Can Kantar

27 Haziran 2022, Pazartesi 07:00

İklim değişiklikleri riskleri tetikliyor

Yaz aylarına girdik. Ekonomik çalkantılar nedeniyle artık değerlerimize gelecek zararları yerine koymak çok zor olacak. Belki 3-5 bin TL’ye sağlık sigortası yaptırmak zor gelebilir. Ama Allah korusun bir sağlık sorunu yaşadığınızda önünüze konulacak fatura çok çok daha yüksek olacak. Veya aracınız veya eviniz... Bu değerlerinize gelecek zararları telafi etmeniz artık çok zorlaştı. Üstelik sabit gelire sahipseniz bu artık imkânsız gibi. Ekonomik koşulların zorluğunu ben de biliyorum ama bu risklerden korunmak için bütçeniz elverdiğince sigorta güvencesine başvurmanız gerekir. İklim değişikleri son iki yıldır büyük mağduriyetler yaşattı. Yangınlar, seller, fırtınalar, dolu yağışı ve daha birçok risk ne yazık ki arttı. Bu risklerle nerede, ne zaman karşılaşacağımızı kimse kestiremez. İşte yangın kâbusunu tekrar yaşamaya başladık. Geçtiğimiz hafta ise seller bize kendini tekrar hatırlattı. Daha birçok risk sırada bekliyor. Mutlaka bir sigorta acentesine başvurup bu riskleri ne kadarlık bir primle sigorta sistemine devredebileceğinizi sorun. Hiç de yüksek primler çıkmayacağını sizde görebilirsiniz.

KONUTLARDA RİSK ARTTI

Ekonomik zorlukların artmasıyla birlikte ne yazık ki hırsızlık vakalarının da artabileceğini düşünmemiz gerekiyor. Yaz aylarında yazlıklara giderken kışın oturduğunuz evlerin risklerini mutlaka dikkate almanızı öneririm. Bunu sadece hırsızlık olarak görmemeli. Yıpranmış bir musluk spiral hortumunun tazyikli su ile patlaması ve evinizi su basması hiç de imkânsız bir şey değil. Bütün risklerin arttığı bir dönemdeyiz. Sigorta sistemine güvenin ve sigorta acentenize gidip danışmanızı öneririm. Tabii ki bütçeleriniz oranında bir poliçe seçebilirsiniz.

20 Haziran 2022, Pazartesi 07:00

Trafikteki kara delik sistemi etkiliyor

Zorunlu Trafik Sigortası ismi üstünde zorunlu. Neden zorunlu derseniz karşı araca zarar verdiğinde sizin de bir güvenceniz olsun diye. Kesin olan bir şey varsa o da yaptırılması gerektiği. Fakat trafik sigortası büyük bir kara delik oluşturdu. Nedeni geçmişte yılda 6-7-9 kaza yapanı korumak için serbest piyasadan tavan fiyat uygulamasına geçildi. Yılda 9 kaza yapan araçlara; İstersen kaza yapmaya devam et biz sizi bir havuzda toplayacağız.

Sisteme verdiğiniz zararı da sigorta şirketleri arasında paylaştırırız» denildi. Bugüne gelindiğinde ise enflasyon ortada. Dolardaki artış nedeniyle yedek parça fiyatlarındaki artış ve pandemi sonrası kaza oranlarındaki artış da ortada. Devletimiz sigorta şirketlerine; “Sana aylık enflasyon oranının dörtte biri kadar artışa izin veririm” dedi. Arada bir seyyanen artış getirmek zorunda kalsalar da ekonomik konjonktürdeki yıpranmaya, sektör prim artışları ile ne yazık ki yetişemedi.

Bir de buna yasal boşlukları kullanarak bu işlerden nemalanmaya çalışan aracıları da eklersek sonuçta bu noktaya geldik. Geldiğimiz durum; 1600 TL’ye satılması gereken poliçeyi sigorta şirketlerine 1000 TL’ye sat deniliyor. Özet olarak söylüyorum. Şirketler daha satarken yüzde 65 zarar etmek istemedikleri için ayak sürüyorlar. Acenteler müşterilerine poliçe kesemediği için arada kalıyor. Buna kızan sigortalılar diğer sigortalarını da iptal etmeye başladılar. SEDDK şirketleri kenara çekip, “Size 1600 TL’ye mal olsa da 10000 TL’ye poliçe kesin yoksa cezalandırırım” dedi. Sonra denetçi gönderip ayak sürüdüklerini tespit etmeye çalışıp ceza kesmeye hazırlanıyor.

