Şeker hastalarının yüzde 50’si diyabetli olduğunun farkında değil

Dünya Sağlık Örgütü, şeker hastalığını 21. Yüzyıl'ın en önemli toplum sağlığı sorunlarından biri olarak tanımlıyor. Dünya Diabet Atlası'na göre dünyada 2021 yılı itibariyle 537 milyon diyabet hastası var. İstatistikler 2021 yılında 5 saniyede 1 kişinin; toplamda 6,7 milyon kişinin diyabete bağlı nedenler yüzünden öldüğünü gösteriyor. Bugün Türkiye’de yaklaşık 8 milyon diyabet hastası var. Üstelik ne yazık ki şeker hastalarının yüzde 50’si diyabetli olduğunun farkında bile değil. Peki diyabete karşı nasıl beslenmemiz gerekiyor?

15 Kasım 2021, Pazartesi 17:29 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Beraberinde ciddi komplikasyonlarla gelen, çağın vebası olarak gösterilen Tip 2 diyabet hastalığının ölümcül sağlık sorunlarıyla el ele yürüyor.

Hem tip 2 diyabet, hem de tip 1 diyabet beslenme ve yaşam tarzı yanlışları yüzünden ortaya çıkıyor.

Diyabet, pek ciddiye alınmasa da kalp krizi geçirme ve kansere yakalanma riskini artıran, beyin sağlığını olumsuz etkileyen, Alzheimer’a davetiye çıkaran ve viral enfeksiyonlara karşı bünyeyi savunmasız bırakan ciddi bir sağlık sorunu.


Dünya Sağlık Örgütü, diyabeti 21. Yüzyıl'ın en önemli toplum sağlığı sorunlarından biri olarak tanımlarken, Enternasyonal Diyabet Federasyonunun (IDF) global diyabet istatistiklerini yayımladığı “Dünya Diabet Atlası” çalışması çarpıcı gerçekleri gözler önüne seriyor.

Dünyada 2021 yılı itibariyle 537 milyon diyabet hastası var. Bu sayının 2030’da 643 milyona, 2045’te ise 784 milyona çıkacağı öngörülüyor.

2021 yılında 6,7 milyon kişi diyabet yüzünden hayatını kaybetmiş durumda. Enternasyonal Diyabet Federasyonu verilerine göre ise bugün Türkiye’de yaklaşık 8 milyon diyabet hastası bulunuyor.

2010 yılında nüfusun yüzde onundan fazlası diyabet hastasıymış!

2010 yılında nüfusun yüzde onundan fazlası diyabet hastasıymış!

Türkiye’nin diyabetin son derece dik bir ivmeyle arttığı ülkelerin başında geldiğini ifade eden Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, bu alanda ilk önemli çalışma olduğunu ifade ettiği TURDEP-1’e göre verileri açıkladı:

  • 1998 yılında ülkemizdeki tip 2 diyabet hastaları nüfusun yüzde 7,2’si idi.
  • 2010 yılında bu oran yüzde 13,7’ye çıktı. Yani sadece 12 senede yüzde 80’lik bir artış söz konusu!

Enternasyonal Diyabet Federasyonu verileri ülkemizde yaklaşık 8 milyon diyabet hastası olduğunu gösteriyor. Üstelik bu rakamın içinde henüz diyabet hastası olduğunun farkında olmayanlar yer almıyor.

  • TURDEP-II sonuçlarına göre diyabet hastalarının yüzde 50’si diyabetli olduğunun farkında değil.
  • Diyabet yolunda hızla ilerleyen, prediyabet hastası adı verilen nüfus bu istatistiklere girmiyor.

Diyabette beslenme odaklı yaklaşım

Diyabette beslenme odaklı yaklaşım

Dr. Ümit Aktaş, bilim dünyasının bir süredir tip 2 diyabet tedavisindeki açmazları sorgulamaya başladığını ve ilaç tedavisi yerine beslenme odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini gösteren araştırmaların sayısının her geçen gün arttığını belirtiyor.

Dr. Aktaş, diyabet tedavisi için hali hazırdaki kılavuzlar ve tedavi protokolleri şu şekilde açıklıyor.

  • "Hastanın kan şekeri yüksekse ilaç verilir.
  • Ancak ilaç tedavisine rağmen hastalığın vücutta yaptığı tahribat giderek fazlalaşıyor.
  • Zaman içinde ilaçların dozu artırılır, daha sonra ilaç yetmez ve insülin iğnesine geçilir. "

Dr. Ümit Aktaş, birkaç ay önce tıp dünyasının prestijli yayınlarından biri olan The Lancet Dergisi’nde yayımlanan çalışma için dünyanın önde gelen diyabet araştırma merkezlerinden uzmanlar bir araya geldiğini belirtiyor. "Buna göre bilim insanları literatürü gözden geçirerek Tip 2 diyabet tedavisinde yeni bir yaklaşımın benimsenmesi; kan şekerini ilaçla düşürmek yerine hastanın beslenmesine ve kilo vermesine odaklanmak gerektiği sonucuna vardılar" diyor.

Çalışmayı yürüten uzmanların günümüzdeki diyabet tedavisinin 1980’li yıllarda yapılan klinik çalışmalara dayandığını ve bu yaklaşımla ilgili önemli sorunlar olduğunu vurguladıklarını ifade eden Dr. Aktaş, “İlaçla kan şekerini düşürdüğünüzde sorunun kaynağına etki etmezsiniz ve hastalık vücuda hasar vermeye devam eder. Ayrıca bu yaklaşımla hastalığı geri çevirmek gibi bir şansınız da yoktur.” ifadelerinde bulunuyor.

Organizmamız bu kadar yüksek şeker saldırısına alışık değil!

Organizmamız bu kadar yüksek şeker saldırısına alışık değil!

Vücudumuzdaki insülin mekanizmasının belli miktarda şekere karşı tasarlanmış bir sistem olduğunu vurgulayan Dr. Ümit Aktaş, “İnsanlık tarihinde hiç bu kadar çok şeker tüketilmedi, organizmamız bu şeker saldırısına alışık değil" diyor ve şeker içeren besinleri şu şekilde sıralıyor:

Dr. Aktaş, "Şeker dediğimizde sadece çay şekeri ve tatlılardan bahsettiğimiz sanılmasın. Tüm tahılları; ekmekleri, makarnaları, hamur işlerini vücudumuz glisemik indeksi yüksek olduğu için şeker olarak algılar!

Genetik formasyonumuzun tanımadığı bu beslenme modeli nedeniyle vücudumuz devamlı şekere maruz kalarak insülin direnci ve ardından gelen tip 2 diyabete zemin hazırlıyor. Beslenme ve yaşam tarzı yanlışlarıyla ortaya çıkan bir hastalığı bu yanlışları düzelterek tedavi etmek mümkündür.” diyor.

Aktaş, Tip 2 diyabet hastalarının yüzde 95’inin sadece beslenmelerini düzelterek, düzenli egzersiz yaparak iyileşeceklerini belirtiyor ve ekliyor:

"Diyabet tedavisinde yapılan bir diğer yanlış da hastaya önerilen diyettir. Kan şekerini düşürmek için acil ilaca başlatılan hasta ardından bir diyetisyene yönlendirilir. Hastaya bol tahıllı bir diyet verilir.

Bir tip 2 diyabet hastası her öğün bir dilim kepekli ya da tam buğday ekmek yiyerek iyileşmez, aksine diyabeti derinleşir.

Bilim dünyası bir süredir tip 2 diyabet hastalarına önerilen beslenme modelini de sorguluyor ve buğday ürünlerinin ve tahılların tamamen kesildiği diyetlerin diyabetin seyrini geri çevirdiğini gösteren çalışmaların sayısı gün geçtikçe artıyor."

1. Şeker ve tüm işlenmiş gıdalardan uzak durun

1. Şeker ve tüm işlenmiş gıdalardan uzak durun

Dr. Ümit Aktaş’ın verdiği 5 maddede diyabete karşı beslenme modeline göre şeker ve tüm işlenmiş gıdalardan uzak durmak gerekiyor.

İşlenmiş gıdaların katkı maddeleriyle, kimyasallarla, şekerle dolu olduğunu ifade eden Dr. Aktaş, bu maddelerin vücuttaki enflamasyonu artırarak diyabeti derinleştirdiğini ifade ediyor.

Meyvelerin de şeker içerdiği unutulmamalıdır ve diyabet hastaları meyveden uzak durmalıdır.

Hastalık kontrol altına alındıktan sonra, elma gibi şeker oranı düşük meyveler sınırlı bir şekilde tüketilebilir.

2. Buğday ve tahıllardan uzak durun

2. Buğday ve tahıllardan uzak durun

Hem gluten içerikleri hem de yüksek glisemik indeksleri yüzünden her türlü ekmekten, un, bulgur, makarna, erişte, şehriye ve hatta ev tarhanasından bile uzak durmalısınız. 

3. Et, yumurta, sakatat serbest

3. Et, yumurta, sakatat serbest

Dr. Ümit Aktaş, "gezen tavuğun etini, yumurtasını; merada yayılmış hayvanın etini yiyin; deniz balığı tüketin" diyor ve ekliyor:

Tüm sakatatlar faydalı ve gereklidir; hastalarının öğünlerinde her zaman yer almalıdır.

4. Sağlıklı yağları artırın

4. Sağlıklı yağları artırın

Dr. Aktaş, idiyabete karşı beslenme önerilerinde aynı zamanda "sızma zeytinyağından ve halis tereyağından korkmayın, bolca tüketin" diyor.

"Sağlıklı yağlar kan şekerini dengeler. Ancak margarinler, çiçek ve mısır özü yağları üretim süreçleri yüzünden toksik maddeler içerirler." diyor.


5. Probiyotik zengini gıdalar tüketin

5. Probiyotik zengini gıdalar tüketin

Dr. Aktaş, diyabete karşı beslenme önerisinde, "Ev yoğurdu, kefir, şirden mayasıyla yapılmış peynir, evde kurulmuş turşu, sirke tüketin. Ancak yoğurt, peynir, kefir gibi süt ürünleri az miktarda laktoz içerdikleri için kan şekeriniz dengeli seyredene kadar tüketmeyin." diyor.


Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çevresel etkenler nedeniyle akciğer kanseri yaşı 40’a düştü!