Türker İnanoğlu: Az zamanım kaldığını hissediyorum. Ben gittikten sonra Yeşilçam'ı anlatacak kimse kalmayacak

Türker İnanoğlu: Az zamanım kaldığını hissediyorum. Ben gittikten sonra Yeşilçam'ı anlatacak kimse kalmayacak

Türker İnanoğlu, namıdiğer ‘Bay Sinema’… Başarılı, tutkulu, azimli biri. Ömrünü sinemaya verdi. Sinemaya 19 yaşında başladı, şimdi 84 yaşında ve üretmeye devam ediyor. O, sinemanın kara kutusu. En çok izlenen filmlerde, reytingi bol, uzun soluklu dizilere onun imzası var. Bu kez de ‘Sinemaya Adanmış Bir Ömür, Acısıyla Tatlısıyla Yeşilçam Anıları’ kitabını okurlarıyla buluşturdu. Kitap, Türk sinemasının dününü, bugününü bilinmeyenleriyle öyle güzel anlatıyor ki… Ben soluksuz okudum, size de tavsiye ederim. Söz şimdi Türker Bey’de… Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

24 Ocak 2021, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Filmleriniz ve son kitabınızla gelecek nesillere şahane bir miras bırakıyorsunuz. ‘Sinemaya Adanmış Bir Ömür, Acısıyla Tatlısıyla Yeşilçam Anıları’ kitabınızı sizden dinleyelim.

65 senedir sinemanın içindeyim. Bu süre içinde çokça komik, dramatik, heyecan dolu olayla karşılaştım ve bunları gelecek nesillere aktarmak istediğimden bu kitabı yazdım.

Yeşilçam sayenizde ölümsüzleşti.

Yeşilçam benim sayemde değil, Türk sinemasına hayat veren binlerce sanatçı, teknik adam, yazar, çizer, yönetmen, yapımcı sayesinde ölümsüzleşti. Ben de onları ortaya çıkardım.

Ben gidince Yeşilçam biter” dediğinizi hatırlıyorum. Bunu açar mısınız?

Yeşilçam’daki en eski yapımcılardan biriyim. Ben de gittikten sonra Yeşilçam’ı anlatacak yaşatacak kimse kalmayacak. Belirtmek istediğim buydu.

TELEVİZYONDA ESKİ FİLMLERİM GÖSTERİLİNCE HIÇKIRARAK AĞLIYORUM

Kitapta, en ünlü jönlerden figüranlara kadar herkese yer vermişsiniz. Okuyunca insanın gözleri doluyor. Kitapla ilgili sizin duygularınız nasıl?

Bu kitabı ağlayarak yazdım. Bazen televizyonda eski filmlerim gösterilince hıçkırarak ağlıyorum. Bir bakıyorum ki yaşayan kimse kalmamış. Ustalarım yok, çıraklarım yok…

KİTAPTA YAZDIKLARIM ŞAHİT OLDUKLARIMIN YÜZDE 1’İ

Kitapta pek çok isme dair, hiç bilmediğimiz özel bilgiler bile var. Siz resmen sinemanın kara kutusunuz, her şey sizde saklı…

Kitapta yazdıklarım şahit olduklarımın yüzde 1’i… Bunları acısıyla tatlısıyla gün ışığına çıkarmak istedim. Yazdığım her olay, olmuş olaydır. Hayal mahsulü değildir.

Ekranlardaki Yeşilçam esintisini, o samimiyeti özlüyor musunuz?

Özlemez olur muyum? 19 yaşında bir delikanlıyken girdiğim bu meslekte; ağabeylerimi, amcalarımı, kardeşlerimi dün gibi hatırlıyorum. Hulusi Kentmen, Ayhan Işık, Belgin Doruk, Erol Taş… Hiçbirini unutmadım. Ben her sene yılbaşında güzel bir ajanda çıkarırım, bu seneki ajandamda ‘Unutulmayanlar’ adı altında bu söylediklerimi andım.

Neden ömrünüzü sinemaya adadınız? Sizi çeken neydi?

Bu mesleği sevdiğim için kendimi adadım.

DAİMİ BAŞARI İÇİN BİR ÖMÜR VERİLMELİ

Başarınızın sırrı da bu sevgi sanırım.

Doğrudur. Özveri, fedakarlık, istikrar… Liste uzar da uzar. Daimi başarı için bir ömür vermeli.

Bir gün kendinize “Daha ne kadar yarınların peşinden koşacağım” diye sormuşsunuz. Bu sorunun cevabını buldunuz mu?

Çok az zamanım kaldığını hissediyorum. Yaş 84. Gece-gündüz, yaz-kış demeden yurdumuzun dört bir tarafında, daha sonra da yurt dışında meşakkatler içinde çalışmakla geçti ömrüm.

‘YEŞİLÇAM BİTTİ’ DİYENLER HALT ETMİŞ!

 “Yeşilçam bitti” diyenler var ama bugün çoğu insan, Yeşilçam filmlerini şimdiki filmlerden daha çok seviyor. Sizce neden günümüz sineması ve dizileri insanları tatmin edemiyor?

