Banu Şen

29 Şubat 2024, Perşembe 07:00

Ege yeni sezondan umutlu

Baharın müjdecisi cemrelerin 7 gün arayla düştüğüne inanılıyor. Cemrelerin ilki 20 Şubat’ta havaya, ikincisi 27 Şubat’ta suya düştü. Üçüncü cemre ise 6 Mart’ta toprakla buluşacak. Böylece baharı artık gelmiş kabul edeceğiz. Zaten baharın gelişini çiçeklenen meyve ağaçlarından, yeşillenen topraklardan usul usul hissediyoruz da. Doğa, hayat yeniden canlanıyor.

BAHAR FESTİVALLERLE KARŞILANIYOR

Ege’de de baharın gelmesi, doğanın uyanışı festivallerle, şenliklerle kutlanmaya başlandı. Çiçeklenen badem ağaçlarıyla bahar; Datça’da ‘Badem Çiçeği Festivali’ ile geçen hafta karşılandı bile! Badem çiçekleri yaşamda umudun simgesi gibi… Önce sahillerde gördüğümüz çiçek açan badem dalları, hızla Anadolu’nun en kuytu yerlerine, tepelere doğru yayılıyor. Yağmurlarla yeşeren doğada otlar bile bereketi simgeliyor. Şubat sonundan itibaren Ege’nin dört bir yanında şifalı ve sağlıklı otlar göz alabildiğince çayırları, dağları kaplıyor. Ege’ye atalardan miras kalan ve kıyı köylerinde ortaya çıkmış ot kültürünü daha geniş kesimlere yaymak için de çeşitli etkinlikler, festivaller düzenleniyor. ‘Bodrum Acı Ot Festivali’ de bunlardan biri. Toprağa cemrenin düşmesinin ardından, 9-10 Mart’ta düzenlenecek ‘Bodrum Acı Ot Festivali’yle; tatil beldesi olarak daha çok bilinen Bodrum’un yemek kültürünün de geniş kitlelerle buluşturulması amaçlanıyor.

KOCADON: GASTRONOMİ KÜLTÜRÜMÜZ DE DEĞERLİ

Bodrum Ticaret Odası Başkanı Mahmut Serdar Kocadon, Bodrum Belediyesi ile Ortakent Yahşi Yalılarını Geliştirme ve Mavi Bayrak Derneği (OYDER) iş birliği ile yapılan festivali çok önemsediklerini belirterek, “Denizcilik kültürümüz gibi gastronomi kültürümüz de çok değerli. Bodrum’un yenilebilir otları mutfağımızın vazgeçilmezi ancak bunları daha fazla tanıtmaya ve daha fazla korumaya ihtiyaç var” diyor.

TURİZMLE BİRLİKTE CANLANMA BEKLENİYOR

26 Şubat 2024, Pazartesi 07:00

Atalardan binlerce yıllık miras: Ege otları

Ülkemizin her bölgesi; o bölgeye özgü, lezzetli ve farklı mutfak kültürüne sahip. “Ege” denince de bölgede yetişen sayısız ot çeşidi ve bu otlar ile yapılan birbirinden leziz meze ve yemekler akla geliyor. Ege mutfağı; bölgede yetişen sayısız ot çeşitleri ve bu otlarla yapılan yemekler ile dünyada önemli restoranlarda da öne çıkmaya başladı. Son dönemde ünlü şefler menülerinde, soslarında Ege otlarını kullanıyor.

