“Yaşadığım iki aşk da karşılıksızdı”

Coşkun Demir 'Bir Sevgi İstiyorum' adlı albümüyle yıllar sonra yeniden gündemde

17 Nisan 2016, Pazar 05:00
A A
“Yaşadığım iki aşk da karşılıksızdı”

SERAL CUMALI

seral.cumali@posta.com.tr

Biz sizi Türk Pop Müziği şarkılarıyla tanıdık. Neden Türk Sanat Müziği albümü yaptınız?

Müzik zevkimin oluşmasında Türk Sanat Müziği’nin çok önemli rolü var. Annem ve babam öğretmendi, yıllarca Trakya’nın bir köyünde öğretmenlik yaptılar. Ben 1947’de Mürefte’de doğdum. Çocukken evimizde radyodan Türk Sanat Müziği şarkıları dinlenirdi. Yavaş yavaş ben de Türk Sanat Müziği söylemeye başladım. O zaman annem ve babamın dışında herkes sesimin güzelliğini fark etmişti!

Albümde hepimizin çok iyi bildiği Türk Sanat Müziği şarkıları var: Bir Sevgi İstiyorum, İnleyen Nağmeler, Gizli Aşk Bu... Ama hepsi kulağımıza farklı geliyor...

Bunun nedeni Türk Sanat Müziği’ni ve batı müziğini yoğurup bir sentez haline getirmeye çalıştım. Bu kendiliğinden oluyor, enteresan, hiç zorlamadım kendimi. Çünkü her iki müziği de yıllarca söyledim. Batı müziği enstrümanlarıyla bu sentez kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Sizin ilk 45’lik plağınızın adı ‘Sevgiye Tutsak’. Son albüm ‘Bir Sevgi İstiyorum’... Gençlikte sevgiye tutsaklık, ileri yaşlarda sevgiye açlık mı oluyor?

Valla her yaşta insan sevgiye aç oluyor. Ama gençlikte sevgi çok daha ateşli olur, insan çok daha gözü kara olur. Hiçbir şey görmez gözü. İleri yaşlarda sevgi daha mantıklı, ayakları yere basan bir sevgi olur... Biz bu albümü yaparken içinde bulunduğumuz moral bozucu ortamı da düşündük. Herkesin bu ara sevgiye ihtiyacı var. Bu mesajı vermek istedik. Şu anda ihtiyacımız olan bir deyim olduğunu düşündük ve bu yüzden adını ‘Bir Sevgi İstiyorum’ koyduk...

“35 yaşından sonra aşık olmadım”

Bu bir nostalji albümü mü yoksa eski sevdalara bir selam mı?

Eski sevdalara bir selam da, eski şarkılara çağdaş yorum da, bir nostalji albümü de diyebiliriz. Hepsini barındırıyor. O zamanlar ütopik aşklar modaydı...

Siz nasıl aşklar yaşadınız?

Bursa’da ilkokulda okurken bir kıza aşık oldum. 9 yaşındaydım. O önceleri beni tanımıyordu. Daha sonra tanıdı ama bana karşı aşk duymadı. Ben kendi kendime gelin güvey olmuştum. Geceleri rüyama giriyordu. Ne kadar güzel bir duyguydu. Daha sonra üniversiteyi bitirdiğim sene yine böyle bir aşka tutuldum. 23 yaşındaydım, evine gidip istedim onu. Ama o da beni istemedi. Karşılık görmesem de o aşklardan memnunum. Hem insanı olgunlaştırıyor. Hem de bir haz tattırıyor. O kadar güzeldir ki tek taraflı aşk!

Daha sonraki aşklarınız nasıldı?

Ben 35 yaşından sonra hiç aşık olmadım. Hatta aşkı düşününce sadece aklıma 9 ve 23 yaşında yaşadığım o tek taraflı iki aşk gelir. 35- 40 senedir maalesef böyle güzel duygular yaşamıyorum.

Bir kere evlendiniz, aşk evliliği değil miydi?

Çok beğendiğim, çok saygı duyduğum bir insandı. 52 yaşındaydım evlendiğimizde. 5 - 6 sene evli kaldık ama maalesef olmadı, yürümedi. Onu hayırla anıyorum, harika bir insandı. Çok aksilikler de yaşadık evliliğimizde. Bir de geç evlenince insan pimpirik oluyor. Ben 52 yaşına kadar tek başına yaşadım. Dolayısıyla o yaştan sonra aynı evi, hayatı paylaşması çok zor oluyor.