SEDDK’da arada kalıyor. Çünkü Devlet bunun peşinde ve şunu söylüyor: “20 milyon kişi mi önemli, yoksa 20 sigorta şirketi mi?” Özeti bu iş polisiye önlemlerle, cezalarla çözülmez. Buna rasyonel bir çözüm bulunulmalı. Şirketler bu zararı öz kaynaklarından karşılamaya çalışıyor. Şirketler de sermaye açıkları oluşmaya başladı. Bu parayı yerine koyacak gücü olmayan şirketler sistemden çıkacak.

Bu da yetmeyecek sigortacılık sistemi büyük zarar görecek. Ne mi yapılmalı? Aylık artışlar TÜFE, TEFE’ye bağlanılmalı, yılda 8-10 kaza yapanları korumaktan vazgeçilmeli, gerekirse Devletimiz bunu sübvanse etmeli. Ayrıca aynı ayarda ikame araç, aracımı çarptım değeri düştü sigorta şirketi bana para versin gibi bu dönem için lüks olan şeyler bir süreliğine dondurulmalı. İnsanlar kaza YAPMAMAYA teşvik edilmeli. Yoksa değil şirketler, acenteler, bu işten nemalanan aracı kesim ve tüketiciler de bundan çok zarar görecek.

23 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Sigorta haftası ile bilinç artar mı?

Sigorta bilinci ne yazık ki toplumumuzda çok yaygın değil. Ağırlıklı olarak Zorunlu sigortalar rağbet görüyor. Sigorta sektörü büyümesini sürdürüyor. Ama bu büyümenin prim artışlarına paralel bir büyüme olduğunu söylemek lazım. Çünkü sigortalı sayısında belirgin bir artış söz konusu değil. Tamamlayıcı Sağlık Sigortaları ilgi görüyor. Onun da Pandemi nedeniyle yaratılan farkındalık nedeniyle olduğu söylenebilir. Hatta ekonomik şartların zorlaşması nedeniyle bazı sigortaları yaptırmayan tüketicilerin olduğunu görüyoruz. Fakat bunun da çok daha büyük risk olduğunun altını çizmem gerekiyor.

ÇABA BEKLENİYOR

Sigorta Haftası sigorta bilincinin yaygınlaşmasına yardımcı olmak için düzenlenmeye başlandı. Sektör 10 yıldır mayıs ayının son haftasında bu etkinliği gerçekleştirmek için çalışıyor. Çok başarılı olduğu söylenemese de bu tanıtım kampanyaları özellikle acenteler ve acente dernekleri ile gerçekleştiriliyor. Ortalığı ayağa kaldıracak, bangır bangır bir tanıtım kampanyasına bugüne kadar rastlamadık. Bu kampanyaları tüketicilere yönelik yapmaktan ziyade, sektörel konuların tartışıldığı toplantılar şeklinde düzenlemeyi tercih ediyoruz. Yani biz bizeyiz yine.

Sigorta Haftası için sektör endüstrisinin nasıl bir aksiyon planı olduğu konusunda bir bilgim yok. Hafta, mayıs ayının son haftası kutlanıyor. Ama bugün Sigorta Haftası kapsamında bir uluslararası toplantı düzenleniyor. Tarih konusunda, etkinlik hedef kitlesi konusunda kafamda hala soru işaretleri var. Sigortacıların özellikle çocuklara, gençlere yönelik mesajları, onların olduğu mecralarda iletilmesi bu haftadan öncelikli beklentimiz.

16 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Sigortacılar defansı sever

Sigorta sektörü milyonlarca mağduriyeti önlemiş bir sektör. Çok da hayır dua almıştır. Fakat ne yazık ki tüketici nezdinde itibarı hep sıkıntılı. Nedeni çok açık, sigortadan mağduriyet yaşamış yüzde 2’lik bir kesimin söylemi sektörü kötülemeye yeter. Mağduriyeti engellenmiş yüzde 98’lik kesim ne yazık ki televizyonlara çıkıp ‘sigortacılar benim mağduriyetimi önledi, Allah onlardan razı olsun’ demez. Ama şikâyet oldu mu ana haber bültenlerinde izleriz.

