Şeker Bayramı’na sayılı günler kaldı. ilkbaharın en büyüleyici renkleriyle buluşacağınız sıra dışı bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Suyun huzur veren akışına eşlik ederek ilerleyen bu özel yolculuklarda manzaralar adeta gözlerinizin önünde bir tablo gibi değişiyor. Üstelik tüm bu deneyimi, 5 yıldızlı otelleri aratmayan lüks geminizin konforlu ve şık kamaralarında yaşayarak seyahatin keyfini ikiye katlıyorsunuz. İkonik Tuna Nehri’nden büyüleyici Nil Nehri’ne uzanan bu eşsiz rotalar, sadece bir tatil değil; adeta bir keşif hikâyesi sunuyor. Her sabah başka bir manzaraya uyanmak, gün batımını suyun üzerinde izlemek ve her anı ayrı bir kartpostal güzelliğinde yaşamak… İşte nehir turlarının karşı konulmaz çekiciliği tam da burada saklı.
DOURO
Portekiz’in pastoral şarap bölgesinde, yüzyıllardır süregelen üretim geleneğiyle ünlü Douro Nehri; nefes kesen tepelerle çevrili teraslı üzüm bağlarıyla büyüler. Yolculuğunuzu Salamanca’ya kadar sürdürebilirsiniz.
HOLLANDA SU YOLLARI
Hollanda’nın kanal ve nehirlerini keşfetmek için en iyi dönem, bahçelerin ve lalelerin açtığı ilkbahar. İster Amsterdam kanallarında süzülün, ister yel değirmenleriyle ünlü kırsala doğru yelken açın…
NİL
Dünyanın en büyük nehir turlarından biri. Luksor’dan Asvan’a ve ötesine doğru yelken açacak, antik Mısır tapınaklarını, mezarlarını ve Krallar Vadisi’ni keşfedeceksiniz.
Uzmanlara göre Ramazan ayında uzun süre aç kalmak tek başına kilo vermek için yeterli değil. Sahuru atlamak, tek öğüne yüklenmek ve şerbetli tatlı tüketmek; metabolizmayı yavaşlatarak kilo alımına neden olabiliyor. Değişen öğün düzeni ve sıvı tüketimi ise metabolizma üzerinde doğrudan etkili oluyor. Antalya Belek Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi ve diyetisyen Dr. Ayden Özekinci, Ramazan ayında doğru beslenmenin önemine dikkat çekerek yapılması gerekenleri anlattı. Özekinci, “Doğru planlama yapılmadığında vücut yağ depolamaya daha yatkın hale gelir” diyerek sağlıklı beslenmenin püf noktalarını sıraladı.
SAHURU ATLAMAK EN BÜYÜK HATA
Kilo vermek amacıyla sahura kalkmamanın yaygın ancak yanlış tercih olduğunu belirten Özekinci, sahur öğününün gün boyu metabolizmanın dengeli çalışmasına katkı sağladığını ifade etti. Uzun süreli açlık sonrası iftarda hızlı ve aşırı tüketimin kan şekerini ani yükselttiğini, bunun da yağ depolanmasını artırabileceğini vurguladı.
TEK ÖĞÜN VE TATLI TUZAĞI
Ramazan’ın aralıklı oruç sistemine benzer özellikler taşıdığını dile getiren Özekinci, beslenmenin yanlış planlanması durumunda kas kaybı ve metabolizma yavaşlamasının kaçınılmaz olabileceğini söyledi. Sadece tek öğünle beslenmenin, yetersiz protein alımının ve sık sık şerbetli tatlı tüketmenin Ramazan sonrasında hızlı kilo artışına zemin hazırlayabileceğine dikkat çekti.
İFTARI İKİYE BÖLMEK FAYDALI
Sağlıklı kilo kontrolü için iftarın su ve hurmayla açılmasını öneren Özekinci, ardından çorba içilip kısa bir ara verilmesinin porsiyon kontrolünü kolaylaştırdığını belirtti. Ana öğünde ise kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırın yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.