35 yaşından sonra aşık olmadınız; aşk şarkılarını o kadar güzel, o kadar hissederek nasıl söylediniz?

Aşkı yaşamamış olabilirsiniz ama hiç yaşamayacağınız anlamına gelmez ki bu! ‘Belki ben de yaşarım yine’ duygusu size o şarkıları o kadar duyarak söylettiriyor. Yapı olarak da duygusalsanız, o kendiliğinden geliyor...

“ÇOK PARA KAZANMADIM AMA HAYATIM ZENGİN GEÇTİ”

Umduğunuzu buldunuz mu müzikte?

Ya ne diyorsunuz; hem de nasıl buldum! Çok paralar kazanmadım müzikte. Ama hayatım çok zengin geçti. En çok sevdiğim işi yapmanın mutluluğunu 35-40 yıldır yaşıyorum. Bu hiçbir şeye değişilmez. Tamamen bu 40 yılı kendim için yaşadım ve çok fazla insana mutluluk verdiğimi düşünüyorum. Mühendislik yapsaydım bu kadar çok işe yaramazdım. Hayatımda en doğru kararı vermişim.

2002’den bu yana albüm çıkarmadınız. Ama müziği bırakmadınız da...

Evet. Gençler daha fazla yer alıyor medyada, bu da doğal. Dolayısıyla insanlar bizi medyada görmeyince ‘Bıraktınız mı?’ diye soruyor. Hiç müzik bırakılır mı? Tam tersine yaşadığınız hayat, tecrübeler sesinize siniyor, yorumunuz olgunlaşıyor. Çok daha iyi şarkıcı oluyorsunuz. Çok güzel bir mekanda çalışıyorum, adı Karaköyüm. Karaköy’de mimar bir hanıma ait mekan. Ayda bir ya da iki cumartesi çalışıyorum. Şarkı söylemeyi bırakmayı düşünmüyorum...

MÜHENDİSLİĞİ BIRAKIP ŞARKICI OLDU

Müziğe o kadar meraklıyken neden mühendis oldunuz?

İTÜ son sınıftayken ‘Arı Dörtlüsü’ diye bir müzik grubu kurmuştuk. Müzikle haşır neşirdim. İTÜ’den mezun olduktan sonra 9 sene Ankara’da mühendislik yaptım. Aklım müzikteydi, hiç kendimi mühendisliğe veremedim. “Ya ben müziğe bu kadar aşıkken nasıl geçecek bu hayat böyle” diyordum. 1976 yılıydı, ailem İstanbul’daydı, babam kalp krizi geçirdi. Ben işi bırakıp İstanbul’a geldim.

Müzik yarışmalarıyla şöhreti yakaladınız.

O yıllarda 45’lik plak vardı, “Ben de yapmalıyım” diyordum. Ali Kocatepe ve Selmi Andak’la tanıştım. Selmi Andak, “Gel Coşkun, Altın Mikrofon Yarışması’na katılalım seninle” dedi. O dönemin en itibarlı yarışmalarındandı. Selmi Abi’nin iki, Levent Oner’in bir şarkısıyla katıldık. 1500 kişi katılmıştı yarışmaya, ‘En İyi Şarkıcı’ ben seçildim. Sonra yavaş yavaş profesyonel müzik hayatım başladı. Önce 45’lik plak çıkardım 83’te Eurovision Türkiye elemelerine katıldım. ‘Heyamola’ şarkısını Sezen Aksu ve Ali Kocatepe ile birlikte seslendirdik. O yıl Çetin Alp ‘Opera’ şarkısıyla gitti Eurovision’a. Böyle böyle devam ettik...

Sonra ne oldu da müzikten uzaklaştınız?

Arabesk 70’lerde başlamıştı, sonra da taverna furyası çıktı. Biz yine ikinci plana düştük. Ama 1980’de ‘Kim O’, 1987’de ‘Paramparça’ adlı kasetlerim çıktı, 1996’da ilk Türk Sanat Müziği albümümü çıkardım. İlk o zaman Batılı bir yorumla söyledim Türk Sanat Müziği şarkılarını.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...