'Uğur'la ayrı değiliz aynı evde yaşıyoruz!'

'Uğur'la ayrı değiliz aynı evde yaşıyoruz!'

StarTV'de yayınlanan 'Çıplak Gerçek' son yılların en iddialı yapımlarından. Dizi sonu gelmeyen, 90 dakikalık yapımlara inat, Türkiye'nin ilk 45 dakikalık yerli draması

22 Temmuz 2012, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Merve Özaytekin
mozaytekin@posta.com.tr

16. bölümde bitecek bu dizinin en ilgi çeken kadın oyuncusu ise Derya Alabora. Müthiş oyunculuğuyla yine adından söz ettiriyor. Ancak o popüler olmaktan pek de memnun değil. Derya Alabora Mustafa Alabora’nın kuzeni, Uğur Yücel’in de 29 yıllık eşi. Merak edilen bir aile hayatı var. Uğur Yücel ile Derya Alabora uzun süredir hiçbir yerde birlikte görüntülenmiyor, ayrı ayrı tatile çıkıyorlar. Birçok kişi Uğur Yücel ile Derya Alabora’nın ayrıldığını düşünüyor. Hatta evli olduklarını bile çoğu kişi unutmuş durumda. Derya Alabora’yla diziyi konuşurken, yıllardır magazincilerin ve onu yakından takip edenlerin merak ettiği soruyu sorduk: “Uğur Yücel ile ayrı mısınız?” yanıtı “Hayır. Ailede bir olay çıkmadığı için magazinin de ilgisini çekmiyoruz. Ayrılmadık. Ayrı da yaşamıyoruz. Yıllardır böyleyiz” oldu.

Mustafa Alabora’yla soyadlarınızın neden aynı olduğunu sorduğumda herkes farklı bir yanıt verdi. Neden kafa karışıklığı var?

Doğru. Mustafa ile kuzeniz. Babamın yani benim soyadım Harupçu. Benim asıl soyadım da Harupçu. Annemlerin soyadı Alabora. Mustafa da dayımın oğlu. Onun babasından dolayı soyadı Alabora. Annem ve teyzem birbirlerine çok düşkündü. Teyzem de bana soyadını vermek istedi. Oyuncu olduğumdan beri soyadım Alabora diye biliniyor. Mustafa da beni, çok yakın büyüdüğümüz için, kardeşi diye tanıtırdı. Herkes bu nedenle bizi kardeş sanıyor.

Babanız opera sanatçısı Nazım Harupçu. Neden müzikle ilgilenmediniz?

Küçükken piyano, gitar dersi aldım. Oyuncu olunca müzik geri planda kaldı. Babamdan geçen gayet güzel bir sesim vardır. Babam operada çalışıyordu. İster istemez hayatım sahne ortamında geçti. Mustafa da hayatımda belirleyici oldu. Hem babamın hem de Mustafa’nın hayatlarına özendim ve oyuncu oldum.

Küçükken oyuncu olacağınız belli değilmiş...

Öyle taklitler yapan, yırtık bir çocuk değildim. Ama Ankara- Bahçelievler’de mahallenin haylazı ve elebaşısıydım. Yeteneğim varmış ki konservatuarı kazandım. Cazı çok seviyorum. Caz şarkıcısı olmak isterdim. Yurtdışında caz kulüplerine gidiyorum. Sahnede bazen şarkı söylüyorum. İyi bir ekiple müzikal yapmayı isterim. Örneğin Brecht’in ‘Üç Kuruşluk Operası’nda oynamak hala hayalim.

‘Magazini cezbetmiyorum’

Neden sizi magazin haberlerinde görmüyoruz?

Dışarıda gezen biriyim. Magazin düğmen mi açıldı, kimlesin diye bakıyor. Ben onları cezbetmiyorum. Tutmuş bir dizide oynayan arkadaşlarımdan görüyorum, cidden rahat dolaşamıyorlar. Bana kafayı taksalar nerede gezersem gezeyim, gelir çekerler. Yoksa oldukları yerlere de gidiyorum ama çekmiyorlar.

Popüler olmayı mı sevmiyorsunuz?

Yaptığın işle gündeme geliyorsan, sohbet edebiliyorsan sorun yok. Kadın olarak insanların selülitlerinin haber yapılmasını sevmiyorum. Popülerliğin karşılığı buysa hoşlanmıyorum. Yoksa minik dedikodular, tatlı magazin çok güzel. Bir film yapmışım, 5 bin kişi seyretmiş. Bu popülerliğin nesinden hoşlanmayayım? Yaptığım işle gündeme gelmekten ve hayatımın merak edilmesinden çok mutlu olurum.

Aile hayatınız da aslında magazinin bir parçası olabilir. Siz oyunculuğunuzla ön plandasınız. Aile hayatınıza dair bir kare fotoğraf yok son zamanlarda. Ne Mustafa Alabora’yla ne de eşiniz Uğur Yücel’le sizi görüyoruz. Neden?

Aile hayatımda bir travma olmadığı için ilgilenmiyorlar. Düzenli giden bir aile hayatım var. Bir yerde oturuyoruz, yemek yiyoruz, sohbet ediyoruz, geziyoruz. Ailede bir olay çıkmadığı için magazinin de ilgisini çekmiyoruz. 

Uğur Yücel’le herkes ayrıldığınızı söylüyor. Ayrı mısınız, ayrı evlerde mi yaşıyorsunuz?

Hayır ayrılmadık. Ayrı da yaşamıyoruz. Yıllardır böyleyiz.

Uğur Yücel ile bir projede de birlikte değilsiniz.

Çok isterim. Uğur’un yönetmenliğini beğeniyorum. Hatta bence Türkiye’nin en iyi yönetmenlerinden. İnsanlar beraber diye aynı işte olmak zorunda değiller. Beğendiğim dünyaca ünlü yönetmenler de var, onlarla da aynı projede olmak isterim. Biri bir şey anlatmak istiyorsa ve bunu da film yoluyla yapıyorsa, aklındakileri çekmek istiyorsa bunun aile olmayla alakası yok.

Oğlunuz Can ne yapıyor?

Oğlum da sinemayla ilgileniyor. Babasının asistanlığını yapıyor. Projeler üretiyorlar. Bir yandan senaryo yazıyor. Hayali yönetmen olmak. Küçükken oyunculukta yetenekliydi ama tiyatroya bulaşmak istemedi. Oyuncu olmasını ya da müzisyen olmasını isterdim ama ısrar edilecek de bir şey değil. O babasının yolundan gidecek.

‘Dominant ve arkadaş bir eğitmenim’

Nasıl bir eğitmensiniz?

Hem dominant, hem de çok arkadaş bir eğitmenim. Tiyatro matematik öğretmek gibi değil. Karşındaki insanı çalıştırabilmek için açık olmak, defolarını söylemek gerek. Örneğin konuşmasında, duruşunda problem varsa söylenmeli. Meslekten olmayanlara tuhaf gelebilir ama yeri geldiğinde sert olabiliriz. Ben de yönetmen ne derse teslim olurum. Oyuncular için yönetmen Tanrı olmalıdır. İster bağırsın, ister çağırsın. Onunla kavga etmenin anlamı yoktur. Gençler tatlı ama aralarından dizilerde iş kapayım diye konservatuara girenler de çıkıyor.

Anne olarak nasılsınız?

Arkadaş gibi, birlikte festivallere, seyahatlere gideriz. Onun yaş grubuna inebiliyorum. Can’ın arkadaşları, benim arkadaşlarım birlikte yemeğe çıkarız. Bence en önemlisi sevgi göstermek. Çocuğa sevgi gösterince kendine güveni çok yüksek oluyor. Kazık kadar çocuğa hala sarılan, seven bir anneyim. Şimdi yanlış bir şey görsem uyarırım ama hangimiz annemizin babamızın lafını dinledik ki...

Nasıl bir eşsiniz?

İnsan olmak önemli. İçinde sevgi olan bir kadınım, nefretim yoktur. Ne düşünüyorsam söylerim. Kimsenin arkasından konuşmayı sevmem. Gerektiğinde sıkı tartışırım ama kavgacı değilim. Kişiliğimin özellikleri tüm hayatıma yansıdığı gibi ilişkime de yansıyor.