Gastronomiye olan tutkusuyla tanınan Ankaralı iş insanı Aykut Dilek, sekiz yıl önce başkentte açtığı Neyle Meyle Ocakbaşı ile adını lezzet dünyasına altın harflerle yazdırdı. Kısa sürede şehrin en popüler restoranlarından biri haline gelen mekânın ardından, yine Ankara’da Köz Biber Ocakbaşı’nı açarak başarısını perçinledi. Sınırları zorlamakla yetinmeyen Dilek, rotasını Avrupa’ya çevirdi ve Viyana’da Osmanlı ve Türk mutfağını bar konseptiyle buluşturan Kübey adlı kokteyl barı hayata geçirdi. Tadımlık lezzetlerle fark yaratan bu konsept, kısa sürede Avrupa’da da dikkatleri üzerine çekti. Aykut Bey, geçtiğimiz hafta Boğaz’ın en elit semtlerinden Emirgan’da yepyeni bir fine dining ocakbaşı olan “Par”ı açtı.
EMİRGAN’A YAKIŞAN ŞIKLIK: PAR OCAKBAŞI
Mekânda ördek yeşili, bordo ve beyaz tonları hâkim. Klasik ocakbaşı algısını tamamen değiştiren sofistike bir atmosfer sunuluyor. Üstelik çoğu ocakbaşında rastlanmayacak kadar iddialı bir bar bölümü bulunuyor. İşinin ehli barmenler sayesinde yemeğe erken gelip keyifli bir başlangıç yapmak adeta şart. 85 kişilik ana salonun her noktasından Boğaz ve Anadolu Yakası izlenebiliyor. Bembeyaz patiska örtülü masalar mekâna hem zarafet hem de ferahlık katıyor. Denize nazır giriş bölümünde 50 kişilik oturma alanı yer alırken, teras katında yeşillikler içinde, Boğaz’ı tepeden gören 70 kişilik büyüleyici bir alan misafirleri bekliyor. Manzara ise tam anlamıyla kartpostallık.
KIVIRCIK ET, ZIRH ÇEKİM VE YÖRESEL LEZZETLER
Mutfakta kullanılan tüm et ürünleri Kıvırcık koyun etinden hazırlanıyor, malzemeler ise yöresinden temin ediliyor. Urfa ve Adana’dan gelen usta eller, yöresel tarifleri aslına sadık kalarak sunuyor. Şef Mustafa Güzel’in özel spesiyalleri tam anlamıyla damak çatlatan cinsten. Restoran müdürü Volkan Daş ise güler yüzüyle masaları tek tek ziyaret ederek misafir memnuniyetini anbean takip ediyor. Mezeler başlı başına bir şölen sunarken ana yemeklerde yağlı kara, küşleme, kanat, lokum ve şaşlık öne çıkıyor. Finalde ise İmam Çağdaş kare baklavası ve şişte künefe mutlaka tadılmalı. Hem damağınıza hem gözünüze unutulmaz bir ziyafet yaşatmak istiyorsanız, Boğaz’da “Par”layan bu yeni lezzet durağını listenize ekleyin. Afiyet olsun!
Büyük bir heyecanla beklenen 11 ayın sultanı Ramazan geldi çattı. Bu yıl 19 Şubat’ta başlayıp 19 Mart’ta sona erecek olan Ramazan ayı için İstanbul adeta seferber oldu. Anadolu ve Avrupa Yakası’nın seçkin mekânları, geleneksel Ramazan tatlarıyla donatılmış sofralar hazırlamak için yoğun bir hazırlık sürecine girdi. Osmanlı ve Anadolu mutfağının eşsiz lezzetleri, modern dokunuşlarla harmanlanarak iftar menülerinde yeniden hayat bulmaya başladı. Boğaz manzaralı şık restoranlardan tarihi atmosferiyle büyüleyen mekânlara kadar şehrin dört bir yanında hem göze hem damağa hitap eden özel sofralar kurulmak için artık gün sayıyor. Sevdiklerinizle huzur içinde orucunuzu açabileceğiniz, keyifli sohbetler eşliğinde unutulmaz bir iftar deneyimi yaşayabileceğiniz en özel adresleri sizin için araştırdım. İstanbul’un en şık ve en lezzetli iftar rotalarını keşfetmeye hazırsanız, işte öne çıkan mekânlar… Hayırlı Ramazanlar… Sofralarınız bereketli, gönülleriniz huzurlu olsun.
