Son yılların en 'Trend' treni: Doğu Ekspresi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kış geliyor, medyadaki kar manzaralarına hazır olun! O zaman bu hafta sizinle bir ‘Doğu Ekspresi- Kars’ yapar mıyız? İşte, son yılların en ‘trend’ treni: Vagonlarında yer bulmanın mümkün olmadığı, rezervasyonları aylar öncesinden yapılan Doğu Ekspresi! Geçen yıl, bir televizyon programı ekibi olmamıza rağmen treni ancak Erzurum’dan yakalayabildik. O ay için bilet sadece Erzurum’dan Kars’a vardı çünkü… Eşim Seda Akkul’la yola Erzurum’dan çıktık; karları yarıp geçerken gecenin karanlığında, kompartımanımızda mumlarımızı yakıp güzel güzel yiyip içerek, romantik bir yılbaşı partisi yaptık. İşte bu haftaki yazımda; meşhur Doğu Ekspresi’nin son durağı olan Kars’tan çok özel notlarım var.

DOĞU EKSPRESİ’YLE ‘EKSPRES’ GİDEMEDİK

2018’in son günleri, uçakla indiğimiz Erzurum’dayız. Ankara’dan kalkan Doğu Ekspresi’nin buraya uğrayıp yola koyulacağı ana kadar, tam beş saatimiz var… Doğu Anadolu’nun bu en büyük şehrini; bir kalesiyle, bir saat kulesiyle, bir çifte minaresiyle görüp anılarımıza katıyoruz hızlı adımlarla… Sabah Babunec’de zengin bir yöresel kahvaltı, öğlen Gelgör’de nefis bir cağ kebabı da midemizdeki güzel anılar olarak kalıyor.

Daha sonra uzunca bir ziyaret eder, sizlere layıkıyla bir Erzurum yazısı yazarım elbette. Bu arada meşhur trenimizle ilgili aklımda kalan ilginç notlardan bahsedeyim: Erzurum Garı’ndaki görevli, yöre halkının temel ulaşım ihtiyacı olarak kullandığı Doğu Ekspresi’nin artık yoğun biçimde turistik amaçla kullanılmasından çok da memnun değildi. Birkaç hafta önce hamile bir kadının, daha rahat gideceğini düşünerek tren bileti arayıp günlerce bulamadığını söyledi bize.

Özellikle İstanbul’daki tur şirketleri ya da kurnaz rehberler (farklı hesaplarla internete girerek) biletleri satışa çıktığı gibi topluyor ve bunları bir tur paketiyle yüksek fiyatlara satıyorlarmış. Ancak, bizim ‘Çok Gezenti - Doğu Ekspresi- Kars’ bölümünün ilk yayınından sonra, bu konuya dikkat çekildi ve birtakım tedbirler alındı. Turistik tren seçeneğinin ayrıldığını duymuştum. Neyse ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey, haydi yumuşak kara ayak basalım; Kars’taki otelimize yerleşelim biz.

KARS’IN FARKI

Binlerce yıl boyunca imparatorlukları ve krallıkları ağırlayan Ani Antik Şehri, donunca üzeri panayır yeri haline gelen Çıldır Gölü, şehitliğimizle ve muhteşem kayak merkeziyle bilinen ilçesi Sarıkamış… Yüzyıllardır Rus kültürüne yakın yaşamış olan yöre halkının Baltık mimarisinde inşa ettiği binalar hayli enteresan. Ordu, Ahmet Muhtar Paşa ve Atatürk Caddeleri üzerinden geçerken şahit olacağınız yapılar, sizleri Çarlık Rusya’sına bir götürüp getirecektir.

Eski Belediye Binası olsun, Defterdarlık Binası olsun, Fethiye Camii olsun, Katerina Sarayı olsun; Türkiye’de eşine benzerine az rastlayacağınız yapılar olarak Kars’ın merkezinde bulunurlar. Katerina Sarayı demişken de efendim; Kars Çayı’nın kıyısında otel olarak hizmet veren bu yapıda geçirdiğimiz dört gece, en güzel anılarımız arasında yer aldı. Bina, 1900’lerin başında Rus Çarı II. Nikola ve eşinin ikametleri için yaptırılmış. Geceleri çay kıyısında yakılan ateşlerde sucuk ekmekler, müzisyenlerce çalınan Kafkas ezgileri ve sabah sizleri bekleyen, üzerine sis çökmüş Kars Çayı manzarası…

