Tülay Günal: Tiyatro uğruna aç, susuz kaldım ama onurumu satmadım

Tülay Günal: Tiyatro uğruna aç, susuz kaldım ama onurumu satmadım

Sahnede devleşen oyunculardan biri o. Tiyatroya yıllarını veren Tülay Günal’dan bahsediyorum. Yıllar önce Gülriz Sururi’nin müthiş yorumuyla hafızalara kazınan Édith Piaf’ın hayatını anlatan ‘Kaldırım Serçesi’ni tekrar izleyici ile buluşturdu. Ünlü oyuncu ile hem oyunu hem de hayatı konuştuk.

24 Kasım 2019, Pazar 08:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bu yoğun tempoda hayat nasıl gidiyor, mutlu musunuz?

Bir yanım mutlu ve umutlu ama diğer yanım çok sancılı. Ülkemizin koşullarında sürekli bir mutluluktan söz etmek mümkün değil. Güne güzel başlasanız bile zaman zaman öyle haberler çıkıyor ki bütün gününüz mahvoluyor.

Sanatçı duygusallığı ya da duyarlılığı mı bu?

İnsan olmanın getirdiği bir duyarlılık bu. Ne olursan ol insan olamadıktan sonra günün sonunda hiçbir şeyin anlamı yok. Gerçek sanatçının ülkesinden soyutlanması mümkün değildir.

“Gerçek sanatçı” dediniz, sanatçının yalancı olanı da mı var?

Sanat; ülke, insan ve eğitim içindir. Sanat vericidir, taşın altına el koyandır. Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunuyum. Hocalarıma çok şey borçluyum. Tiyatro benim için bir yaşam biçimidir. Tiyatro yaparken hiçbir beklentim olmadı. Tiyatro uğruna yeri geldi aç kaldım, susuz kaldım ama onurumu satmadım. Hakikaten aç kaldım, lafta değil. Hele ki ilkeleriniz, idealleriniz varsa daha beterini yaşarsınız. Önemli olan hedeften şaşmamak.

Bazı isimlerin dizilerden rol kapmak için tiyatroyu kullandıkları söyleniyor, bu doğru mu?

Böyle insanlar var ama herkes kendi hayatından sorumludur. Ben bu işin eğitimini alarak buralara geldim ve işimi hep aşkla yaptım. Mesleğime asla ihanet etmedim. Diğeri çok ucuz ve yakışıksız olurdu. Tiyatro eğitimi almayan insanlar gündelik çıkarlar yönünde hareket edebiliyor. Aslında sorun, tiyatro eğitimi almış insanların bile sağlam bir duruş gösterememesi. Bizim işimiz konuşmak değil, seyirciye ne sunduğumuz önemli.

Son dönemin en dikkat çeken isimlerinden birisiniz. Fakat hiç magazinsel biri değilsiniz. Neden?

Ben buna hiç ihtiyaç duymadım. İşim dışında kameralara oynamak benlik değil. Ben sadece işimi iyi yapmaya çalıştım.

Sizin için “Sahnede devleşen oyuncu” diyorlar.

Bir oyuncu için söylenebilecek en güzel cümlelerden biri bu.

Tiyatro şahane, oyuncular şahane ama para yok. Buna rağmen neden bazı oyuncular ısrarla ‘tiyatro’ diyor?

Gerçek sanatın parasızlık gibi riskleri vardır ama sahne sizi yine de yaşatır. Bu başka bir aşk, anlatması çok güç. Yaşamanız lazım. Tiyatro için sponsor bulabilmek ülkemizde ciddi bir sorun. Tiyatro bütçeli bir iştir. Sponsor bulunamaması da hepimizi derinden üzüyor. Biz de bu saygı duruşunu layıkıyla yapmak istiyoruz.

Sanat zarafet katar, sanatın olmadığı yer çürür

Devlet desteği yok mu?

Olması lazım ama yok maalesef. Daha önce sponsorluk maliyetleri vergiden düşülüyordu. Destek olmadıkları gibi bunu da kaldırdılar. İnsanlar zaten zar zor sponsor oluyor. Bu kalkarsa insanlar kültür-sanata neden destek olsun?

Sizce çözüm ne?

Yılmak yok, yola devam. Bir şekilde bu para bulunacak. Sanat insana zarafet katar. Sanatın olmadığı yer çürür.

