Özge Özder: Kızlar! En büyük hayaliniz gelinlik giymek, tek statünüz anne olmak olmasın!

Özge Özder: Kızlar! En büyük hayaliniz gelinlik giymek, tek statünüz anne olmak olmasın!

8 mart Dünya Kadınlar Günü’nde karşınıza güçlü bir kadın olan Özge Özder’le çıkıyoruz. Her role yakışan bir isim o. Çoğunlukla kötü karakterlere hayat veriyor. Öyle bir oynuyor ki izleyici o küçük kutudan içeri girip ona “Yettin artık!” demek istiyor. gerçek hayatta ise güzel kalbi, hayvanseverliği ve tiyatrodaki performansıyla konuşuluyor. ‘Bana Göz Kulak Ol Derneği’ni kurarak istismar edilen hayvanların sesi olan ünlü oyuncuyla hem hayatı, hem de hayatın içindeki gerçek kötülükleri konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

08 Mart 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Kadına dair neler söylemek istersiniz?

Hâlâ öldürülüyoruz, hâlâ şiddete maruz kalıyoruz, hâlâ annelik kavramının ‘en kutsal, en biricik, kadın için en yeterli, varlık göstereceği en önemli mertebe ve görev’ olduğu güzellemesi ile uyutuluyoruz. Görev yine bize düşüyor ama kadınlar olarak.

Siz nasıl bir annenin kızısınız?

Ben çalışan bir annenin kızıyım. Annemin zamanında kadın, eşinin rızası olmadan çalışamıyormuş bile. Annemin bana hamileliği döneminde babamla arasında geçen bir diyaloğu, “Anne olmamı çalışmama bir engel olarak görürsen yollarımız ayrılır” diyerek noktaladığını biliyorum mesela.

Önce kendi kişisel tarihinde birey olma mücadelesini vermeli kadın, hem kendine hem çevresine karşı.

Önce kişisel tarihinde kazanmalı insan

Bazı kadınlar bu mücadeleyi vermek istemeyebiliyor...

Elbette çeşitli bahanelerle bir erkeğe yaslanmaktan gayet memnun kadınlardan bahsetmiyorum. Falanca beyin hanımı, filancanın annesi olmaktan önce, kendi statüsü, mesleği olan, üreten, çalışıp kazanan bir birey olmalı kadın.

Kendi başınıza ayakta kalamazsanız ya da “Artık evlendim, artık anneyim” gibi kılıflarla çalışmayı bir kenara bırakırsanız, haksızlığa uğradığınızda, şiddet gördüğünüzde nasıl mücadele edeceksiniz?

Erkek şiddeti konusunda ne diyeceksiniz?

Kadın ve çocuğa karşı uygulanan şiddete hukuki olarak çok sert ve net cevaplar verilmedikçe önü kesilmeyecek bence. Bunun mücadelesini de yine kadın kadına birlikte vermeliyiz.

Öncelikle yan yana durabilmeyi başarabilmeliyiz. Oysa kadının kadına uyguladığı şiddet de korkunç günümüzde. Başıma gelmişliği var, derhal ayıkladım hayatımdan. Çünkü önce kişisel tarihinde kazanmalı insan.

Genç kızlara tek bir tavsiyede bulunacak olsanız...

Ne olur kızlar okuyun! Okuyun ve kendinizi hep daha iyi yerlerde görün. En büyük hayaliniz gelinlik giymek, en yüksek ve tek statünüz iyi eş, iyi anne olmak olmasın! Siz bundan çok daha iyilerine layıksınız. Benim anneannem beş çocuk sahibiydi ve tüm torunlarını ben dahil o büyüttü.

Nasıl bir kadındı?

Anneannem torunlarına bakarken bile çalışıyordu. İlkokulu birincilikle bitirmiş ama okutulmamış. Çok üzülürdü buna, gururuna dokunmuş okuyamamak. Elinden her iş gelirdi ve müthiş bir terziydi. Dedemle ölene kadar hiç ayrılmadılar ama özgür ruhlu bir kadındı hep.

“Ne münasebet! Ben kendi paramı kendim kazanıyorum” derdi gururla. Hiç hoşlanmazdı öyle kendini işlevsiz hissetmekten... “İnsan yeter ki çalışmak istesin, yapar” derdi. Kendini gerçekleştirmeli, mücadelesini vermeli kadın! Herkese karşı ve her alanda.

Bu hikayenin parçası olmak gurur verici

Ekranların aranan yüzlerindensiniz. Nasıl gidiyor hayat?

Gayet iyi. Dizi çok iyi gidiyor. ‘Mucize Doktor’ hayatıma mutluluk getirdi. Set ortamı şahane, herkes uyumlu. Ayrıca toplumu ilgilendiren bir hikayenin parçası olmak bana gurur veriyor.

Aynı zamanda Şehir Tiyatrosu’nda kadroluyum. William Shakespeare’in en sevilen eserlerinden biri olan ‘12. Gece’ isimli oyunumuz devam ediyor. Zorlu’da ‘Gerçek’ isimli dört kişilik bir oyun daha oynuyoruz. Bir de YouTube kanalım açıldı, o da şahane gidiyor.

'Öl inşallah' diye mesaj atıyorlar

‘Mucize Doktor’a tepkiler nasıl?

Şehir dışından hatta yurt dışından sırf bizim seti ziyaret etmek için gelenler var. Hepsi Ali Vefa aşığı. Dizinin başrolü olan otizmli Ali Vefa’ya hayran oluyorlar ama gerçek hayatta, esas hayat hikayemizdeki otizmli insanlara kötü davranıyorlar.

Otizmlilere berbat davrananlar gerçek hayat hikayemizin kötü karakterleri. Bu duyarsızlığı kabul etmiyorum. Dizimizi gözyaşlarıyla izleyenleri gerçek hayatta duyarlılığa davet ediyorum.

Bu nahif hikayede kötü bir karakteri oynamak nasıl hissettiriyor?

İzlediğinden etkilenip de kötü mesaj atan insanlarımız var. ‘Öl inşallah’ gibi mesajlar alıyorum. Fakat toplum artık daha bilinçli. Bizi gerçek hayatta da gözlemliyorlar, sosyal medya hesaplarımız çok işe yarıyor o anlamda.

Aşırı empati sorunum var

Sosyal medyayla aranız nasıl?

Severim ama itirazım da var. Linç kültürü gibi... En çok da kadının kadına yaptığı şiddetten rahatsız oluyorum. Ben öyle tipleri hemen engelliyorum. Dünyaya bir kez geldim ve zehirli insanları hayatımda istemiyorum.

YouTube ve Instagram’da çok aktifim. Twitter detoksu yapıyorum. Çünkü haber okumaktan kendimi sakınıyorum. Üzücü haberler duyunca hastalanıyorum. Aşırı empati sorunum yüzünden uykularım kaçıyor. Twitter kullanmamak ruhuma iyi geldi.

Tiyatro benim atardamarım, anavatanım

Tiyatro mu yoksa dizi mi hayatınızda daha önemli yere sahip?

Benim anavatanım tiyatrodur. Ben oralıyım ve tiyatro benim atardamarım. Dizi yapmazsam kamera karşısında olmayı çok özlerim, fakat tiyatrosuz yaşayamam. Tiyatro nefes almamı sağlıyor. Bana şifa ve yaşama gücü veriyor.

Eşim de benim gibi kalbiyle hareket eden biri

Gelelim özel hayata... Evlilik nasıl gidiyor?

Çok güzel. Sinan da (Güleryüz) benim gibi kalbiyle hareket eden biri. Coşkusu, sevgisi, yaşam tutkusu benim gibi. Müzik yaptığı için birlikte düet yapıyoruz.

Üreten, hayatı birlikte kucaklayan, hayatın getirdiklerini doğalında yaşayan, şükür duygusu olan bir çiftiz. Evlilik aşkı öldürmüyor aksine biz hâlâ birbirimize “Sevgilim” diye hitap ediyoruz. Bazı sınavlar daha da kenetledi bizi, birbirimize çok düşkünüz.

Bazılarının kalbi insanlar tarafından öylesine kırılıyor ki, hayvanlara sığınıyor

Bana Göz Kulak Ol Derneği’ni kurarak hayvana şiddet konusundaki duyarlılığınızı faaliyete döktünüz. Mücadelenizde ne kadar yol alabildiniz?

Canlılar içerisinde en zayıf halka hayvanlar ve ben bu konuda çok savaş verdim. Hayvana şiddete hapis cezası ve pet shop’ların kapatılması önceliğimiz. Hayvanların mal gibi üretilip satılıyor olması çok yanlış.

Gördüğüm her pet shop’a girerim. İçeride hayvan satılıyor mu, satılıyorsa durumu nasıl diye kontrol ederim. Hatta köpeklerimden birini sırf bir pet shop’taki adamın elinden kurtarmak için satın aldım.

Dükkan sahibi köpeğe kötü mü davranıyordu?

Hayvan resmen hastaydı. Doktora götürmüyordu. Benim gönüllü olarak götürmeme de izin vermedi. Ben de satın aldım. Para kazanmasınlar diye hayvan satan yerlerden mama bile almıyorum. Her önüne gelen hayvan sahibi olmamalı.

Kediye şiddet uygulayan birini gördüğünde bileceksin ki o geleceğin potansiyel suçlusu! Ordu’da canice öldürülen balerin Ceren Özdemir’in davasını takip ettiyseniz bilirsiniz! Adam “Kedilerle başladım, onlarca hayvanı katlettim ama bir süre sonra tatmin olamadım kurban aramaya başladım” dedi. Korkunç!

“Bazı hayvan severler de problemli olabiliyor” deniyor. Bu doğru mu?

Kendi çocuğunu, annesini, kardeşini de çok sağlıklı biçimlerde sevemeyen insanlar var. Hayvan sahiplerinde de aşırı düşkünlük olabiliyor. Bazılarının kalbi insanlar tarafından öylesine kırılıyor ki, hayvanlara sığınıyor.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder