SiyasetAmerika'daki Demirtaş'tan Erdoğan'a mesaj
Paylaş
Amerika'daki Demirtaş'tan Erdoğan'a mesaj

Demirtaş, ABD'nin başkenti Washington'da bulunan Ortadoğu Enstitüsü'nün Türkiye Konferansı'nda soruları yanıtladı. Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslendi

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Çözüm Süreci konusunda yeniden masaya dönülmesinin tartışılması gerektiğini belirterek, "Hükümetin de çatışma ve silahla bu sorunun çözülemeyeceğini idrak etmesi ve yeniden masaya dönülmesi konusundaki çağrılara ciddiyetle cevap vermesi gerekiyor. Ben çok umutsuz, karamsar değilim. Türkiye toplumunun ekseriyeti barış ve masaya dönülmesini istiyor" dedi.

Haberin Devamı

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A SESLENDİ

Demirtaş, çözüm süreci için "Bu işi sadece hükümet değil, parlamento komisyonu yürütmeli. Görüşme, diyalog, müzakere süreçlerini bu komisyon yürütmeli. Ama şu anda hükümet bile inisiyatifsizdir. Sayın Erdoğan'ın, Sayın Cumhurbaşkanı'nın onay vermediği bir süreç Türkiye'de başlamaz, başlaması mümkün değil. Keşke hükümet inisiyatifi olsa ve partiler olarak bir araya gelsek, neler yapılabileceğini samimiyetle tartışabilsek. Sayın Cumhurbaşkanı da buna açıksa bunu da tartışmaya hazırız. Sayın Erdoğan, 'Nasıl bir çözüm süreci olabilir, nasıl başarıya ulaşabiliriz, nasıl hatalar yaptık, yetmezliklerimiz oldu, bunları tartışalım' derse, biz tartışmaya hazırız." değerlendirmesinde bulundu.

Haberin Devamı

"1 KASIM'DA ADİL OLMAYAN BİR SEÇİM YAŞADIK"

7 Haziran seçimlerine risk alıp tek başına parti olarak seçime katıldıklarını ve yüzde 13 oy aldıklarını hatırlatan Demirtaş, çoğulcu demokrasiyi savundukları için bu oy oranına ulaştıklarını söyledi. Türkiye'nin batısından da çok ciddi oy aldıklarını dile getiren Demirtaş, "Anketlere göre, Türkiye nüfusunun yüzde 50'ye yakını HDP'yi oy verilebilir bir parti olarak tanımladı. Bu bizim için çok önemli bir gelişmedir. Daha önce bu rakam yüzde 10 civarındaydı" diye konuştu. Demirtaş, 1 Kasım seçimlerinde ise partisinin oylarının "adil olmayan bir yarış ve üzerlerindeki baskı nedeniyle" düştüğünü savundu.

Ankara'da 10 Ekim'de meydana gelen terör saldırısının ardından partileri üzerinde baskılar oluştuğunu belirten Demirtaş, bu nedenle kampanya yürütemediklerini ifade etti. Demirtaş, "Üstü kapalı da değil, çok açıkça güvenlik birimleri tarafından şu mesaj verildi bize. 'Başka mitingler de bombalanacak. Yapacağınız başka kitle etkinlikleri de bombalanacak. Elimizde istihbarat var ve bunları önlemek kolay değil' denildi" ifadesini kullandı. Medya üzerinde de partileri hakkında haber yapılmaması için baskı kurulduğunu iddia eden Demirtaş, TRT'ye muhalefetin çıkarılmadığını, partilerine Hazine yardımı yapılmadığını, iktidarın ise devletin imkanlarını kullandığını öne sürdü. "1 Kasım seçimine giderken parti binaları ve bazı iş yerleri dahil 400 binanın yakıldığını" söyleyen Demirtaş, "Böyle bir ortamda biz seçime girdik ve yüzde 11 aldık. Bunu halkın mucizesi olarak tanımlıyorum. Muazzam bir başarıydı. Böyle bir ortamda alınabilecek en yüksek oyu aldık" dedi.

Haberin Devamı

"HDP'DEN AK PARTİ'YE OY KAYBI YOK"

Oy kaybının, seçmenlerinin bir kısmını batı illerinden doğu illerine taşıyamamalarından da kaynaklandığını ifade eden Demirtaş, partilerinden AK Parti'ye ciddi bir oy kayması olmadığını belirtti. Demirtaş, şunları söyledi: "Tabii ki partimizi, politikalarımızı eleştirip başka partilere oy vermiş seçmenlere biz saygı duyarız. Bunun nedenini anlamaya çalışıyoruz. Güvenlik kaygıları çok önemliydi. Çünkü yapılan araştırmalar gösteriyordu ki 1 Kasım seçimine doğru giderken Türkiye toplumunun yüzde 74'ü, güvenliği birinci sorun olarak görüyor. Türkiye'de işsizlik oranı çok yüksek ama toplumun yüzde 4'ü bunu sorun olarak görüyor. Yaratılan şokun etkisiyle insanlar bir anda bir parti etrafında birleşmenin güvenliği sağlayabileceği hissiyatına kapıldılar ve AKP'nin etrafında bir oy yoğunlaşması oldu. AKP yönetimi de bunu çok iyi gördü."

Haberin Devamı

HDP'YE PKK MI OY KAYBETTİRDİ?