Gastronomi turizminin gelişmesiyle bölge ekonomisine önemli katkılar sağlayan otlar için festivaller düzenleniyor, özel turlar gerçekleştiriliyor. Şubat sonundan itibaren Ege’nin dört bir yanında şifalı ve sağlıklı otlar göz alabildiğince tüm bereketiyle güneşin altında parlıyor. Ege’de ot kültürü atalardan kalan bir miras. Kırlarda, çayırlarda ve sahilde yetişen otlar, genç nesillere aktarılarak, yüzlerce yıldır yemek olarak tüketiliyor. Sağlıklı ve lezzetli Ege mutfağı, bölgeyi gastronomi turizminin odak noktası hâline getirirken, tüm dünyada yayılan sağlıklı beslenme tercihi nedeniyle de öne çıkıyor. Şevket-i bostan, kuşkonmaz, arapsaçı, su teresi, ebegümeci, sirken, zahter, köremen… Bunlar ve daha bilinen 800’ü aşkın endemik bitki türleri ile 50 civarında ot yemeği çeşidi bulunan Ege mutfağı, kendisini bu zenginliği ile diğer mutfaklardan ayırıyor. Ayrıca, sağlıklı yaşam kültürü ve Akdeniz-Ege mutfağına olan ilginin artmasıyla tarımına da başlanan Ege otları, bölgede kırsal kesimde yaşayan çok sayıda kadının ve yerel halkın geçim kapısı oluyor.

ÖZEL TURLAR DÜZENLENİYOR

Özellikle bu mevsimde ot kültürünü daha geniş kesimlere yaymak için çeşitli etkinlikler, festivaller düzenleniyor. Bunlardan biri de Bodrum Acı Ot Festivali. Bodrum’un yöresel değerlerini gün yüzüne çıkaran, ilçenin marka değerine katkı koyan “Acı Ot Festivali” artık şehir dışından özel turların düzenlendiği bir etkinlik haline geldi. Bodrum’un yöresel otları ve ürünlerinin doğrudan misafirleri ile buluştuğu festival, bu yıl 9-10 Mart’ta yapılacak. Bodrum Belediyesi ve Ortakent Yahşi Yalılarını Geliştirme Güzelleştirme ve Mavi Bayrak Derneği iş birliğiyle düzenlenen etkinlik; yöresel lezzetler, şifalı bitkiler ve görsel zenginliklerle bu yıl da dopdolu olacak. Bodrum’un zengin mutfak kültürünü yansıtan festivalde; ünlü şeflerin yöresel mutfak sanatını sergilediği atölye çalışmalarına katılmak da mümkün.

Konserler ve canlı performanslarla renklenecek festivalde düzenlenecek ‘workshop’larda yöresel yemek yapımı ve bitki bilgisi konularında pratik deneyimler yaşanacak. Geleneksel Bodrum mutfağını öne çıkarmak için kültürel bir şölen hazırladıklarını söyleyen Ortakent Yahşi Yalılarını Geliştirme Güzelleştirme ve Mavi Bayrak Derneği (OYDER) Yönetim Kurulu Başkanı Öncel Erkal ile bu yolculuğun nasıl başladığını konuşuyoruz. Erkal, 2018’de o zaman OYDER Yönetim Kurulu Başkanı, şimdi ise Bodrum Belediye Başkanı olan Ahmet Aras ile sahilde düzenlenen diğer festivallerin aksine, köy içini hareketlendirecek bir etkinlik için yola çıktıklarını söylüyor.

19 Şubat 2024, Pazartesi 07:00

Sabır şehri Viranşehir

Mezopotamya’nın verimli toprakları üzerinde kurulmuş olan Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesi, Asya ile Avrupa kıtaları arasında önemli ticaret yolu olan İpek Yolu üzerinde yer alması nedeniyle tarih boyunca önemli bir yerleşim merkezi olmuş. Bu özelliği nedeniyle Viranşehir; eski devirlerde birçok saldırılara, istilalara maruz kalmış. Bu istilalar, M.Ö. 275’ten başlayarak 16. asıra kadar devam etmiş. Sümer, Hitit ve Asurlular döneminde “Tilla, Tella, Tilli”, Romalılar döneminde “Constantina”, İslam Uygarlığı döneminde ise ”Tell-Mevzelaht, Tel-Mevzen, Tel-Muzin , Tilmuz ve Örenşehir “isimlerini alan şehir, tarihte çok yıkılıp yakıldığı için şehre harap anlamına gelen “Viran” kelimesi eklenerek “Viranşehir” ismini almış. Yörenin volkanik dağı Karacadağ’ın güney eteklerine yaslanmış, denizden 620 metre yükseklikteki ovaları olan Viranşehir, Şanlıurfa’nın en eski ilçelerinden biri…

