Bir avukatınız, bir mali müşaviriniz varsa artık bir sigorta danışmanınızın da olması lazım. Nedenini şöyle özetleyeyim. Özel sigortalar çok bilinmeyenli bir denklem gibi. Çok spesifik bir konu. 22 yıldır sigorta sektörünün içerisindeyim. Benimde sigorta konusunda danışmaya ihtiyaç duyduğum o kadar çok konu çıkıyor ki. Ben de o sırada sigorta danışmanıma başvuruyorum. Özellikle olası bir hasar anında. Sigorta danışmanı özellikle bireyler için tabii ki acentelerdir. Acenteler sigorta poliçesinin hazırlanmasından itibaren olası bir hasar anına kadar size danışmanlık hizmeti verecektir. Öncelikle sigorta ihtiyacınızın doğru belirlenmesi, bu belirlenecek sigorta ürünlerinin en iyi ve en uygun fiyatla poliçelendirilmesi acentelerin sayesinde olur. En önemlisi de elbette ki hasar oluştuğunda duyulan danışma ihtiyacıdır. Bu konuda birçok örnek biliyorum. Örneğin sigortalılar bir kaza sonrasında annesini, babasını ya da çocuklarını aramazken sigorta acentesi aranıyor. Bu aynı zamanda bir güven meselesi. Aynı durum kurumsal şirketler tarafında ise aynı hizmeti sunan sigorta brokerleridir. Bu hizmetler değerlidir. Şimdi sektörde bu hizmetleri veren acente ve brokerlerin bir sıkıntıları var. Diyorlar ki; biz sigortalılar için bu hizmeti verirken özellikle bankalar ve dijital alanda sigorta ürünleri satanlar bizim gibi bu hizmetleri vermiyor üstelik de bizimle fiyat bazında haksız rekabet ediyorlar. Gelişen dünyada sigorta satın alma alışkanlıkları değişiyor. Genç nesil bu danışmanlık hizmetine gerek duymadan poliçelerini dijital platformlardan ya da bankadaki işlemleri arasında satın almak isteyebilir. Bu gelişmelere karşı durmak bu dijital ortamda en azından yakın gelecekte pek mümkün görünmüyor.
ACENTE KONFORUNU İSTİYORSAN!
Dijital ortamda satış yapanlar sonrasında hizmetlerini bir acente konforunda sigortalısına vermek için mutlaka çaba sarf edecektir. Diğer taraftan acenteler ise bir dijital platform ya da bankalardan alınan poliçeler kadar tüketicisine dijital olarak yakın olmaya çalışacaktır. Zaman içerisinde bu konuda kim ne kadar başarılı olacak hep beraber göreceğiz. Sigorta pastasının büyütülmesine yönelik yeni sigortalıların sigorta yaptırmasına neden olacak her türlü kampanyalar yapılabilecektir. Ama sigorta poliçesi bir promosyon malzemesi yapılmamalı ve “bedava” sözcüğü ile pazarlanmamalıdır. Bu satış kanalları arasında ciddi boyutlarda fiyat farklılıklarının oluşması da başka bir handikap. Bunun tüketici nezdinde güveni zedeleyeceği düşüncesindeyim. Sigorta şirketleri kendi ürünlerini acentelerine, brokerlere ne fiyat üzerinden satışa sunuyorsa, aynı poliçe fiyatından ve aynı komisyon oranından veriyorsa buna kimsenin diyecek bir şeyi yok . Geri kalan tabii ki ticari bakış açısına bağlıdır. Zarar ederek satış yapmayı göze alan varsa da bu zaten sürdürülebilir olmayacaktır. Kalın sağlıcakla..
