Erdoğan'ın en büyük silahı...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhurbaşkanı konvoy halinde bir yerden bir yere giderken yol kenarında bekleyen birkaç kız öğrenci “Reis” diye bağırıyor. Erdoğan konvoyu durduruyor. Kızları yanına çağırıyor.

Makam arabasında müthiş samimi bir diyalog yaşanıyor. Sosyal medyada rastladım, bayıldım.

Aynısını dün minibüs şoförlerine yaptı Erdoğan. Çevresindeki bütün o koruma ordusuna rağmen vatandaşın “dokunulabildiği” bir lider olduğunu gösteriyor ısrarla...

İnsanlar arasında samimiyetten daha etkili bir bağ yoktur. Bu bağ hem iletişimde hem de doğal olarak siyasette Erdoğan’ın en büyük silahı...

BİZ NE ANLATIYORUZ ADAMLAR NE YAPIYOR

Bir okuyucu dostumuz yazmış. Aynen aktarıyorum: “Yahu kıymetli CHP’li arkadaşlar kimi aday gösteriyorsanız gösterin. Ama Allah aşkına bir an önce gösterin.

Şu aday belirleyememe süreciniz bile öyle yordu ki seçmeni, insanların içi şişti yeminle. Zaten oy kullanayım mı kullanmayayım mı kararsızım, siz böyle yaptıkça iyice vazgeçiyorum. Haberiniz olsun.”

AVRUPA’NIN “İNSAN HAKLARI” ANLAYIŞI MİDE BULANDIRIYOR!

Fransa’da 17 Kasım’dan beri devam eden sokak gösterilerine karşı polisin kullandığı plastik mermiler 20 göstericinin tek gözünü kaybetmesine, 3 göstericinin bir elinin kopmasına ve toplamda 100’ün üzerinde göstericinin ciddi seviyede yaralanmasına yol açtı.

Fransa’da insan hakları dernekleri ve sendikalar Danıştay’a başvurarak polisin plastik mermi kullanmasının yasaklanmasını istedi. Danıştay bu talebi reddetti. Gel gör ki Türk polisi “plastik mermi kullanmasın” diye dünyayı ayağa kaldıran Avrupalı arkadaşlardan çıt çıkmıyor.

Dünyanın hiçbir yerinde polis şiddetini, orantısız gücü savunacak değiliz. Ama söz konusu Türk polisi olunca adı, “insan hakları ihlali”, Fransız polisi olunca “plastik mermi gerekli.” Bu nasıl bir çifte standarttır? Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür anlayan var mı?

TROL HESAPLARLA ALGI OLUŞTURULUR MU?

Algı gerçekliktir. Ama nasıl bir algı? Medyanın kendi iç şartları ilginç bir sosyal medya dönemi yaşatıyor Türkiye’de. Sosyal medya manipülasyona son derece açık bir mecra. Denetleme neredeyse sıfır. Kontrol sıfır. Güvenilirlik yerlerde...

Parayı basıp bilmem kaç yüz sahte hesap oluşturabiliyorsunuz, anahtar kelimeleri yazıp bir düğmeyle bütün sahte hesaplarınızdan farklı cümlelerle paylaşımlar yaptırabiliyorsunuz.

Bir anda “gündem” bile oluşturabiliyorsunuz. Ta ki birileri girip de o hesapları inceleyene kadar! Trollere “Kimmiş bu yahu” diye yanlışlıkla bir bakarsanız haliniz harap! Çünkü sosyal medyada bu kadar kolay sahip olabildiğinizi sandığınız o “güç” aynı kolaylıkla sizi rezil ediyor!

Anlaşılıyor ki açtığınız tüm o hesaplar az-çok aynı takipçi sayısına, paylaşım sayısına sahip... Bütün paylaşımları aynı ortak amaca/kişiye hizmet ediyor... Tüm hesaplar aynı dönemde açılmış...

Aynı içerikleri paylaşmış, birbirleriyle, aynı konularda etkileşime girmişler... İster siyasetle meşgul olun ister sporla ister medyada çalışın ister sanat dünyasında...

Trol hesapla “güçlü” olunmaz ancak rezil olunur. He diyorsanız ki “Ne kadar rezil olursak o kadar iyi...” O başka!


Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder