Sedef hastalığı hakkında her şey

Sedef hastalığı hakkında her şey

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekayi Kutlubay anlatıyor. // Hazırlayan: Özgür Gökmen Çelenk

02 Mart 2021, Salı 10:05 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

TEPEDEN TIRNAĞA HER BÖLGEYİ TUTABİLİR: SEDEF HASTALIĞI NEDİR?

Beyaz pullu kırmızı yaralar ile seyir gösteren kronik bir hastalıktır. Dermatolojik adı ‘psoriasis’dir. Kırmızı renkte yaralar üzerinde gümüş renkli kabuk ve kepeklenmeler görülür. Dermatolojik olarak bağışıklık hücrelerinin aracılık ettiği yangısal bir hastalık olarak bilinir. Eklem ağrısı ve eklem iltihabı da zaman zaman sedef hastalığına eşlik eder. Kronik yani müzmin seyirlidir. Yaralarda ağrı, kanama, kaşıntı gibi sorunlar yaşam kalitesini düşürür. Yaraların garipsenmesi sosyal yaşamda hastaların dışlanmasına neden olabilir.

YAYGIN GÖRÜLEN BİR HASTALIK MI?

Sedef hastalığının dünyada görülme sıklığı yüzde 2 ile 3’tür. Kutup bölgelerinde daha sık, sıcak iklimlerde daha az görülür. İskandinav ülkelerinde görülme sıklığı çok yüksektir. Eskimo, siyahi, Kızılderili ve sarı ırkta nadir görülür. Hastalık her iki cinste de eşit oranda görülmekle beraber, kadınlarda daha erken yaşlarda başlar. Sedef sıklığı 30-40’lı yaşlarda artar. Ülkemizde tahmini olarak 1-1.5 milyon sedef hastası var.

BELİRTİLERİ NELER?

Sedef hastalarında kırmızı, deriden hafifçe kalkmış, kırmızı lekeler üzerinde gümüş renkli pullanmalar, etraf deride kaşıntı ve yanma görülür.

Yaraların üzerindeki kepeklenmeler bir cisimle kazındığı zaman, etrafa mum parçaları gibi döküldüğü görülür. Kazıma işlemine biraz daha devam edildiğinde küçük kanama odakları gözlenir. Bunlar sedef hastalığının tipik belirtileridir.

Sedef, saçlı deriden tutun da ayak tabanına kadar her yeri tutabilir. Genital bölgede de parlak kırmızı renkte yaralar olarak ortaya çıkar.

Eklemleri tutan sedef hastalığında eklem ağrısı ve eklemde şekil bozukluğu görülebilir.

SEBEPLERİ NELERDİR?

Sedef hem genetik hem de çevresel faktörlerin etkili olduğu bir hastalık. Bir dereceye kadar genetik geçişli olduğunu söyleyebiliriz. Ailesinde sedef olan kişilerde sedef görülme sıklığı yüksek. Genellikle 20 yaşından önce başlayan sedeflerde genetik faktörler etkilidir; 40 yaşından sonra ortaya çıkanlarda ise psikolojik etkenler önemli rol oynar. Ayrıca stres, bakteriyel ve viral infeksiyonlar, sigara tüketimi, travma sedef hastalığı gelişimini hızlandırır. Sedef, psikosomatik hastalıkların (psikolojik kökenli fiziksel hastaların) başında gelir. Üzüntü, stres, depresyon hastalığı şiddetlendirir. Sağlam derinin travmaya uğraması, tahriş edilmesi yaraların çıkışını hızlandırır. Bazı ilaçların kullanılması da sedef yaralarını artırır.

HANGİ ENFEKSİYONLAR SEDEF İÇİN RİSK FAKTÖRÜDÜR?

Sedef hastalığı, beta hemolitik streptokok isimli bakterilere bağlı boğaz enfeksiyonu sonucunda ortaya çıkabilir veya şiddetlenebilir. Bu infeksiyona bağlı gelişen sedef hastalığı klasik formun aksine daha küçük yaralar ile seyreder. Daha çok çocuklarda ve gövdede kırmızı 3-5 mm çapında yaralar tarzında ortaya çıkar. Ayrıca bu tür sedef kalıcı olmayabilir, tedaviye çok çabuk cevap verir.