Azcık kabiliyeti olana kitap yazdırır böyle yerler. Son dönem Osmanlı mimarisi eseri olan Ahmet Tevfik Paşa Konağı (yıkılmak üzere) ve Muradiye Hamamı (bu sağlam) Taş Köprü ile bu saray otel arasında yer alır. Sarayın diğer yönüne 10 dakika yürürseniz de Kars Üniversitesi’nin yine çok etkileyici binalara sahip kampüsü vardır. Konservatuvarları da buradadır ki; sayın müdürümüz Doç. Dr. Aşkın Çelik’in öğrencileriyle bizlere sunduğu müzik-dans resitali, en güzel anılarımız şeklinde hafızalarımızdadır.

TAŞ KÖPRÜSÜ, CAMİSİ, KALESİ, KİLİSESİ

Şehrin sembolü, gezilip görülecek tarihi yerlerinin de çıkış noktası olan Taş Köprü, 1579’da III. Murat döneminde açılıyor, bir sel esnasında yıkılıyor ve 1720’lerin başında yenileniyor. Köprüden geçerken, her mevsim gürül görül akan Kars Çayı’nı izler, alacağınız en temiz nefeslerden birini alarak yolunuza devam edersiniz. Dilerseniz hemen yanı başında bulunan Namık Kemal Evi’nde bir edebiyat molası da verebilirsiniz. Geceleri düzenlenen bir ‘Aşıklar Atışması’ yakalamak, tadından yenmez olacaktır.

Ve Ebu’l Hasan-ı Harakani Türbesi. Kars’ta adıyla en çok karşılaşılan kişi Ebu’l Hasan-ı Harakani’dir. Mevlana’nın, Yesevi’nin ve Nakşibendi’nin fikir hocası olarak bilinen Harakani, 1033 yılında Selçukluların bir savaşında şehit düşmüştür. Kars’taki Evliya Camii ve Hasan-ı Harakani Türbesi, Anadolu’nun dört bir yanından, dua etmek için ziyarete gelinen yerdir. Gelelim Kars Kalesi’ne. Gelelim, derken, bir yarım saat kadar tırmanma yolu var. Gücümüzü toplayıp yürüyerek çıkalım lütfen!

Altınızda akan Kars Çayı’nın bu ‘yüksek binasız’ şehri bölerken yarattığı pastel tablo, her adımda değişen açısıyla, sizleri ziyadesiyle etkileyecektir. 937 yılında Bagratlı Krallığı döneminde 12 Havariler Kilisesi olarak inşa edilmiş olan yapı (Kümbet Camii) işte bu tırmanışınızda sizlere harika pitoresk bir görüntü sağlar. Bir seyahati sırasında Kars’ta kalan meşhur Rus şair ve yazar Puşkin’in, anılarında bu yöreden bahsettiği bilinir.

Kars’ın merkezine kuş bakışı bakmak ve şehrin havasını solumak için tercih edilen Kars Kalesi, 1153 yılında inşa edilmiştir. Su Kapısı (Çeribaşı Kapısı), Kağızman Kapısı ve Behram Kapısı olmak üzere üç kapısı olan kalenin içerisinde 12. yüzyıldan kalma bir türbe de bulunur.

BİRAZ DAHA TARİH, BİR MİKTAR DA ‘KAZ’

Gelelim Kars’ın mutlaka ki en ilginç, en etkileyici yapısına: Kars Fethiye Camii. Bina 19. yüzyılda, Baltık mimarisi tarzında bir kilise olarak inşa edilmiş. Cumhuriyetin ilanından sonra spor salonu olarak da kullanılan bina, 1985’te camiye çevrilmiş. Kilisenin ilk fotoğraflarını araştırıp bulursanız; minarelerden önce, tepesinde hayli gösterişli iki kubbe yer aldığını görürsünüz.

Açıklık bir alanda bulunan Fethiye Camii, fotoğraf tutkunları için de hayli etkileyici görüntüler sunar. Acıktık mı? Haydi kaza! Biliyorsunuz ki Kars deyince kaz, kaz deyince akla Kars gelir. Kusura bakılmasın ama şehir içinde yapılan yerlerde yediklerimden çok memnun kaldığımı söyleyemem. Yıllardır duyduğum “Kars’ta kaz, Kars’ta kaz” efsanesini hakkedecek kadar özel bir yerde yiyemedim.