Geçtiğimiz hafta Türkiye Sigorta Birliği’nin üniversiteli gençlerle buluşma serisi kapsamında Akdeniz Üniversitesi’ndeki toplantısına katıldım. Toplantıya TSB Başkanı Ahmet Yaşar ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Aksoy katıldı. Sonrasında öğrencilerle yapılan sohbete ise sektörü temsilen TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı, Unico Sigorta Genel Müdürü Ender Güzeler katıldı. Sunumu ve moderatörlüğü ise Gazeteci Noyan Doğan yaptı. Öncelikle şunu söylemeliyim daha önce konuşmacı olarak katıldığım üniversitelerin kariyer günleri kapsamında yapılan toplantıların tam aksine müthiş ilgili bir genç topluluk vardı salonda. Sigorta sektöründe kariyer fırsatlarının var olduğuna inanmış gençler genel söyleşi sonrası salonu terk etmediler. Yapay zeka destekli ::)) sorular sorulsa da bu ilgi bence çok önemli. Salonda genç öğrenci kardeşlerimizin yanında sigorta sektörü paydaşları acenteler de bulunuyordu. Salondaki gençler konuklara kariyerlerini sigorta sektöründe yapabilecekleriyle ilgili sorular sordular. Ama üzüldüğüm nokta bazı gençlerin; “Bankalarla acentelerin haksız rekabeti” hakkında sorular sorması oldu. Bunu soran bir öğrenci kardeşim 2 yıllık sigortacılık okumuş fakat başka meslekten kazancını sağlıyor. Üzüldüm evet. Üzüntümün nedeni ise şuydu: Karşılarında sektörü en üst seviyede temsil eden yetkililer varken, ‘Bu mesleğin geleceği var mı? Biz bu sektörde kariyer fırsatını denediğimizde karşımıza ne gibi zorluklar çıkacak? Bu zorlukları yaşamamak için eğitim sürecimizde neler yapmalıyız? Bu soruların yanında ayrıca gençlerin önünü açmak için sektör yöneticilerine ne gibi yükümlükler düştüğüne dair yorum yapabilirlerdi. Staj konusunda resmi makamlardan beklentiler dile getirilebilirdi. Orada cep telefonlarından sadece bankalarla ilgili soru okudular!
GENÇLERİN GÖZÜ SİGORTA SEKTÖRÜNDE
Sektör yetkilileri gençlere tatmin edecek cevaplar verdiler elbet. Bu arada sektörün gelişimine yönelik güzel fikirleri dile getirenler de oldu. Ben de bir ara gençlere düşüncelerimi aktarma fırsatı buldum. Gençlere şunları söyledim: “Sektör size bir kariyer fırsatı mutlaka sunar. Fakat bunun için okulunuzda verilen eğitimi yeterli görmeyip kendinizi mutlaka yetiştirmelisiniz. İlk başlarda bir bilenin yanında gelire bakılmaksınız işi öğrenmek için özveride bulunmanız gerekir. Bunun yanında sigorta sektörü hızla gelişiyor ayak uydurmak için sizde büyük çaba göstermelisiniz. Bu arada bölgesel durumlarda size fırsat sunabilir. Mesela Antalya’da Rusça, Almanca en azından iyi bir İngilizce konuşarak çalıştığınız kurumda vazgeçilmez olabilirsiniz dedim. Bu arada dostum Hürriyet Gazetesi Yazarı Noyan Doğan ise “Çağımıza damga vuran ‘Yapay Zeka’nın ortadan kaldırabileceği meslekler arasında Sigortacılığın olmadığını belirtmesi çok önemli bir vurguydu diye düşünüyorum. Bu arada ben o toplantıda söyleyemedim ama burada yazayım. Sigorta sektöründe kariyer fırsatı kollayanların bunu masa başı bir görev için planlama yapmamasının altını çizmeliyim. Sigortalılık oranının artması için iyi yetişmiş gençlerin sahada bunu sigortasını yaptırmamış kişilere sigortanın önemini aktarabiliyor olması gerekiyor
Gömülü sigortacılık son yıllarda sigortacılık sektöründe en çok konuşulan konulardan biri olmaya başladı. Geçtiğimiz hafta içerisinde 2026 Bankasürans Zirvesi gerçekleşti. Burada birçok panelde sigorta sektör temsilcileri; “Gömülü Sigorta”dan söz etti. İngilizcesi (embedded insurance) dünyada çok yaygın bir sigorta satış yöntemi. Türkiye’de de son yıllarda çokça kullanılan bir sigorta türü. Gömülü Sigorta nedir? derseniz internette sorguladığınızda; “Gömülü sigorta, bir ürün veya hizmet satın alınırken, sigorta teminatının doğrudan o işlem sürecine entegre edilerek sunulduğu dijital bir dağıtım modelidir. Müşteriler, uçak bileti alırken seyahat sigortası veya telefon alırken kırılma sigortası eklenmesi gibi, ayrı bir sürece girmeden sigortayı anında satın alabilirler” şeklinde tanımlanıyor.
