Sağlığın ve güzelliğin simgesi kırmızı rujun ilginç tarihi

Seksi ve sağlıklı bir görünüm elde etmek için akla ilk gelen yöntemlerden biri olan kırmızı rujun geçmişi, antik çağlara dayanıyor. Mat kırmızı ruj da, parlak kırmızı ruj da sokakların da kırmızı halının da vazgeçilmezi. Peki kırmızı rujun tarihini biliyor musunuz?

06 Nisan 2020, Pazartesi 16:25 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
 Kırmızı ruj ölümlere neden oldu

Kırmızı ruj ölümlere neden oldu

Kırmızı ruj kullanımı ile ilgili ilk kayıtlara Antik Mısır döneminde rastlıyoruz. O zamanlar dudaklara kırmızı bir ton vermek için yarı değerli taşlar eziliyordu. Bu pahalı yöntem sadece kadınlar değil erkekler tarafından da kullanılıyordu. Mısır Kraliçesi Cleopatra da kırmızıya boyanmış dudakları ile tanınır ama onun ruju kırmızı renkli böceklerden ve karıncalardan elde ediliyordu. Cleopatra’ya özenen Mısırlı kadınlar kırmızı dudak boyası elde etmek için akıl almaz yöntemlere başvurdular. Bir hayli toksin maddeyi karıştırarak elde edilen kırmızı ruj pek çok hastalığa ve hatta ölüme sebep oldu.

16. Yüzyıl

16. Yüzyıl

1500'lü yıllara geldiğimizde tuhaf ve özgün makyajı ile Kraliçe 1. Elizabeth'i görüyoruz. O bakireliğin de temsili olarak bembeyaza boyanmış bir cilt ve kırmızı dudakları ile tarihe geçti. Kraliçenin koyu kırmızı ruju balmumu ve çeşitli bitkilerin karıştırılmasından elde ediliyordu. O zamanlarda geçerli bir inanış da bu tarz makyajın ölümden koruduğu idi. Ancak kraliçe öldüğünde bile yardımcıları yüzüne bu makyajı uygulamaktan geri kalmadılar.

17. Yüzyıl

17. Yüzyıl

On altıncı yüzyılda popülerlik kazanan ruj 17. yüzyılda muhafazakâr görüşün hedefi haline geldi. Hatta İngiltere'de düğün öncesi makyaj yapan gelinlerin evliliğinin iptal edilebileceğine ilişkin bir yasa bile çıkarıldı. 100 sene önce kraliçenin alametifarikası olan kırmızı ruj artık sadece hayat kadını olmanın göstergesiydi. Fransa'da ise durum tam tersi istikamette gelişti. Tüm soylular çeşit çeşit kozmetikle yüzlerini renklendirirken, doğal görünüm fahişelere ve çalışan kadınlara özel hale geldi.


 19.Yüzyıl

19.Yüzyıl

On sekizinci yüzyılın sonlarında Kraliçe Victoria'nın ruj kullanımını uygunsuz bulması üzerine kırmızıya boyanmış dudaklar uzunca bir süre moda sahnesinde görülmedi. Fakat bu kısıtlamayı zorlayanlar da vardı. Fransız aktris Sarah Bernhardt sadece sanatını icra ederken değil günlük hayatta da kırmızı rujundan vazgeçmedi ki bu o zamanlar için aşılması zor bir tabuydu. Amerika'da ilk ruj reklamını 1890'da Sears kataloğunda görüyoruz. 



1900-1920

1900-1920

1900'lerin başında kırmızı ruj tekrar popüler hale geldi. 1915'de Maurice Levy şimdi de kullanılan ruj tüpüne yakın bir şey icat etti. Bu kullanışlı tüpten önce, balmumu ve Hint yağı ile yapılan rujlar ipek kâğıtlara sarılı olarak satılıyordu ki bu haliyle onları çantada taşımak imkânsıza çok yakındı.Ruj alışık olduğumuz çevir aç şeklini 1923'de aldı. Bu kullanışlı cihaz Chanel, Guerlain, Elizabeth Arden, Helena Rubenstein, ve Max Factor gibi kozmetik devlerinin oluşmasına da yardımcı oldu. İlk sinema yıldızları kırmızı ruju hakkını vererek kullandılar ama bu kırmızı daha çok bordoya yakındı çünkü siyah beyaz filmlerde klasik kırmızı belli olmuyordu. Aktrisleri taklit etmek isteyen kadınlar bordo ruja akın etti.

1930'lar

1930'lar

1930'larda reklam ve pazarlama dünyası kozmetik işine el attı. Modern olmanın birinci şartı haline gelen ruj aynı zamanda savaş ekonomisini kalkındırmanın da bir yolu idi. Askerlik yapamayan kadınlar ruj satın alarak ekonomiye katkıda bulunuyorlardı. Ya da en azından reklamcıların söylemi buydu. İlk güneş ışınlarından koruyan ruj da bu tarihlerde ortaya çıktı.

1940'lar

1940'lar

Savaş sebebi ile ekonominin yavaşladığı zamanlar da kozmetik üretimi de düştü. Bu da kalıcı rujların ortaya çıkmasına sebep oldu. Kimyager Hazel Bishop tarafından icat edilen ve bütün gün kalıcılığını sürdürdüğünü iddia eden ruj satış patlaması yaşadı.Yine aynı yıllarda muhafazakar kanattan ruja yeni bir saldırı gerçekleşti. Erkekler evlenecekleri kızların ruj sürmelerini istemiyorlardı. Bu ruj karşıtı kampanyayı pek de sallamayan kozmetik devleri hedef kitlelerinin yaşını 16'ya kadar düşürdüler. Bu sıralarda Amerikan kadınlarının %40'ının çantasında en az bir tane ruj bulunuyordu.

1950'ler

1950'ler

50'lere gelindiğinde ruj artık güzelliğin yanı sıra seksiliğin de sembolüydü. Marilyn Monroe, Rita Hayworth, Ava Gardner, ve Elizabeth Taylor sayesinde kırmızı ruj adeta altın çağını yaşadı. Muhafazakarlığı bir kenara bırakan dünya, kadınlara özel günlerde kozmetik hediye etmeye bile başladı.


 1960 - 1970'ler

1960 - 1970'ler

Çok uzunca bir zaman sadece kırmızının tonlarında üretilen ruj artık pek çok renge sahipti. 60'larda modasına uygun olarak uçuk pembe ve bej, 70'lerde ise Pink’in ortaya çıkması ile koyu borda ve mor rujlar popüler oldu.


1980'ler

1980'ler

Kırmızı ruj geri döndü ve bu dönüşü büyük oranda Madonna'ya borçluydu. Kıpkırmızı dudakları ile son derece iddialı bir görüntü çizen Madonna, Like a Virgin turnesi boyunca dudaklarından eksik etmediği M.A. C Russian Red'i dünya çapında bestseller yaptı.

 1990'lar

1990'lar

Grunge akımının da etkisi ile bu yıllarda kadınlar daha çok kahverengi ve mürdüm tonlarına yöneldiler. Sedefli ruj da varlığını hala belirgin biçimde hissettiriyordu. Ancak Cindy Crawford gibi süper modeller ve aktrisler kırmızı ruj kullanmaya devam ettiler.

2000'ler

2000'ler

Müzisyen, tasarımcı, rockçı, anne, nasıl tarif ederseniz edin 2000'lerde kırmızı ruja hayat öpücüğü veren Gwen Stefani'diydi. Platin sarısı saçları ve parlak kırmızı ruju kendine yakıştırmayı bilen Stefani, kendisini gören her kadında koşup bir kırmızı ruj edinme hissi uyandırdı.


Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Harry Styles: Anneanneniz gibi giyinen bir popstar