The Matrix üçlemesine dair bilinmesi gereken 10 detay

The Matrix üçlemesi kimilerimizin Keanu Reeves'e olan hayranlığını perçinleyen, kimilerimize zaman kavramını sorgulatan bir seri. The Matrix'i yayınlandığı tarihlerde izleyenlerin hayatlarını büyük oranda değiştirdiği de kesin. Yani neresinden baksanız The Matrix, sinema tarihinin en iz bırakan filmlerinde biri olmuştur. Öyle ki The Matrix sadece sinemada devrimler yaratmamış, o siyah gözlükler ve deri ceketleriyle modaya bile dokunmuştur. Elbette böyle bir film, 'öylesine bir film'in çok çok ötesinde derinlerinde çok fazla detay arındırıyor. İşte, The Matrix üçlemesine dair bilinmesi gereken 10 detay!

30 Mayıs 2020, Cumartesi 10:06 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Kitaptan aynen perdeye aktarılmış

Kitaptan aynen perdeye aktarılmış

The Matrix, William Gibson tarafından 1984 yılında yayımlanmış bir kitap. Gibson eserinde, karmaşık bir bilgisayarı tanımlamak için ilk kez ‘matrix’ kelimesini kullanıyor. Filmin yönetmenleri Wachowski Kardeşler, kitaptan ilham almakla kalmamış, kitapta yer alan bazı olayları ve mekânları aynen perdeye de yansıtmış. Matrix filminin yakaladığı başarı üzerine, kitabın sonraki basımlarında adının ‘Matrix Avcısı’ olarak değiştirilmiş.

3 dakikalık sahnenin çekimi 10 gün sürüyor

3 dakikalık sahnenin çekimi 10 gün sürüyor

Morpheus’u kurtarmak için girdikleri binanın lobi sahnesini çekmeleri neredeyse 10 gün sürüyor. Üç dakikalık bu silahlı çatışma sahnesinde bilgisayar efektleri kullanılmıyor. Ofis binası için bir set kuruluyor, yalnızca oyuncuların yer aldığı bölümlerde özel efektlere yer veriliyor, tüm patlamalar ise gerçek. Öyle ki, lobi ve asansör sahnelerinde Keanu Reeves’in kullandığı silahları tasarlayan John Bowring, plastikten hafif silahlar yapıyor. Böylelikle Reeves 150-200 gram ağırlığındaki bu silahları taşımakta güçlük çekmiyor. Ancak silahların yere düşmesi gerektiği anlarda gerçek boyutlara ve ağırlıklara sahip silahlar kullanılıyor.

Neo'nun harflerinin yerini değiştirin

Neo'nun harflerinin yerini değiştirin

Filmde kullanılan adların çoğu, felsefi, mitolojik ya da dini referanslara sahip. Neo, böyle bir referansa sahip değil ama harflerin yeri değiştirildiğinde adı, ‘one’ yani seçilmiş oluyor. Neo hikâyede ‘mesih’ olarak konumlanırken, Ajan Smith de bir nevi ‘deccal’ olarak yer alıyor. Gündüzleri bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson, geceleri de ‘Neo’ kod adı ile hacker’lık yapar. Matrix’i araştıran Neo, onu yok edecek ‘seçilmiş kişi’ filmdeki tanımı ile ‘the one’ olduğundan habersizdir.

Sayısız tek yumurta ikizi oynuyor

Sayısız tek yumurta ikizi oynuyor

Üçlemenin oyuncu kadrosunda çok sayıda tek yumurta ikizi oyuncuya yer veriliyor. Bu oyunculara bilgisayar programlarının yineleme illüzyonunu göstermek adına çekilen ve kırmızı giyen kadınların yer aldığı sahnelerde rastlayabilirsiniz. Ayrıca ajanları eğittikleri “Agent Training Program” kapsamında kullanılan oyuncular da tek yumurta ikizi ve bu sahneler süresince defalarce kopyalanıyorlar.

Her şey dönüp dolaşıp seçimlerimize dayanıyor

Her şey dönüp dolaşıp seçimlerimize dayanıyor

Matrix serisinde ‘seçim’ önemli bir rol oynuyor. Karakterlerin hemen hemen hepsi bir seçimde bulunuyor ve her seçim, bir sonuç doğuruyor. Neo da filmin başında kırmızı hapı seçerek, seri boyunca yapacağı seçimlerin ilkini gerçekleştirmiş oluyor. Bundan sonra yapacağı seçimlerin haddi hesabı yok. Hatta serinin finali de Neo’nun seçimi ile sonlanıyor. Bu bölümde Ajan Smith, Neo ile yaptığı dövüş esnasında neden pes etmediğini sorduğunda aldığı cevap, “Çünkü bir seçim yaptım” oluyor.

Gerçek bir sado-mazo kulüpte tanışıyorlar

Gerçek bir sado-mazo kulüpte tanışıyorlar

Trinity ve Neo’nun tanıştığı ilk sahne de Sidney’deki The Hellfire Club isimli gerçek bir S&M (sado-mazo) kulübünde çekiliyor. Sahne süresince çekimlere katılan tüm figüranlar, tepeden tırnağa ayarlanmış kostümler ile gelmeleri söylenen kulübün gerçek korumaları.

Matrix'te tasavvuf etkisi

Matrix'te tasavvuf etkisi

Matrix, gösterime girdiği dönemde felsefi yönü çokça tartışıldı. Fransa bu tartışmaların en hararetli olduğu yerlerden biriydi. Hatta ‘gerçeğin çölü’ adlı yuvarlak masa toplantısı bile yapıldı. Slavoj Zizek, “Matrix ya da Sapkınlığın İki Yüzü” adlı bir kitap yazdı. Dünyada bu tartışmalar sürerken ülkemizde de başka bir tartışma yürüyordu. Matrix’te tasavvuf etkisi var mıydı? Semazen Fatih Çıtlak, verdiği bir röportajda Matrix’in tasavvuftan ciddi olarak etkilendiğini iddia edip benzerlikleri de şu örneklerle açıklamıştı: “…Tasavvuf da bunu söyler. Hangi iş olursa olsun, bir işi çok güzel yaparsan, altından Hak gözükür der… Sonra hayal mi, gerçek mi diye kestirirken, kendini araştırma hadisesi başlıyor. Tasavvufta buna aşk denir.” Çıtlak, kırmızı ve mavi hap olayının tesadüfi olmadığını da “Tasavvufta da her şeyi fark edebilme ve geriye dönememe esmasının rengi, kırmızıdır” örneği ile kanıtlamaya çalıştı. Çıtlak, zamanında filmin yapımcıarna ulaşmaya da çalışmış.

Kendini bil

Kendini bil

Delphi Kahini, Apollo Tapınağı’nın ve Antik Yunan’ın en prestijli rahibesi. Tapınağın duvarına kazınmış olan “gnōthi seautón (Know Thyself)” yani “Kendini Bil” ibaresini, The Matrix’te yer alan kahinin mutfağında görebilirsiniz (Filmde Latince versiyonu olan temet nosce ifadesi kullanılmıştır).

Renk kullanımı önemli

Renk kullanımı önemli

Filmde, renk kullanımı oldukça önemli. Yaratılan dünyaları betimlemede renklerden fazlasıyla yararlanmış Wachowski Kardeşler. Matrix dünyasında yeşil tonları hakimken, gerçek dünyada mavi tonlarının hakimiyeti var. Hatta bu yolla, Kahin’in Matrix’in bir parçası olduğu düşüncesi filmin başından itibaren verilmiş. Kahin’in evinde ya da giysilerindeki yeşil tonlarının ağırlığı bariz biçimde görülüyor.

Anlamayanlar için

Anlamayanlar için

Animatrix, dokuz bölümden oluşan bir anime serisi. Matrix yaratıcılarının Japon anime ustaları ile ortaklığından oluşan bu seri, filmi izleyenlerin kafasındaki çoğu soruya da bir cevap niteliğinde.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER İkinci Dünya Savaşı'nı anlatan en iyi 10 film