Rıdvan Dilmen: Rıdvan öldü deseler kurban kesecekler var!

Türk sporunun en önemli isimlerinden Rıdvan Dilmen, bilinmeyenleri ve merak edilenleri samimiyetle anlattı

20 Ağustos 2017, Pazar 10:13
A A
Rıdvan Dilmen: Rıdvan öldü deseler kurban kesecekler var!
Hürriyet yazarlarından Cengiz Semercioğlu'nun sorularını yanıtlayan Rıdvan Dilmen, hastalık döneminden, Milli Takım'daki çalkantılara kadar birçok soruyu içtenlikle yanıtladı. 

İşte o röportajın tamamı: 

ACUN’A BENİ ÖLDÜRME FIRSATINI VERMEM


◊ Kanser nasıl ortaya çıktı?

- Boynumda yumurta gibi bir şişlik çıktı. 1-2 ay sonra geçti. Nesil Hoca’ya gittim, akrabamdır. Ultrasondan baktı, MR çekti, biyopsi yaptı. Ben kötü bir şey çıkacağını düşünmüyordum. 

Allah’ın takdiri tabii. Sonra boğazımda bir tümör olduğunu, metastaz yaptığını ve boyna ilerlediğini, ciğere de geçebileceğini, hemen ameliyat olmam gerektiğini söyledi. İki tümörü aldılar. 32 lenfi temizlediler. Sonra da radyoterapi gördüm. Şimdi çok şükür iyiyim. 17 Kasım’da bir seans daha radyoterapim var.

◊ Terapide saçların dökülmedi mi? Seninkiler hep aynı duruyor...

- Başımın arka tarafı ve sakalımın sağ tarafı tamamen döküldü. 7 ay boyunca yediklerimden de hiçbir tat alamadım. Tuz da aynı, çikolata da aynı geliyordu. Tat terapinin 7’nci ayından sonra geri geliyormuş. Şu anda yüzde 60 tat alıyorum. Yine de Allah’a şükrediyorum.

◊ Ölümden korktun mu?

- Bundan 10 sene önce bu soruyu sorsaydın “Tırstım” derdim. Korkmadım dersem yalan olur ama bu Allah’ın takdiri. Bizim vaktimiz belli. Sınavdan geçiyoruz. Geride ne kadar iyi şeyler bıraktığın önemli. 

◊ Acun işini tamamlamaya çalışıyor mu? Hâlâ top oynuyor musunuz?

- Yok. Acun’a o fırsatı vermedim.


 

ORTALIĞI KARIŞTIRAN ADAM İLAN EDİLDİM


Arda’nın Milli Takım’ı bırakması, Fatih Terim’in istifası, Avrupa Şampiyonası’nda başlayan süreç ve gelinen son nokta... Sen bir yorumcu olarak neredeyse tüm bu tartışmaların öznesi oldun. Türk futbolunu karıştırma gücün ya da buralarda parmağın var mı?

- Çok güzel soru, teşekkür ederim. Bu kaos döneminde ilk ve son röportajım bu. Onun dışında artık yorumlarımda yeşil sahanın dışına çıkmayacağım. Çıktım da ne oldu, buyur işte... 

Türkiye futbolu insan kaynaklarıyla, sistemleriyle, tüzükleriyle tarihinde yönetildiği kadar iyi yönetiliyor da... Arda krizi abartıldı, hiç kriz filan yoktu aslında, sanal bir olaydı da... Fatih Hoca ve prim krizi tamamen senaryoydu da... Hiçbir şey yoktu da ortalık benim yüzümden mi karıştı? Ben o dönem neler yaşandığını anlatıyordum sadece. Açıkçası her şeyin pozitif olmasını istiyordum ama olmadı. 
Ortalığı karıştıran adam ilan edildim. 

Türk futbolunun en büyük problemi ne sence?

- Futbol bir oyun değil Türkiye’de. Herkes kimin ne yaptığını biliyor ama kimse sesini çıkarmıyor. Adalet var mı? Yok. Şeffaflık var mı? Yok? İftira var mı? Var. Hakaret var mı? Var. 

