YaşamYaş farklı beraberlik anne ve baba arayışıdır

Yaş farklı beraberlik anne ve baba arayışıdır

Paylaş
Yaş farklı beraberlik anne ve baba arayışıdır

AŞK çoğumuza göre hayatın anlamı. Böyle düşünenler aşkın peşinden gidiyor. Bazılarına göre ise korkutucu. Acı veriyor. Kontrolü kaybettiriyor

RÖPORTAJ: Esra SAVAŞ

Haberin Devamı

Peki aşk nedir? Nasıl bir aşk istiyoruz? Çocukluğumuz aşkı nasıl etkiliyor? Mükemmel aşık nasıl oluruz? gibi soruların cevabını, son günlerin çok konuşulan ‘Göster Yüzünü Ey Aşk’ kitabının yazarı Mira Şeniz Erten’den sizler için aldık. Mira Erten, kendi dallarında dünyaca ünlü, aşk konusunda önemli çalışmalar yapan kırka yakın uzmanla görüşüp röportajlar yaptı. Onların seanslarına katıldı. Bütün kitaplarını okudu. Kitabı soluksuz okuyacaksınız ve eğer bu duyguyu gerçek anlamıyla tatmak istiyorsanız size rehberlik eden çok şey bulacaksınız...

Bilgisayar mühendisisiniz. Aşk konusunda kitap yazmak fikri nasıl doğdu?

1997 yılından beri aklımdaydı. O yıl Stanford Üniversitesi’nde bir kitap görmüştüm. Aşk üstüne akademisyenlerin yaptığı psikolojik bir araştırmaydı. O zamanlar silikon vadisinde yeni bir bilgisayar mühendisiydim. Kitabı görünce dedim ki; ben bir gün bir kitap yazacağım ve bu kitap anlaşılır olacak.

Haberin Devamı

Nasıl yazmaya başladınız?

2005 yılında dergilerde yazmaya başlamıştım. O sırada da Hindistan ile ilgili haberler çıkıyor ve herkes oraya gidiyordu. Bu konu hakkında yazmaya karar verdim. Kalktım ben de gittim. Bu benim için hayatın kırılma noktası oldu.

Orada neler yaptınız?

Meditasyon yaptım ve çok etkilendim. İnsanlar çığlıklar atıyorlar gözyaşları sel gibi. Bu insanlara baktım. Hepsi mükemmel hayat süren insanlar. Orada gördüğüm insan ise çaresiz. Ve her milletten insan var. İnsan bu kadar mı yaralı olur? Dert sadece bize ait sanırız ama öyle değil. Utandıklarımız, yalnızlığımız, kırgınlıklarımız, güvensizliklerimiz birbirine çok benziyor.

Sonra?

2005 yılından sonra dünyaca ünlü sosyolog, psikiyatr, felsefeci, sinemacı, seksolog gibi pek çok uzmanın grup çalışmalarına katıldım. Amerika’da, Avrupa’da Hindistan’da insanları dinledim. İnsanları dinledikçe şunu gördüm hepimizin derdi var. Filmlerde gösterilen mükemmel hayat ve insanlar gerçek hayatta yok. Yazmayı çok seviyorum. Bunları yaşarken de bir yandan insanlara yalnız olmadıklarını anlatmak istiyordum. 2010 yılında kitaba başladım. İki sene sürdü. Bir ay evden çıkmadığım oldu. 40’a yakın insanla röportajım var. Onların çalışmalarına katıldım, bütün kitaplarını okudum.

Haberin Devamı

Biz aşkı kimden öğreniyoruz?

Önce anne ve babamızdan. Sonra yakın çevremizden. Anne baba da onun anne babasından öğreniyor. Hep öğrenilmiş bir şeyleri ve yapılan hataları tekrar ediyoruz. Burada benim için insanlar ya da olaylar üzerinden değil sisteme nasıl bakarım önemliydi. Bütün bunların dışına nasıl çıkarım diye düşündüm. Hepimizin derdi aşk ama en az bildiğimiz şey aşk! Yani İtalya’da Po nehrinin yüzölçümü gibi ne kadar gereksiz bilgi varsa öğretiliyor. Ama bize ilişkinin nasıl kurulduğu anlatılmıyor. Ya da birine kızdığımızda nasıl davranacağımız anlatılmıyor. En önemli şeyi kaçırıyoruz.

Sizce bu zamanın aşkları nasıl?

İnsanlar diyor ki aşk; benim yalnızlığımı, güvensizliğimi, korkularımı giderecek mükemmel kişiyi bulmaktan ibaret. Bu yanlış. Sen ne kadar tamsan o kadar tam birini buluyorsun.

Herkesin kendini tamamlayabilmesi mümkün olabilir mi?

