Deniz Sarıhanlıoğlu

13 Ağustos 2022, Cumartesi 07:00

Sakin şehir

Sevgili dünlük, son günlerde bilim insanları art arda açıklamalar yapıyor; dünya son yıllarda daha hızlı dönmeye başlamış. Bu da demek oluyor ki, gün artık 24 saat değil, yıl 52 haftadan oluşmuyor ve ezbere saydığımız hiçbir rakam gerçeği yansıtmıyor. Hal böyle olunca, büyük şehir insanının “Zaten işler yetişmiyor, gün bana yetmiyor, kendime zaman ayıramıyorum” söylenmelerine haklı bir bahane daha çıkıyor. Peki bizi yoran yalnızca bu düşünceler mi? Elbette pek çok faktör var. Ben bu hafta size biraz “sakin şehir” kavramından söz etmek istiyorum.

CITTASLOW

Cittaslow, 1999 yılında İtalya’da kurulmuş uluslararası bir belediyeler birliği aslında. Kelime kökeni İtalyanca “Citta” ve İngilizce “Slow” kelimelerinin birleşmesiyle türetilen “Cittaslow”, “sakin şehir” anlamında kullanılıyor. Doğan Hasol, Cittaslow kavramının Türkçe karşılığını “yavaş kent” olarak ifade etmiş. Küreselleşmenin etkisiyle şehirler hızlı çalışılan, hızlı yaşanılan ve üretmekten çok tüketen, kendi kendine yetmeyen yaşam alanları haline geldi maalesef. İnsanların birbirlerinin sıcaklığına sığındıkları, sosyalleştikleri, el emeklerini birbirlerine sundukları sosyal korunaklar olmaktan gittikçe uzaklaşan kentler, insanların tüketim için yaşadıkları sahneler halini aldı. NASIL OLUNUR? Sakin şehir olmak için 7 kriterin yerine getirilmesi gerekiyor; 1-Kentsel yaşam kalitesi politikaları 2-Tarımsal 3-Turistik 4-Esnaf ve sanatkarlara dair politikalar 5-Misafirperverlik 6-Farkındalık ve eğitim için planlar 7-Sosyal uyum, ortaklıklar

BU ÇABA NEDEN?

Cittaslow ağına dahil olan yerlerin, sürdürülebilir olarak pek çok kritere uymaları gerekiyor. Geleneksel mimarilerini ve şehrin dokusunu koruyorlar. Yerel tat, zanaat ve sanatlarını kuşaktan kuşağa aktararak yaşatıyorlar. Gürültü ve hava kirliliğinin önlenmesi için çalışıyorlar.

SEFERİHİSAR VE FOÇA

Ülkemizde 19 cittaslow var. Şehrimizde ise Seferihisar ve Foça ile birlikte “Dünyanın İlk Cittaslow Metropol Kenti” İzmir seçildi. Şehrimize çok yakıştığını düşündüğüm bu anlayışı benimsemek, hepimize iyi gelecek. Seferihisar ülkemizin ilk sakin şehriydi, Foça da listeye girdi. Doğanın, mimarinin, geleneklerimizin korunması için yapılan tüm çalışmalar, gelecek nesillere aktaracağımız en kıymetli miras olacaktır.

06 Ağustos 2022, Cumartesi 07:00

Yaz güzeli

Sevgili dünlük, bu sabah bir “Ayşecik” filminde, ahşap iskelenin üstünde bakkalla manavla, kasabanın tüm kadınları ve çocuklarıyla dans ettiği filmin müziği kulağımda; “Hayat sevince güzel, sevince tatlı günler, bir kuşu kelebeği bir taşı sevin yeter!” Pozitif düşüncenin insan hayatı üstündeki etkisi hakkında ahkâm kesecek uzmanlıkta değilim ama ağzınızın tadı bozulmasın, isterseniz siz de benim gibi her yeni gün bu mutluluk oyununu oynamaktan hiç vazgeçmeyin olur mu? Aklınıza gelen her güzelliğin, lezzetli yemeğin, iyi ve neşeli insanın takipçisi olun, üşenmeden peşinden gidin, ceplerinizi umut ve keyifle doldurun, gerisi kolay gelecektir. Ben her mevsim doğanın bize sunduğu mucizelerin arkasından koştururum. Peki şimdi ne zamanı? Tabi ki BARDACIK!

BARDACIK

İncirin kalbi bize çok yakın olan Aydın Germencik’te atar. İncir üreticisi bir aile ile tanışma fırsatım oldu. Germencik’te yaklaşık 90 bin dekar incir ekili arazi var. Yıllık ortalama 40 bin ton incir elde ediliyor. Bu küçücük meyvenin tadını yaz sonu çıkarmaktan büyük keyif alsak da, kurusunun ne denli faydalı olduğunu ben yeni öğrendim.

Kuru incir içerisinde bulunan birçok vitamin sayesinde insan sağlığını düzenleyen ve koruyan bir yapıya sahip. En çok ilgimi çeken özelliklerinden biri; yüksel müsilaj içeriği, boğaz ağrılarının iyileşmesini sağlıyor. Ayrıca antioksidan özelliği ile özellikle meme kanserinde, kanserli hücrelere karşı tedavide kullanılıyor.

İncir A, B1 ve B2 Vitaminleri, manganez ve potasyum, magnezyum, bakır, demir ve fosfor bakımından çok zengin. Yüksek potasyum seviyesi ve düşük sodyum seviyesi, hipertansiyonu olan insanlara rahatlama sağlıyor. Hemen her yaş grubuna faydalı bu meyveyi bolca tüketmenizi öneriyorum.

KÜNARLI PİDE

Aydın’da incir peşinde koşarken acıkıyor insan. Koçarlı’ya tahinli, künarlı pide yemeğe mutlaka gidin. Künar, çam fıstığı aslında. Aydın’ın kendine has, şahane bol tahinli pidesiyle birleşince ortaya inanılmaz bir lezzet çıkıyor.

30 Temmuz 2022, Cumartesi 07:00

9 bin yıl önce

Sevgili dünlük, geçtiğimiz hafta neler oldu bir bilsen! 3 yıldır ben kaçtım o kovaladı ve sonunda yakaladı. Ailecek COVID olduk. Zaten son bir aydır hep aynı cümleleri duyuyordum, bugüne dek virüsü kapmamış her kim varsa teker teker pozitif haberi geliyordu. E şimdi düşünüyorum da suçun büyüğü benim, bizim, hepimizin.

Pandeminin başından beri sıkı sıkı tutunduğumuz tüm önlemleri bir kalemde siliverdik. Marketlerde, toplu taşımada, sinemada yani aklımıza gelen her türlü kapalı ve kalabalık ortamda maskeleri çıkardık, mesafeyi yok saydık. “NASILSA BİZE BİR ŞEY OLMUYOR” kafa yapısı bize hata yaptırdı. Şimdi de bir güzel bedelini ödüyoruz.

Açıkçası tüm aşılarını yaptırmış bir aile olarak biz çok sıkıntılı bir süreç yaşamadık ama yaşayanların şikayetleri de azımsanacak cinsten değil. Diyeceğim o ki, karşımızda hepimizi hasta etmeden gitmemeye yemin etmiş bir virüs var, lütfen çok dikkatli olun, hatta şimdi daha çok! Günümüzden sıtkım sıyrılınca biraz geçmişe gittim ben, 9 bin yıl öncesine....

YEŞİLOVA HÖYÜĞÜ

Şehrin ortasından bizi çok eski yıllara götürüp günümüze ışık tutan çalışmaların yapıldığı Yeşilova Höyüğü’nü gördünüz mü? Bornova’nın Kazım Dirik Mahallesi sınırları içinde, Ege Üniversitesi Hastanesi’nin güneyinde yer alıyor. Yeşilova Höyüğü’ndeki ilk yerleşim, günümüzden en az 8-9 bin yıl önce Cilalı Taş Dönemi olarak da adlandırılan Neolitik Çağ’da başlamış.

Yassıtepe Höyüğü’ndeki ilk yerleşim ise günümüzden 8 bin yıl önce Neolitik Çağ’ın sonuna doğru Yeşilova Höyüğü’nün devamında yeni bir yerleşme olarak gerçekleşmiş. Kazı buluntuları üzerinde yurt içinden ve dışından birçok bilim insanı çalışıyor ve ortak bir planlama ile hareket ediyor. Ayrıca Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde çeşitli aktivite ve atölye çalışmaları yapılıyor.

23 Temmuz 2022, Cumartesi 07:00

Yazın orta yeri

Sevgili dünlük, zamanın akış hızı sizi de sarsıyor mu zaman zaman? Açıkçası ben, çoğu zaman kendimi, çılgınlar gibi akan bir nehrin içinde oradan oraya savrulan bir ıhlamur yaprağı gibi hissediyorum. Sanki, saat kaçta nereye varacağını bilmediğimiz bir gemiye binmişiz. Bütün o uzun kış mevsimi boyunca hayalini kurduğumuz yaz, avuçlarımızın arasından kayıp gidiyor gibi. Haziranı serin geçirdik, kapıdan bir selam verip gitti. Temmuzda bayram seyran derken bitti gitti. Önümüz ağustos ve yapılacak onlarca rota var kendi adıma. Yetişmeyecek diye de çok korkuyorum çünkü bir bakmışsınız hooopp gelmiş sarı sonbahar. Önceki mevsimlerden tecrübeliyim, kapıyı çalmadan girer oturur bunlar. Yani diyeceğim o ki, elinizi çabuk tutun. Bizim buralarda eylül de yaza dahil deriz, yani tam ortasındayız yazın, neşenin, sıcağın. Bu hafta neredeyiz bakalım?

KÖSEDERE

Karaburun, her gittiğimde beni ayrı heyecanlandıran, doğası, yemekleri, suyunun rengi ayrı güzel bir yer. Bu defa yine daha önce hiç görmediğim bir yerindeyim, Kösedere’de! Karaburun’un en büyük köylerinden biri. Eski adı Ağalarseki. Bütün Karaburun köyleri gibi denize uzak kurulmuş. Sahile 3 kilometre uzaklıkta. Eğlenhoca ve İnecik köylerine yakın. İskele olarak Kaynarpınar İskelesi’ni kullanıyor.

Boyabağı, Aşağı Boyabağı ve İçmekıyısı koylarında yerleşim var. Şu anda tarım yapılmayan Ovacık Yaylası. 1970’li yıllardan önce köy nüfusunun yarıdan fazlasını yaz aylarında göçtüğü, 1000 dekar tarım arazisi olan bir yermiş.

Karaburun’un güzelller güzeli köylerinden biri Kösedere; bozulmamış, naif, köy hayatını merak edenlerin mutlaka görmesi gereken bir yer. 1299’a ait mimarisiyle köyün camisi sizi karşılıyor. Diğer yandan nesillerdir süren köy esnaflığı ile sizi Ege insanın samimiyetiyle bir kez daha karşı karşıya getiriyor.

YEREL MUTFAK

Buraların mutfağı çok geniş; Kösedere mantısı, masır böreği, çullama, zıngata, bazına, cizlembe, kabak çiçeği dolması, çiğ sarma, etli sıra, pirinçli mantar böreği, öküz köftesi, peynirli pide, katmer, puf böreği, körmen köftesi, fırın böreği bu çeşitlerden bazılarıdır. Ancak en meşhur yemeği; öküz köftesi (dana mücver).