FİYATI KÜÇÜK, FAYDASI BÜYÜK!
İlk etapta tüketici kandırıldığını düşünüyor olabilir. Çok küçük meblağlarla satın alındığında tüketici almaya karar verebiliyor. Bu sigorta türleri “Gömülü sigorta” yöntemi ile beraber tüketiciye sunulduğunda kişiler bilgilendiriliyor ve onayları alınıyor. Örnek olarak uçak bileti alırken uçuşunuzu sigortalamak ister misiniz deniliyor. Uçak iptali, gecikmesi, bagaj kaybı ve bunun gibi birçok beklenmedik olaylar karşısında sizin maddi olarak kaybınızı telafi eden bir sigorta türü. Uçak biletini internetten alıyorsanız uçak şirketi soruyor, kredi kartı ile satın alıyorsanız bankanız soruyor. Ve bu sigorta aslında birçok mağduriyeti önlüyor ve gerçekten ucuz. Ya da bir mağazadan cep telefonu, televizyon satın aldığınızda da bu sigorta size soruluyor. Beklenmedik olaylara karşın size önemli bir güvence sunuyor. Cep telefonu ekranının kırılması veya TV’nin taşınırken zarar görmesi gibi. Bunlar gerçekten olmaz dediğimiz ama günlük hayatta çok sık karşılaştığımız sorunlar. Satın alınırken size sunulması sektör içerisinde özellikle sigorta acentelerinin karşı çıktığı bir durum olarak dikkat çekiyor. Diğer taraftan bu satış yönteminin özel şartlarla ve izinlerle gerçekleştiğinin altını çizmem gerekir. Bunu yapan sigorta şirketleri de; “Biz sigorta ürünlerimizle tüketiciyi ilk satış anında tanıştırarak sigortalılık oranını artırmayı hedefliyoruz” diyerek sistemin faydalarını açıklıyorlar. Nasıl sıfır araç alırken anında kaskoyu yaptırıyoruz. Bunu da öyle düşünmek gerekir. Ama burada kesinlikle tüketiciyi zorlama yok
Sadakat ve bağlılık bunlar çok önemli kavramlar. Kurumlar müşterileri ile aralarında bağ kurmak için birçok yönteme başvuruyor. Onların güvenlerini kazanmak için şirketlerin de kalite standartlarını yükseltmesi geliyor. İkinci dikkat edilmesi gereken ise elbette ki fiyat unsuru. Son olarak da satın alma sonrasında yaşanacak olumsuz bir durumda firmaların ürünlerinin ne kadar arkasında durduğu ve müşterisini mağdur etmeden sorunlarını çözmesi çok önemli. Bundan birkaç yıl önce eşim piyasaya yeni giren bir elektrik süpürge markasından bir ürün satın aldı. Bir süre sonra bir aparatında sorun çıktı. Eşim firmayı aradı sorunu bildirdi. Bir bildirim istediler, prosedürü tamamladık. 3 gün içerisinde parça adresimize geldi. Eskisini göndermek istedik, sorduk, “göndermenize gerek yok” dediler. İşte müşteri sadakati böyle oluşuyor. Biz bir daha başka marka düşünmedik ve ihtiyacımız olan diğer ürünlerde de bu markayı tercih ettik. Bu arada tüketici tarafını da ikiye ayırmam gerekir. Böyle bir deneyim yaşamadan sadece fiyat odaklı marka tercih edenler için söylenecek bir şey yok. Onların da kendi açılarından haklı sebepleri olabilir.
SİGORTALI SADAKATİ, HASAR ANINDA OLUŞUYOR
Gelelim sigorta sektörüne… Sigorta sektöründe güven esası ön plana çıkıyor. Sigortalı bu güven ortamını öncelikle acentesini yani sigorta danışmanını doğru seçerek yapmalı. Sigorta acentesi sigortalısı için en iyi ürünü seçip kendisine sunacaktır. Biz tüketiciler ne yapıyor? Olası bir hasar anında önce acentesine gidiyor. Bu çok normal. Sigorta sektörünün güvenilirliği her geçen gün artıyor. Orada bir sorun yok. Geriye müşteri memnuniyetini ve beraberindeki sadakati sağlamak için olası hasar durumunda bir suiistimal kokusu yoksa en hızlı şekilde sigortalısının konforunu hasar öncesi durumuna getirmek kalıyor. Sigortalı böyle bir durumda poliçe yenilemesi yaparken başka bir alternatife bakar mı? Bence bakmaz. Bir arkadaşımın ailesi ve annesiyle birlikte 30 yıldır sağlık sigortası yaptırmış. Ve diğer bütün sigortaları da bu sigorta şirketindeymiş. Geçenlerde konuştuk annesi kanser hastalığı ile savaşıyormuş. Tedavisi devam ediyormuş. Yenilemesi gelmiş yüzde 40 artış ile yenilemiş. Arkadaşım bana; “tamam 30 yıldır tüm sigortalarımız bu şirkette ama etraftan duyuyoruz, yıllarca prim ödemiş sigortalısını ilk hastalıkta yarı yolda bırakan şirketleri duyuyoruz. Ben ve çocuklarıma artık başka sigorta şirketinden sigorta yaptırır mıyım? Elbette ki hayır” dedi. Evet sigortalım benimle bir uzunca bir yol yürüsün diye bekliyorsan, sigortalını odak noktasına yerleştireceksin, kendini onun yerine koyarak izleyeceğin yolu belirlemelisin. Tabii ki fiyat önemli ve hizmetin de kusursuz olmalı.
Sigorta sektörü Türkiye Ekonomisi için çok önemli. Türkiye ekonomisi için üstlendiği risk trilyon dolarlarla ifade ediliyor. Olası hasarlar karşılığı yüz milyarlarca TL tazminat ödeniyor. 100 bini aşkın kişi sigorta sektöründen ekmek yiyor. Sigorta sektörünün bilinirliliği son senelerde oldukça hızlı arttı. Pandemi, deprem, yangınlar sigortayı bizlere sürekli olarak hatırlattı. Sektör her yıl enflasyon üzerinde bir büyüme gösteriyor. Sektör endüstrisi ülke ekonomisine sigorta argümanı ile verdiği desteklerin yanında biriktirdiği fonlar ile de büyük katkı sağlıyor. Ödediği kurumsal vergilerle de destek sağlıyor. Özetle finansal piyasaların en büyüğü olan bankacılık sektörü ile arasındaki büyüklük farkı her geçen sene azalıyor. Sektör bu başarıları nasıl elde ediyor derseniz? Sektör endüstrisi yani sigorta şirketleri, acenteler, brokerler, banka kanalları, sigorta eksperleri, hizmet ve mal sağlayan asistans şirketleri, oto servisleri, hastaneler ve daha birçok paydaş büyük bir uyum içerisinde çalışıyor. Hükümetimiz, bürokratlarımız ve bütün siyasiler yanında tabii ki SEDDK sektörün bugünlere gelmesinde oldukça etkili oldu. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik ve SEDDK Başkanı Davut Menteş’in düzenleyici rolleri ile sektörün bu başarısının altında önemli imzaları var.
ÇEKİŞMELİ BİR SEÇİM OLDU
Türkiye Sigorta Birliği’nde geçtiğimiz hafta bir Genel Kurul yapıldı. Genel Kurul’da sektör yeni başkanını seçti. Toplantıya ben de katıldım. Yukarıda yazdığım cümlelerden “çok uyum içerisindeler, rekabet konusu pek yok” anlamı çıkmasın. Sigorta şirketleri arasındaki kıyasıya rekabet, başkanlık seçimlerine de yansıdı. Son anda çıkan aday bile oldu. Otel lobisinde, hatta lavabo çıkışlarında bile seçim kulisi yapıldı. Seçim dışında Fenerbahçe- Beşiktaş maçının golü bile yoğun tartışıldığına tanık oldum. Sigorta sektörünün spora ilgisini herkes biliyor. Sonunda geçtiğimiz dönem TSB Başkan yardımcılığını başarı ile yapan Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar çekişmeli geçen yarıştan galip çıktı. İki yıl TSB Başkanlığı’nı üstlenecek. Son yıllarda sigorta sektörünün görünürlüğüne önemli katkılar veren Ahmet Yaşar şimdi başkan. Omuzlarına çok daha fazla sorumluluk yüklendi elbet. Ben de buradan kendisini tebrik ediyorum, başarısının devamını diliyorum. Başkanlık görevini bırakan Uğur Gülen, Yönetim Kurulu’nda ve komitelerde görev yapanlara, Genel Sekretere ve tabii ki seçimi bu kadar keyifli ve çekişmeli geçmesini sağlayan başkan adaylarına da teşekkür etmem gerekir. Başkan ve seçilecek YK üyeleri ve Komitedeki tüm yöneticilerin sektörümüzü daha yukarılara taşıyacağına inancım sonsuz.
Yıllar öncesinde Ses Dergisi’nin müzik yarışmaları vardı. Günaydın Gazetesi güzellik yarışmaları ile Milliyet Gazetesi de spor ödülleri yarışması ile popülerdi. Yaşı 40-50’in üzerinde olanlar bu anılara kıyısından köşesinden yetişmiştir. Milliyet Gazetesi yıllar boyunca spor sayfaları en çok okunan gazetelerin başında gelirdi. Haber takipleri artık yerini daha hızlı mecralara bıraktı diyebiliriz. Fakat hala gazetelerde yer alan ünlü yorumcuların yazıları dikkatle takip ediliyor. Bu saydığım yarışmalar ve ödül törenlerinden günümüze tabii ki çok azı kaldı. Milliyet Spor Ödülleri bu nedenle çok değerli. 72 yıldır süregelen bu ödüllerin dağıtım töreni bu yıl AXA Sigorta’nın isim desteği ile tekrar gündeme geldi. Ulusal kanallardan yapılan canlı yayınlar ödül töreninin geniş kitlelere ulaşmasına aracılık etti. Ödül törenini izlerken yakından takip ettiğim sigorta sektörü açısından gurur duydum.
Ödüllerden bazılarını AXA Sigorta yetkileri verdi. AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken›in spora ve sporculara desteğin önemine vurgu yaptığı konuşması önemliydi.
SPORDAKİ HER BAŞARININ ARKASINDA SİGORTACILAR VAR
Özetle sporda ülkemizin başarıları üst üste gelmeye başladı. Evet jenerasyon falan diyoruz ama Devletimizin tüm spor dallarına desteği elbet önemli. Fakat her şey Devletten beklenmemeli diyerek sigorta şirketleri birçok spor dalında takımlara, bireysel sporcularımıza maddi destek sağlıyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde Türkiye Milli Futbol takımımızın başarısıyla gururlandık Ray Sigorta Milli takımımızın en önemli sponsorları içerisinde yer alıyor. Türkiye Basketbolu diyoruz; arkasında Türkiye Sigorta’nın desteği var. Voleybolda ise AXA Sigorta’nın uzun yıllardır desteğini yakından biliyoruz. Özetle birçok spor dalına ve sporcularımıza burada ismini yazamadığım birçok sigorta şirketinin maddi ve manevi desteğini görüyoruz. Bu sektörümüze olan güveni de artıran bir unsur. Yani özetle sporda hangi başarının arkasına baktığımızda mutlaka bir sigorta şirketini görebiliyoruz.
Sosyal medyada veya başka birçok mecrada önümüze mutlaka düşüyordur. “Kritik hastalıklar sigortası” veya “Acil Sağlık Sigortası”. Bu ürünlerin özel sağlık sigortası veya tamamlayıcı sağlık sigortasından çok farklı olduğunu en baştan belirtmeliyim. Bildiğimiz sağlık sigortaları yanında “Acil sağlık sigortası” primi diğer sağlık sigortalarına göre daha düşük. Ama bu ürün acil bir durum neticesinde aldığımız sağlık hizmetini karşılar. Çocuğumun ateşi var› deyip hastaneye acilden girip aldığın hizmeti karşılamıyor. Dünya Sağlık Örgütü›nün belirlediği “acil” sağlık sorunlarını kapsıyor. Trafik kazası yaralanmaları, kalp krizi, yüksekten düşme, yanma vb. beklenmedik kazalar denilebilir. Bunun detayları için bir sigorta acentesine danışabilirsiniz.
NAKİT PARA ÖDEMESİ!
Gelelim Kritik Hastalıklar Sigortası’na. Bu bir sağlık sigortası değil. Bunu öyle düşünmemek gerekiyor. Bu poliçeyi yaptırıyorsunuz ve yaptırdığınız dönemden önce siz de bu kritik hastalıklarla ilgili bir tanı bulunmaması gerekiyor. 500 TL’den başlayıp 5000 TL’ye çıkan bir prim ödüyorsunuz. Poliçe süresi içerisinde daha önce teşhisi konulmamış bir kritik hastalığa yakalanırsanız sigorta şirketi size toplu nakit ödemesi yapıyor. 200-250 bin TL teminatlı bir poliçe ise sigorta şirketi bu parayı size hemen ödüyor. Siz bu parayı ister hastane masraflarınızda, ister ilaç masraflarınızda kendi isteğinize göre kullanabiliyorsunuz. Allah korusun diyelim çaresiz bir hastalık ise bu para ile yurtdışına tatile de gidebilirsiniz. Primler çok düşük ama primlerin belirlenmesinde çeşitli kriterler var. Yaş, sigara kullanımı ve riski artırabilecek başka unsurlar priminizi yükseltebilir. Burada doğru beyan esas. Poliçenin kesildiği tarihten önce olası hastalığınız ile ilgili veya çağrıştıracak hiçbir tıbbi tanınızın olmaması gerekiyor. Aksi halde sigorta şirketinin bu bilgiye mutlaka ulaşabileceğini unutmamak gerekiyor. Bu tip suiistimallere meydan verilmediğini belirteyim. Sağlık sigortaları, acil sağlık sigortası, ferdi kaza sigortası ve kritik hastalıklar sigortası ile ilgili bilgileri bir sigorta acentesine detaylıca öğrenebilirsiniz. Bunlara hiç gerek duymayacağınız sağlıklı bir ömür en öncelikli dileğimiz.
Amacım karamsar bir tablo çizip keyfinizi kaçırmak değil. Öncelikle bunu belirtmeliyim. Fakat son günlerde yaşadığımız coğrafyadaki savaş her şeyimizi etkileyeceğe benziyor. Bu risk paralelinde oluşan ekonomik riskler hepimizin kapısının önünde. Bu riskler bizim gibi bireylerin ve özellikle iş dünyasında KOBİ’lerin kapılarını her an çalabilir. Devletin enflasyonu düşürme çabaları bu tür riskler nedeniyle sekteye uğrayabilir. Orta ve uzun vadeli ekonomik programlarda revizyon gerekebilir. BES Fonları’nda toplanan paralar işte ülkemiz için bu zamanlarda lazım.
POLİÇELER HÂLÂ UCUZ!
Bu riskler hep vardı ama şimdi daha da arttı. Mevcut durumda kendimizi korumanın en önemli yolu elbette sigorta yaptırmak. Tabi bütçemiz oranında. Düşünün böyle bir savaşın petrol fiyatlarına yansıması tüm ekonomik yaşamı da ağır bir şekilde etkileyecek. En basit olarak sağlık hizmetindeki fiyat artışları, araç parça tedariği ve bunlardaki fiyat artışları, üretim yapıyorsanız bunlara yansıyacak artışlar... Bunlar hepsi başlı başına birer risk. Geçen yazımda da belirtmiştim. Şu ortamda fiyatlara yansıma minimum tutarda. Hatta yansımadığı gibi sektör şirketlerinin kendi tercihleri ile yaptıkları indirimler ve taksit kampanyaları tüketiciler için özellikle KOBİ’ler için büyük fırsat. Mesela yangın sigortalarında enflasyonun neredeyse yarısı kadar bir artış yapılmış bu yıl. Sağlık sigortalarında, otomobil sigortalarında poliçe fiyatlarındaki artışlar enflasyonun çok çok altında. Bu son yaşanan savaş ve yansımaları sonrası sigorta şirketleri fiyatlarına düzenleme yapmadan, sigortalarınızı yaptırın derim.