Sigortacılar özellikle Zorunlu Trafik Sigortası’ndan her kesilen 100 TL’lik poliçenin kendine yansıyan hasarının daha poliçe kesildiğinde 115 TL olduğunu tüketiciye bir türlü anlatamaz. Bu rakam şimdi çok daha arttı. Sigortacılar primleri toplarlar. Bunları getiri enstrümanlarında nemalandırıp oluşan hasarları bu havuzdan öderler.

Konuyu ekonomik gelişmelere göre ise şöyle açmak isterim. Faiz getirisi yüzde 25, fakat diğer tarafta açıklanan enflasyon yüzde 70. Piyasadaki reel fiyat artışları ise yüzde 100’lerin çok üstünde. Yedek parça fiyatları uçtu gidiyor. Aylık enflasyon yüzde 7, sigortacılara izin verilen aylık artış yüzde 2.25. Yıllık seyyanen zam ile yüzde 50 civarında ama yılsonunda bu rakama gelecek.

Ama bugün enflasyon yüzde 70. Ben de bir tüketiciyim ve tabi ki sigorta primler artmasın isterim. Ama bir tüketici olarak dövizin de yükselmesini istemem. Elektrik, su, akaryakıt, doğalgaza da zam yapılmasın isterim.

Özetle tablo böyleyken bir gazeteci meslektaşım yukarıda yazdığım tabloyu göz ardı ederek haberi; “Sigortacılardan fahiş fiyat artışı” diyerek veriyor. Tabii ki bu fırsatı TESK Başkanı Sayın Bendevi Palandöken kaçırır mı? “Esnaf da vatandaş da zorunlu olan bu trafik sigortası ücretlerinde indirim beklerken zam yapılmasından muzdarip” demiş.

TABLO ORTADA AMA ÇIT YOK

Kendi meslek grubunun haklarını sonuna kadar savunabilir. Burada sorun bizde yani sigortacılarda. Bu açıklamalardan sonra bir yetkili çıkıp kamuoyuna bu zamların bile yetersiz olduğunu, enflasyonun çok gerisinde kaldığını, sigorta şirketlerinin sermayelerinden yediğini ve sektörü zor günlerin beklendiğini açıklama gereği duymadı.

Her zaman ki gibi muhtemelen; “konuyu uzatmayalım kapatalım, dikkatleri çok üzerimize çekmeyelim” denilmiştir. Ya da o gazeteci arkadaşımıza bunu rakamlarla açıklama gereği duymamışlar. Yani hep defans hep defans.

25 Nisan 2022, Pazartesi 07:00

Ne kadar hasar o kadar prim artışı

Sigorta yaptırmak peşin ödemeli bir harcama olarak görülmemeli. Sigorta sistemi, beklenmeyen durumlarda kullanılacak olan bir güvence için yaptırılıyor. Mesela ‘benim çatım dayanıksız, ben sigorta yaptırayım nasıl olsa çökecek sigortacılar yaptırsın’ demek doğru değil. ‘Bir cihaz gelmiş benimde baş ağrım var bir gidip kontrol ettirsem mi?’ Ya da bir hastalığın varsa gidip ‘sağlık sigortası yaptırayım, hastane masraflarımı sigorta şirketine ödettireyim’ demek de doğru değil. Sigorta şirketleri bunların bir şekilde suiistimal olduğunu tespit ettiğinde ne yazık ki bu işe başvuran sigortalı için sonuçları iyi olmayabiliyor. İşte mağduriyetlerin birçoğu bu sebeple olabiliyor. Diğer taraftan hasar sonucundaki oluşan faturaya da göz atmakta fayda var. Genelleme yapmak elbet doğru değil, ama hastaneye yattığınız zaman çıkarken faturaya bir göz atın derim. Almadığınız bir hizmet faturaya eklenmiş olabilir. Özellikle altını çizmek isterim ki bunu herkes yapıyor demek istemiyorum, ama yapıldığını duyuyorum. Veya aracınız kaza nedeniyle serviste ise sigorta şirketine giden faturayı görmekte fayda var. Bilin ki bu gereksiz artışlar size gelecek sene prim artışı olarak geri dönecek.