Genco Erkal’la karşılıklı oynarken neler hissediyorsunuz?

Benim için ikinci bir okul oldu. 7 yıldır birlikte oynuyoruz ve arkada dururken bile onu izliyorum. Bir ustadan öğrenmek her oyuncuya nasip olmaz.

Bugünün Türkiye’sine ve sanatına baktığınızda ne görüyorsunuz?

Gelecekten umutsuz değilim. Gençlere güveniyorum. En karamsar dönemde bile umutlu olmalıyız. Umudum olmazsa yaşayamam.

Oysa birçok oyuncu yeni kuşaktan umutlu değil…

Asla onlar gibi düşünmüyorum. Ümit kesilecek bir durum yok.

‘Fi’ dizisinde çok genç oyuncularla başrol paylaştınız. Onları nasıl buldunuz?

Çok yetenekli. Ozan Güven ve Seranay Sarıkaya zaten muhteşemdi. Ancak oyuncuların yetenekli olması tek başına yeterli değildir. Akıllarını da kullanmaları gerekiyor. Güzellik de geçici bir şey. Yaşlandığınızda sizi ayakta tutacak şey oyunculuk olacak.

‘Fi’ çok iyi bir projeydi yola devam etmeliydi

Birçok insan sizi ‘Fi’ dizisinde Eti olarak tanıdı ve çok bayıldı. Siz o projeyi sevmiş miydiniz?

Sevmediğim hiçbir işin içinde yer almadım. Almam. Eti için çok çalıştım. O süreçte resmen bir psikiyatrist oldum. (Gülüyor) Çok iyi bir projeydi. Devam etmeliydi.

Peki, ülkede sizi en çok üzen şey ne?

Adalet kavramının yerle yeksan edilmesine çok üzülüyorum. Adalet olmazsa nasıl yaşayacağız? Keyfi adalet beni çok üzüyor. “Sanat muhaliftir” derler ama sanatınla ortaya koyarsın muhalefetini. Mesela bir oyun sergiliyorum ve orada zaten anlatmak istediğimi anlatıyorum. Estetik kaygılar olmadan sanat yapamazsınız. Kaba ve politik tiyatroyu hiçbir zaman sevmedim.

Siz nasıl hatırlanmak istersiniz?

Öldüğümde onurlu bir şekilde.

Kaç yaşındasınız?

49.

Zor bir ülkede yaşadığımızdan çocuk yapmadım

Çocuğunuz var mı?

Hayır. Zor bir ülkede yaşadığımızdan çocuk yapmadım. Tiyatronun merkezde olduğu bir yaşamda çok paradan söz etmek de mümkün değil. Tabii parası çok olan da var ama insanların gözüne sokmak ayıp tabii.

Mücadeleci bir kadın olarak buradan kadınlara neler söylemek istersiniz?

Bu ülkede kadınlara verilen değer ve önem ortada. Bir kadın gözümüzün önünde “Ölmek istemiyorum” diyor ve öldürülüyor. Sivil toplum kuruluşlarıyla devletin işbirliği içinde çalışması gerekiyor. Devletin pozisyonu çok önemli ama pek bir adım göremiyorum. Her şeye rağmen ülkenin kadınlarından umutluyum. Kadınlar mücadeleci olursa aşamayacağımız sorun kalmaz. Ben de o mücadeleci kadınlardanım.

İnsanların giderek kabalaşması çok yaralayıcı

Sosyal medyayla aranız nasıl?

Sosyal medya önemli. Tabii sosyal medyada da her şeyin üzerine atlamam, çok seçiciyim. Linç kültüründen nefret ediyorum. İnsanların giderek kabalaşması çok yaralayıcı.

Tiyatro dışında yeni projeleriniz olacak mı?

Kaldırım Serçesi’nden sonra bakacağız. Son olarak Melih Saraçoğlu ve Hakkı Kurtuluş’un çektiği ‘Birlikte Öleceğiz’ adında bir filmde oynadım. Çekimleri yeni bitti. Güzel senaryolar geldikçe sinemanın da içinde olmaya çalışıyorum.

Size göre güzel bir projenin kıstasları nedir?

Öncelikle ne anlattığı önemli. Ardından kimin yöneteceği. Sonrasında da oyuncu kadrosunu önemsiyorum.