5 YILDIZLI OTELLERDE İHTİŞAMLI İFTARLAR
Boğaz’ın kıyısında lüks ve lezzeti buluşturan seçkin oteller, ramazana özel hazırladıkları menülerle misafirlerini ağırlıyor.
AVRUPA YAKASI’NIN GÖZDE MEKÂNLARI
Klasikleşmiş lezzet duraklarından modern şehir restoranlarına uzanan geniş bir seçki:
ANADOLU YAKASI’NIN LEZZET DURAKLARI
Boğaz esintisi ve samimi atmosferiyle öne çıkan adresler ise şöyle:
Karaköy’de lezzetleri, enerjisi ve özgün konseptiyle uzun süre şehrin en popüler buluşma noktalarından biri olan Mesai, şimdi Gümüşsuyu’ndaki yeni adresinde İstanbul gecelerine yeniden ritim katıyor. Ocakbaşı kültürünü modern bir gece atmosferiyle harmanlayan mekân; iddialı mutfağı, aromatik kokteylleri ve büyüleyici manzarasıyla misafirlerine çok yönlü bir deneyim sunuyor. Türk damak tadına, özellikle de kebap ve ocakbaşı lezzetlerine düşkünseniz ve denenmemiş yeni bir adres arıyorsanız, burası tam da aradığınız yer.
İSTANBUL MANZARASINA DOYAMAYACAKSINIZ
Topkapı Sarayı’ndan Ayasofya’ya, Taşkışla’dan Kız Kulesi’ne uzanan eşsiz İstanbul silüetine karşı konumlanan restoran, özellikle gün batımında altın tonlara bürünen gökyüzü eşliğinde adeta görsel bir şölene dönüşüyor. Cam tavanın ferahlık kattığı mekânda zarif aydınlatmalar, etkileyici bar tasarımı ve modern çizgilerle şekillenen dekorasyon, sıcak ama sofistike bir ambiyans yaratıyor. Romantik akşam yemeklerinden özel davetlere, iş buluşmalarından kutlamalara kadar her ana eşlik eden şık bir atmosfer hâkim. Mekânın dış terası, 180 derece Boğaz ve Tarihi Yarımada manzarasıyla gözlerin pasını silerken; leziz kebap çeşitleri ve çeşit çeşit mezeleriyle damağa da gerçek bir lezzet ziyafeti sunuyor. Mesai’nin mutfağında ise ateş başrolde. Paylaşım kültürünü merkezine alan menü, geleneksel Türk mutfağını modern gastronomi dokunuşlarıyla yorumluyor.
LEZZETLERDEN LEZZET BEĞEN
Atom, trüflü biber borani, mutabbel ve “Müdür” gibi mezelerle başlayan lezzet yolculuğu; yaprak ciğer, atom kokoreç, çıtır mantı ve pastırmalı humus gibi güçlü ara sıcaklarla devam ediyor. Mesai Kebap, Ali Nazik ve kuzu şiş ana yemeklerde öne çıkarken; taş fırından çıkan özel lezzetler de sofraya karakter katıyor. Havuç dilim baklava, ekmek kadayıfı ve çıtır kabak tatlısı ise gecenin finalini tatlı bir dokunuşla tamamlıyor. Şef Ali Karababa liderliğindeki mutfak ekibi, sürdürülebilirlik ilkesini odağına alıyor. Mevsimsel ürün kullanımı, yerel üreticilerle iş birliği ve minimum israf prensibiyle hazırlanan tabaklar; Erzincan tulumu, Ezine peyniri ve Kars gravyeri gibi coğrafi işaretli ürünlerle zenginleşiyor. Yeni Mesai, manzarası, lezzeti ve enerjisiyle şehrin gastronomi haritasında iddialı bir yer edinmeye aday. Afiyet olsun.
Son dönemde “farkındalık odaklı lüks butik konaklama” yaklaşımının gastronomideki güçlü temsilcilerinden biri olarak adından sıkça söz ettiren The Wings Hotels Karaköy ve Pera bünyesindeki The Hezar, uzun süredir merak listemin başındaydı. Hakkında duyduğum övgüler epey fazlaydı ama bir türlü yolum düşmemişti. Bu hafta nihayet deneyimleme fırsatı buldum ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, beklentimin de ötesinde bir deneyim yaşadım.