HASARINIZI KENDİNİZ KONTROL EDİN!

Şimdi ‘‘Beni ilgilendirmez, primimi ödemişim sigorta şirketi tazminatları ödemek zorunda” diye düşünmemeli. Tabii ki oluşan bir hasar sonrası mağduriyeti önlemek sigorta şirketinin görevi. Fakat sürprim denilen bir şey de söz konusu. Her yıl ödediğin primin belirli bir oranında sürekli bir hasar oluşuyorsa sigorta şirketi her yıl prim artışının oranlarını da artırabiliyor. Bu nedenle sigortayı mutlaka yaptırmalıyız. Sigortanızı ihtiyacınız olduğunda dibine kadar kullanın. Sigorta şirketleri bu konuda hiç gocunmaz mağduriyetlerinizi önler. Ama gereksiz kullanım veya suiistimal olduğu hallerde sigorta şirketlerinden hoşgörü beklemeyin.

18 Nisan 2022, Pazartesi 07:00

Neden hayat sigortası yaptırayım?

Bankalardan kredi kullanırken hayat sigortası yaptırılması isteniyor. Diyelim 100 bin TL kredi çekeceksiniz. Hayat sigortası primi ise 2000 TL tutuyor. Şunu kabul ediyorum tüketici kredi kullanmaya karar verdiyse mutlaka ciddi bir maddi desteğe ihtiyacı vardır. Alacağı kredinin her kuruşu değerli. Tüketici bankaya gittiğinde değişik bir ruh hali ile gider ve krediyi ne sebeple çekiyorsa sadece o günü düşünür. Evimi alayım, arabamı alayım veya işyerimdeki borçlarımı ödeyeyim. Gelecek ile ilgili çok da olumsuz bir şey düşünmez. O günkü ihtiyaca odaklanmak tabi ki çok normal. Ama iş krediyi çekerek, ihtiyaçlar karşılandığında bitmiyor elbet. Çünkü borçlanıyorsunuz. Ve o borcunuzu geri ödemek zorundasınız. Vatandaşımız krediyi çekerken ne yazık ki, aklına kötü bir şey getirmez. Her şeyin bu şekilde devam edeceğini ve krediyi çalışarak geri ödeyebileceğini düşünür. Hiç kimse başına bir şey geleceğini, hayatını kaybedebileceğini veya çalışamaz duruma gelebileceğini aklına dahi getirmez.

132 BİN KİŞİ İHTİYAÇ DUYMUŞ!

Ne yazık ki bu durumlar yaşanabiliyor. Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı, geçtiğimiz günlerde 2021 yılında kredi bağlantılı hayat sigortası için 132 bin sigortalıya 1.6 milyar TL tazminat ödendiğini açıkladı. Ve bunun 661 milyon TL’si COVID-19 nedeniyle yaşanan hayat kayıpları için ödenmiş. Özet ile ‘bana bir şey olmaz’ diyoruz ama bakın 132 bin kişiye bir şey olmuş. Siz siz olun küçük primler ödememek için büyük riskler ile karşı karşıya kalmayın. Geride kalan ailenizi düşünün derim. Sağlıkla, kazasız günler dilerim.

28 Mart 2022, Pazartesi 07:00

Primler ne kadar arttı?

Sigorta beklenmeyen risklere karşı bir güvencedir. Pahalı veya ucuz olması çok da kıyaslanabilen bir olgu değildir. Sigorta yaptırdığınızda bir güvence satın alırsınız sadece... Ama ne zaman işe yarar? Tabi ki risk gerçekleştiğinde... Risk gerçekleşmezse belki paranızı boşa harcamış gibi düşünebilirsiniz. Ama risk gerçekleştiğinde “iyi ki sigortalıyım” dedirten bir durumdur. Çünkü riskten bir önceki durumunuza geri dönmenizi sigorta sağlar. Mağduriyetiniz önlenmiş olur. Siz siz olun bütçeleriniz çerçevesinde mutlaka değerlerinizi sigorta yaptırın. Canınıza bir şey gelmezse, gerisini sigorta şirketlerine bırakın derim.