Bu dört unsur olduğu zaman fair (adil) olma şansı hiç yok. Konya’daki bıçaklı taraftar en az suçlu olandır. 

Arda, Fatih Terim olayları insanların meşguliyeti oldu. Yoksa bunlar sporun içinde olabilecek şeyler. Herkes hata yapabilir. Ama bizde herkes ego, para ve güç peşinde olunca problemler çıkıyor. Medyadaki spor müdürleri. 

Federasyon’u yönetenler ve kulüpleri yönetenler. Hiçbirinin taraftar filan umurunda değil.

Ne yani kandırılıyor muyuz?

- Çok açık söylüyorum; evet kandırılıyoruz. Ben de taraftarım, kandırılıyorum. Gözümüzün içine baka baka hem de kandırıyorlar bizi. Mesela Fatih Terim’in gönderilmesi... 

Pazar günü bu röportajı okuduklarında “Rıdvan iftira atıyor” diyebilirler, tekzip yayınlayabilirler. Hatta savcılığa da verebilirler. 

Çünkü çok iddialı konuşuyorum; her türlü yalan yanlış iftirayı atıyorlar. Hatta yalan belge bile düzenliyorlar. Savcı çağırabilir bu söylediklerimden sonra. 

Herhangi bir şahısla ilgili “Terör örgütü üyesi” bile diyebiliyorlar.

Federasyon’un içinde mi atılıyor bu iftiralar?

- Evet, federasyondaki bazı kurumlar atıyor bu iftirayı.

Böyle iftiraların atıldığı kişiler var mı?

- Birkaç kişi için atıldı. Hem de önemli insanlardı. Federasyondan uzaklaştırıldılar o raporlarla. 
Ben bunlara “sahte raporlar” diyorum. Federasyon, “Hayır, bunlar devletin raporlarıdır” diyorsa beni savcılığa şikayet etsinler. Eğer savcı bunu ciddiye alıyorsa beni çağırsın.


 

BENDEN KORKTULAR DİREKTÖRLÜĞÜ KALDIRDILAR


Fatih Terim “Büyük büyük adamların aldığı kararları küçük küçük adamlara uygulatmayacağım” dedi. Ne demek bu?

- Açıkça çıkıp söylesin “Şu karar şöyle uygulandı” diye. Benim biraz önce anlattığım, Federasyon’un içindeki olayları kastetmiş olabilir.

Sen bu tartışmaların içinde neden kaldın?

- Bana bir yararı var mı bunların? Yok. Bana bu yüzden mi NTV’de program yaptırıyorlar? Hayır. Futbol direktörlüğü mü bekliyorum? Hayır. Ama benim bu görevi beklediğimi düşünüyorlardı, o yüzden de Fatih Terim gider gitmez Futbol Federasyonu’nun aldığı ilk karar futbol direktörlüğünü kaldırmak oldu. Hiç kendilerini kandırmasınlar, benim yüzünden yaptılar bunu. Ola ki gelir Rıdvan, birtakım rezaletleri deşifre eder diye o makamı kaldırdılar. 

Benim gelebileceğimden korktular. O göreve gelmek gibi bir niyetim yoktu benim.
 

YEMİN ETTİM VE O KONU KAPANDI


Federasyon başkanı olmayacağına dair namusun ve şerefin üzerine yemin ettin. Peki Yıldırım Demirören ve ekibi gittikten sonra teklif gelirse?

- Asla olmayacağım. Ben yeminimi ettim ve o konu kapandı. Yıllar önce Reha Muhtar’ın “Ateş Hattı” programına katılmıştım. O zaman Fenerbahçe’nin teknik direktörlüğünden ayrılmıştım. “Tekrar yapar mısın?” dediğinde “Asla, taraftar olarak kalacağım” dedim. Ondan sonra en az 8 kere teklif geldi ama yapmadım. Federasyon başkanlığı konusu da benim için aynı şekildedir.