Haberin Devamı

Farkındalık istiyor. Bu da bir emek. Biz neyi tercih ediyoruz. İmdat dediğimizde arkadaşımızı arayıp dert yanıyoruz, kuaföre gidip saç değiştiriyoruz, alışveriş yapıyoruz. Halbuki acıyla kalıp onu çözmek gerekir. İmdat deyip etrafa saldırmak ve karşındakini suçlamak en kolayı. Ben hep şu örneği veriyorum. İlk kocan dövüyor. Boşandın. İkinci koca da aynı. Burada problem senle ilgili. Bunları niye seçiyorsun?

Sürekli aldatılan kadın ve erkek için de aynı şey geçerli mi?

Kesinlikle...

Herkes birbirini aldatıyor gibi bir yargı var artık toplumda. Ne dersiniz?

Ben inanmıyorum buna. Birilerine bakıp hayatımızı belirlememeliyiz. Böyle bir sürü var evet. Ama mesele sürüden mi olacaksın kendi hayatına sahip mi çıkacaksın.

Aşk hakkında en temel yanılgımız nedir?

Biz aşkın emek ve çalışma istediğini göremiyoruz. Farkında olmadığımız bu. Sonra mükemmel biri gelecek ve bizi kurtaracak sanıyoruz. Böyle bir şey yok. En mükemmel adam da kadın da gelse sizin içinizdeki boşluğu dolduramaz. Ve bir temel yanılgımız da “ben yalnız da yapabilirim”dir. Böyle bir şey yok. Bir başka yanılgımız da “bu senin suçun, her şey senin yüzünden” demek. Hiç kimseyi suçlamamak gerek. Hayat böyle bir şey. Bazen birisi buraya savrulur, öteki başka tarafa savrulur.

Haberin Devamı

Birini kendimize aşık edebilir miyiz?

Edebiliriz. Deneyeceğimiz birçok şey var. Mesela o kişiyle yeni ve heyecanlı şeyler yapmak çok önemli. Bu hormonları artırıyor. Gülümsemek çok önemli. Gülümseyince karşı taraf seni kendine benzer hissediyor. Karşınızdaki kişinin hareketlerini aynalamak çok önemli. Cinsellik çok önemli. Bunların ötesinde kendimizi kabul etmek önemli.

Aynalamak ne demek?

Mesela karşındaki çay içti on saniye sonra sen de iç. Genelde insanlar benzerine aşık oluyor. Aynalamak senle benzer olduğunu düşündürüyor. Aynı zevkleri paylaşmak da güzel bir etki yapar. Ama içten olmalı. İnsanı etkileyen şey yüreğinin dili ile konuşmak.

Estetik, dış görünüşün hiç mi önemi yok?

Görünüş, bakım önemli ama bugün herkes empoze edilen bir tipe girmeye çalışıyor. Öyle olsa bütün modeller çok mutlu olurdu. Dünyanın en güzel kadınları en mutlu kadınlar olurdu. Buradaki kilit kendinizi sevmeniz. Aşık olmanın en önemli sihiri kişinin sevilebilir olduğuna olan inancı. Ben en son kilolu bir çift gördüm. Bir an elleri birbirinden ayrılmadı. Çok aşıklardı. Kendiyle barışık olmanın yaydığı ışık kadar etkili bir şey yok. Kendiyle barışık biriyle huzur duyuyorsun, mutlu oluyorsun, keyif alıyorsun. Bunun üstüne bir estetik yok.

Gerçek aşkı isteyenlere tavsiyeniz ne?

İnsanlar neyse o olsun. Parlatmaya çalışmasınlar kendilerini. Maskeye gerek yok. Birini etkiliyim diye başka türlü davranmasınlar.

Aşk gerçek değil diyenlere ne diyeceksiniz?

Aşk gerçek. İki türlü aşk var. Biri romantik aşk. Bize edebiyatta, filmlerde bu romantik aşkı sunmaları lazım. Çünkü iki kişi karşılaşmışlar aşık olmuşlar mutlu olmuşlar bu filmin nesini seyredeceğiz der insanlar. Gerçek aşkta iki kişinin aşkta kalıp bir süre birlikte yaşaması gerekiyor. Ben bu olduğum halle yeterliyim ve bu yolda bana eşlik edecek birini istiyorum. Bu durumu olduğu gibi yaşamak yani gerçek aşk. Diğeri yetersizlikten doğan aşk. Biz cinselliği coşkuyu bilerek doğuruyoruz. Bunun sevgiye dönüştürme kısmını bilmiyoruz.

Sevgiye nasıl dönüştürürüz?

Çalışarak. Sevgi emektir. Emek vereceğim diye de dayağa ya da tacize katlanmaktan bahsetmiyorum. Aşka düşmek ve onun içinden yükselebilmekten bahsediyorum. Sevgi bir dinlenme yeri değil. Birini bulacağımız ve yaslanacağımız bir yer değil. Sevgi, sürekli meydan okumak.

