Bir yöneticinin itiraf mektubu

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

En iyi üniversitelerden mezun olan kişileri ekibine seçen, çalışanların başta yüksek bir tutkuyla işe sarıldıklarını gören ancak zaman içinde onlardan verim alamayan ve mutsuz çalışanlar ordusuyla işlerin altında ezilen bir yöneticinin itiraf mektuplarını ele geçirsek, acaba o mektuplarda neler okurduk?

Sektörlerin, unvanların ve zaman dilimlerinin değiştiği ama itirafların değişmediği o mektuplardan bazı notlar:

1. Çalışanlara iyi davranırsam ve onlarla muhatap olursam onları yönetemezdim. O yüzden bugün yine ofise girer girmez kimsenin yüzüne bakmadan hemen masama geçtim ve işlere koyuldum.

2. Yapılacak çok işim vardı ve zaten onu duyabiliyordum. O nedenle, benimle konuşmaya gelen çalışanımla göz teması kurarak konuşmaya gerek görmedim ve ona cevap verirken bir yandan işimi yapmaya devam ettim.

3. Gerçekten hasta mıydı, yoksa beni mi kandırıyordu bilemezdim. O yüzden hasta olduğunu söyleyen çalışanıma geçmiş olsun demedim ve sadece raporunu bana göndermesini istedim.

4. Bu işe yıllarımı verdim ve zaten işimde iyi olduğum için yönetici seçildim. O yüzden bugün yine tüm kararları tek başıma verdim. 

5. Ekibim tarafından yapılan bütün iyi şeyler, zaten görev tanımları gereği yapmaları gereken şeylerdi. O nedenle bugünkü koçluk görüşmelerimde iyi yaptıkları şeylere değil, yapmadıklarına odaklandım.

6. Benden daha iyisini düşündüklerini hissederlerse, bu durum otoritemi sarsabilirdi. O nedenle ekibimden gelen önerilere, ben zaten onları düşünmüşüm gibi karşılık verdim. 

7. Görevim gereği kurallara uyulmasını sağlamalıydım. Ancak ben uymak zorunda değildim. O nedenle bugün işe en son ben geldim ve işten en erken ben çıktım.

8. Sosyalleşmek için işe gelmiyoruz, amacımız para kazanmak. Sosyalleşmek istersem de sadece kendi konumumdaki kişilerle bunu yapmalıydım. O yüzden ekibimle hiçbir sosyal diyaloğa girmedim.

9. Unvanımdan dolayı kimsenin fikrini alacak değildim. Tüm kuralları ben koydum ve uyulması konusunda sıkı bir kontrol mekanizması uyguladım.

10. Performanslarını artırmak için yarışa girmelerini istedim. Hepsini birbirleriyle kıyasladım.

11. Bireysel görüşmelerde herkesin suyuna gitmek ve onları gaza getirmek önemliydi. O nedenle herkesi övdüm ve her birine bu ekibin en çok güvendiğim kişisinin kendisi olduğunu söyledim.

12. Bir hata yapılıyorsa, hata yapan kişi bunun karşılığını almalıydı. O nedenle hata yapan bir çalışanıma herkesin içinde olumsuz geri bildirim verdim.

13. Çalışanlar bir hedefe ulaşırlarsa, kendilerini başarılı hissederler. Sonra da unvan ya da maaş zammı talebi ile bana gelebilirler. O yüzden bugün yine herkese ulaşamayacakları hedefler verdim. 

14. Müdürler espri yapmaz çünkü otoriteleri sarsılır. Bugün içimden gelse de hiç espri yapmadım. Onlara karşı hep ciddi ve katı görünmeyi önemsedim.

15. Kurumsal hayatta kendi konumumu korumak ve üst yönetime başarılı görünmek önemliydi. O nedenle çalışanlarımın hazırlayıp bana gönderdiği raporları, sanki ben yapmışım gibi üst yönetimle paylaştım.

16. Şirketle ilgili kararları sadece benim gibi yönetim kadroları bilmeliydi. Çalışanların bilmesine gerek görmedim ve tüm yeni haberleri kendime sakladım.

17. Ben yap diyorsam, yapmalıydılar. Sebeplerini bilmelerine gerek yoktu. O nedenle sadece yapın dedim, gerekçelerini anlatmadım.

18. Konumum gereği artık kendimi geliştirmeye ihtiyacım yoktu. Kendisini geliştirip bana kanıtlaması gerekenler çalışanlarımdı. O yüzden yeni fikirleri sadece onlardan bekledim.

19. Maille bana bilgisi verilen bir konu sonrası işler kötü gittiğinde, geri çekildim ve ekibimi hedef gösterdim. Sonuçta tüm mailleri okuyamazdım ve artık onların da yetkin olması gerekirdi.

20. Sürekli koşturarak, söylenerek çalıştım ve telaşlı davranışlar sergiledim. Daha çok çalıştığım ve onlardan daha riskli işlerle uğraştığım hissedilmeliydi. Ne de olsa onlar gibi kolay işler yapmıyordum.

21. Kendileri ile biz yöneticilerin aynı olmadıklarını bilmeleri gerekirdi. O yüzden, yöneticilerden bahsettiğim konuşmalarda “biz” ifadesini, çalışanlardan bahsettiğim konuşmalarda ise “siz” ifadesini kullandım.

Eminim bu 21 itirafı okurken, yönetme ve yönetilme sırasında size çok tanıdık gelen notlara denk gelmişsinizdir. Hatta belki de ekip yönetirken bir ya da birkaçını yaptığınızı kendinize itiraf etmiş olabilirsiniz.

Güzel haber şu ki, bunlardan kurtulmak çok kolay. 21 itirafın tam tersi olan davranışları 21 gün üst üste yapmak, beyinde olması gereken doğru davranışın yerleşmesini sağlar. Sonrasında tekrar tekrar devam etmek ise, bizi bir süre sonra itiraf ettiklerimizden kurtarır.

21’in panzehri, başka bir 21’de gizli!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder