Ekonomiyi düzeltmek için ilk iş yargıyı düzeltmek

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Türkiye ekonomisini ayağa kaldırmak için bir an önce atılması gereken ilk adım, adına “yapısal reform” dedikleri değişikliklerin hızla hayata geçirilmesi. Yapısal reformların ilk üç değişmez maddesi ise bağımsız-hızlı yargı, bağımsız devlet kurumları ve evrensel eğitimdir.

Eğitim sisteminde büyük ölçüde olumlu karşılanan bir sistem değişikliğine gidildi. İkinci adımı önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yargı Reform Stratejisi” altında duyurdu. Erdoğan’ın konuşmasındaki şu bölümler çok önemli: “İfade özgürlüğünü demokrasinin en önemli şartı olarak görüyoruz... Türkiye, işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans anlayışını benimsemiştir... Tutuklama tedbiri ölçülü uygulanacak... Hakim ve savcılar için coğrafi teminat getiriyoruz...”

Çok net bir gerçek var: Türkiye ekonomisi ve özellikle yabancı yatırımcı nezdindeki imajımız açısından resmi en hızlı şekilde olumluya döndürecek adımlar bunlar. İş o ki sözde kalmasın, bir an önce uygulamada da hayata geçirilsin.

TRUMP'IN DEMİR-ÇELİK OYUNU

Hatırlarsınız, birkaç ay önce Amerika’yla aramız Rahip Brunson mevzusundan dolayı bozulunca Trump, demir-çelikten alınan vergi tarifesini sıfırdan yüzde 50’ye çıkarmıştı. Demir-çelik sektörümüz bu vergi artışından büyük zarar gördü. Rahip serbest bırakılınca, Trump bu tarifeyi bir jest(!) yapıp yüzde 50’den yüzde 25’e indirdi. Tam demir-çelik sektörümüz “Buna da şükür” deyip nefes alacakken Türkiye’ye ihracat yapan Amerikalı hurdacılar “Madem tarifede indirim yapıldı o zaman işleriniz düzeldi, 270 dolar olan hurdanın tonunu 300 dolar yapıyoruz” dediler.

Anlayacağınız demir-çelik sektörü için şu an durum eskisinden beter! Trump bunu bilmiyor mu? Gayet iyi biliyor. Bir taraftan verdiğini öbür taraftan fazlasıyla alıyor. Son tahlilde kazanan yine Amerika, kaybeden ise hali eskisinden beter olan bizim yerli demir-çelik üreticimiz oldu.

TEKİLLİK ÇAĞINDA YAŞIYORUZ!

Son günlerde çok sık duyduğum bir laf var. Neymiş? Falanca kişi bir açıklama yaparsa, filanca parti desteğini belirtirse şu seçmen kitlesi oyunu bu adaya verirmiş. O devir bitti arkadaş, o devir bitti! Yaşadığımız çağın adı “Tekillik Çağı” (Singularity Age)! Bu çağda herkesin oyu çok kıymetli. Ve kimsenin oyunun tapusu kendisinden başkasında değil. Türkiye ve dünyada yaşananlara bir bakın.

Bireyin bir partiyi, grubu, vesaire... desteklemesi ya da bir lideri çok sevmesi-beğenmesi, takip etmesi tüm benliğiyle ona ait olduğu, o ne derse yapacağı anlamına gelmiyor. Yaşadığımız çağda hiç kimse davranışlarını, eğilimlerini veya tercihlerini sormadan-sorgulamadan direkt bir başkasının yönlendirmesiyle belirlemiyor artık. Aklınızda bulunsun.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder