ortaya çıkıp biz bunu tanımayız, askeri operasyonları devam edeceğiz diyor. Bu nedenle hükümetin adım atması konusunda demokratik basıncın hükümete yöneltilmesi doğaldır. Anayasal yetki hükümettedir. Meclis çoğunluğu hükümettedir. Hükümete seslenmeyeceğiz de kime sesleneceğiz. BDP bu konuda hiçbir çaba sarf etmedi diyenler, Kürt halkına da bize de insafsızca davranıyorlar. Eğer bizi doğru anlasalar, çağrılarımızı doğru anlasalar, bugün bu noktaya gelinmezdi. Bugün ortaya çıkan ses kayıtları on yıl önce gerçekleşmiş olsaydı böyle bir durumla karşılaşmayacaktık, bugün bunları yaşamazdık"dedi. Özellikle Kuzey Afrika ve Suriye'deki gelişmeleri göz önünde bulundurarak savaşta karara verilmişse bu durumda kendilerine düşen şeyin onurları ile direnmek olduğunu ve buna da hazır olduklarını söyleyen Demirtaş, şöyle devam etti:

"DİRENMEKTEN TEK BİR ADIM GERİ ATAN NAMERT OLSUN"

"Bütün halkımıza bir kez daha buradan çağrıda bulunuyoruz. Halk olarak her an her şeye hazırlıklı olacağız. Mahallelerimizde toplantılarımızı alacağız. Bizi bekleyen süreç eğer bir tasfiye, katliam süreciyse direnmek için her an hazır olacağız. Operasyonlar hiç durmadı, giderek de büyüyecek. Öyle görünüyor. Bütün halkımız gece gündüz meydanlarda olacak şekilde hazır olmalıdır. Her dakikada kitleyi meydana dökecek kararlıkta hazırlıkta olmalıdır. Halkımız bunu tartışmalı gerçekleştirmelidir. Zaten bu konuda deneyimli bir halktır, yapıdır. Biz halkımıza güvenerek hazır olduğumuz belirtiyoruz. Her türlü saldırganlığa karşı direnme pozisyonu göreceğimizi biliyoruz. Her ne olursa olsun sonuçta halkımızın özgürlüğü kazanacak. Direnmekten tek bir geri adım atan namert olsun. Böylesi bir siyasal atmosfer içerisinde belki de en önemli tıkanma noktasına buradan bir kez daha vurgu yapmak istiyoruz."

"ARTIK ÖCALAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İSTİYORUZ, BAŞKA YOL BİLMİYORUZ"

BDP lideri Demirtaş, İmralı'da PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin tıkandığını, süreç nerede tıkanırsa oradan açılması gerektiğini belirterek, "50 gündür dünyanın üçüncü büyük ordusuna sahip, İsrail'e kafa tutan bir devlet, 50 gündür kendi adasına gidemiyor. Şu saatten sonra artık İmralı' ya heyet gitsin görüşün demiyoruz. Görüşecekseniz serbest bırakın, dışarıda görüşün. Biz artık sayın Öcalan'ın özgürlüğünü istiyoruz. Kürt sorunu çözme konusunda samimiyseniz yol yöntem budur. Çözüme inanıyorsanız yaparsınız. Başka yol bilmiyoruz. Bu hukuksuzluk, bu siyasi rehine muamelesi, şantaj meselesi bitmediği müddetçe, devletin kafasında Kürt sorununun çözümüne dair pir pencere açıldığına inanmayız. Devlet ben orada hukuku tanımam diyebiliyor.

Eğer hukuku tanımamanın istisnaları varsa burada sınır yoktur. Bugün İmralı'ya karşı tanımıyor, vekillere karşı tanımıyor, çocuklara karşı tanımıyor. Hukuku tanımayan bir hükümetin hukukunu kim tanıyacak? Sen hukukunu kabul etmiyorsan, birileri de çıkıp biz de senin hukukunu tanımıyoruz derse, bunu kabul etmeli. Adalet bakanı çıkıp tecritin gerekçesini açıklamalı, gerekçesini ortaya koymalı. Şu saatten sonra artık İmralı'ya heyet gitsin görüşün demiyoruz. Görüşecekseniz serbest bırakın, dışarıda görüşün. Biz artık sayın Öcalan' ın özgürlüğünü istiyoruz. Doğru bildiğini doğru yöntemi göstereceğiz. Yasal düzeyde atılacak bütün adımları başta blok olmak üzere demokrasi güçleriyle çözeceksiniz. Kıvırmaya gerek yok. Kürt halkının muhataplarını muhatap almadan sorun çözülmez"diye konuştu.

Başbakan'ın son gezisini de eleştiren BDP Genel başkanı Selahattin Demirtaş, İsrail ile yaşanan gerilimin yapay olduğunu, İsrail'i korumak için Malatya'ya füze kalkanı kurulduğunu ileri sürdü. Başbakan'ın dünya lideri olmasına karşı olmadıklarını da belirten Demirtaş, "Son imparator olsun, Padişah olsun ne istiyorsa o olsun. Biz bundan keyif duyarız. Ama iki yüzlü olmasın. Türkiye toplumu Başbakan'ın Mısır, Suriye, Libya liderleri için 1.5 yıl önce söyledikler ile bugün söylediklerini sorgulamalıdır"

Grup toplantısından sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Demirtaş, 1 Ekim'de meclise gidip gitmeyecekleri konusunu Gruptaki arkadaşlarını ile değerlendirdikten sonra karar vereceklerini söyledi. Demirtaş, kara operasyonunun olması halinde ise, sonunun facia olacağını, cenazelerin geleceğini ve oturup birbirlerini suçlayacaklarını belirterek, bunun çözüm olmadığının altını çizdi.

DİYARBAKIR/DHA

2

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.