Türkiye'nin annesi Oya anne: Çocuklarım karnımdan değil, kalbimden çıktı

59 yılı çocuklara adanmış bir hayat düşünün. Oya kayacık hiç evlenmemiş. kendi çocuğu yok. robert kolejli. varlıklı bir ailenin el üstünde büyütülen kızı. henüz 22 yaşındayken hayatı dahil olmak üzere sahip olduğu her şeyi kimsesiz çocuklara adamış. şimdi 81 yaşında ve yüzlerce çocuğu var. hadi gerisini ondan dinleyelim.

12 Mayıs 2019, Pazar 08:30 Son Güncelleme:
A A
Türkiye'nin annesi Oya anne: Çocuklarım karnımdan değil, kalbimden çıktı

Yüzlerce çocuğun annesisiniz. Ama kendinizi hiç öne çıkarmaya çalışmıyor, yaptığınız fedakârlıkları anlatmıyorsunuz. Neden?

Ben şovmen değilim. Aklımdan ve kalbimden geçeni yaptım. Necip Fazıl Kısakürek'in "Gittikçe kesilir derken sedalar. Gece, bir siyah el gözümü bağlar. Duyarım, içime sığınmış, ağlar. Bir ufacık çocuk, bir küçük öksüz" dizelerini hayatımın her anına, her yılına nakşettim Kasımpaşa'da.

Adeta kimsesiz çocukların kimsesi oldunuz.

Ben gökten inme bir melek değilim. Olağanüstü bir insan değilim. Herkes gibi iki ayaklı bir insanım.

Ama olağanüstü şeyler yapmışsınız…

Olağanüstü vakalar olur, onlar size rastlar.

Çok da mütevazısınız.

İnanın mütevazı görünmek için de bunu söylemiyorum. İhtiyaç sahibi çocuklarımız bana rastlamış, ben onlara yardım etmişim sadece. Bu beni olağanüstü yapmaz ki. Yaptıklarım normal ve insani davranışlar.

Kimsesiz çocuklarla hikayeniz nasıl kesişti?

Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi'ne genç yaşlarda sorumlu olarak atandım, çok istemiştim. Bugün 81 yaşındayım, hâlâ aynı duygular içindeyim. Çocuklarıma aynı sevgi ve şefkati besliyorum. Gecenin geç saatlerine kadar çocuklarla ilgilenirim. Ramazan’da çocuk yuvasında son kişi sahurunu yapana kadar uyumam.

Buradaki bütün çocukları nasıl kendi çocuğunuz gibi hissedebiliyorsunuz?

Çocuklar buraya geldiği zaman hemen benimsiyorum. Anne olmak için illa doğurmak şart değil. Kimsesiz çocuklar karnımdan değil kalbimden çıktı. Çocuklar buraya geldiği için çok sinirleniyorum. Buraya geldikleri için üzülüyorum. Geldikleri andan itibaren sahipleniyorum. dOĞuran anne benim hissettiĞimi hissetmeyebilir

Sizi herkes tanıyor. Herkesin ‘Oya Anne’si olmuşsunuz.

Allah vergisidir bu. Doğuran anne benim hissettiğimi hissetmeyebilir. Ama onu da hor görmeyin. Çünkü içinde o duygu yoksa ne yapsın? Bu Allah’tan gelen bir şey. Hepimiz ressam, müzisyen olabiliyor muyuz? Sizin marifetiniz bende benim marifetim sizde var mı? Böyle düşünmeliyiz.

Hiç evlenmediniz. Kendi çocuğunuz olmadı...

İki şeyi bir arada yürütemezsiniz. Ben hiçbir zaman kendi evime ya da babamın evine gitmedim. Hep burada kaldım. Çünkü çocuklarımı yalnız bırakamazdım. Zaman zaman kurtulmak istediğim oldu. İnkar edemem. Bir şeye bağlandığınız zaman kaldırıp bir anda atamazsınız. Çocuklarımı hep okşayarak, öperek uyuturum.

Aileniz bu tercihinizi nasıl karşıladı?

Kimseden bir şey istemeyeceğimin sözünü vermiştim. Rahmetli babam bana bu şartla izin vermişti. Aile adını kullanamayacağımı söylemişti. Ben de babama verdiğim sözü tuttum. Yeri geldi kağıt sattım, çöp sattım, çocuklarıma baktım.

EN SONUNDA HAYATIMI DA ONLARA VERDİM

Çocuklarla nasıl ilişki kuruyorsunuz?