16 Temmuz 2022, Cumartesi 07:00

Hayatımda ilk kez

Sevgili dünlük, bir cümlenin başında “Hayatımda ilk kez” söz öbeği varsa, dinlemeyi gerçekten çok seviyorum. Hele karşımda benim gibi 40’lı yaşlarının başında biri varsa ve konuşurken “Hayatımda ilk kez” diyorsa, çoğunlukla olumlu, nadiren kırıcı bir hikaye geliyor demektir. Ben genel olarak dünyaya olumlu bakmayı sevdiğimden, bugüne dek hiç yapmadığım şeyleri düşünmek yerine, karşıma çıktığında onlara koşarak sarılmaktan yana kullanıyorum hakkımı. Heyecan, mutluluk ve aktarım hissi ile dolup taşıyorum. Bu hafta benim için bir değil, iki tane ilk yaşandı. İkisinde de size söz edeceğim çünkü biliyorum ki sizler de benim gibi hem gezmeyi hem de güzel fotoğraflar çekmeyi çok seviyorsunuz. Öyleyse derhal başlayalım.

GÜNEBAKAN TARLASI

Günebakan, ayçiçeği, gündöndü, gün çiçeği... Her ne isimle anılırsa anılsın, tınısı bile insanı iyi hissettirmiyor mu? Ülkemizde en çok Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yetiştirilen bu altın sarısı güzellik, papatyagillerden geliyor.

Aslen, çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen bir tarım bitkisi. Ayçiçeği, içerisinde bulundurduğu E vitamini ve B6 vitamini sayesinde vücuda önemli miktarda katkı sağlıyor. Vücudun bağışıklığına olumlu etkisi bulunan ayçiçeğinin içerisinde, türlü karotenoidler ve antioksidanlar da bulunuyor. Ayrıca içeriğinde demir, bakır ve çinko bileşenleri, yeterli miktarda da sodyum, tiamin, selenyum, magnezyum, fosfor ve manganez var.

Ama tüm bu faydalarından ziyade beni ve çoğumuzu ilgilendiren kısmı, ne kadar fotojenik bir bitki olduğu. İzmir ve çevresinde bugüne dek rastlamadığım bu güzel bitki, geçtiğimiz günlerde Foça yolu üzerinde karşıma çıktı. Güneşin batmasına saatler kala denk geldiğim manzara olağanüstüydü. Yol kenarında durup, bir süre sessizliğin içinde, küçük küçük esen rüzgardan birbirine sürten dal ve yapraklarının çıkardığı hışırtıyı dinledim.

Boyları 2 metreye yaklaşan bu güzelliğin tarlasının ortasında buluverdim kendimi. Çocukluğu Trakya’da geçmiş biri olarak, ayçiçeğinin fotoğraflarda bu kadar güzel göründüğünü anlamam için bu yaşıma gelmem gerekiyormuş demek ki diye düşündüm. Tarlaya ve bitkilere son derece nazik davranarak, arıkların arasından yürüyüp bol bol fotoğraf çektim. Eminim sizler de bu eşsiz deneyimi yaşamak istersiniz.

FOÇA ÇANAK KOYU

09 Temmuz 2022, Cumartesi 07:00

Bayram sabahı

Sevgili dünlük, bugün bayram. İtiraf etmeliyim ki bayram sabahları 6 yaşında bir kız çocuğu olarak uyanıyorum. İşim, yaşım, sorumluluklarım, hayatın zorlukları, ödemeler, gelecek planları filan bir anda yok oluyor. En güzel giysilerimi giyip, en sevdiklerimle, en güzel bayram kahvaltısını yapmak için kalbim kuş gibi çırpınıyor. Uyanır uyanmaz kafamın içinde, Barış Manço’nun ‘Bugün bayram /Erken kalkın çocuklar’ şarkısı çalmaya başlıyor. Ve bayram sabahı yapmayı en sevdiğim şey fırına gitmek sanırım.

