Bircan Tavas

19 Mayıs 2022, Perşembe 16:27

Asperger sendromu nedir?

Asperger Sendromu, Otizm Spektrum Bozukluğu içinde “yüksek fonksiyonlu otizm” diye tanımlanan bir alt tanı grubunun içindedir. Sendromun ismi Dr.Hans Asperger tarafından konulmuştur.  Asperger Sendromlu çocuklar,  otizm spektrum tanı belirtilerini ve şiddetini daha hafif gösterirler. Erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür.

Aspergerli çocuğu tanımak

Aspergerli bireylerde ana sorun sosyal -iletişim ve etkileşim sorunları, kısıtlı ilgi alanları, motor koordinasyon becerilerinde gerilik göze çarpar.  Bireylerde zeka geriliği gözlenmez. Asperger Sendromu, Otizm Spektrum Bozukluğunda olduğu gibi nedeni tam bilinmemekle birlikte biyolojik, çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.

Asperger Sendromunu çocukluk döneminde otizmden ayırt etmek güç olmakla birlikte bazı ipuçları bize ergenlik ve yetişkinlik dönemindeki süreç için ipucu vermektedir. Orta çocukluk ve sonrasında tanı koymak için ayırt edici tanı özelliklerine bakılır. 

Asperger sendromunu otizmden ayıran özellikler

Asperger Sendromunu otizmden ayıran en belirgin özellikler erken yaşta edinilen dil becerileri ve kelime dağarcığıdır. Asperger’li çocuklarda gecikmiş konuşma görülmez. Zeka düzeyleri ortalama ve ortalamanın üstüdür. Diğer ayırt edici tanı özellikleri:

Asperger sendromu testi var mı?

Asperger Sendromu tanısı koymak için yapılan bir kan testi yada görüntüleme yöntemi yoktur. Sendromun belirtileri kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Gelişim öyküsü, klinik gözlem ve gelişimsel farklılıklar tanı için yeterlidir.

18 Mart 2022, Cuma 23:04

Çocuğunuz okumada zorlanıyorsa dikkat: Disleksi olabilir! Disleksi nedir? Belirtileri nelerdir?

Okuma bayramı yaklaşırken herkeste biraz stres var. Bir grup okumayı sökmüşken, bir grup hala sınıfın çok gerisinde. Dolayısıyla öğretmenler, aileler ve en çok da çocuklar stresli ve kaygılı...

Okuma kısmındaki bu farklılık neden oluyor? Neden bazı çocuklar için okumayı sökmek bu kadar zor bir süreç haline geliyor?

ABD (Öğrenme Güçlüğü olan Bireyler Yasası-IDEA) 13 tane özel öğrenme güçlüğü kategorisi belirlemiş. Bunlardan en çok duyduklarımız DİSLEKSİ (Okuma Güçlüğü), DİSGRAFİ (Yazma Güçlüğü) , DİSKALKULİ (Matematik Güçlüğü), DİSPRAKSİ (Motor Koordinasyon Güçlüğü). Biz bugün okuma güçlüğü olan DİSLEKSİ’yi inceleyeceğiz.

Disleksi nedir?

Disleksi, normal veya normal üstü zekaya rağmen, akıcı okuma ve okuduğunu anlama sorunlarıyla kendini gösteren nörolojik temelli bir öğrenme farklılığıdır.

Disleksi’nin nedeni tam bilinmemekle birlikte beyin bölgelerindeki bilgi işlemleme süreçlerindeki farklılıklardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Disleksi nedenleri çeşitlerine göre değişiklik gösterir. Genetik ve kalıtsal yatkınlık, çevresel faktörler, gebelikte alkol ve sigara kullanımı gibi sebeplerin etkilediğini biliyoruz. Dislekside yaşanılan sorunlar , zeka geriliği yada beyin hasarından kaynaklanmaz.

Disleksi, öğrenme güçlüğü başlığının altında en çok tanısı olan bir gruptur. Genellikle ilkokul döneminde ortaya çıkan sorunlarla birlikte aileler farklılıkları fark etmeye başlar. İlkokul ikinci sınıfa gelindiğinde belirtiler çok net bir hal alır. Günümüzde geliştirilen test ve müdahale programları ile artık çocuklar okul öncesi dönemde de tespit edilip, destek alabilmektedir. Böylece okula daha kolay adapte olup, zaman kaybetmemiş olurlar. Disleksi belirtileri yaş gruplarına göre (yani okulöncesi ve ilkokul dönemine göre) farklılık göstermektedir.

Okul öncesi disleksi Belirtileri

07 Şubat 2022, Pazartesi 18:25

Çocuklarda zekayı geliştirmenin 10 yolu

Zeka tüm insanlarda var olan ve geliştirilebilen bir nörogelişimsel süreçtir. Zeka gelişimine genetik faktörler kadar çocuğa bakım verenlerin davranışları, tutumları ve çevresel faktörler de etkilidir.