Yüzünüzde estetik müdahale var mı?

Estetik operasyon yok. Botoks da yaptırmıyorum. Almanya’ya film çekmeye gideceğim. Ödüm patlıyor mimiklerim gidecek diye... Oyuncu için botoks kötü. Dolgu da yaptırmıyorum. Yaptırırsam, dudaklarım şişerse nasıl konuşacağım. Yaptırınca herkes prototip oluyor; hoşlanmıyorum. Eğer yaşından küçük roller oynanacaksa müthiş bir şey. Benim için en önemlisi cilde iyi bakmak, nemlendirmek. İş için çok makyaj yapıyorum. İyice temizlemeden yatmıyorum yüzümü.

Saçlarınız nasıl bu kadar canlı?

Projeler için saçımı çeşitli renklere boyattım. Saçım bu yaşta kendi renginde kalamadı elbette; beyazlar var. Şimdi asıl rengi olan kızıla boyatıyorum. Saçımı bıraksam sarılar, kahverengiler, beyaz tonları yine çıkar.

Diyetle aranız nasıl?

İnce bir kadın rolü gelmediği için zayıflamam gerekmedi. Keşke öyle bir rol gelse de zayıflasam! Hayatımda bir ya da iki kere şok diyetlerden yaptım. Artık yöntem olarak sadece dikkat ediyorum. Protein ağırlıklı besleniyorum. Bir de pilates yapıyor ve yürüyorum. Arada bir sigaraya başlıyorum. İçtiğim zaman da arka arkaya içiyorum. İyi değil. Eğer bir oyunda şarkı söylemem gerekiyorsa sigarayı hemen bırakıyorum. 

Evde yemekleri siz mi yaparsınız?

Eskiden ev yemeklerini çok severdik, ev partileri verirdik. Severim yemek yapmayı. Şimdi yardımcım var, o yapıyor yemekleri. Bir de fazlasıyla dışarıda yemek yiyoruz. Kilo problemi var. Yemeğe endeksli yaşamamaya çalışıyoruz.

‘Terörizmle ilgili bir film çekeceğim’

‘Çıplak Gerçek’ Türkiye’nin ilk 45 dakikalık projesi. Nasıl kabul ettiniz?

Genelde sinema filmi tercih ediyorum aslında. Biz oyuncuların hastalığıdır; rol, senaryo, yönetmen, oyuncular, dramatik yapı iyi olunca yapıma tav oluruz. Ben de bu projeye, diziye tav oldum. ‘Çıplak Gerçek’te anne rolündeyim. Kızım kayboluyor. Kayıp Şahıslar Büro Amirliği’ne yeni kocam ve eski kocamla gidiyoruz. Tamamı sorguda geçen bir dizi. Sinema filmi tadında. Bu nedenle sabun köpüğü gibi değil. 16 bölüm olduğu için başı sonu da belli. Biliyorsunuz, son dönem dizilerinin sonucu artık belli değil, ne zaman biteceği bilinmiyor. Reyting kaygısına göre senaryo değişmeyecek.

Bu dizide de yine anne rolündesiniz.

Evet öyleyim. Aslında oynamak istediğim, keşke oynasaydım diye içimde kalan çok rol var. Bazen olmuyor, denk gelmiyor. Allah’tan hep farklı anneleri canlandırıyorum. Birinde pavyonda çalışan bir kadındım. Adem’in Trenleri’nde başka bir anneydim. Şimdi de bambaşka bir anneyi anlandırıyorum.

Bundan sonraki projeleriniz neler?

Sezonda tiyatro yapmak istiyorum. Ondan önce ekimde Almanya-Hamburg’a, Anton Corbijn’in terörizmle ilgili bir filminde oynamaya gidiyorum. Zaten Anton Corbijn’in adını duyduğumda yer almak istedim projede. Çok önemli bir film olacak. Bir de Onur Ünlü’nün bir filminde oynadım. Orada görünmez bir kadını oynuyorum. Konuşuyorum ama kimse beni görmüyor, aynada bir de finalinde görünüyorum. Şimdilik böyle...

( 15.07.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır )

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çiçeklerin kraliçesi: Gül