Can Kantar

16 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Sigortacılar defansı sever

Sigorta sektörü milyonlarca mağduriyeti önlemiş bir sektör. Çok da hayır dua almıştır. Fakat ne yazık ki tüketici nezdinde itibarı hep sıkıntılı. Nedeni çok açık, sigortadan mağduriyet yaşamış yüzde 2’lik bir kesimin söylemi sektörü kötülemeye yeter. Mağduriyeti engellenmiş yüzde 98’lik kesim ne yazık ki televizyonlara çıkıp ‘sigortacılar benim mağduriyetimi önledi, Allah onlardan razı olsun’ demez. Ama şikâyet oldu mu ana haber bültenlerinde izleriz.

Sigortacılar özellikle Zorunlu Trafik Sigortası’ndan her kesilen 100 TL’lik poliçenin kendine yansıyan hasarının daha poliçe kesildiğinde 115 TL olduğunu tüketiciye bir türlü anlatamaz. Bu rakam şimdi çok daha arttı. Sigortacılar primleri toplarlar. Bunları getiri enstrümanlarında nemalandırıp oluşan hasarları bu havuzdan öderler.

Konuyu ekonomik gelişmelere göre ise şöyle açmak isterim. Faiz getirisi yüzde 25, fakat diğer tarafta açıklanan enflasyon yüzde 70. Piyasadaki reel fiyat artışları ise yüzde 100’lerin çok üstünde. Yedek parça fiyatları uçtu gidiyor. Aylık enflasyon yüzde 7, sigortacılara izin verilen aylık artış yüzde 2.25. Yıllık seyyanen zam ile yüzde 50 civarında ama yılsonunda bu rakama gelecek.

Ama bugün enflasyon yüzde 70. Ben de bir tüketiciyim ve tabi ki sigorta primler artmasın isterim. Ama bir tüketici olarak dövizin de yükselmesini istemem. Elektrik, su, akaryakıt, doğalgaza da zam yapılmasın isterim.

Özetle tablo böyleyken bir gazeteci meslektaşım yukarıda yazdığım tabloyu göz ardı ederek haberi; “Sigortacılardan fahiş fiyat artışı” diyerek veriyor. Tabii ki bu fırsatı TESK Başkanı Sayın Bendevi Palandöken kaçırır mı? “Esnaf da vatandaş da zorunlu olan bu trafik sigortası ücretlerinde indirim beklerken zam yapılmasından muzdarip” demiş.

TABLO ORTADA AMA ÇIT YOK

Kendi meslek grubunun haklarını sonuna kadar savunabilir. Burada sorun bizde yani sigortacılarda. Bu açıklamalardan sonra bir yetkili çıkıp kamuoyuna bu zamların bile yetersiz olduğunu, enflasyonun çok gerisinde kaldığını, sigorta şirketlerinin sermayelerinden yediğini ve sektörü zor günlerin beklendiğini açıklama gereği duymadı.

Her zaman ki gibi muhtemelen; “konuyu uzatmayalım kapatalım, dikkatleri çok üzerimize çekmeyelim” denilmiştir. Ya da o gazeteci arkadaşımıza bunu rakamlarla açıklama gereği duymamışlar. Yani hep defans hep defans.

25 Nisan 2022, Pazartesi 07:00

Ne kadar hasar o kadar prim artışı

Sigorta yaptırmak peşin ödemeli bir harcama olarak görülmemeli. Sigorta sistemi, beklenmeyen durumlarda kullanılacak olan bir güvence için yaptırılıyor. Mesela ‘benim çatım dayanıksız, ben sigorta yaptırayım nasıl olsa çökecek sigortacılar yaptırsın’ demek doğru değil. ‘Bir cihaz gelmiş benimde baş ağrım var bir gidip kontrol ettirsem mi?’ Ya da bir hastalığın varsa gidip ‘sağlık sigortası yaptırayım, hastane masraflarımı sigorta şirketine ödettireyim’ demek de doğru değil. Sigorta şirketleri bunların bir şekilde suiistimal olduğunu tespit ettiğinde ne yazık ki bu işe başvuran sigortalı için sonuçları iyi olmayabiliyor. İşte mağduriyetlerin birçoğu bu sebeple olabiliyor. Diğer taraftan hasar sonucundaki oluşan faturaya da göz atmakta fayda var. Genelleme yapmak elbet doğru değil, ama hastaneye yattığınız zaman çıkarken faturaya bir göz atın derim. Almadığınız bir hizmet faturaya eklenmiş olabilir. Özellikle altını çizmek isterim ki bunu herkes yapıyor demek istemiyorum, ama yapıldığını duyuyorum. Veya aracınız kaza nedeniyle serviste ise sigorta şirketine giden faturayı görmekte fayda var. Bilin ki bu gereksiz artışlar size gelecek sene prim artışı olarak geri dönecek.

HASARINIZI KENDİNİZ KONTROL EDİN!

Şimdi ‘‘Beni ilgilendirmez, primimi ödemişim sigorta şirketi tazminatları ödemek zorunda” diye düşünmemeli. Tabii ki oluşan bir hasar sonrası mağduriyeti önlemek sigorta şirketinin görevi. Fakat sürprim denilen bir şey de söz konusu. Her yıl ödediğin primin belirli bir oranında sürekli bir hasar oluşuyorsa sigorta şirketi her yıl prim artışının oranlarını da artırabiliyor. Bu nedenle sigortayı mutlaka yaptırmalıyız. Sigortanızı ihtiyacınız olduğunda dibine kadar kullanın. Sigorta şirketleri bu konuda hiç gocunmaz mağduriyetlerinizi önler. Ama gereksiz kullanım veya suiistimal olduğu hallerde sigorta şirketlerinden hoşgörü beklemeyin.

18 Nisan 2022, Pazartesi 07:00

Neden hayat sigortası yaptırayım?

Bankalardan kredi kullanırken hayat sigortası yaptırılması isteniyor. Diyelim 100 bin TL kredi çekeceksiniz. Hayat sigortası primi ise 2000 TL tutuyor. Şunu kabul ediyorum tüketici kredi kullanmaya karar verdiyse mutlaka ciddi bir maddi desteğe ihtiyacı vardır. Alacağı kredinin her kuruşu değerli. Tüketici bankaya gittiğinde değişik bir ruh hali ile gider ve krediyi ne sebeple çekiyorsa sadece o günü düşünür. Evimi alayım, arabamı alayım veya işyerimdeki borçlarımı ödeyeyim. Gelecek ile ilgili çok da olumsuz bir şey düşünmez. O günkü ihtiyaca odaklanmak tabi ki çok normal. Ama iş krediyi çekerek, ihtiyaçlar karşılandığında bitmiyor elbet. Çünkü borçlanıyorsunuz. Ve o borcunuzu geri ödemek zorundasınız. Vatandaşımız krediyi çekerken ne yazık ki, aklına kötü bir şey getirmez. Her şeyin bu şekilde devam edeceğini ve krediyi çalışarak geri ödeyebileceğini düşünür. Hiç kimse başına bir şey geleceğini, hayatını kaybedebileceğini veya çalışamaz duruma gelebileceğini aklına dahi getirmez.

132 BİN KİŞİ İHTİYAÇ DUYMUŞ!

Ne yazık ki bu durumlar yaşanabiliyor. Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı, geçtiğimiz günlerde 2021 yılında kredi bağlantılı hayat sigortası için 132 bin sigortalıya 1.6 milyar TL tazminat ödendiğini açıkladı. Ve bunun 661 milyon TL’si COVID-19 nedeniyle yaşanan hayat kayıpları için ödenmiş. Özet ile ‘bana bir şey olmaz’ diyoruz ama bakın 132 bin kişiye bir şey olmuş. Siz siz olun küçük primler ödememek için büyük riskler ile karşı karşıya kalmayın. Geride kalan ailenizi düşünün derim. Sağlıkla, kazasız günler dilerim.

28 Mart 2022, Pazartesi 07:00

Primler ne kadar arttı?

Sigorta beklenmeyen risklere karşı bir güvencedir. Pahalı veya ucuz olması çok da kıyaslanabilen bir olgu değildir. Sigorta yaptırdığınızda bir güvence satın alırsınız sadece... Ama ne zaman işe yarar? Tabi ki risk gerçekleştiğinde... Risk gerçekleşmezse belki paranızı boşa harcamış gibi düşünebilirsiniz. Ama risk gerçekleştiğinde “iyi ki sigortalıyım” dedirten bir durumdur. Çünkü riskten bir önceki durumunuza geri dönmenizi sigorta sağlar. Mağduriyetiniz önlenmiş olur. Siz siz olun bütçeleriniz çerçevesinde mutlaka değerlerinizi sigorta yaptırın. Canınıza bir şey gelmezse, gerisini sigorta şirketlerine bırakın derim.