Belki de kaz yemek için doğru yeri ben bulamadım. Çarşıdaki Sini Restoran’da yediklerimden çok çok memnun kalmıştım. Hangel, evelik çorbası, nohutlu kuzu incik hayli lezizdi. Kars Kaz Evi’nin yöresel başarısını bizzat kurucusu Nuran Özyılmaz’dan dinledim ve güzel servisine de şahit oldum.

MALAKANLAR VE PEYNİR

Kars’ta, 1878-1918 arasına denk gelen 40 yıllık bir Rus egemenliği olmuş. Bu dönemde gelenek görenekleri ve ilginç yaşam biçimleriyle çok farklı bir topluluk olarak durmuş Malakanlar (Molokanlar). Rusçada ‘süt’ anlamına gelen ‘moloko’ kelimesinden yola çıkılarak ‘sütü sevenler’ ya da ‘sütçüler’ olarak tanımlanmışlar. Savaş döneminde silah tutmayı reddeden, insan öldüren teçhizatlar yerine insana lezzet ve sağlık veren inek memesini ve süt bakracını tutan Malakan eller; Kars kaşarının, gravyerinin ve bilumum yiyeceğin atası olmuş.

Malakanlar, 40 yılın ardından, mecburi sebeplerden ötürü ya Rusya’ya dönmüş ya da Amerika, Kanada ve Yeni Zelanda’ya göç etmiş. Kars’tan bir saatlik araç yolculuğuyla ulaştığımız Boğatepe Geçidi tam 2344 metre yükseklikte! Aşağıda yaz olsa burada kayak yaparsın! Yoldan sol tarafa az kıvrılıp bir 15 dakika daha gidersen de Boğatepe Köyü’ne varırsın.

Ah ne özel bir yerdir burası. Malakan kanı olan amcalar teyzeler hâlâ yaşarmış burada. Merkezdeki camisini ve Kadın Bakkal’ı az geçince, Boğatepe Çevre ve Dayanışma Derneği’nin Kurucusu Zümran Ömür’ün mandırası karşılar sizi. Tekerlek peynirler, keçi kılı tulumunda peynirler, gravyerler, tadını bizim Trakya’nın eski kaşarına çok yakın bulduğum Kars kaşarı, taze kaşar ve taze kaymak… Allah’ım sana gelmiştim, Zümran Hanım ve kocası Kazım ağabeyin hazırladıkları sofrada yiyip içerken.

O sohbete bir daha katılmak, o lezzetleri bir daha tatmak ve konuk evlerinde bir haftacık kalıp ‘arınmak’ için, neler vermezdim şimdi? “Eee, neden gitmiyorsun o zaman Burak? ‘Hayatta hiçbir kararını erteleme’ diye yazıp duruyorsun…” Teşekkürler sevgili iç sesim, seninle yazıyı bitirdikten sonra, kimsenin duymayacağı bir yerde konuşalım olur mu?

O LEZZETE ‘ÇILDIR’DIM!

Çıldır Gölü’ne kadar gitmek, buradaki buzdan balık avına şahit olmak, kızaklarla gezip Insta’larda paylaşmak; zaten popüler turistik etkinlikler nicedir… Kars ile Ardahan arasında yer alan göl konusundaki en önemli tavsiyem; Çıldır balığını (sarı balık), tavada yapıp harika bir lezzette sunan Atalay’ın Yeri’nde yemeniz. Yanında mezeler, turşu, ve salata dahil kişi başı 55 liraya yediğimiz o menüyü unutmam mümkün değil.

Bizi oralara ulaştıran şoförümüz Ulaş kardeşime de buradan bir kez daha selam olsun. Yola çıkmışken elbette Ani Antik Kenti’ni de gezmelisiniz! Ülkemizde gördüğüm en etkileyici tarihi bölgeler arasında ilk üçe girer Ani. Üç kademeli surları, dev giriş kapıları; Kızlar Manastırı, İpek Yolu Köprüsü, Meryem Ana Katedrali, Selçuklu Camisi, Selçuklu Medresesi ve M.Ö. 3000’li yıllardan kalan mağara yerleşimleri, sizi büyüleyecektir. Sarıkamış’a kadar uzanıp şehitliğimizi ziyaret etmek, unutulmaz olur. Tesislerde bir kayak keyfi yapmak da sizin kış tatili zevkinize kalmış tabii. Sevgilerimle…

Sıradaki haber yükleniyor...
holder