İstanbul’u seviyor musunuz?

Zor bir şehir. Bir Ankaralı olarak ilk zamanlarda çok zorlanmıştım ama artık alıştım. Trafiği ve kaybolan tarihi sinirimi bozuyor.

ÉdIth PIaf’ı canlandIrmak ciddi cesaret ister

Efsanevi Fransız sanatçı Édith Piaf 48 yıllık trajik hayatında dibi de gördü, zirveyi de. Kaldırımda doğmuş, yaşamı boyunca yoksulluk ve hastalıklarla boğuşmuş olsa da; hayatı müthiş bir tutku ve cesaretle kucaklayarak dünyayı sarsan bir efsaneye dönüştü. 1950’ler Fransa’sından 80’ler Türkiye’sine uzanan bu hikaye Tülay Günal’ın etkileyici yorumuyla yeniden bizimle... Kaldırım Serçesi’ni 1982’de Gülriz Sururi yorumlamıştı.

Şimdilerde herkesin çok konuştuğu bir oyunla gündemdesiniz. Nedir ‘Kaldırım Serçesi’nin hikayesi?

Ünlü Fransız şarkıcı Édith Piaf’ın hayatını anlatıyor. Başar Sabuncu’nun yazdığı muhteşem bir piyes. Kaldırımda doğmuş, küçük yaşta annesi tarafından terkedilmiş, genelevde büyümüş, 8 yaşında gözlerinden ciddi bir rahatsızlık geçirmiş, yoksul ve bahtsız bir sokak şarkıcısıyken herkesin bildiği Édith Piaf olmuş.

‘Kaldırım Serçesi’ni en son Gülriz Sururi oynamıştı. Şimdi de siz... Nasıl hissediyorsunuz?

Bu oyun Gülriz Sururi ve Başar Sabuncu’ya bir saygı duruşudur. Kalabalık bir kadromuz var. Usta oyuncu Levend Yılmaz, Burcu Halaçoğlu, Yeşim Sarı, Ozan Erdönmez, Can Deniz Erzaim oyuncu kadrosunda. Oyunun yönetmenliğini Yiğit Sertdemir yaptı ve beş kişilik bir orkestramız var.

Ben bu projeyi Yiğit Sertdemir’e götürdüğümde hemen kabul etti. Onun kariyerinde de Gülriz Sururi ve Başar Sabuncu’nun önemli bir yeri var. Bu bir ‘Altıdan Sonra Tiyatro’ prodüksiyonu. Gerçekten zor bir işe kalkıştılar. Böyle bir prodüksiyon için çok cesurca davrandılar. Müziklerin düzenlemeleri için Yiğit Özatalay 1.5 yıl çalıştı ve gerçekten harika bir iş oldu.

Sizin yolunuz bu projeyle nasıl kesişti?

‘Kaldırım Serçesi’ni 14 yaşındayken ilk defa TRT’de izledim. Büyülendim. Hiç aklımdan çıkmadı. Bundan 1.5 yıl önce bir sohbet sırasında Genco Erkal neden Başar Sabuncu’nun Édith Piaf’ını oynamadığımı sordu. Ben de çok istediğimi söyledim ama bir taraftan da çok zor bir iş, biliyordum.

Kalabalık bir kadro gerekiyor. Ülkenin bu şartlarında bir tiyatronun böyle bir işe girişmesi ciddi cesaret ister. Hemen Gülriz Sururi’yle, Candan Sabuncu’yu aradım. Çok mutlu oldular ve çalışmalara başladık. Bu sürecin ardından ikisini de kaybedince derin üzüntüye kapıldım. Onlar gibi insanlar kolay yetişmez. Çok şık gittiler bu dünyadan. Yani Gülriz Hanım’ın gidişi bile başlı başına bir dersti.

Gülriz Sururi’nin gidişinden nasıl bir ders aldınız?

Ölürsün ama ölümsüzlük diye de bir şey vardır. Gülriz Hanım, arkasında çok kalıcı değerler bıraktığı için hiç unutulmayacak.

Alev GÜRSOY CİMİN / alev.gursoy@posta.com.tr

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yaz bitti cildinizi, saçınızı ve vücudunuzu sonbahara nasıl hazırlanırsınız?