HASTALIĞIN ÇIKIŞINI BAŞKA HANGİ ETKENLER KOLAYLAŞTIRIR?

Örneğin fiziksel travmalar... Diz, dirsek, bel ve saçlı deri gibi travmaya maruz kalan bölgelerde sedef hastalığı çok sık görülür. Deri kuruluğu ve kaşıntı da aynı mekanizmayla yaraların ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Eğer hastanın derisi kuruysa mutlaka uygun bir nemlendirici kullanmak gerekir. Sigara bir diğer tetikleyici faktördür. Özellikle kadınlarda ve el ve ayak tabanındaki sedef yaralarının ortaya çıkmasında etkilidir. Alkol keza bir diğer etkendir. Birtakım kalp, tansiyon, antibiyotik ve psikiyatrik ilaçlar da yaraları artırabilir. Şişmanlık, bakteriyel ve viral infeksiyonlar sedef gelişimini kolaylaştıran diğer etkenlerdendir.

GENELLİKLE HANGİ YAŞ GRUBUNDA GÖRÜLÜR?

Sedef hastalığı her yaş grubunda görülebilir. Sedef hastalığı 15-20 yaş civarında başlayıp 30 ila 40 yaşlarında zirve yapar. Nadiren bebeklerde ve yaşlılarda da sedef görülebilir. Gebelik sırasında da hormonların etkisi ile sedef artış gösterebilir.

DEPRESYON VE KAYGI TEDAVİ DİRENCİNE YOL AÇAR

Sedef hastalığı stres nedeniyle ortaya çıkabilir. Yine stres sedef ataklarına yol açabilir. Büyük bir psikolojik travmadan sonra birden ortaya çıkan vakalar var. Sedef hastalarının tedavisinde psikolojik destek ve stres yönetimi önemli. Yapılan çalışmalarda psikiyatrik destek alan hastaların diğer hastalara göre daha hızlı iyileştiği saptanmış. Yoga ve meditasyon sedef hastalarında fayda sağlar. Depresyon, üzüntü ve kaygılar sedef yaralarının artmasına ve tedaviye dirence neden olabilir

TEHLİKELİ MİDİR?

Tehlikeli ya da ileride kansere dönüşen bir hastalık değil. Kronik yangıya sebep olması nedeniyle sedef hastalığı vücutta oksidatif strese yol açar. Bu strese bağlı olarak damar sertleşmesi olarak bilinen ateroskleroz, hipertansiyon, şeker hastalığı, insülin direnci gibi metabolik hastalıklar gelişebilir. Bu hastalar karın bölgesi yağlanan, şişman kişilerdir. Sedef hastalarının kalp hastalıkları nedeniyle ölüm oranı, normal insanlara göre çok daha fazladır. Ayrıca sedefin eklemleri tutan formu kalıcı eklem hasarına ve sakatlıklara yol açabilir.

SAÇ DERİSİNDE KEPELİ YARALAR SEDEF HABERCİSİ

Sedef hastalığı travma ile tetiklendiği için diz ve dirsek gibi travmaya açık alanlarda sıklıkla görülür. Sağlam bir deriyi bir cisimle kazırsanız 15 gün sonra bu alanlarda sedef yaralarının çıktığını görürsünüz. Ayrıca bel bölgesinde, saçlı deride, kulak arkalarında, burun kenarlarında ve göğüste de yaygın pullu plaklar gözlenebilir. Saçlı deri dışına taşan kalın kabuklu kepekli yaralar görülür. Koltuk altı, kalça, genital bölgede de sedef görülebilir; ancak buralardaki yaralar vücudun diğer bölgelerinin aksine yaygın pullu değil nemli, kokulu ve zaman zaman kanamalıdır. Sedef hastalığı tırnakları tuttuğu zaman, tırnak yüzeyinde küçük çukurcuklar görülür.

Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Sık migren atağına en az 6 aylık önleyici tedavi