Mis kokulu gevrek, çıtır çıtır boyoz ve sucuklu yumurtaya banılmak üzere sıcak ekmek alırım. Elimdekileri görenin yüzünde güller açar. Biri çayları doldurur, biri ekmekleri keser, biri ‘hadi herkes sofraya otursun’cudur. En nihayet masada buluşulur. Geçmiş yılların bayramlarımda yaşanan komik olaylar gelir hatıra, sonra ikinci çaylarla beraber kaybettiklerimiz anılır. Gözler nemliyken, biri bir şaka patlatır, yeniden aydınlanır yüzler. Bayram böyledir, ailenin birbirini ne kadar çok sevdiğini hatırlaması için bir vesiledir. Ben her bayram sabahı 6 yaşında bir kız çocuğu olurum. Rengarenk şekerlerden bir avuç alıp cebime atarım. Günler geçer, bayram biter, ama elimi cebime her attığımda, ağzımızın tadı gelir aklıma, şükrederim.

BAYRAM SOFRASI

Kurban Bayramı en lezzetli sofraların kurulduğu bayramımız. Sabah telaşı bitti mi, aile bu kez akşam yenecek kavurmanın koşturmasına girer. Belki denemek istersiniz diye iki tavsiyem olacak; birincisi; domates, kırmızı soğan salatası. Kabuklarını soyup geniş halkalar halinde doğrayın. Kırmızı soğanı da soyup, halkalar halinde doğrayıp, halkaların tek tek içinde ayırın, domateslerin üzerine bolca koyun. Diğer yanda, nar ekşisi, tuz ve zeytinyağı ile sos hazırlayın.

Üzerine dökün. Kavurmanın yanında, hem rengi hem lezzeti ile bayılacağınız bir lezzet olacak. Etin yanına çok yakışan bir diğer lezzet ise elbette yoğurt oluyor. Ben közlenmiş kırmızı biber ve süzme yoğurdu karıştırmayı çok seviyorum. Süzme yoğurdun içine, incecik rendelediğiniz limon kabuğunu koyarsanız, lezzeti iki katına çıkacaktır.

9 GÜN TATİLDE NEREYE GİDELİM?

02 Temmuz 2022, Cumartesi 07:00

En yaz meyvesi

Sevgili dünlük yazı, giriş, gelişme ve sonuç olarak üçe ayırırsak, şu an tam ortasında bulunuyoruz, yani olayların geliştiği bölümde! Yazcılar da kendi içlerinde ikiye ayrılıyor bence; YAZ SEVENLER/YAZI AŞIRI DERECEDE ÇOK SEVENLER olarak. Peki bir mevsimi bu kadar sevdiren nedir? Sadece tatil zamanın gelmiş olması, deniz kum ve güneş midir? Bence değildir tabii ki. Konunun mutfağa geleceğini tahmin etmişsinizdir. Yazın ürün artar, bollaşır, tatlanır. Ve nihayetinde yazın besbelli geldiğini anlamamız için pazar tezgahlarına bakmamız yeterli olabilir. Sebzelerden daha çok sevilen meyvelerin içinde ise en yaz meyvesi sanırım şeftalidir. Erik, kiraz erken olur biter, karpuz-kavun hep vardır ama şeftali geç gelir az kalır, tadına doyulmaz. Şimdi onun zamanları başladı ve nefis bir şenlikle de şehrimizde, gelişini kutluyoruz. Detayları yazdım sizin için.

BELEVİ ŞEN ŞEFTALİ FESTİVALİ

Efes Selçuk’un bereketli güzel topraklarında yetişen canımız şeftali, Belevi Şen Şeftali Şenliği’nde hayat buluyor. 3 Temmuz Pazar günü Efes Selçuk’un Belevi köyünde 11. Belevi Şen Şeftali şenliği düzenleniyor. Şenlik programında üretici pazarı, yerel lezzetler, el sanatları, en iyi şeftali yarışması, müzik, performans ve halk oyunları gösterisi yer alıyor.

Türkiye’nin yanı sıra dünyanın en lezzetli şeftalileri arasında yer alan Belevi şeftalisinin topraktan başlayan yolculuğunu anlatmak için düzenlenen Belevi Şen Şeftali Şenliği, tüm İzmirlileri ve yöre halkını, şeftali ile şenlenmeye davet ediyor. Belevi Şen Şeftali Şenliği, 3 Temmuz Pazar günü saat 13.00’te Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in bisiklet topluluğu ile Belevi’ye giriş yapmasıyla başlayacak.

