Şükriye Tutkun: Yaşadığımı ispat etmek için ilan mı vereyim?

Türkülerin sevilen sesi Şükriye Tutkun. Şubat ayından bu yana TRT’de ‘Arda Boyları’ programını sunuyor. Yalnız tuhaf bir derdi var: 2016’da vefat eden arkadaşı, şarkıcı Naşide Göktürk ile karıştırıldığı için sürekli ölmediğini kanıtlamak zorunda. Diyor ki: İşlerim durma noktasına geldi. “O kadın ölmedi mi?” diyorlar. Yaşadığımı ispat etmek için ne yapmam gerekiyor, bilmiyorum.

10 Haziran 2018, Pazar 05:00 Son Güncelleme: 10 Haziran 2018, Pazar 11:01
A A

Alev Gürsoy Cimin

alev.gursoy@posta.com.tr

Nasılsınız, neler yapıyorsunuz?

Şubat’tan bu yana TRT’de ‘Arda Boyları’ isimli müzik programını yapıyorum. Bir yandan da yeni albümümün hazırlıkları var.

Bir süredir yaşadığınızı ispat etmeye çalışıyorsunuz... Neden?

Ölmeden mezara koydular. İnanın korkunç bir psikoloji ve travma. Ezelden beri Naşide Göktürk ile karıştırırlardı beni. Kendisi arkadaşımdı. İkimiz de kısa saçlıydık. Tarzlarımız da benziyordu. Naşide hastalandığında sürekli ailemi aradılar, geçmiş olsun dileklerini ilettiler. Artık ablam, arkadaşlarım bile hastalığımı onlardan sakladığımı düşünmeye başlamıştı. Naşide öldükten sonra, bu sefer başsağlığı için aramaya başladılar. Çıldırma noktasına gelmiştim. İş olarak da beni kötü etkiledi. Konserler veren, tercih edilen bir isimdim ama artık işlerim durma noktasına geldi. Çünkü insanlar beni öldü zannediyor. Ramazan’da konserlerim olurdu. Ne geçen Ramazan’da ne de bu Ramazan’da aradılar. “O kadın ölmedi mi?” diyorlar.

Şarkıcı Naşide Göktürk 2016 yılında 51 yaşındayken akciğer kanserine yenik düştü.

Gerçekten zor bir durum...

Yaşadıklarımı anlatsam şok geçirirsiniz. TRT’de ‘Arda Boyları’ programına başladım. İlk bölüm yayınlandığında önemli bir gazeteci, “Şükriye Tutkun ölmedi mi? Bu nasıl terbiyesizlik, bir de ‘canlı yayın’ yazıyorlar” diyerek yönetimi aradı. Onlar ikna edemeyince ben aradım “Yaşıyorum” dedim. “Çok güzel şaka” dedi ve telefonu kapattı. Sonra da mail attı, “Bu ses cennetten mi geliyor?” diye. Çok sarsıcı oldu benim için. Yolda bana hayalet görmüş gibi bakanlar bile var. Yaşadığımı ispat etmek için ne yapmam gerekiyor, bilmiyorum. Bu gidişle ilan vereceğim. Çünkü çok durgun işlerim. Alkollü yerlerde de sahne almadığım için hayatım hepten zorlaştı.

Neden alkollü mekanlarda sahne almıyorsunuz?

Türküye saygımdan. Alkol insanı bozuyor, o ortamlarda türkü söylemek istemiyorum.

Türkülere eskisi gibi ilgi var mı?

Türkülerin büyüsü bozulmaz. Çünkü özümüz, onları duyarak büyümüşüz. Şimdi yeni müzisyenler çoğaldı, müzik tarzları da öyle. Ama türkü her zaman olacak. Şu sıralar elektronik müzikle türküyü birleştirme çabasındayım. Farklı bir ‘sound’ yakalıyoruz.

İzzet Altınmeşe’nin “Erotik türkü okumam” sözüne katılıyor musunuz?

O tartışmalar beni ilgilendirmiyor. Ama söyleyeceğim türkülerin sözlerine dikkat ederim. Çünkü şarkı söylemek dua gibidir. İsmail YK, ‘Allah Belanı Versin’ şarkısını söyledi, ne oldu? Kaza geçirdi, ayağını kırdı. Sözün büyüsü vardır.

MECLİS’TEKİ FOTOĞRAFIM YÜZÜNDEN KONSERLERİM İPTAL EDİLDİ

Siyasetle aranız nasıl?

Sanatçıların da herkes gibi görüşü vardır. Ama bunu sanatıma yansıtmayı hiç düşünmedim. Düşünseydim farklı yerlerde olurdum. Bana vekillik teklifi de geldi ama sanatıma siyaset karıştırmam. Bu konuda zaten dertliyim. Meclis’te Binali Yıldırım ile konuşurken fotoğrafım çekilmiş. Sosyal medyada etmedikleri hakaret kalmadı. Muhalif parti belediyeleri konserlerimi iptal etti. Oysa ben oraya sanatçı olarak bir derdimi anlatmaya gitmiştim. Kutuplaşmanın bizlere yansıması iyi değil.

24 Haziran’da yapılacak seçim için ne diyeceksiniz?

Hâlâ şoktayım. Seçime gittiğimize inanamıyorum. Sadece müzik yapıyorum şu ara. Politikadan uzak durmaya çalışıyorum mümkün olduğunca. Çünkü gerçekten çok üzücü şeyler yaşanıyor.

BENİ AİLEM DEĞİL DEVLET BÜYÜTTÜ

Hayatınız roman gibi...

Annem babam ayrılmıştı. İki yaşından 16 yaşına kadar yetiştirme yurtlarında kaldım. Sonra ikisi de rahmetli oldular. 21 yaşından beri tek başıma hayatla mücadele ediyorum. Hep kendi imkanlarımla bugünlere geldim. Ailem bakmadı, kimse sahip çıkmadı. Devlet çocuğuyum ben. Yine de şükrediyorum. Yurtta disiplinli olmayı, mücadele etmeyi, yılmamayı öğrendim. İntiharı düşündüğüm zamanlar da oldu. Ama hep bir şeylerin yoluna gireceğine inandım. Çocukluğumdan beri inançlı oldum. Ne dua etsem olurdu.

Hayata tutunmak zor mu yurtlarda kalan çocuklar için?

Güçlünün zayıfı ezdiği bir yer orası. Yurtlarda dayak ‘Allah’ın emri’. Ama istiyorum ki insanlar yetiştirme yurtlarına gittiklerinde, “Ah canım, yazık” diyerek çocuklara acımasın. Annesi babası yok diye insana acınır mı! O davranış onları daha çok toplum dışına itiyor.

ISLAK HORTUMLA DÖVERLERDİ BİZİ

Yurtlarda şiddet yaşamış bir çocuk olarak, çocuğa şiddet, taciz konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bunların biteceğini zannetmiyorum maalesef. Aile Bakanlığı’ndaki işleyişin doğru olduğunu düşünmüyorum. Bakan da dahil... Dayağı ve cinsel tacizi bitireceklerine inanmıyorum. Islak hortumla banyoda döverlerdi bizi. Kurallar katıydı, hapishane gibiydi. Zor bir çocukluk geçirdim. Ama güzel şeyler öğreten öğretmenlerimiz de oldu.

Anne baba özleminiz var mı?

Olmaz olur mu? Ama kızgınlığım yok. O zamanki koşulları öyleydi sanırım. Yoksa kim çocuğunu bırakmak ister? Kimbilir neler yaşadılar? Onları sorgulamak bana düşmez. Nur içinde yatsınlar.

Şimdi ziyaret ediyor musunuz yetiştirme yurtlarını?

Yurtlarla ilgili 26 bölümlük belgesel yaptım TRT’de. Sürekli bağımız var. Beni seviyorlar, “Bizim meleğimizsin” diyorlar.

Sesinizi ne zaman fark ettiniz?

Yurtta da hep söylerdim şarkı, türkü. Ya sanatçı ya da politikacı olmayı istiyordum. Yurtta beni ezenlere tepki olarak “Yükseleceğim” dedim hep. 20 yaşında evlendim, eşim de üniversitede okuyordu. “Sesin çok güzel” diyordu, biraz da o beni cesaretlendirdi.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.