Bu yıl Aykut Kocaman’dan önce de geldi mi sana teklif? 

- Aziz Bey “Bu kapı sana her zaman açık” demiştir. 

10 gün önce de aynı şeyi söyledi.

Federasyon başkanlığı senin gibi bir futbol adamı için uygun olmayabilir. Ama futbol direktörlüğü senin için cazip bir şey değil mi?

- Evet ama ben gelecek teknik direktörü yönetmeyeceğim ki. Ben sadece düzensizlikleri, yabancı kurallarını, seyirci kurallarını bu işi bilen insanlarla dizayn ederim.

Göreve gelsen ilk ne yaparsın?

- Hemen insan kaynaklarını değiştiririm. Göreve gelsem federasyonda çalışanların yüzde 50’sini gönderirim. Hiçbir kongre üyesini kurullara sokmam. Ben Aziz Yıldırım’a oy atacağım, sonra gidip ceza vereceğim. Nasıl olacak? Avukat mı yok? Hukukçu mu yok? Kurallar belli, tak tak tak uygulayacaklar. İşte bunlardan hep rahatsız oldular.
 

ŞİMDİ FUTBOL DİREKTÖRÜ OLURSAM FUTBOLA ZARAR VERİRİM


 Futbol direktörlüğünün kaldırılmasını doğru buluyor musun?

- Kesinlikle doğru bulmuyorum.

Neden? Bundan üç sene öncesine kadar böyle bir şey yoktu...

- Ben futbol direktörlüğü ile teknik direktörlüğünü bir arada doğru bulmuyorum. Teknik direktör A Milli Takım’la birlikte mücadele edecek. Futbol direktörü ise üstte oturacak, ne sıkıntılar varsa onları görecek. 

“Şunu yapardım, bunu yapardım” diyorsun ya, bence kafanın bir yerinde futbol direktörlüğü var senin...

- Futbol direktörlüğü var. Ama şu anda böyle konuştuğum, eleştirdiğim insanlarla birlikte bunları düzeltemeyeceğime göre mümkün değil. Şimdi başlamış olsam futbola zarar veririm. Çünkü beğenmediğim bir yönetim tarzı var.
 

İSTİKLAL MARŞI’NI SAHADA ÜÇ-DÖRT OYUNCU ZOR OKUYOR


2019’da görev süresi dolmuyor mu şu anki yönetimin?

- Evet, görev süreleri 2019’da bitiyor. Yıldırım Bey’le benim şahsi problemim olamaz. Hiçbir yöneticiyle olamaz. Aylardır bu konuların altını çiziyorum. Bir tane medya kuruluşu yazmıyor. Neden yazmıyorlar biliyor musun? Turkcell televizyonu ve BIP Sport var. Gazete müdürlerinin pek çoğu, etkin insanlar burada çalışıyor ve maaş alıyorlar. Anaların ak sütü gibi helali hoş olsun.

Ne diye maaş alıyorlar?

- Örneğin “Galatasaray şöyle oynadı” diye video gönderiyor ve maaş alıyorlar. Herkes ekmek yesin. Ama Turkcell’in CEO’su Kaan Terzioğlu Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi, nasıl yapacağız şimdi? “Ligin değerini 500 milyon dolara çıkardık” diyorlar. 500 milyon dolara 20 tane firma girdi de mi değerini çıkardınız? 

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olmasaydı, Katar’la ilişkilerimiz böyle olmasaydı ihaleye giren bir tane firma yoktu.

Fatih Terim neden bunları değiştiremedi? Sonuçta o da futbolda çok güçlü bir figür...

- Açıkçası Hoca’yla bunu birkaç kez görüştüm. Son birkaç aydır görüşmüyoruz. Maksimum yapabileceklerini yapmaya çalıştığı dönemdi. Bunun da sıkıntısını hissettim açıklamasa da bana. 

“Davul bende tokmak başkasında” durumunu gördüm Hoca’da. Keşke sadece antrenör olarak kalabilseydi. Onun değiştirmek istediği şeyleri ben de değiştirmek istiyorum. 

Ama şu andaki konjonktür buna müsait değil. Siyaseti katıyorlar ya. Gerçekten şu söylediklerimle Cumhurbaşkanı’na gitseler ve bu projeyi doğru aktarsalar hemen uygular.

 Sen o kadar yakınsın Cumhurbaşkanı’na, sen neden aktarmıyorsun?

- Bu dedikoduya girer, sanki insanları şikayet ediyormuşum gibi olur. Ben Spor Bakanı’na, Yıldırım Bey’e ve Göksel Gümüşdağ’a söyledim. Daha kime söyleyeceğim? Tayyip Bey’e mi şikayet edeceğim? 

Bize yakışık almaz. Spor adamıyız sonuçta. Ben 1.5-2 yıldır bekliyorum. Ve soruyorum... İki sene önce bir futbol yasası hazırlandı, ona ne oldu? Nerede? Yok. Çünkü o yasada şahıslar sorumlu değildi. Bugünlere gelmek için her şeyi yaptılar ve kulüpleri batırdılar. 

Bittik. Aykut Kocaman’ın sözlerini yapıştırın, “Türk futbolu bitti” diyor. O yasada şahıslar sorumlu tutulmadı. O zaman ben de başkanlık yaparım, sen de yaparsın. İşte gördük. İstiklal Marşı’nı sahada üç-dört oyuncu zor okuyor artık.

Yabancılar çoğunlukta olduğu için mi? 

- Evet. Pepe’nin cümlesi aslında o kadar önemli ki. Adam 34 yaşında, “Hayatımda ilk kez seyircisiz oynadım” diyor. Biz daha bunu çözemedik. 
Aklına çözüm yolu gelen birileri vardır mutlaka. Mesela “Altyapıdan oyuncu alın, mecbursunuz” diyorlar. 

Şimdi kalktı mı bilmiyorum. “Eğer oyuncu almazsan 50 bin lira ceza” diyorlar. Bunlar peşin veriyor cezayı, sonra almıyorlar oyuncuyu. Nerede genç takımdan gelecek olan oyuncu? 50 bin lira cebinden de çıkmıyor. Kulübün kasasından veriyor.
 

FATİH HOCA’YLA BİRBİRİMİZE KIRILDIK


 Az önce Fatih Terim’le birkaç aydır görüşmediğini söyledin. Neden?

- O kırıldı. Kendine göre haklı olabilir. Ben de kırıldım.

Arda’yı savunduğun için mi?

- Arda’yı savunma meselesi değil. Ben Arda’yı severim. Fatih Hoca da çok uzun yıllardır tanıdığım, dostluğunu gördüğüm, evine girip çıktığım bir abimizdir. Türkiye’de işin sıkıntısı şu, şeffaf değiliz. Herkes birbirinin arkasından konuşuyor. Arayıp da “Böyle bir durum oldu mu” diye soracak kadar mesafemiz yakındır Fatih Hoca ile... 
 

TERİM’İ GÖNDERMEDEN ÖNCE LUCESCU’YLA ANLAŞMIŞLARDI


 Lucescu’yla anlaşılmasına ne diyorsun?

- Yıldırım Demirören aHaber’de Serkan Korkmaz’ın programına çıktı. “31’inde biz hoca ile görüştük” dedi. Lucescu için söylüyor. Bu arada bir parantez açayım. 31’inden çok daha önce anlaştılar. Bunda iddialıyım. Hatta şunu söyleyeyim, Fatih Terim’i göndermeden anlaştılar Lucescu’yla. Hadi yalanlasınlar...

 Terim görevdeyken ne ara gittiler, ne ara anlaştılar?

- Teknoloji var. Daha da ileri gidiyorum, Şenol Güneş’le formaliteden görüştüler. Abdullah Avcı’yla hiç konuşmadılar. Abdullah Avcı’ya teklifi Göksel Gümüşdağ ayın 1’inde yapıyor. Adamla dalga mı geçiyorsunuz? 31’inde Lucescu’yu açıkladılar. Üşenmedim Abdullah Hoca’yı aradım ve görüşüp görüşmediklerini sordum. “Yoo” dedi. Ayın 1’inde Göksel Gümüşdağ “İki takımı çalıştırman zor olmaz mı?” demiş. Ya Abdullah Hoca “Olmaz” deseydi? Lucescu ile anlaşmışlardı zaten. İşin daha dramatik yani şu: Lucescu Galatasaray’la görüşüyor. “Ayın 1 ya da 2’sinde görüşelim” diyorlar. 31’inde anlaşmış ama Milli Takım’la. Lucescu sen bunu neden Galatasaray’a söylemiyorsun? 

Romanya’ya kadar gitti yöneticiler. Bir kahve içip döndüler. Ben bunu söylediğim zaman neden gazete müdürleri haber yapmıyor? Önemli bir haber değil mi bu?

O zaman koskoca Galatasaray’ın başkanı kandırılıyor...

- Evet. Uçak yoldayken, Galatasaraylı Ali Dürüst’ün de olduğu, Yıldırım Demirören’in de bindiği uçak Lucescu’yu almaya gidiyor.

 Lucesscu niye söylemiyor?

- “Ben Galatasaray’da antrenörlük yaptım, siz gelmeyin ben Milli Takım’la anlaştım” demesi gerekirdi. Sakın bana “Daha anlaşmamıştık” demesinler. Bildiğimi biliyorlar. 

Bildiğimi bildikleri için futbol direktörü yapmazlar zaten beni. Bu son konuşmam ama eğer bunları inkar ederlerse tekrar sana söyleyeceğim. Bak çok çarpıcı örnekler veriyorum sana. 

Ama kimse üzerine gitmiyor bunların…

- Gidemezler ki... Turkcell, BIP Spor ve beIN Sports diyorum sana... Hadi gitsinler. 

 Peki Dursun Özbek niye ortalığı yıkmıyor?

- Söyle spor gazetecilerine, basın toplantısında sorsunlar Dursun Bey’e. Ama sormuyorlar. Çünkü onlara “sorma” diyorlar. Sorsalar yazılmıyor da. “Havada bulut var” dediğimde bile manşet oluyor, bunları söylediğimde yazılmıyor. Ama sen yazacağın için rahat rahat söylüyorum. Yazık Dursun Başkan’a, Galatasaray taraftarına. Bugün bunu yapan Lucescu, beni dünya kupasına götürse ne olur götürmese ne olur? Antrenörlüğünden banane. Böyle insan kaynaklarıyla nasıl mücadele edeceğiz?

Türk antrenör getirilemez miydi?

- Türk ya da yabancı. En az 10 Türk antrenör sayarım A Milli Takım antrenörlüğünü yapabilecek. Ama istemediler zaten. Milletin ve kendilerine göre bir yerlerin -karışmadığı halde- gazını almak için Lucescu’yu getirdiler. 

Ben Şenol Güneş’in Yıldırım Demirören ve Servet Yardımcı ile buluştuğunda yapılan teklifi kabul edip etmediğini çok merak ediyorum. Ne dedi? Teklifi kabul etti de Fikret Orman mı istemedi? 

1.5 saatte Şenol Güneş’in adı geldi ve gitti. Abdullah Hoca hiç konuşulmadı. 

Hop karambol oldu, Lucescu geldi. Şunu söyleyeyim, müthiş bir antrenödür. Neden buradaki hocalara dört maçlık anlaşma öneriyorsunuz da Lucescu ile 2.5 sene anlaşma yaptınız?

Neden?

- Bilmiyorum. Yoksa Şenol Güneş’in dört maçta iki takımı aynı anda çalıştıracak kapasitesi yok mu? Var. Abdullah Hoca da aynı şekilde. Lucescu dört maçlık teklife gelmezdi. Zaten Galatasaray istiyordu.

 

Sıradaki haber yükleniyor...