Onlarla beraber yerim oynarım. Her şeyi beraber yapmaya gayret ederim. 24 saat beraber çalışırdık. Buraya eleman almak da benim görevimdi. Çocuklu dul kalmış kadınları aldım. Çocuklarıyla beraber onları da barındırdım. Burası onların da yuvası oldu. Çocuklar beni doyurdu. O kadar saf ve hakikiydiler ki. En sonunda hayatımı da onlara verdim.

Son dönemde çocuklarla şiddet, tecavüz gibi çok kötü hadiseler o kadar sıklaştı ki. Ne hissediyorsunuz?

Eskiden en gençleri ben olduğum için bütün ciddi vakaları bana yönlendirirlerdi. İşleri kolayca halledebiliyordum. Türkiye’de böyle kötü olaylar da yaşanmıyordu eskiden.

Buradaki çocukların teknolojiyle arası nasıl?

Biz telefon, tablet kullandırmıyoruz çocuklarımıza. Ama şikayetçiler bu durumdan. Onların da hakkı. Çevrelerinden görüyorlar. Ama kullandırmamak için büyük mücadele veriyoruz. Eski zamanla şimdiki zaman da bir değil ki. Eskiden edebimiz, hayamız, utangaçlığımız vardı. Ben hâlâ eski duyguları taşıyorum. Aramızdaki fark bu. Şimdiki nesil duygularını yitirmiş. Her şeyi elde etmek istiyor. Doyumsuzlar. Duygu diye bir şey kalmadı kimsede. Yapmacık bir sevgileri var ve paraya tapıyorlar.

Babanız sitem mi etmişti size?

Varlıklı bir ailenin iyi eğitimli kızıydım. Sigara paketlerinin içindeki yaldızlı kağıtları biriktirip çuval çuval satıyordum. Bütün hastanelerin çöpünü toplayıp, serum kutularından pipetlerine kadar satıyordum. Böyle baktım çocuklara. Babama zor gelmiş olabilir.

Sizinle evlenmek isteyen birileri çıkmadı mı karşınıza?

Hiçbir zaman kimseye o gözle bakmadım. Evlilik niyetinde olsaydım evlenirdim belki. Herkesle dost oldum. Kimsesiz çocuklara olan tutkumu bir başkası ile paylaşamazdım. Ben onlardan bir an olsun ayrılamazdım...

Bir gün olsun burayı bırakıp evinize gitmediniz mi?

Hayır. İhtiyaç olduğunu fark ettim ve yıllardır da buradayım. Acımayla merhametle ilgisi yok bunun. Uzun yıllar kaldığınız yer sizin oluyor.

NE SANATÇILAR NE DEVLET BÜYÜKLERİ ÇIKTI BURADAN...

Sizi garipseyenler, inanmayanlar da oldu mu?

İlk başta dayanamayacağımı elbette düşündüler. Kasımpaşa'da bir kadının çalışması insanlara bir garip geliyordu. O yıllarda yokluk vardı. İmkanlar çok değildi. Bazı şeylere göğüs germek gerekiyordu. Bu durumlar hayatımda karşılaşmadığım şeylerdi. Sanırım onlarla mücadele bana zevk verdi. İmkânsızlık nedeniyle yapamadığınız bir şey olunca da çok üzülüyorsunuz.

Siz nasıl bir ailede büyüdünüz?

Babam tüccardı. Deri tüccarı. Aydın bir adamdı. Üç kardeşiz. Ben en büyükleriyim. Doğma büyüme Beşiktaşlıyız. Mutlu bir çocukluk geçirdim. Varlığımızı kimsenin gözüne sokmazdık. Tevazu, en büyük bizde erdemdi.

Robert Kolej’den mezun olmuşsunuz.

Ailede herkes Robert Kolejli. Meziyet değil yani. Yokluk nedir, fukaralık nedir bilmezdim. Dünyadan haberim yoktu. Pamuklar içinde büyüyen, açlığı, sefaleti, kötülüğü, yalnızlığı bilmeyen bir çocuktum. O küçücük yavrular, soba karşısında üşümemeye çalışırken evdeki rahatım bana batmaya başladı. Kolları sıvadım, etraftaki kahvelerden soba topladım, onları ısıttım. Evdeki yemeklerden bolca pişirtip çocuklara götürdüm.

Cennetliksiniz resmen…

Bilinmez, öyle demeyin. Belki farkında olmadan üzüp kırdığım da olmuştur. Buradan ne ressamlar, ne sanatçılar ne devlet büyükleri çıktı. Bununla onur duyuyorum. Gerisinde gözüm yok.

ALEV GÜRSOY CİMİN

Sıradaki haber yükleniyor...