Aşk sevgiye dönüşünce cinsellik kısmı bitiyor mu?

Bitmiyor.

Ne farkı var?

Cinsellik başladığı zaman ilk başta balayı. İlk andan itibaren ise bilinçaltı devreye giriyor. Bilinçaltı buzdağının altı demek. Yani içimizdeki çocuk ile geliyoruz. İçinde yaralar var. Yetersiz olduğunu, fazla şişman olduğunu, zayıf ya da az parası olduğunu işinde iyi olmadığını vs. düşünüyor insanlar. Cinsellikten sonra biz iki yetişkin olmaktan çok çocuklar üstünden konuşmaya başlıyoruz. Orası korkularla dolu. Bunu yapmamak lazım.

Çapkın erkekler için ne diyeceksiniz?

Erkekler şimdi bir kadınla birçok şeyi yapacağına birçok kadınla aynı şeyi yapıyor. Üç ay takılıyor. Yemeğe gidiyor, sinemaya gidiyor. Ötekiyle de aynı. Bu onların dış kalkanı. Biriyle derinleşmediğinde ilişkiler çok kolay. Çapkınlar yarasına değemeyen insanlar. Kendileriyle yüzleşmek istemeyenler. O güçlü hallerinin altında çok yüzeysel tipler. Gerçek aşkta öze inilir.

“Evli erkekle ilişkiye giren kadının mutlu olma şansı yok”

Evli erkeklere aşık olanlar var. Bu aşk gerçek olabilir mi?

Evli erkekle ilişkiye girmek bir anlamda senin ilişkiye müsait olmadığını gösterir. Yani ilişkide derinleşmekten korkuyorsun. Evli bir erkekle ilişkiye girip onu eşinden ayıran bir kadının mutlu olma şansı yok. Kadınlar arasında kolektif bilinçte dayanışma var. Eğer sen başka bir kadına ait bir erkeğe bakıyorsan büyük kadın ruhuna saygın yok demektir. İlk kadın hep o ilişkinin ortasında durur. Eğer ilk kadın rızası ile gidiyorsa ve içi rahat olarak gidiyorsa ikinci kadının bir şansı olabilir. Diyelim ki sen boşandıktan sonra tanıştın. İlk kadını ve varsa çocuklarını onurlandırması gerekiyor.

Nasıl onurlandırmak?

“Senin ilk eşindi, saygı duyuyorum. Bunlar da çocukların ve çocukların benden önce gelir”. Bunu demek zorundayız.

Peki erkeğin kadının ilk eşini onurlandırması gerekiyor mu?

Kesinlikle. Ama eski eşler için her iki tarafta genellikle bu bir hataydı deyip kötü konuşuyorlar. Bu çok yanlış. Olan olaylar işin hikaye kısmı. Ne yaşanırsa yaşansın onurlandırmaların yapılması lazım.

Son günlerde kadınlar kendinden küçük yaşta erkeklere yöneldiler. Ne diyeceksiniz?

İlişkide on yaşa kadar küçük olmuş büyük olmuş önemli değil. İstatistiklere göre erkekler daha genç öldüğü için 7 yaş küçük olması kadının yaşlıyken yalnız olmaması demek. Yedi yaş ideal. İlişkide yaş farkı arttığı zaman kadın karşısındakini baba, erkek ise anne olarak görüyor. İlk aşk zaten anne ve baba.

Peki yaşlı adam genç kadın ilişkisi nasıl?

Yaşlı bir adamla genç bir kadının ihtiyaçları çok farklı. Mesela 60 yaşında bir adam 30 yaşında bir kadınla beraber. O yaşta bir adamın sana verebileceği şeyler belli. 30 yaşında bir kadın böyle bir adama baktığında şunu düşünmek gerekir. Bu kadın ilişkiye müsait mi acaba? Belli ki baba istiyor. Bu tip durumlarda yaş farkı çoksa tarafların ebeveyni ile çözülmemiş meseleleri var demek.

Genç kadın için karısını bırakıp giden erkekler..

Bir erkeği karısından ve çocuğundan koparan kadının çok fazla şansı olamaz. Orada adamın derdi birinci kadından kopup içine doğduğu aileye dönme isteği olması. O kadın bahanedir.

Seks ne zaman biter?

Seksin bitme nedeni yine bilinçaltı. Sekste bir sorun hissettiğinizde, bir sorun olduğunda sen böyle davrandığında ben böyle hissediyorum ya da şu an seninle sevişiyoruz yalnız bedenim dondu. Ne yapabiliriz bunu konuşmamız lazım demeliyiz. Bunu yapmazsak biter. Cinsellik bizim sıkıcı hayatımızda bizim sonsuzluğa açılan kapımız.

( 29.07.2012 tarihli Pazar Postası 'ndan alınmıştır )