ÖZEL KUTLAMALAR İÇİN İDEAL BİR ADRES
Adını ve ilhamını Hazerfen Ahmet Çelebi’den alan Hezar, çağdaş mutfak anlayışını yerel değerlerle ustalıkla harmanlayan özel bir restoran. Menüde coğrafi işaretli ve yerel ürünler başrolde. Mutfak anlayışı ise oldukça net: sadelik, denge ve ürün odaklılık. Amaç yalnızca iyi yemek sunmak değil; tabağın arkasındaki coğrafyayı, mevsimi ve zamanı hissettiren rafine bir gastronomi deneyimi yaratmak. Şef Murat Er ve deneyimli ekibinin yönettiği mutfakta sebze ağırlıklı tabaklar ve dengeli porsiyon anlayışı öne çıkıyor. Karaköy ve Pera’daki her iki şubenin de geniş ve ferah terasları; Eski İstanbul, Haliç ve Karaköy manzarasını aynı karede sunuyor. Gün, özenle hazırlanan kahvaltıyla başlıyor; restoran gece 01.00’e kadar misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Sevgililer Günü’nün yaklaştığı şu günlerde “Nereye gitsek?” diye düşünenler için kalabalıktan ve gürültüden uzak, dingin ve romantik atmosferiyle güçlü bir alternatif.
ÖNE ÇIKAN İMZA LEZZETLER
Tadıp deneyimlediğim lezzetleri sizinle paylaşıyorum. Ama menü benim yediklerimle sınırlı değil, çok daha fazla alternatif lezzetler mevcut. Menüye göz gezdirin. Damak tadınıza uygun olanı seçin afiyetle yiyin. Közlenmiş patlıcan, tahin ve yerel ürünlerle hazırlanan Tahinli Patlıcan, restoranın vejetaryen imza tabaklarından. Uzun fermantasyonlu hamuruyla Robespierre Pizza, modern ve dengeli bir yorum sunuyor. The Hezar Breakfast ise nitelikli ürünleriyle rafine ve keyifli bir kahvaltı deneyimi vadediyor. The Hezar, yalnızca bir restoran değil; İstanbul’un kültürel mirasını bilinçli ve çağdaş bir gastronomi diliyle yorumlayan özel bir buluşma noktası. Ambiyansı, manzarası ve mutfağıyla beni fazlasıyla etkiledi. Alışılagelmiş mekânların dışına çıkmak ve yeni bir lezzet keşfi yapmak isteyenler için şiddetle tavsiye edilir. Afiyet olsun.
Kuzey Kıbrıs, unutulmaz bir gala gecesine ev sahipliği yaptı. Dünya MICE sektörünün en prestijli ödül organizasyonlarından Masters of Events by ACE of M.I.C.E. Awards 2026, Elexus Hotel & Resort & Spa’da düzenlenen görkemli baloyla adeta yıldızlar geçidine dönüştü. Işıklar, müzikler, sahne şovları ve şıklık yarışının bir an olsun durmadığı gece, Kıbrıs’ta “yılın gecesi” olarak hafızalara kazındı. Kırmızı halıda başlayan ihtişam, gecenin ilerleyen saatlerine kadar hız kesmeden devam etti. KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC Maliye Bakanı Özdemir Berova, Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman ile Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar’ın da aralarında bulunduğu seçkin davetliler, Elexus’un kapısından adım atar atmaz objektiflerin hedefi oldu. Şıklıklarıyla göz kamaştıran konuklar, kırmızı halıyı adeta podyuma çevirdi.
EĞLENCE VE ŞOVLAR GÖZ KAMAŞTIRDI
Sunuculuğunu zarafetiyle dikkat çeken Başak Koç’un üstlendiği gecede, sahneye çıkan Cenk Eren güçlü sesi ve sahne enerjisiyle davetlileri coşturdu. Alkışların bir an olsun dinmediği performans, gecenin temposunu zirveye taşıdı. Yüksek prodüksiyonlu sahne kurgusu, dinamik ışık tasarımları ve görsel şovlar, gala gecesini klasik bir ödül töreninin çok ötesine taşıdı. Ödüllerin sahiplerini bulduğu anlar zaman zaman duygusal anlara sahne olurken, salonu dolduran sektör profesyonelleri ve davetliler alkışlarla kazananları selamladı. Müzik, sahne geçişleri ve görsel şölenle desteklenen akış, geceyi baştan sona bir şov havasında yaşattı.