SİGORTA GÜVENCESİ ASIL ŞİMDİ GEREKLİ

Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik sıkıntıları her kesim hissediyor. Burası net. Bu dönemler kayıpların tekrar yerine konulmasının zor olduğu dönemlerdir. Sigorta yaptırdıktan sonra verdiğim parayı bir şekilde çıkarayım diye düşünmeyin. Bu daha çok sağlık sigortalarında çok başvurular bir şeydir. Ama gelecek sene primlerinizin katlanarak arttığını göreceksiniz. Bu nedenle ihtiyaç duyduğunuzda satın alamayacağınız tek şeyin sigorta olduğunu unutmayın. Son aylarda çevremde birçok arkadaşımın ‘sigorta primleri çok arttı’ söylemlerine rastlıyorum.

Çok haklılar, evet arttı. Ben kendi sigortalarımı yeniletirken de buna tanık oluyorum. Fakat ne kadar bir prim ile ne kadar bir güvence satın aldığınıza bakmalısınız. Bir kaskonuz var diyelim; 5-10 bin TL prim ödüyorsunuz. Bir kaza olduğunda Allah korusun, 50-100-500 bin TL karşılığında mağduriyetinizin önlendiğini unutmayın. ‘Neden bir kat arttı’ diyorlar. Ben de o zaman soruyorum geçen sene aracın kaç TL idi? 195 bin mesela. Şimdiki değeri ne diyorum ‘385 bin TL’ diyor. Eeee diyorum aracının değeri bir misli artmış 4500 TL olan kasko priminin 8500 TL olması çok doğal değil mi? Kaza yaptığında yedek parça fiyatları dövize endeksli olduğu için primlerin de bu kadar artması normal. Emin olun sigorta şirketleri mümkün olan en az tutarda bir artış yapmak için çalışıyor. Ama gerçekler ortada. Keşke her kalemde fiyatlar ve döviz bu kadar artmasaydı da primler bu kadar yükselmeseydi. Ne yapıp edin, sigortasız kalmayın derim.

21 Mart 2022, Pazartesi 07:00

Yanlış akaryakıt dolumunu sigorta karşılar mı?

Araçlarımız her geçen gün değerleniyor. Ve buna paralel olarak olası hasar durumundaki gereken yedek parça maliyetleri de bu son döviz artışları nedeniyle bir hayli yükseldi. Zaman zaman yazılarımda çok bilinmeyen sigortalara değiniyorum. Yakınımızdaki riskler her geçen gün artıyor. Bunlar için öncelikle önlemimizi almamız sonra da sigorta yaptırarak güvencemizi pekiştirmemiz gerekiyor. Yanlış akaryakıt dolumu büyük risk. Her an hepimiz karşılaşabiliriz.

Pompacı arkadaş yeterli eğitim almamış olabilir ya da dalgın olabilir. Bunun için akaryakıt dolum işlemi yapılmadan göz ucu ile kontrol etmeniz aslında riski ilk etapta önleyen şeyler. Ola ki sizin de dalgınlığınıza geldi. İşte o zaman sigortanızın olması gerekiyor. Hak iddia edebilmeniz için fişinizi saklamanız da öneriliyor. Aracınız da kasko yoksa akaryakıt istasyonunun insafına kalmış oluyorsunuz. Tabi bu arada kasko poliçenizdeki limitleri de kontrol etmenizde fayda var. Bu hasar kaskonuzdan çok küçük bir teminat ile karşılanabiliyor. Ya da akaryakıt istasyonunun paket poliçesinden karşılanabiliyor.

Onun da limitleri sınırlı. Üst limitten teminat almanın ise prim yükselecek diye dolayı tercih edilmediği söyleniyor. Geçtiğimiz günlerde önemli bir markaya ait istasyonda bir olay gerçekleşiyor. Araç son model. Hasar görüyor. Araç sahibi kendi aracını yetkili servisine götürüyor. 120 bin TL hasar rakamı çıkıyor. İstasyon kendi anlaşmalı servise götürüp 35 bin TL’ye tamir ettirmesini istiyor. Araç sahibi bunu kabul etmiyor. İstasyon sahibi hatayı yapan çalışanını işten çıkardığını belgeliyor. Ama araç sahibinin mağduriyetini önlemiyor. Şikâyet sitelerinde yığınla bu konu ile ilgili çok şikayet var. Bu nedenle öncelikle akaryakıt alırken önlemimizi alıp, kasko poliçemizde konu ile ilgili teminatı kontrol etmemizde fayda var.