Uğur Güneş: Yakışıklı ve güzel olmak büyük avantaj, oynayamasan da iş bulursun

İlk görüşte ‘ne kadar soğuk ve mesafeli’ diye düşündüm. Zaman ilerledikçe son derece sıcak, samimi, dürüst ve mütevazı bir İstanbul beyefendisi olduğunu gördüm. ‘Bir Zamanlar Çukurova’ dizisinde sert ve gözü kara aşık Yılmaz’ı canlandıran, popülaritesi her geçen gün yükselen oyuncu Uğur Güneş ile Park Şamdan Pera’da buluştuk. Oyunculuğa ve hayata dair konuştuk. Bekir Saçar / bekir.sacar@posta.com.tr

07 Aralık 2019, Cumartesi 08:01 Son Güncelleme:
A A
Uğur Güneş: Yakışıklı ve güzel olmak büyük avantaj, oynayamasan da iş bulursun

Sekiz yıl önce oyunculuğa başladın, bu süreçte altı dizi ve dört sinema filminde oynadın. Sektördeki oyuncu bolluğuna bakarsak, başarının sırrı ne?

Bir tesadüf değil, önceden belirlediğim rotanın yol haritasının getirdiği bir başarı. Konservatuardan gelen genç oyuncu arkadaşlar, hemen başrol oynamanın, ünlü olmanın peşine düşüyor. Ben hiç böyle olmadım. Hedefim bu işte hep kalıcı olmak. Her projede başka bir ruh halini, başka bir duyguyu oynadım. Bu da seyirciye sanki beni ilk defa izliyormuş, görüyormuş hissi verdi.

Seyirci oyuncudan ne zaman sıkılır?

Sürekli aynı karakter ve oyunu oynadığın zaman seyirci seni terk eder. Mesela izleyicim beni hep oynadığım karakterdeki ismimle tanır. Bu benim için çok gurur verici bir şey.

Rol ya da karakter seçer misin?

Benim hiçbir zaman rol skalam olmadı. Üç kelimelik bir rol de oynarım, ikinci, üçüncü adamı da oynarım.

Bugünkü Uğur olmak için ne kadar çaba sarf ettin?

Kendimi gösterebilmek için gerçekten çok çalıştım. ‘Benim İçin Üzülme’de oynadığım ilk rol aksanlıydı… Ardından ‘Urfalıyım Ezelden’i çekecektik. Bu çok riskliydi çünkü yine aksanlı konuşacaktım. Burada kendimi nasıl fark ettirebilirim, nasıl yeni ve farklı bir karakter çizebilirim diye üç ay aralıksız çalıştım. Seyircinin karşısına bambaşka biri olarak çıktım.

Eski sevgilim hep uzaklardayım, setlerdeyim diye terk etti

Yakışıklısın, havalısın ve ünlüsün. Sevgilin yok mu?

Geçmişte sevgililerim oldu tabii ama şu an yok. Hep şehir dışında setlerde çalıştığım için yeni ilişkiler kurmaya vakit olmuyor. Mesela eski sevgilimin beni terk etmesinin sebebi hep uzaklarda, setlerde olmamdı. Hep başka bir şehirde çalıştığım için iletişim kurmakta zorlanıyorum. Şu an sadece işe odaklıyım.

Projelere baktığımda diziler daha ön planda. Bu senin tercihin mi?

Akış bu şekilde gelişti ama sinemayı daha çok seviyorum.

40 yıllık Adanalı gibiyim

Diziden dolayı Adana’da yaşıyorsun. Şehre alışabildin mi?

Adana’da daha önce de çalışmıştım. İnsanları samimi, sıcak ve dobra. Duygularını olduğu gibi yansıtıyorlar. Hiç zorlanmadım, sanki 40 yıllık Adanalı gibiyim.

Adana’da sana gerçek isminle mi dizideki adınla mı hitap ediyorlar?

Adana’da Uğur yok, bana “Yılmaz” ya da “Yılmaz Abi” diyorlar. Onlarla oturup sohbet ediyorum. Çok misafirperverler. Adana’yla ilgili tek şikayetim aşırı sıcak olması, onun dışında her şeyini çok seviyorum...