TARIM VE HAYVANCILIK ÖNE ÇIKIYOR

Bölgede, tarım ve hayvancılık öne çıkarken; yılda 2-3 defa ekim yapılan verimli topraklarından buğday, pamuk, mısır, arpa, mercimek, karpuz, kavun, salatalık, domates, patlıcan ve şelengo gibi birçok ürün elde ediliyor. Harran Ovası’nın da bir parçası olan Viranşehir, doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor. Mekke, Medine ve Kudüs’ten sonra dünyanın dördüncü inanç merkezi olarak kabul edilen Şanlıurfa’da, Viranşehir ilçesi inanç turizmiyle de önemli yere sahip. İlçe; tarihi Zeynel Abidin Camii, Hz. İbrahim Makamı, Viranşehir Kalesi ve Nargilem Bedesteni gibi birçok turistik ve tarihi mekanı barındırıyor. Hazreti Eyyüp Peygamber ile eşi Rahime Hatun ve Elyasa Peygamber’in kabrinin de bulunduğu Viranşehir’in Eyüp Nebi Mahallesi her yıl yüz binlerce kişiyi ağırlıyor. Viranşehir Belediye başkanı Salih Ekinci Şanlıurfa’nın inanç turizmi bakımından önemli bir kent olduğunu söylüyor. Projelerini de konuştuğumuz Başkan Ekinci ‘Eyyüp Nebi Sabır Evleri’ gibi inanç turizmine ve ilçenin gelişimine katkı koyacak çalışmaları anlatıyor. Ekinci, sosyal, ekonomik ve çevreye yönelik faaliyetlerde geçim zorluğu yaşayanlara öncelik vererek çalışmalarını sürdürdüklerini belirtiyor.

EYYÜP NEBİ İNANÇ TURİZMİNİN ÖNEMLİ DURAĞI

İslam tarihinde “Sabır timsali” olarak anılan Hazreti Eyyüp Peygamber ile eşi Rahime Hatun ve Elyasa Peygamber’in kabrinin de bulunduğu Eyyüp Nebi beldesinde yapılan restorasyon çalışmaları ile daha önce hiçbir sosyal tesisin bulunmadığı makamın ziyarete açıldığını belirten Başkan Ekinci, şunları anlatıyor: “45 bin metrekare alan üzerinde Eyyüp Nebi Cami ve Külliyesi, konaklama yerleri, aşevi, kütüphane, otopark ve çocuk oyun alanlarının yer aldığı 86 ‘sabır evi’, öncelikli olarak yaşlı, dezavantajlı ve engelli vatandaşlara hizmet veriyor. ‘Sabır Şehri’mize Burada konaklama sorunumuzu Eyyüp Nebi Sabır Evleri ile çözdük. Eyyüp Nebi Sabır Evleri, Şanlıurfa’da inanç turizmine önemli ölçüde katkı sağladı.”

SEFERTEPE’DE KAZILAR SÜRÜYOR

13 Şubat 2024, Salı 07:00

Türk sularından dünya sofralarına yolculuk

Türkiye’nin su ürünleri ihracatı 2023’te 1.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Su ürünleri sektörü, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde gıda ürünleri arasında 1 milyar dolar barajını geçen tek ürün grubu oldu. İlk sırada 515 milyon dolarlık ihracat rakamıyla levrek yer alırken, levreği 418 milyon dolarlık ihracatla çipura takip etti. Yeni yıldız Türk somonu ise 376 milyon dolarlık ihracatıyla üçüncü sırada yerini aldı.

Orkinos 51 milyon dolar, alabalık 112 milyon dolar, diğer deniz balıkları 113 milyon dolarlık ihracat getirdi. Geçen yıl 325 milyon dolarla ilk sırada Rusya olmak üzere toplam 92 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. Rusya’nın ardından ise İtalya, İngiltere ve Almanya ile tüm dünya ülkelerinin sofralarını Türk balığı süsledi. İzmir Su Ürünleri Yetiştiricileri ve Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Atakan Demir ile İzmir Karaburun açıklarında orkinos balık çiftliklerine doğru seyir yapıp Avrupa ve dünya sofralarında artık yer edinen Türk balığının üretim ve yetiştirilme aşamalarını dinledik.

EN DEĞERLİ SEKTÖR

Su ürünleri Türkiye’nin en çok büyüyen sektörlerinden biri haline geldi. Sektörün gelişimini anlatır mısınız?

Su ürünleri sektörü ülkemiz için gerek yetiştiricilik gerekse avcılık üretimi açısından en değerli sektörleri arasında yer almaktadır. İç tüketimimiz açısından önemli olduğu kadar ihracat potansiyeli, yarattığı istihdam ve ülke ekonomisine katkısı ile önemini her geçen yıl daha fazla artırmaktadır. Dünyada son yaşanan ve izlerini geride bırakmaya başladığımız Covid-19 salgını bizlere pek çok şey öğretti. Sadece iş yapış şeklimizi değil artık sosyal yaşam şeklimizi de değiştirmeye başladık. Kendi sağlığımıza daha çok önem vermenin yanında doğamızın da sağlığına özen göstermeye başladık. Özellikle gıdaya ulaşımın, üretimin sürdürülebilirliğinin ve bunların bizlere ulaşmasını sağlayan tedarik zincirinin her bir halkasının ne kadar önemli olduğunu hep birlikte yaşayarak gördük. Tüketicilerdeki bu sağlıklı beslenme bilincinin artması özellikle su ürünlerine olan talebi büyük derecede artırdı ve yeni fırsatlar yarattı. Geçtiğimiz yıllarda Rusya-Ukrayna ile başlayan ve diğer ülkelerde de gördüğümüz savaşlar ise coğrafi konumumuzun etkisinin ne kadar önemli olduğunu, ülkelerin gıdaya ulaşım için ne gibi engelleri aşabildiğini göze aldığını hepimize gösterdi. Bütün bunlar tüm dünyada ve ülkemizde bu sektöre olan ilgiyi arttırdı.

Üretim ve ihracat rakamları ile ilgili de bilgi verir misiniz?

2022 verilerine göre ülkemiz 850 bin ton su ürünleri üretimi gerçekleştirmiş ve bu rakamın yaklaşık 470 bin tonu yetiştiricilikten, yaklaşık 380 bin tonu ise avcılık yolu ile elde edilmiştir. Yetiştiricilik üretimi son 10 yılda yaklaşık 3 kat, son 5 yılda ise 2 kat büyümüştür. Yetiştiriciliğin payı yüzde 25 seviyelerinde iken bugün toplam üretilen su ürünleri üretimi içerisinde yetiştiriciliğin payı yaklaşık yüzde 60 seviyesine gelmiştir. Artık Türkiye’ de son 2 yılda yetiştiricilik yolu ile elde edilen balık miktarı avcılık miktarını geçmiş ve sonraki yıllarda da artarak devam etmesi beklenmektedir. Son 20 yıla baktığımızda su ürünleri sektörü; ülkemizin üretim ve ihracatı açısından her yıl üzerine katarak ilerlemiş ve bugün 1.7 milyar doların üzerinde bir ihracat seviyesine ulaşmıştır. Doğal stokların azalması, dünyada ve ülkemizde artan gıda ihtiyacı gösteriyor ki su ürünleri sektörü geleceğin de yıldız sektörleri arasında olmaya devam edecek.

12 Şubat 2024, Pazartesi 07:00

Kahraman şehrin kahraman ilçesi: Onikişubat

Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Kahramanmaraş, Güneydoğu Anadolu'ya da yakın olması sebebiyle hem Akdeniz hem doğu şehirlerinin kültürü, mutfağı ve gelenekleriyle harmanlanmış, zenginliklere ev sahipliği yapan bir şehir. Kurtuluş Savaşı’nda halkının mücadelesi sebebiyle İstiklal Madalyası alan ve 1973’te de Kahraman unvanını alarak ismi Maraş’tan Kahramanmaraş’a evrilen şehir, derin bir tarihi de bünyesinde barındırıyor. Yapılan kazılardaki buluntular, Kahramanmaraş’ta insan yerleşiminin Paleolitik Çağ’a dek uzandığını gösteriyor.

Anadolu’nun kadim şehirlerinden ve ticari anlamda da önemli bir geçiş durağı olan Kahramanmaraş’ın tarihinde Hititler, Asurlular, Persler, Bizans ve daha pek çok medeniyetin, kültürün izi var. Kahramanmaraş özellikle tekstil, mutfak eşyaları ve kuyumculukta Türkiye’nin önde gelen illerinden biri; tüm bu sektörlerde Onikişubat ilçesinde faaliyet gösteren işletme ve fabrikalar bulunuyor. Onikişubat’taki organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren firmalarda; tekstil, madeni-melamin mutfak eşyaları, alüminyum levha, mobilya, bina yalıtım söve, endüstriyel klima, endüstriyel yumuşatıcı, güneş paneli, bulgur ve cam kapak gibi geniş bir yelpazede üretim yapılıyor. Bölgede faaliyet gösteren firmalarda 15 bini aşkın kişi istihdam ediliyor.

YARALARI SARMAK İÇİN

6 Şubat depremleriyle büyük yıkım yaşayan kentte herkes el ele vererek bu zor ve sıkıntılı süreci geride bırakmak istiyor. Tüm Türkiye’nin elini uzattığı Kahramanmaraş’ın belediyeleri bir yıldır projelerini ağırlıklı olarak yaraları sarmak için hayata geçiriyor. Onikişubat Belediyesi de bir yandan vatandaşların yeniden sosyal yaşama dönmesi bir yandan da ilçenin kalkınması için çalışmalar yapıyor. Onikişubat Belediye Başkanı Hanefi Mahçiçek’ten hem ilçenin özelliklerini hem de belediye olarak deprem sonrası kadınlara, gençlere ve çocuklara yönelik hazırladıkları projeleri dinliyoruz.

EXPO 2023 SERGİ ALANI DEPREMZEDELERE REHABİLİTASYON ALANI OLDU

Toplumun her kesimine hitap edecek yatırımlarla donatılan EXPO 2023 Sergi Alanı’nı hizmete açtıklarını belirten Başkan Mahçiçek, şu bilgileri paylaşıyor: “Yeni cazibe merkezimiz EXPO 2023, 23 ülkenin katılımıyla açıldığı 14 Ekim’den bu yana 770 bin ziyaretçi ağırladı. EXPO 2023 Sergi Alanı, düzenlenen etkinliklerle depremzede vatandaşların rehabilitasyonuna da katkı sunuyor. Komplekste ayrıca dünyanın ikisi bir arada ilk Uğurböceği ve Kelebek Bahçesi, 70 bin metrekarelik Avrupa’nın en büyük Kristal Lagünü, AIPH Yeşil Yaşam Deneyimleme ve İnovasyon Merkezi, bitki heykelleri, hobi evleri, yerel zanaatların sergilendiği Arasta Çarşısı, Kültür ve Sanat Sokağı, amfitiyatro alanı ve nikah salonu da yer alıyor. EXPO 2023 Sergi Alanı, depremzede kent halkının rehabilite olarak yeniden mutlu ve neşeli sosyal hayatlarına dönebilmesi için imkanlar sağlıyor.”

05 Şubat 2024, Pazartesi 07:00

Bir zamanların küçük kasabası şimdinin dünya yıldızı: Urla

Eşsiz doğası, köklü tarihi, gastronomisi, mavi bayraklı plajları, kendine has köyleri, festivalleri ve kültürel yapısıyla eskinin küçük kasabası Urla; artık yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın da en keyifli gezi rotalarından… Bu güzel Ege kasabasının tarihi ise M.Ö. 6000’lere kadar dayanıyor.

