Zihin SağlığıBorderline, kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülüyor

Borderline, kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülüyor

Paylaş
Borderline, kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülüyor

Araştırmalar son zamanlarda sosyokültürel ve aile ilişkilerindeki değişikliklere bağlı olarak kişilik bozukluklarına rastlanma sıklığının arttığını gösteriyor.Ayrıca kişilik bozuklukları aile içi ilişkilerde, sosyal ve mesleki uyumda önemli sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu durum dikkatlerin kişilik bozukluklarına yönelmesine neden olmuştur. Bununla birlikte kişilik bozukluklarında daha önce pek bir şey yapılamayacağı inancı yaygınken, giderek tedavi edilebilir bir durum olduğu görülmeye başlanmıştır. Uzmanlar, borderline, kadınlarda erkeklere göre daha fazla görüldüğünü söylüyor.

Psikolog Nurseli Kavak, borderline (sınırda) kişilik bozukluğunun, genel nüfus içinde yüzde 2-3 oranında görüldüğünü söyleyerek, “Borderline kişilik bozukluğunun cinsiyet acısından görülme sıklığına bakıldığında kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla olduğu görülmüştür” dedi.

Haberin Devamı

Psikolog Nurseli Kavak, borderline (sınırda) kişilik bozukluğunun, erken erişkinlikte başlayarak, insan ilişkilerinde, benlik imgesinde, duygulanımda kararsızlık ve dürtüsellik olarak kendini gösteren yani davranışlarının sonuçlarını düşünmeden hareket ederek, duygu ve davranışlarının patlamalarını kontrolde güçlük yaşayan kişilik örüntüsünü ifade ettiğini söyledi. Borderline (sınırda) kişilik bozukluğunun, genel nüfus içinde yüzde 2-3 oranında görüldüğü belirten Kavak, “Araştırmalara göre hastanede yatanlar arasında yüzde 19, ayaktan tedaviyi sürdürenler arasında yüzde 11 oranında olduğu gözlenmiştir. Borderline kişilik bozukluğunun cinsiyet acısından görülme sıklığına bakıldığında kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla olduğu görülmüştür” diye konuştu.

Haberin Devamı

BELİRTİLERİNİ SIRALADI

Kavak, borderline kişilik bozukluğunun belirtileri ile ilgili, “Benlik duygusunda olumsuz değişimler, tekrarlayan intihar düşünceleri veya teşebbüsü, kişilerden sebepsiz yere şüphe duyma, kontrolsüz öfke ve saldırganlık, aile, arkadaş ve sosyal ilişkilerde aniden değişen uç duygulara (nefret, sevgi ve aşk gibi) sahip olma, terk edilme korkusu sebebiyle yakınlık kurmada zorluk, kendilerini sürekli boşlukta hissetme, dikkatsiz araba sürme, aşırı ve mantıksız para harcama, madde kullanımı, çok fazla yemek yeme, aşırı cinsel davranışlarda bulunma, kumar oynama gibi tehlikeli ve dürtüsel hareketler yapmanın yanı sıra birkaç saat ile birkaç gün arasında süren ani ve yoğun duygudurum değişimleridir. Borderline kişilik bozukluğu yaşayan herkes bu semptomların tamamını yaşamayabilir. Bazı bireylerde sadece birkaç semptom görülürken, bazılarında çok sayıda semptom görülebilir. Semptomlar sıradan olaylar tarafından da tetiklenebilir” ifadelerini kullandı.

‘PSİKOSOSYAL VE BİYOLOJİK FAKTÖRLERDEN KAYNAKLANABİLİYOR’

Borderline kişilik bozukluğunun tam olarak neden kaynaklandığı bilinmemekle birlikte olumsuz çevresel ve genetik faktörlerin büyük rol oynadığına dikkat çeken Kavak, “Borderline, genetik, psikososyal ve biyolojik faktörlerden kaynaklanabiliyor. Borderline kişilik bozukluğu olan kişiler günlük hayatlarında ciddi problemlerle karşılaşabilir. Kişinin rahatsızlığı konusundaki farkındalığının azlığı, tedaviyi reddetmesi, aile veya arkadaşlarından destek alamaması ve profesyonel yardım yerine farklı madde veya kişilerden beklenti içinde olması, hastalığın seyrini kötüleştirebilmektedir. Borderline kişilik bozukluğu olan hastalar yaşamları içerisinde bazı problemlerle karşılaşabilir” diye konuştu.

Haberin Devamı

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Borderline kişilik bozukluğunda uygulanabilecek en etkin tedavi yönteminin ise psikoterapi olduğu kaydeden Kavak, “Semptomları hafifletmek için psikoterapi ilk basamak olarak görülür. Bu bağlamda Diyalektik Davranışçı Terapi (DBT), Şema Odaklı Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Psikodinamik Terapi gibi çeşitli psikoterapilerin etkili olduğu görülmüştür. Borderline kişilik bozukluğunun belirtileri kısa süreli olmaktan ziyade yaşam boyu sürme eğilimindedir. Tedavide erken çocukluk dönemi, travmatik anılar, aile ilişkileri iyi incelenmelidir” ifadelerini kullandı.

Haberin Devamı