Dizide babanı oynayan Kerem Alışık ile anlaşabiliyor musun?

Fekeli karakteri diziye girince “Nasıl olacak acaba? Anlaşabilecek miyim?” diye soru sordum kendime. Kerem Abi geldiği gün, daha birbirimizi tanımadan bir sahne çektik, çok güzel oldu. Sonra “Bu iş oldu, tamam” dedim. Çok öğretici ve harika bir insan. Set dışında da iyi anlaşıyoruz.

Ünlü ve popüler olmaya alışamadım

Genç jenerasyonun çoğu oyuncu ya da şarkıcı olmanın peşinde. Bu iş bu kadar kolay mı?

Kolay değil aksine çok zor. Kişinin önce bunu ne kadar yapmak istediğini kendine sorması gerekir. Benim o kadar yetenekli ama işsiz arkadaşım var ki o pasta diliminden payını almak isteyen… Ama kendilerini göstermeye fırsat bulamıyorlar.

Ünlü ve popüler olmak nasıl bir his?

Ben hala alışamadım popüler olmaya, insanların bana bakıp ilgi göstermesine. Muhtemelen hiçbir zaman da alışamayacağım. Ama herkes ünlü ve göz önünde olmak, sahnede alkışlanmak ister. Bu insanoğlunun doğasında var.

Yakışıklı ya da güzel olmak bu meslekte avantaj mı?

Türkiye için müthiş bir avantaj. Oynayamıyorsan bile iş bulursun.

Oyuncu olmaya nasıl karar verdin?

Oyuncu olmak gibi bir düşüncem yoktu. Keyifsiz olduğum bir gün, bir çocuk tiyatrosuna oyuncu arandığı ilanını gördüm. Başvurdum ve kabul edildim. Çocuk tiyatrolarında amatör olarak başladım. Külüstür bir arabamız vardı, onunla iki buçuk yıl boyunca Türkiye’de gezmediğim yer kalmadı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, oyunculuk bölümünden mezun oldum. Bugün buradayım.

Sette, sahnede unutulmaz bir anın var mı?

Bir tiyatro oyununda, ışıklar kararınca sahnedeki dekoru çok kısa zamanda değiştirmemiz gerekiyordu. Taşıdığım sandıkla birlikte, sahneden bir seyircinin kucağına düştüm. Onu unutamıyorum.

Rolümün altından hakkıyla kalktım

Bir Zamanlar Çukurova’da daha önce oynadığın karakterlerden farklı bir karakteri oynuyorsun, zorlandın mı?

Hem sert ve inatçı hem de tutkulu bir aşık. Böyle bir karakteri ilk kez oynuyorum. İlk başlarda “Acaba yapabilecek miyim?” kaygısı yaşadım. Ama bunun da altından hakkıyla kalktığımı düşünüyorum.

Çok çalışmışsın peki “Artık oldum” diyor musun?

Bir oyuncu böyle bir şey dememeli. Dünyada milyarlarca karakter var. ‘Olmak’ için hepsini oynayabilmen gerekiyor.

‘Naim’ filmindeki rolünden bahseder misin biraz?

‘Naim’ gibi bir projede yer aldığım için mutluyum ama orada rolüm çok kısa. Naim’in Bulgaristan’dan Türkiye’ye kaçırılmasına yardımı dokunan, Cemal Tunalı adlı vatansever bir karakteri canlandırıyorum.

Filmde kendini beğendin mi?

Kendimi izlemeyi aslında hiç sevmem. Çünkü hep bir hata bulurum. “Keşke şurada şöyle oynasaydım” gibi. Ama bu filmde kendimi beğendim.

Aşık olunca çok duygusallaşıyorum, bu beni çok yoruyor

Senin için aşkın tanımı ne?

Uzun ve derin bir uçurumdan aşağıya düştüğün an. Aşk, uçurumdan atladığın andır.

Hiç aşık oldun mu?

Tabii oldum. Aşık olunca çok duygusallaşıyorum ve çok fazla bağlanıyorum. Bu beni çok yoruyor.

Sıradaki haber yükleniyor...