Ege’nin parlayan yıldızı Urla’daki Klazomenai antik kentindeki kalıntılar arasında yer alan zeytinyağı işliği ise tanımlanabilen en eski zeytinyağı üretim tesisi. Arkeolojik kazılarda elde edilen kadehler, üzüm salkımlı sikkeler ve daha birçok materyale dayanarak Urla’nın antik dönemlerden beri bağcılıkta da önde olduğunu söylemek mümkün. Hayata geçirilen “Bağ Yolu” projesiyle yeniden eski günlerine dönen Urla; sadece deniz tatili yapmak için değil; butik bağ evlerini ziyaret etmek ve her yönüyle bir Ege serüveni yaşamak isteyenlerin uğrak yerlerinden biri… Bu projenin hayata geçmesiyle Urla’yı ziyaret edenler “İtalya’nın Toskana’sı varsa bizim de Urlamız var” diyor. Tarihi bilgilere doymak, antik toprakların üzerinde gezmek ve üzümlerin tadına bakmak için muhteşem bir deneyim sunuyor Urla.

Bunun için ise en uygun ağustos-eylül aylarında yapılan bağbozumu dönemi. Halk arasında zeytine yağın, üzüme balın düştüğü gün olarak kabul edilen ve 2 bin 700 yıl öncesine tanıklık eden “Urla Geleneksel Bağbozumu Şenlikleri” üzümün gelin olduğu zaman diye de anılıyor. Festivalde bütün yıl boyunca emek verilerek yetiştirilen üzümler üreticiler tarafından toplanarak davul ve zurna eşliğinde katılanların beğenisine sunulurken, en iyi üzüm üreticisi seçiliyor, ardından üzüm sıkımı yapılıyor. Şenlikler halk dansları gösterileri ve konserlerle renkleniyor.

FESTİVALLER KENTİ

Urla’da hemen hemen yılın her ayı bir festivale denk gelmek mümkün... Urla’ya yolunuz martta düşerse çeşit çeşit yöresel otların, baharda canlanan doğayla dans eden denizin eşlik ettiği bir şenliğe denk gelirsiniz: Mart Dokuzu Ot Festivali. Nisanda ise “Urla Sakız Enginarı”nın tanıtımı için her yıl Uluslararası Urla Enginar Festivali düzenlenir. Festivale Türkiye’nin dört bir köşesinden akın akın gelen ziyaretçiler sayesinde Urla en renkli zamanlarından birini yaşar. ‘Mayıs ayına kaldık’ derseniz bu kez de Urla’nın Barbaros Köyü Oyuk (Korkuluk) Festivali ile keşfe çıkarırsınız içinizdeki çocuğu… En güzel korkuluk yarışması, en güzel avlu ve yemek yarışmaları ile unutulmaz bir deneyim yaşarsınız. ‘Nohutalan Kavun Festivali’ ise her yıl ağustosta yapılır. En iyi kavun yarışması ve canlı müzik eşliğinde düzenlenen festivalde, ziyaretçiler hem eğlenceye hem de kavuna doyar. Kokusuyla ünlü susuz kavunları üreticilerin stantlarını süsler ve her yıl festival süresince 1500 tane civarında, yani 5 tona yakın kavun satılır. Arnavut böreği şenliği, uçurtma şenliği, yelken ve enduro yarışları, caz festivali, köy tiyatroları şenliği, tohum takas şenliği ve edebiyat günleri gibi yılın 12 ayı etkinliklerle doludur Urla. Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi, Sanat Sokağı, Malgaca Pazarı, Tarihi Arasta Çarşısı, Artidi Köşkü, Arkas Sanat Urla, Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Merkezi, İskele bölgesi kadar Özbek, Barbaros, Balıklıova, Bademler gibi köyleri de farklı yolculuğa çıkarır ziyaretçilerini.

ZEYTİNYAĞININ TARİHİ BU MÜZEDE