“Yeşilçam bitti” diyenler halt etmiş. Yeşilçam; Türkiye insanının kimliğini, sevgisini, saygısını, nefretini, hırsını gayet ince bir şekilde ortaya koydu.  Çünkü ruh vardı, emek vardı, iyi ekipler vardı. Ayrıca imkanlar kısıtlıydı, yokluk vardı. Yoktan var etmek vardı. Ayrıca 65 yıldır bir kez magazin sayfasına düşmedim. Ama kamera arkasının en tanınan ismiyim. Daima iyi işlerle anıldım. Sevgi gördüm.

ÇOĞU YEŞİLÇAM OYUNCUSU YOKLUK İÇİNDE ÖLDÜ AMA BUGÜN HAFTADA 100 BİN LİRA KAZANAN OYUNCULAR VAR

Eski oyuncularla yeni jenerasyon oyuncuları mukayese ettiğinizde çok keskin farklar görebiliyor musunuz?

Dağlar kadar fark var! Eskiden sinemada para yoktu. Çoğu Yeşilçam oyuncusu, zorluk ve yokluk içinde öldü ama sinema sevgisinden, Türkiye insanına olan bağlılığından hiçbir şey kaybetmeden mesleklerine devam ettiler. Bugün haftada 100 bin lira kazanan oyuncular var. Bu kadar büyük paraya sahip olunca da şaşırıyorlar.

Yeşilçam emekçilerinin çoğu öldü, yaşayanlar da dediğiniz gibi sefalet içinde. “Şan, şöhrete kavuşmuş bu efsanelerin hayatlarındaki son gerçek sahne sefalet” diyorsunuz. Bunun önüne neden geçilemedi sizce?

Bunu da gazeteci olarak siz çözün. Devletin sanatçıya gerekli ehemmiyeti göstermemesini de ben söyleyecek değilim.

YENİ JENERASYONDA ÖZTÜRK SERENGİL, ADİLE NAŞİT GİBİ OYUNCULARIN YERİNE KOYULACAK BİR İSİM BİLE YOK!

Yeni jenerasyon oyuncular, bir dizi ya da sinema ile star oluyor. Büyük paralar kazanıyorlar ama ikinci diziden sonra kaybolup gidiyorlar. Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, Cüneyt Arkın gibi değiller. Bugün en beğendiğimiz oyuncu bile eskilerle mukayese edilemiyor, neden?

Yeşilçam’ın karakterleri vardı. Vahi Öz, Öztürk Serengil, Turgut Özatay, Kadir Savun, Suphi Kaner, Necdet Tosun, Hüseyin Baradan, Mürüvvet Sim, Adile Naşit... Yeni jenerasyonda onların yerine koyulacak bir isim bile yok! “Yeni jenerasyon sıfır” demiyorum ama onlar gibi değiller. O dönemin ruhu bambaşkaydı.

TÜRKER İNANOĞLU’ OLMAK HİÇ KOLAY OLMADI

Bir yalıda hayata gözlerinizi açıyorsunuz, varlık için doğuyorsunuz. Tesadüfi bir şekilde bir konağa gelen sinemacılarla tanışıyor ve birden kendinizi asistan olarak buluyorsunuz. Sonrası zaten zirve… Tüm bunları siz nasıl açıklarsınız?

Şans, kader, inanç, tesadüfler, hırs, azim… ‘Türker İnanoğlu’ olmak hiç kolay olmadı.

Nasıl oldu da Türkiye gündemini ve halkını bu kadar iyi tanıyabildiniz?

O, Allah’ın bana verdiği bir nasip. Devamlı halkın içinde olduğumdan Türk halkının ne istediğini öğrendim, biliyorum.

‘ARKA SOKAKLAR’ İÇİN GAZETE HABERLERİNDEN KONULAR SEÇİYORUM

Yapımcısı olduğunuz ‘Arka Sokaklar’ yaklaşık 15 yıldır devam ediyor. Bu sürekliliğin sırrı ne?

Halkı tanımak, işi sevmek, çok okumak, çok seyretmek, benim 100 bini geçkin kitabım, binlerce           yerli-yabancı film arşivim var. Çok okuyarak, çok seyrederek bazı bilgiler elde ediyorum. Bilhassa ‘Arka Sokaklar’ için gazete haberlerinden konular seçiyorum.

Size “Bay Sinema” denilmesinden hoşlanıyor musunuz?

Sinema benim için bir aşk, ben ise bir sinemaseverim. 65 sene boyunca doğru dürüst tatil yapmadım. Tatile gittiğim zaman bile bir elim sürekli telefonda, kafamın bir kısmı burada olurdu.

Onlarca yıldız yarattınız. Nasıl onlardaki o cevheri keşfedebiliyordunuz?

Yeteneği gören bir hissim var. Boy postan önce karaktere ve hevese bakardım. Bu işe girmeden önce de çok film seyrederdim, bilhassa Amerikan filmlerini... Bir iş tutar mı tutmaz mı yüzde 60-70 oranında anlarım.

Geldiğiniz noktadan memnun musunuz? “Evet, içim rahat” diyebiliyor musunuz?

19 yaşında sinemaya adım attım. 65 yıldır sinemanın içindeyim. Türk sinemasının en uzun ömürlü şirketi, Erler Film’i 1960’ta kurdum. Sinema sayesinde herkesten saygı, sevgi gördüm. Onlar sayesinde filmlerim gişe rekoru, dizilerim reyting rekoru kırdı. Bu insanlara, bu mesleğe borcum vardı. Bu eserlerle de borcumu ödedim.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder