Turizmde krize direnen süper kahramanlar

MEHMET COŞKUNDENİZ YAZDI... https://twitter.com/askdoktoruInstagram: askdoktoruu

16 Temmuz 2016, Cumartesi 16:00
A A

MEHMET COŞKUNDENİZ YAZDI... https://twitter.com/askdoktoru Instagram: askdoktoruu, Birileri Bodrum'un, çeşme'nin 'beach'lerine güzelleme yazarken ben turizmin kalbi Antalya'da, turizmcilerin yaşadığı zorlukları dinledim. Krize rağmen nasıl mücadele ettiklerini, kaliteden taviz vermeden o devasa tesisleri nasıl ayakta tutmaya çalıştıklarını anlattılar bana.

Evet, Rusya, vatandaşlarına Türkiye'ye gitme izni verdi ama o operasyon bu seneyi kurtaracak gibi görünmüyor. Bu nedenle çare yine yerli turist. Ama yerli turisti çekebilmek için de büyük rekabet var. Tabii rekabet deyince akla ilk gelen fiyatları aşağı çekme seçeneği.

Manavgat'ın Kızılağaç Turizm Bölgesi'nde kurulu Starlight Otel geçen yıla kadar 'lüks' segmentte Rus ağırlıklı olmak üzere yabancı turist ağırlayan bir tesisti. Kriz yaşanınca önlerine tesisi kapatmak gibi bir seçenek çıktı. Ama tesisin 1200 çalışanı işsiz kalacaktı. Bu en kolay yoldu ve yapsalardı kimse “Neden böyle bir şey yaptınız?” diye sormayacaktı.

çalışanları işsiz bırakmak yerine rotalarını iç turizme çevirdiler. Müthiş bir kampanyaya başladılar. Türkiye'nin sevilen sanatçılarıyla sezon boyunca tam 42 konser ayarladılar. Fiyat düşürmek de en kolay yoldu ama bu aynı zamanda kaliteden ödün vermek anlamına geliyordu. Bunu da yapmadılar, yeme-içme konusunda hiç kimsenin bilmediği markalarla değil, Türkiye'nin tanıdığı firmalarla çalıştılar.

Belki bu yıl yine zarar edecekler ve firma bu zararı özvarlığından karşılayacak. Ama sonuçta o tesis açık, çalışanlar işbaşında, halk geliyor. Bu durum sadece Starlight Resort Otel için geçerli değil. Antalya'da böyle başka tesisler de var elbette.

Tabii bir de fırsatçılar var. 'Her şey dahil' sisteminde fiyatlarını 60-70 liraya kadar indirenler olmuş. Bu parayla işin dönmesinin imkansız olduğu çok açık. Bu durumda hizmetten, özellikle de yeme-içmeden ödün vermek gerekiyor. Böyle bir tatile gidebilirsiniz ama neyle karşılaşacağınız meçhul (birkaç yıl önce benim başıma böyle bir olay gelmişti, o tesisten zor kaçmıştık).

Bu arada çocuk dostu tesislerin aileler tarafından daha fazla tercih edildiğini söylemeliyim. Tesisler artık sadece yetişkinleri değil, çocukları da düşünmek zorunda. Starlight'ta tesise yakın tuvalette kadınlar ve erkekler bölümünün yanı sıra bir de çocuklar bölümünün olması beni şaşırttı. Böyle bir şeyi ilk kez gördüm ve takdir ettim.

Sonuç olarak, turizmi ayakta tutmak için var güçleriyle çalışan yatırımcılar, firmalar, tesisler, yöneticiler takdiri hak ediyor. Yani asıl mesele, Bodrum'dan çeşme'den bakıp turizmi 'lay lay lom' göstermek değil, krize karşı mücadele edenlerin hakkını vermek.

Ah be Tarkan... Sen 'Türkiye'nin Megastarı' unvanını alacaksın... Sen 6 yıl boyunca şarkı, albüm yapmayıp hayranlarını büyük beklenti içine sokacaksın... Sonra da 'Cuppa' diye bir şarkıyla halkın önüne çıkacaksın...

Oldu mu şimdi? Bu şarkı yakıştı mı? üstelik şarkının sözü ve müziği de Sezen Aksu'ya ait. Şarkıyı Sinan Akçıl yapıp söylese, yerin dibine sokarlardı. Ama Tarkan olduğu için “Dinleye dinleye beğeniriz” görüşü ağır bastı.

Hayır efendim, öyle dinlenerek beğenilecek bir şarkı değil. Sıradan şarkılardan bile kötü. Sözü de müziği de... Benim sözüm aslında Tarkan'a değil, yapımcılara.

Bir ara Nazan öncel'le de 'Aşkitom' diye bir felakete imza atmışlardı. Hiç mi uyarmadılar Tarkan'ı? “Bu şarkı kötü” deme cesaretini gösteremediler mi? Evet, bazen Sezen Aksu da kötü şarkı yazabilir, ne var bunda?

Neyse, bu, Tarkan'ın albümünün ilk single'ı. Umarım albümde benim hala dinlemeye doyamadığım 'Kış Güneşi' tadında şarkılar vardır.

Sevmekten korkmak Geçenlerde bir dostumla konuşuyorduk. “Kimi sevdiysem beni sevmedi, ben de beni sevenleri sevemedim” dedi ve ekledi, “Sanırım mutlu olmak için çok geciktim...” Ona şu cevabı verdim:

“Bak, mutluluk öyle oturduğun yerde beklerken gelmez. Kalbinin sesini dinleyip harekete geçtiğinde yakalayabilirsin mutluluğu. Geçmişinde ne yaşadıysan yaşadın, mutsuzluklar, acılar, terk edilmeler, aldatılmalar...

Hem bir düşün, sen kaç kişinin canını yaktın? Mesela kaç kişinin aşkına karşılık vermedin? Hayat böyle bir şey işte, bazen sen seversin sevilmezsin, bazen seni severler, sen sevmezsin. Bu döngüyü değiştirmeye çabalamak yerine mutlu anları çoğalt. çık dışarı, gez, eğlen, hayatın sana verdiği nimetlerin tadını çıkar.

Sev sevebildiğin kadar, korkmadan sev. Sevdiğini söyle, haykıra haykıra, bağıra bağıra... Ona jest olsun diye değil, kendi istediğin için, içinden geldiği için. Aşk bir insanın başına gelebilecek en güzel şeydir, reddetme onu. Düş peşine aşkın, bırak seni götürsün götürebileceği yere. Aşkı mutluluk kaynağı da mutsuzluk kaynağı da yapacak olan sensin.

Sözün kısası, yap işte, ne yapmak istiyorsan yap. Ama şimdi yap, hemen yap, yarını beklemeden yap.”

Yüzüme baktı, “Sen iflah olmaz bir romantiksin” dedi... Bilmiyordu ki; hayatımın en büyük acılarını da en büyük mutluluklarını da aşk sayesinde yaşadım ben. Mesele romantik olmak değildi. Aksine, mesele, aşkı yaşayacak kadar cesur olmaktı. Ve yine bilmiyordu ki; aşk dünyasında sadece cesurlar hayatta kalırdı.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.