Şenlik, Başkan Ceritoğlu Sengel’in üreticilerle birlikte bir bahçeden şeftali hasadı yapmasıyla devam edecek. Hasat bitiminin ardından bando takımı, halk oyunları ekibi ve köy halkının katılımıyla düzenlenecek kortej şenlik alanına giriş yapacak. Kortejin ardından Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel, katılımcılarla birlikte üretici pazarı, el sanatları ve yerel lezzetlerin yer aldığı stantları gezecek.

Belevi ve Efes Selçuk’ta şeftali üreticilerinin katılımıyla Efes Selçuk’ta yetişen “en güzel şeftali” yarışmayla seçilecek. En Güzel Şeftali Yarışması ödül töreni, halk oyunları gösterisinin ardından Efes Kent Orkestrası Konseri ile Belevi Şen Şeftali Şenliği sona erecek.

SELÇUK’A GİTMİŞKEN

1- Selçuk Kalesi’ni gezmelisiniz.

25 Haziran 2022, Cumartesi 07:00

Başka Urla

Sevgili dünlük ‘bildiğinden tamamen emin olmak’ kavramı üzerine düşündüm bugün. Sonra ne denli anlamsız olduğunu fark ettim. Her objenin, her durumun, her duygunun, her bilimsel bulgunun bile birden fazla yüzü olduğuna göre; bir yeri tam anlamıyla bildiğini söylemek de maalesef tam bir yanılgı olacaktır. Böylelikle anlıyoruz ki ‘ben filanca yeri avucumun içi gibi bilirim’ demek mümkün değil. Dünya gibi değişiyor köyler, şehirler, ırmaklar, denizler.

Bir de bir yere sadece bir kez gitmekle, etrafını görmeden dönmekle, orayı bilmek mümkün olmuyor. Urla merkezi bilmeyen yok, çok popüler olduğundan beri! Peki ya Özbek? Urla’da gitmeyi en sevdiğim yerlerden biri, çok özel, çok keyifli, çok kendine has bir yer Özbek. Yakından bakalım...

ÖZBEK KÖYÜ

Urla topraklarının her karışı binbir renk. Özbek ise balıkçı olduğundan mı, denizle sarmaş dolaşlığından mı bilinmez masmavi bir köydür bence. Çokça söylenen yanıyla, Osmanlı döneminde Özbekler tarafından kurulduğu için köyün isminin Özbek köyü olduğu. Çünkü maalesef 1950’de hükümet konağında çıkan yangında tüm kayıtlar yandığı için tam olarak doğru bilgiye ulaşılamıyor.

Günümüze aktarılan tüm gelenekler ise bize Özbek köyünde nefis bir yeme içme deneyimi yaşamımızı sağlıyor. Bu köyü size önermemin nedeni ise hem evde kalmak isteyenler için hem de dışarda olmak isteyenler için çok iyi bir alternatif olması. Haftanın her günü 12.00’de kurulan balık mezatına gidip en tazesini, en lezzetlisini, en uygun fiyatlısını alıp evde istediğiniz usulde pişirebilirsiniz.

Köy meydanında kurulan pazardan doğal, organik alışveriş yapmak mümkün. Çoğunluğu kadınlardan oluşan yerel üreticinin ürünlerini görmek bile insanın içini açmaya yetiyor. Ayrıca camii bahçesinde 1000 yaşında bir servi ağacı var ki görmeden dönmeyin derim. Taş evleri, bahçeleri, serin köşeleri, sahilde dizi dizi balıkçıları ve ince uzun ahşap iskeleleri ile fotoğrafseverler için de bir cennet Özbek köyü.

Gün batımında, suyun ve gökyüzünün rengi bin kat güzelleşiyor; kaçırmayın. Umarım gider ve güzel anılarla dönersiniz çünkü hepimizin huzura, gülümsemeye ve yeni keşifler yapmaya her zamankinden daha çok ihtiyacı var.