IŞILTININ VE PRESTİJİN BULUŞTUĞU GECE
Sanat, medya, iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleri gece boyunca kırmızı halıdan davet alanına kadar yoğun ilgi gördü. Şıklığın, prestijin ve güçlü bağlantıların aynı çatı altında buluştuğu gala, sosyal medyada da kısa sürede gecenin en çok konuşulan organizasyonları arasına girdi. Masters of Events by ACE of M.I.C.E. Awards 2026, yalnızca ödüllerin dağıtıldığı bir gece değil; stilin, ihtişamın ve uluslararası etkinlik dünyasının nabzının attığı görkemli bir prestij buluşması olarak Kıbrıs gecelerine damgasını vurdu.
Dünya mutfaklarının Türkiye’de hızla yayılmasıyla birlikte, ocakbaşı ve kebap kültürü bir dönem geri planda kalmıştı. Farklı lezzetleri deneyimleyen yurdum insanı, son yıllarda yeniden köklerine dönmeye başladı. Bu ilgiyle birlikte ocakbaşı ve kebap restoranları da art arda yeniden açılmaya başladı. İşte bu lezzet yolculuğunun en yeni duraklarından biri de Beşiktaş Çarşı’nın kalbinde yer alan Soote Meze Bistro. Henüz “çiçeği burnunda” olan Soote Meze Bistro, Türk mutfağını modern dokunuşlarla yorumlarken sürdürülebilirlik ve yerel ürün kullanımını da merkezine alıyor. Antep mutfağının zengin mirasını çağdaş bir bakış açısıyla sunan mekan; göze ve damağa hitap eden lezzetleri, samimi atmosferi ve çevreye duyarlı yaklaşımıyla gastronomi tutkunlarına unutulmaz bir deneyim vadediyor.
ADINI MUTFAĞIN TEMEL TAŞINDAN ALMIŞ
Kalabalığın içinde saklı, sessiz ama bir o kadar da sıcak bir ortam sunan Soote Meze Bistro, Beşiktaş’ın tarihi dokusunu yansıtan iki katlı şık bir mekan. Menüdeki her tabak adeta bir hikâye anlatıyor; Antep’in geleneksel tatları modern sunumlarla buluşturan mekan tasarımında geçmişin izleri korunurken, modern ve samimi bir atmosferi de ön planda tutuluyor. İşletme adını, Türk mutfağının temel pişirme tekniklerinden biri olan “sote”den alıyor. Klasik Türk tatlarını bozmadan, küçük dokunuşlar ve yaratıcı sunumlarla fark yaratan restoran; etinden mezelerine kadar her tarifi özenle hazırlayarak geçmiş ile geleceği aynı tabakta buluşturuyor. Tüm yemekler, Gaziantep’ten özel olarak getirilen ve el emeğiyle hazırlanan malzemelerle yapılıyor. Baharatlardan kuru dolmalara, salçadan mezeye kadar her ürün Antep’in özgün lezzet dünyasından sofraya taşınıyor.
HER ÖZEL ANINIZDA YANINIZDA
Soote Meze Bistro, yalnızca günlük buluşmaların değil, özel anların da adresi olmaya aday. Fasıl eşliğinde düzenlenen geceler, iş yemekleri ve after party’lerle unutulmaz anılar biriktirebileceğiniz çok yönlü bir restoran olarak öne çıkıyor. Geleceğe dair vizyonuyla Soote Meze Bistro; farklı kültürlerin lezzetleriyle yeni deneyimler kazanmayı, gastronomi alanında iş birlikleri geliştirmeyi ve Türk mutfağını modern bir bakış açısıyla daha geniş kitlelere taşımayı amaçlıyor. Ocakbaşında lezzet dolu bir mola vermek isteyenler için ideal bir adres. Afiyet olsun. İyi eğlenceler.