Bu yazıda “Zeki anne babanın çocuğu da zeki olur mu? Çocuğun zeki olması için ne yapmalı? Zeka sonradan gelişir mi?” sorularına birlikte cevap arayacağız.

Beynimizin oluşumunda ve işleyişinde nöronların, sinapsların ve nöroplastisitenin önemi büyüktür. Anne karnında oluşup gelişmeye başlayan beyin, hayatımız boyunca gelişmeye ve değişmeye devam eder.

Her çocuğun birbirinden farklı ve biricik olduğunu düşünürsek, çocuğunuzun zeka gelişimini desteklemek için daha anne olmaya karar vermeden önce harekete geçmeniz gerekiyor.

1. Vücudu bebeğe hazırlama ve beslenme

Gebelik dönemi öncesi anne adaylarının vücutlarını hormon, vitamin ve mineral olarak sağlıklı hamile kalmaya hazırlamış olmaları gerekir. Gebelik sürecinde annenin sağlıklı beslenmesi, alkol ve sigaradan uzak durması, folik asit ve omega açısından zengin beslenmesi bebeğin gelişimi için hassas olunması gereken bir noktadır.

2. Gebelik sürecine hazırlanma

Anne adayının psikolojik olarak huzurlu ve mutlu bir gebelik süreci yaşaması, bebeğini kabullenişi ve bağ kurması, bebek ile ebeveyn arasındaki bağı kuvvetlendirir. Anneler bu anlamda biraz daha şanslı oluyor. Gebelik süreciyle beraber bebekle daha kolay ve direkt bir bağ kurma şansını yakalayabiliyorlar babalara kıyasla. Bu yüzden bebek dünyaya geldikten sonrada babanın bebeği ile bağ kurması, kabullenmesi, ihtiyaçlarını karşılaması, onu sevmesi gelişimin sağlıklı ilerlemesi için kritik bir öneme sahiptir.

06 Ocak 2022, Perşembe 12:49

2 yaş sendromunda ebeveynler ne yapmalı?

Ebeveynler tarafından merak edilen konulardan biri “2 Yaş Sendromu”.

Peki bu bir sendromu mu yoksa çocuğun gelişimsel süreçlerinden biri mi?

Bu süreç korkulup, panik yapılması gereken bir dönem değildir. Siz ne kadar doğru bilgiye sahip olursanız bu süreci o kadar kolay atlatabilirsiniz.

2 YAŞ SENDROMU NEDİR?

Tabii ki bu süreçte birtakım zorluklar yaşanacaksınız. Evde 2 yaşında bir ergenle mücadele ediyor olduğunuzu düşünün. Bu dönem literatüre “Terrible Twos” olarak geçmiştir. Bebeklik döneminden çocukluk dönemine geçişin yapıldığı 18 ay ile 36 ay arasında görülen “2 yaş sendromu” tüm sağlıklı çocukların yaşadığı bir dönemdir. Bu dönem çocuğun gelişiminin bir parçasıdır.

Çocuğun yürümeye başlamasıyla keşfetme ve merak duygusu da doruk noktadır. Bebeklerin bağımsız hareket edebilmek hoşlarına gitse de daha motor planlama becerilerinde istenilen düzeyde değildir. El-göz koordinasyonu, beden kontrolü tam oluşmamıştır. Bununla birlikte konuşma becerisi geridir. isteklerini cümlelerle ifade etmede yetersizdir. Merak içindeki çocuk yapmak istediklerini tam ifade edemediğinden ya da yapamadığından dolayı bir anda çığlık atar, bağırır, ağlar, öfkelenir.

Ebeveynler bu dönemi sabırla yönetmelidir. Minik yavrunuz şişeden bardağa süt koymak için sizinle inatlaşabilir. Ama bunu yapacak gelişimsel düzeyde olmadığı için evde bir kaos ortamı oluşur.

2 YAŞ SENDROMU BELİRTİLERİ

06 Ocak 2022, Perşembe 12:22

Çocuklarda işitme kaybına dikkat

Çocuklarda işitme kaybı, farklı gelişim süreçlerinde gözlenmektedir. Bebeklik döneminde dış kulak, orta kulak ve iç kulak sistemindeki hastalıklar (orta kulak iltihabı, sıvı birikmesi vb.) işitme kaybına neden olur. Bazen de bebek işitme kaybı ile dünyaya gelir. Dünyada tahmini 34 milyon çocuktan 1000/5 işitme kaybı yaşamaktadır. Doğumsal işitme kaybının %70'i kalıtımsal kökenli olmasına rağmen gebelik sonrası kısımda da iç kulak enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar etkilidir.

Çocuklarda işitme kaybı nedenleri:

Özellikle prematüre doğan çocuklar ile menenjit hastalığı geçiren çocukların işitme tarama testleri detaylıca yapılmalı ve düzenli odyolojik kontrollerden geçirilmelidir.

Bebeklerde işitme kaybı belirtileri nelerdir?