"HDP'nin oy kaybında PKK'nın rolü var mı" sorusunu yanıtlayan Demirtaş, şunları kaydetti: "Çatışma, savaş durumu demokratik sivil siyaset ortamında negatif etki yaratır, bu bir gerçektir. Ama doğrudan kazılan hendekler veya öz yönetim ilanları oy kaybına yol açtı mı diye analiz yaptığımızda, bu öz yönetim ilanlarının yapıldığı 8 ilçede oyumuz düşmemiş, hatta tek oyumuzun yükseldiği yerlerden, kent olarak, Şırnak ve Cizre en çok çatışmanın yaşandığı yer. Dolayısıyla ne kadar etkisi oldu, bunu rakamsal olarak ölçemiyoruz ama savaşın kendisi zaten sivil siyaset alanını zorlayabilir. Şunu biz hiçbir zaman iddia etmedik. 'PKK, HDP'yi geriletmek için savaşı başlattı ve HDP'ye karşı bir hamle olarak savaşı başlattı', bunu biz kabul etmedik."

Demirtaş, "PKK çatışmanın şiddetini düşürüp frene basabilirdi, neden basmadı" sorusu üzerine "Bunun doğrudan muhatabı bir PKK yöneticisi olur" dedi.

Haberin Devamı

ÇÖZÜM SÜRECİ

Çözüm Süreci'ni hükümetin yanlış tutumunun bitirdiğini iddia eden ve "Yeniden nasıl masaya dönülmeli, asıl Türkiye'de bunu tartışmalıyız" diyen Demirtaş, bunun nasıl olacağının sorulması üzerine "Kürt toplumu müzakereye dönülmesini istiyor" şeklinde konuştu. Demirtaş, "Hükümetin de çatışma ve silahla bu sorunun çözülemeyeceğini idrak etmesi ve yeniden masaya dönülmesi konusundaki çağrılara ciddiyetle cevap vermesi gerekiyor. Ben çok umutsuz, karamsar değilim. Türkiye toplumunun ekseriyeti barış ve masaya dönülmesini istiyor. Bölge dengeleri de bunu dayatıyor" diye konuştu. Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu işi sadece hükümet değil, parlamento komisyonu yürütmeli. Görüşme, diyalog, müzakere süreçlerini bu komisyon yürütmeli. Ama şu anda hükümet bile inisiyatifsizdir. Sayın Erdoğan'ın, Sayın Cumhurbaşkanı'nın onay vermediği bir süreç Türkiye'de başlamaz, başlaması mümkün değil. Keşke hükümet inisiyatifi olsa ve partiler olarak bir araya gelsek, neler yapılabileceğini samimiyetle tartışabilsek. Sayın Cumhurbaşkanı da buna açıksa bunu da tartışmaya hazırız. Sayın Erdoğan, 'Nasıl bir çözüm süreci olabilir, nasıl başarıya ulaşabiliriz, nasıl hatalar yaptık, yetmezliklerimiz oldu, bunları tartışalım' derse, biz tartışmaya hazırız." Demirtaş, ABD, AB ve Avrupa ülkelerinin de müzakereyi daha fazla teşvik etmeleri gerektiğini söyledi. Demirtaş, "Ben tarafların yeterince cesaretlendirildiğini, teşvik edildiğini düşünmüyorum" ifadesini kullandı. Demirtaş, uluslararası toplumun çatışmaların bitirilmesine ilişkin desteğinin daha güçlü olmasını istedi.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

"Türkiye'de başkanlık sistemini destekler misiniz" sorusu yöneltilen Demirtaş, "Söz ağızdan bir defa çıkar" yanıtını verdi. Hak ve özgürlüklerin pazarlık mevzusu edilemeyeceğini belirten Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan ya da AK Parti'nin Türkiye'ye teklif ettiği bir başkanlık sistemi bulunmadığını savundu. Demirtaş, "Hiçbir zaman net bir teklif sunmadılar. Halen de başkanlık derken neyi kastediyorsunuz diye sorduğunuzda söyleyebilecekleri hiçbir şey yok çünkü bir başkanlık modeli önermiyorlar" dedi.

SURİYE

Demirtaş, Suriye konusundaki bir soruyu cevaplarken, hükümete daha önce Suriye'de taraf tutulmaması konusunda uyarıda bulunduklarını ancak bunun dinlenmediğini söyledi. Batı ülkelerinin de Türkiye'nin de Suriye'de radikallerin besleneceği bir ortam yarattığı iddiasını dile getiren Demirtaş, Türkiye üzerinden Suriye'ye giden yardımların çoğunun radikallere gittiğini öne sürdü. Demirtaş, "Türkiye'den şimdi radikal bir dış politika değişikliği bekliyoruz" diye konuştu. Suriye'deki Kürtlerle Türkiye arasındaki ilişkilerin güçlenmesinin her iki tarafın da yararına olacağını söyleyen Demirtaş, Türkiye'deki bir çözümün Suriye'de de barışa hizmet edeceğini ifade etti.

OBAMA'YA ÖNERİ

Demirtaş, "ABD Başkanı Obama'ya danışmanlık yapsaydınız Suriye için ne önerirdiniz" sorusunu ise şöyle cevapladı: "Şunu derdim, işler bildiğiniz gibi değil, her zaman Washington'dan göründüğü gibi değil. Sahada, o topraklarda durum başka olabilir. Bu burada raporlara yansıyana kadar başka şeylere dönüşmüş olabilir. Orada büyük acılar var gerçek olan bu. Büyük yıkım var. O toprakların sahipleri olan halklar var. Gerçek olan bu, gerisinin tamamı bir senaryo ve bizler gerçekten barış istiyorsak oradaki tüm halkların iradesine saygı duymalıyız." AA