SİGORTA GÜVENCESİ ASIL ŞİMDİ GEREKLİ

Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik sıkıntıları her kesim hissediyor. Burası net. Bu dönemler kayıpların tekrar yerine konulmasının zor olduğu dönemlerdir. Sigorta yaptırdıktan sonra verdiğim parayı bir şekilde çıkarayım diye düşünmeyin. Bu daha çok sağlık sigortalarında çok başvurular bir şeydir. Ama gelecek sene primlerinizin katlanarak arttığını göreceksiniz. Bu nedenle ihtiyaç duyduğunuzda satın alamayacağınız tek şeyin sigorta olduğunu unutmayın. Son aylarda çevremde birçok arkadaşımın ‘sigorta primleri çok arttı’ söylemlerine rastlıyorum.

Çok haklılar, evet arttı. Ben kendi sigortalarımı yeniletirken de buna tanık oluyorum. Fakat ne kadar bir prim ile ne kadar bir güvence satın aldığınıza bakmalısınız. Bir kaskonuz var diyelim; 5-10 bin TL prim ödüyorsunuz. Bir kaza olduğunda Allah korusun, 50-100-500 bin TL karşılığında mağduriyetinizin önlendiğini unutmayın. ‘Neden bir kat arttı’ diyorlar. Ben de o zaman soruyorum geçen sene aracın kaç TL idi? 195 bin mesela. Şimdiki değeri ne diyorum ‘385 bin TL’ diyor. Eeee diyorum aracının değeri bir misli artmış 4500 TL olan kasko priminin 8500 TL olması çok doğal değil mi? Kaza yaptığında yedek parça fiyatları dövize endeksli olduğu için primlerin de bu kadar artması normal. Emin olun sigorta şirketleri mümkün olan en az tutarda bir artış yapmak için çalışıyor. Ama gerçekler ortada. Keşke her kalemde fiyatlar ve döviz bu kadar artmasaydı da primler bu kadar yükselmeseydi. Ne yapıp edin, sigortasız kalmayın derim.

21 Mart 2022, Pazartesi 07:00

Yanlış akaryakıt dolumunu sigorta karşılar mı?

Araçlarımız her geçen gün değerleniyor. Ve buna paralel olarak olası hasar durumundaki gereken yedek parça maliyetleri de bu son döviz artışları nedeniyle bir hayli yükseldi. Zaman zaman yazılarımda çok bilinmeyen sigortalara değiniyorum. Yakınımızdaki riskler her geçen gün artıyor. Bunlar için öncelikle önlemimizi almamız sonra da sigorta yaptırarak güvencemizi pekiştirmemiz gerekiyor. Yanlış akaryakıt dolumu büyük risk. Her an hepimiz karşılaşabiliriz.

Pompacı arkadaş yeterli eğitim almamış olabilir ya da dalgın olabilir. Bunun için akaryakıt dolum işlemi yapılmadan göz ucu ile kontrol etmeniz aslında riski ilk etapta önleyen şeyler. Ola ki sizin de dalgınlığınıza geldi. İşte o zaman sigortanızın olması gerekiyor. Hak iddia edebilmeniz için fişinizi saklamanız da öneriliyor. Aracınız da kasko yoksa akaryakıt istasyonunun insafına kalmış oluyorsunuz. Tabi bu arada kasko poliçenizdeki limitleri de kontrol etmenizde fayda var. Bu hasar kaskonuzdan çok küçük bir teminat ile karşılanabiliyor. Ya da akaryakıt istasyonunun paket poliçesinden karşılanabiliyor.

Onun da limitleri sınırlı. Üst limitten teminat almanın ise prim yükselecek diye dolayı tercih edilmediği söyleniyor. Geçtiğimiz günlerde önemli bir markaya ait istasyonda bir olay gerçekleşiyor. Araç son model. Hasar görüyor. Araç sahibi kendi aracını yetkili servisine götürüyor. 120 bin TL hasar rakamı çıkıyor. İstasyon kendi anlaşmalı servise götürüp 35 bin TL’ye tamir ettirmesini istiyor. Araç sahibi bunu kabul etmiyor. İstasyon sahibi hatayı yapan çalışanını işten çıkardığını belgeliyor. Ama araç sahibinin mağduriyetini önlemiyor. Şikâyet sitelerinde yığınla bu konu ile ilgili çok şikayet var. Bu nedenle öncelikle akaryakıt alırken önlemimizi alıp, kasko poliçemizde konu ile ilgili teminatı kontrol etmemizde fayda var.

07 Mart 2022, Pazartesi 07:00

Sigorta dolandırıcılığı hapiste sonlanıyor!

Sigorta sistemi beklenmeyen bir olay yaşandığında mağduriyetinizi önlüyor. İhtiyacın olduğunda bir tek sigorta satın alamıyorsun. Yani kaza yaptın ben sigorta yaptırayım. Hastalandım sağlık sigortası yapayım dersen çok mümkün değil. Ama her geçen gün riskler artıyor ve değerlerinizi küçük primlerle güvence altına almanın tek yolu “Sigorta”... Sigorta bir havuz sistemi. Primler bir havuzda toplanıyor. Biriken para, havuz sistemi içinde başına bir şey gelen sigortalının mağduriyetini önlemek için kullanılıyor. Bu sistemden haksız kazanç sağlamak hem doğru değil, hem de dinimize göre caiz değil. Çünkü buna haksız zenginleşme deniliyor.

ŞİRKETLERİN UZMAN KADROLARI VAR

Ekonomik sıkıntıların yaşandığı bu gibi durumlar ne yazık ki sigorta suiistimallerinin arttığı, sigorta şirketlerini dolandırmak için organize ekiplerin çoğaldığı bir dönemdir. Sigorta şirketleri bunları bilmiyor mu? Elbette biliyor. Olayları inceleyen eksperler binlerce hasar inceledikleri için artık ‘cin’ gibiler. Daha sonrasında sigorta şirketlerinde istihdam edilen veya dışarıdan danışmanlık hizmeti alınan uzmanlar şüpheli görülen hasarları detaylı bir şekilde inceliyor.

Bu yollara başvuranlar nitelikli dolandırıcılıktan mahkemelerde sürünüyor ve tutuklanıp hapse giriyor. Her ay onlarca olay böyle neticeleniyor. Diğer taraftan teknoloji bu tarz suiistimal olayların tespitini yapmak için çok gelişti. Bir de organize olup hasar bilgilerini bir takım hasar takipçileri ve onların uzantıları ile paylaşanlar var. Bunlar da sigorta şirketlerini diğer taraftan dolandırmaya çalışıyorlar. Geçtiğimiz hafta bir hastanede kazaya karışmış kişilerin bilgilerini bu organize gruplarla paylaşanlar yakalandılar ve haklarında işlem başlatıldı. Yani bu tür şeyler dünyada da olan şeyler ama unutmamak gerekir ki sigorta şirketleri de bu konuda çok hassas ve uzman kişilerle bunları takip ediyor. İşin ucunda hapis var. Bu işlere hiç başvurmamak en güzeli. Bunun yerine sigorta yaptırıp mağduriyetinin önlenmesini istemek en doğru olanı. Fazlasını istemek zaten günah.

28 Şubat 2022, Pazartesi 07:00

Sigortacıların da artık bir fuarı var

Sigorta sektörü son 10 yılın finans sektörünün yükselen yıldızı. Sigorta, daha önceleri bankaların gölgesinde kalmış bir sektörken, şimdi banka kurmaya kadar finans sektörünün her alanında yatırım yapmak isteyen bir sektör haline geldi. Son yıllarda BES’te toplanan birikimlerin ekonomik çalkantılarda Türkiye ekonomisi için hayati önemde olduğu daha iyi anlaşıldı. Birikimleri artırmak için Devlet katkısı yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarıldı.

Gerek BES, gerek finansal sigortalar ve tabii ki sağlık, konut, kasko, siber risk sigortaları sektöre olan ilgiyi artırdı. Tüm bu gelişmelere rağmen sigorta sektörü tanıtım anlamında ya da kendini tüketiciye doğru anlatabilme noktasında hâlâ bazı sıkıntılar yaşıyor. Fakat buna karşın pandeminin ve ekonomik çalkantıların yaşandığı son iki yılda tüm spor dallarına, birçok spor kulübüne ve çevre kuruluşlarına destek veren sigorta sektörüne olan güven daha da artıyor.

FUAR DAHA DA GENİŞLEYECEK

Sigorta sektörü için un var, şeker var, yağ var artık tatlıyı kavurma zamanı geldi diyebiliriz. Sektörün her yıl kısıtlı etkinliklerle kutlanan bir ‘Sigorta Haftası’ var. Tabii ki bu hafta geçtiğimiz yıllarda çok yeterli olmadı. Şimdi sektör düzenlenen uluslararası bir fuarda boy göstermeye hazırlanıyor. Fuar 3-5 Mart tarihlerinde Antalya/Belek’te düzenleniyor.

Uluslararası Sigorta Fuar ve Kongresi, şimdilik sektör içi bir konsept ile hazırlanmış olsa da gelecek yıllarda çok daha farklı alanları ve tüketiciyi de içine alacak bir formata evrilmesi planlıyor. TOBB, TSB, ATSO ve sigorta endüstrisine hizmet veren başta sigorta şirketleri olmak üzere birçok paydaşın fuara destek vermesi sevindirici. Fuarın sektör için hayırlı olmasını diliyorum.

14 Şubat 2022, Pazartesi 07:00

Adını bilmediğimiz sigortalar!

Sigorta güvencesi sağlanamayacak bir şey yok. Primi hesaplanan her şey sigortalanabilir. Geçtiğimiz günlerde bu konu ile ilgili birçok röportaj yayınlandı. Bu yıl ve gelecek yıllarda hiç beklemediğimiz risklerle karşılaşabilmemiz mümkün.

Yangın, sel, dolu, deprem, hırsızlık, pandemi gibi riskler artık bilinen ve beklenen şeyler haline geldi. Bunlar için önlem alıp sonra da riskinizi sigorta şirketlerine devretmeniz yeterli. Tabi ki bütçelerinizin elverdiği kadarıyla. Ama unutmamak gerekir ki böyle ekonomik çalkantıların yaşanıldığı dönemlerde yaşanan kayıpların yerine tekrar konulabilmesi, ödenecek bir sigorta priminden çok daha fazla olacaktır.

İsmini bilmediğimiz, hatta hiç duymadığımız bazı sigorta ürünleri var ki küçük primlerle büyük maddi destek sağlayabiliyor. Bunlardan bir tanesi de “Kritik Hastalıklar Sigortası”... Bu sigorta belirli riskleri kapsıyor, primi bir seferde alınıyor ve bir yıl geçerli oluyor ve bu risklerden birisine yakalandığınızda ödeme de tek seferde yapılıyor.

KRİTİK HASTALIKLAR SİGORTASI

Kanser, kalp krizi, işitme kaybı, inme gibi kritik hastalıklara yakalandığınızda bu sigortanız devreye giriyor ve size toplu bir ödeme yapıyor. Bu parayı istediğiniz gibi kullanmanız mümkün.

Bir nevi finansal destek. Başka sağlık sigortanız varsa ek olarak bunu yaptırabilir ve o sigortanızla sağlık harcamalarınızı yapar, kritik hastalıklar sigortanızdan alacağınız toplu parayla da hastalığınızı atlattıktan sonra kutlamak için dünya turuna çıkabilirsiniz. Bu sigortayı yaptırdığınızda istediğiniz teminatları ve tutarları seçebiliyorsunuz. ‘Ben 300 bin TL teminat istiyorum’ diyebilirsiniz. Prim o rakama göre belirleniyor.

Bunu vergiden de düşebiliyorsunuz. Her yıl otomatik yenileyebilir ve 5 yıla kadar uzatabilirsiniz. Yurtdışında da bu hastalıklara yakalandığınızda da sigorta geçerli. Yine bu ürün ile birlikte anlaşmalı hastanelerden indirim, acil durumlar için ücretsiz ambulans ve sağlık danışmanlığı hizmeti alabilirsiniz. Hiç birimiz bu riskleri kendimize yakıştıramıyoruz değil mi? Ama unutmamak gerekir ki her gün yüzlerce kişi bu riskleri yaşıyor. Sağlıklı günler olsun.