Bebeklerin ilk üç ayda ani ses duyduğunda sıçraması, ağlaması beklenir. Uykuda bile olsa bebeğiniz yüksek sese tepki vermelidir. Bebeğin duyduğu sese karşı başını çevirmesi, sesin kaynağını araması gerekir. Yaşına bastığında tek ya da iki kelimelik yönergeleri algılamalıdır. (otur, anneye ver, gel vb.)

Söylediklerinizi anlamıyor gibi davranıyorsa, adına tepki vermiyorsa, yaşıtlarından geç konuştuysa ya da konuşmuyorsa, sesleri ayırt etmekte ve adlandırmakta zorlanıyorsa işitme sorunu yaşıyor olabilir.

Eğer bu gelişim basamaklarını yapmıyorsa işitme testi yapılması önemlidir. İşitme testinde bir sorun çıkmadıysa “otizm” riski taşıyabilir. Bunun için çocuk psikiyatristine başvurmalısınız.

06 Ocak 2022, Perşembe 12:20

Çocuk eğitiminde ceza olmalı mı?

Çocuk gelişiminde yapılan araştırmalarda cezanın (Sözel ve fiziksel şiddet) çocuğa zarar verdiği, kendini kötü hissettirdiği, korkuya ve güvensizliğe doğru itici güç oluşturduğu belirlenmiş.

Neden çocukla iletişimde ya da çocuk eğitiminde yetişkinler cezaya başvurur? Yetişkin ceza vererek çocuğun yaptığı yanlışı anlaması için en etkili yol olduğunu düşünür. Çocuk aldığı ceza (Dayak, tokat , aşağılayıcı konuşma vb.) ile hatasını anlamayacaktır. Tersine içinde yaşadığı duygusal karmaşa ve öfkeyle tekrarlayan problem davranışlar zinciri artacaktır. Yetişkin kontrol kendisinde olduğu için bir rahatlama hisseder. Deşarj olur. Çocuğa uygulanan fiziksel şiddet aslında yetişkin olarak ne kadar aciz olduğumuzun bir göstergesidir. Üstelik uygulanan şiddetle çocuğun sorunları çözmek yerine şiddete başvurması konusunda model olarak şiddet eğimli bir birey yetiştirmiş oluyoruz.

Yetişkinin bu şekilde davranması çocuğa kendini nasıl hissettirir? Çocuk kendini değersiz ve güvensiz hisseder. Şiddet eğilimi artar. Yetişkinin verdiği ceza sonucu davranış o an için bitmiş olsa da yeniden ortaya çıkma potansiyeli yüksektir. Çocuğun psikolojik olarak travmatik zemin ortamında gelişimi sürer. Çocukluk dönemi bireyin kişilik gelişiminin temelini oluşturduğunu düşünürsek, bu dönemde çocuğun karşılaştığı davranış ve tutumlarda dikkatli olunması gerekir.

Çocuğun istenmeyen davranışlarını azaltmak istiyorsak yapılmamasını istediğimiz davranışlar çocuğun düzeyine göre açıklanmalı, kurallar açık ve net olmalıdır.

Çocuk yaptığı davranış konusunda önceden uyarılmalıdır. Tepkiyi görmeden önce çocuğun algısında doğru davranış ile yanlış davranış arasında bir muhakeme , davranış hakkında bir farkındalık bilinci oluşması gerekir.

Ceza vermek yerine pozitif disiplin yaklaşımında davranışının sonucunu (bedelini) anlamalı ve yaşamalıdır. Burada hedef çocuk değil, davranıştır. Bu şekilde davranmak çocukta nefret oluşturmaz. Çocuğun sorumluluk kazanmasını sağlar. Örneğin: Kirli sepetine çamaşırlarını atmayan birinin aradığı giysiyi giyememesi gibi… oyuncaklarına zarar vererek oynayan bir çocuğa yetişkin duygusal şantaj yaparak “ Büyümedin hala oyuncaklarını kırıyorsun? Bunu alıp başka çocuklara vereyim…” gibi cümleler kurmak yerine çocuğun davranışının sonucunu fark etmesini sağlamalıdır. “Bu oyuncağa vurduğun için kolu kırılmış, eskisi gibi olmasa da bantlayalım öyle oynayabilirsin. ”ya da “Ortamdan uzaklaştırıp , biraz daha sakin oynamaya karar verince bana söylemeyi unutma” gibi bir yönlendirmeli cümleler çocuğun hatasını anlamasına yardımcı olur.

Çocuğa verilen tepki her zaman davranışın olduğu anda yapılmalıdır. Çocuk 3 gün önce yaptığı bir davranışın cezasını çekmemelidir. Çocuğun yaramazlıklarına tahammül edip ses çıkarmadan bekleyip, bardağın taştığı noktada tepki gösterilmemelidir.

Uyarı ve yaptırımlar çok sık olmamalıdır. Zamanla bu davranış şekli çocuktaki etkisini yitirecek boyutta onu duyarsızlaştırmamalıdır.