Deniz Sarıhanlıoğlu

19 Temmuz 2024, Cuma 07:00

Maviyi kaydetmek

Sevgili dünlük, pozitif düşüncenin insan hayatı üstündeki etkisi hakkında ahkâm kesecek uzmanlıkta değilim ama siz de benim gibi ağzınızın tadı bozulmasın isterseniz, her yeni gün bu mutluluk oyununu oynamaktan hiç vazgeçmeyin olur mu? Aklınıza gelen her güzelliğin, lezzetli yemeğin, iyi ve neşeli insanın takipçisi olun, üşenmeden peşinden gidin, ceplerinizi umut ve keyifle doldurun, gerisi kolay gelecektir. Ben her mevsim doğanın bize sunduğu mucizelerin arkasından koştururum. Neşeli sahillerin, bol bereketli sofraların adı yazla anılıyor elbette ve ben bu mevsim gördüğüm her maviyi zihnime kaydediyorum, kışın çok özledikçe aklıma getirir mutlu olurum diye! Bu hafta sizi Dikili’ye götürüyorum, bol bol mavilere…

ZİNDANCIK KOYU

Dikili Bademler köyünde Zindancık koyu. Tam olarak güzelliğinin keşfedilmediğine inandığım bu doğa harikası koy, Dikili merkeze sadece 10 km. uzaklığında. Bembeyaz kumunu uzaktan bile fark edecek, kıyısına gittiğinizde gözlerinize inanamayacaksınız.

PİSSA KOYU

Dikili Bademler köyününün diğer güzel kızı da Pissa koyu. Bademler köyüne 15 dakika mesafedeki koy, sahiline indiğinizde karşınızda ada manzarası ve tadına doyulmaz bir gün sizi bekliyor olacak. Yanınıza, katlanabilir sandalye, şemsiye gibi araç gereçleri alırsanız, oldukça keyifli zaman geçirirsiniz.

KİLLİK KOYU

Bademler köyünün bu defa 7 km. uzağında bir güzellik, Killik koyu. Bu koy tam olarak, Bademler için Türkiye’nin Maldivleri denmesinin sebebi olabilir. Koyda bir tesis var. Giriş için ücret ödemek zorunda değilsiniz elbette. Ancak şezlong kullanmak isterseniz buradan ücretini ödeyerek kiralayabilirsiniz.

HAYITLI KOYU

12 Temmuz 2024, Cuma 07:00

Yaz dizisi

Sevgili dünlük, bugün sizi sevmekten hiç sıkılmadığım bir yere götüreyim. Çünkü hangi yoldan gelirseniz gelin, kıvrıla kıvrıla önce tırmanıp sonra indiğiniz bodur çamlı yollar sizi, tatlı Foça’ ya götürecektir. Ege’nin sınırsız merhameti, neşesi, coşkusu, çalışırken bile rahat oluşu yayılmıştır Foça topraklarına. Her mevsimi ayrı güzeldirde yazı bir ayrı büyülüdür. Geldiğin an yakalar seni, masmavi denizine baktırır, ahşap iskelesine oturtup, yaz dizisi hayalleri kurdurur.

NEDEN FOÇA?

Kent antik çağda, bir iyon yerleşimi olarak ortaya çıktığında, denizde yaşayan foklardan dolayı Phokaia ismi almış ve günümüzde bu isim Foça olarak evrilmiştir. Bu nedenle kale surlarının denize bakan tarafında fok heykeli bulunmaktadır. İzmir’e 70 km. gibi kısa bir mesafededir.  Bu yakınlıktan dolayı, Foça İzmir’in çok sevdiği bir arkadaşı gibi koşa koşa gittiği bir yerdir. Akşam yemeğine, sabah kahvaltısı, yüzmeye, sadece bir kahve içmeye bile gidilir.

EGE KAHVALTISI

Hem eski hem yeni Foça’da hem de Kozbeyli’de kelimenin tam anlamı ile Ege kahvaltısı yapabileceğiniz pek çok yer var. Çoğu da bahçeli taş binalar. Pişi, gözleme, börek, sıcak ekmek ve tulum peyniri, kırma zeytin, bahçeden domates, biber, roka, reyhan mis kokulu limonlu soslarla birleşiyor. Ev salçasını sürdüğünüz pişiyi, demli bir çayla eşleştirdiğinizde kahvaltı keyfini saatlerce sürdürebilirsiniz.

DONDURMA

Foça’da Girit usulü dondurma yaygın, yemek için bir miktar sıra beklemeniz gerekebilir ama buna değecektir. Tüm çeşitleri, çilek, damla sakızı, karamel, karadut, ceviz, limon, kayısı gibi doğal ürünlerle yapılmış bu dondurma damaklarda büyük coşku yaratır.

NEREDE YÜZELİM?

29 Haziran 2024, Cumartesi 07:00

Ada

Sevgili dünlük, biz İzmirlilerin çok bilinen özelliklerinden biri kelimeleri, özelleştirmemiz, yaygın kullanımı dışına çıkmamız, çok kültürlülüğün etkisiyle farklı dillerin etkisini de konuşmamıza yansıtmamız. Çiğdem, domat, asfalya, bangoyu herkes bilir ama Kuşadası’nın kuşunu atıp direkt “ADA” dememiz çok bilinmez. Hatta kendi aramızdaki bir şifre gibi gelir. “Neredesin hafta sonu? “Adada” deriz. Biliriz ki; orası Kuşadası’dır. Ülkemizde turizm denince akıla ilk gelen yerlerden biridir. Bizim de hem çok yakınımızda hem de çok kıymetlidir. “Kuşadası’nda bir günde neler yapılır?” hemen özetliyorum.

DİLEK YARIMADASI MİLLİ PARKI

Burası yalnızca bölgenin değil, ülkemizin en güzel milli parklarından biri bence! 1994 yılında milli park ilan edilen ve yaklaşık 28 bin hektarlık yüz ölçümüne sahip olan doğal bir alan Dilek yarımadası! İçinde tam 256 kuş türü yaşıyor. Milli parka giriş yapınca sırasıyla; İçmeler, Aydınlık, Kavaklıburunve Karasu Koyu ile karşılaşıyorsunuz. Ara ara seyir terasları ile Samos’a dek uzanan inanılmaz güzel manzaralar göreceksiniz!

ZEUS MAĞARASI

Milli parka gitmişken yanı başındaki mağarayı görmeden dönmek olmaz. Tanrılar tanrısı Zeus’un kardeşi Poseidon’un gazabından kaçıp sakinleşmesini beklemek için buraya sığındığına inanılıyor. Dilden dile anlatılan efsanelerle günümüze kadar ulaşan Zeus Mağarası, gerek buz gibi suyuyla gerekse de tam dibinde yer alan çamuruyla turistlerin Güzelçamlı’daki gözdesi.

GÜVERCİNADA

Antik dönemlerden günümüze kadar uzanan zengin tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü olan Kuşadası’nın simgelerinden biri, şehrin limanını koruyan ve şehrin siluetini süsleyen Güvercinada Kalesi’dir. Bu kale, Kuşadası’nın zengin geçmişine ve kültürel mirasına tanıklık eden etkileyici bir yapı! Ayrıca

14 Haziran 2024, Cuma 07:00

Bayram havası

Sevgili dünlük, heyecanla bayram haftasına giriyoruz, dönüp baktığımda ben en çok yaza denk gelen bayramları sevdiğimi fark ettim. Yaz bayramlarının en güzel yanı mutfaktan çıkan lezzetler, sabahlara kadar bahçelerde, balkonlarda yapılan sohbetler. İnceden yakan güneş, serinleten sular, anneler, babalar, çocuklar, kahkahalar, gülmeler, bir araya gelmeler, ayran çırpmalar, çay demlemeler, iki tavla atıp, enişteye yüklenmeler, yoğurtlu kızartmaya ekmek banmalar, uzun oturup gözleri dinlendirmeler, balkon terliğiyle salonda gezdin diye yenilen fırçalar, komşu bahçeden koparılan gülle gönül almalar! Hepsinin içinde bolca neşe ve sevgi var. Benim bayramım sevdiklerimin yanında olmak, iyiliklerini bilmek, sizin bayramınız nasıl bilmem ama benimki yaz mevsimi gibi, sıcak!

ÇANDARLI

Şehrin en klasik tatilci beldelerinden Dikili’de, Çandarlı Körfezi kıyısına kurulmuş tatlılar tatlısı Çandarlı’yı ben çok seviyorum. Son yıllarda popülerliği gittikçe arttı tabi. Tertemiz denizi, el değmemiş koyları, yeşil tabiatı ve makul fiyatlı konaklama imkanlarıyla birçok turistin ilgi odağında yer alıyor. Eski adı, kelime olarak “SUYU BOL” anlamındaki ‘PİTANE” günümüzde ne kıymetli değil mi su? İşte ona gözümüz gibi bakmamız için çok iyi bir sebep, suyunun bol olması. Bu doğal güzelliğin kökleri ise MÖ. 6. yüzyıla, yani Antik Helen Dönemi öncesine kadar uzanıyor. Hatta kesin olmamakla birlikte, bazı kaynaklarda şehrin Amazon Kadınları tarafından kurulduğu belirtiliyor. Bir dönem Cenevizliler tarafından deniz üssü olarak da kullanılmış. En büyük kanıtı da, tarihi bir Ceneviz Kalesi’ne ev sahipliği yapıyor olması. Tabi bu muhteşem yapının adı günümüze Çandarlı Kalesi olarak ulaşıyor. İzmir’e 98 kilometrelik bir mesafede, yani Çandarlı’ya ortalama 1 saatte ulaşılabiliyor. Çandarlı’ya gitmişken görülmesi gereken yerlerin birkaçı;

* Tarihi Çandarlı Hamamı
* Tarihi Zeytinyağı Fabrikası
* Çandarlı Şadırvanı
* Denizköy, Saklı Plajı, Bademli Plajı

Çandarlı’ya özgü meşhur sakızlı dondurmanın tadına bakmadan, akşam saatlerinde Çandarlı’nın merkezinde kurulan hediyelik eşya pazarına uğrayıp, el yapımı süs eşyalarından almadan, yıldızları izleyip bir çay içmeden, Çandarlı’dan dönmeyin derim.

07 Haziran 2024, Cuma 07:00

Azıcık sığacık

 

Sevgili dünlük yaz mevsimi sıcak, neşeli, coşkulu, hızlı hızlı yürüyen bir insan, bizler de hep ona uyup, ardından koşturup yetişmeye çalışıyoruz gibi hissediyorum. Oysa sıcak yaz günlerinin en güzel yanı uzun kumsal öğleden sonraları bence. Karpuz, peynir ve gevrekle yaşanan sahil zamanları. Daima söylüyorum biz çok şanslı bir şehrin çok şanslı çocuklarıyız. Yaz geldi mi gidecek onlarca sahilimiz var. Bunlardan en sevdiklerim Sığacık’ta, yazın en aheste beste zamanlarında gidip keyif yapmalıklar olarak paylaşıyorum, sahile gitmişken görüleceklerin tamamı da burada!

KALEİÇİ

Sığacık, Seferihisar merkezden 5 km uzakta, Kanuni’nin Rodos seferi için yaptırdığı kalenin surlarının içine saklanmış, Arnavut kaldırımlı sokaklara dizilmiş, avlulu, cumbalı, tahta panjurlu konaklarla dolu mükemmel korunmuş mimarisi, aydın sakinleri ve ruhu dinlendiren güzelliği ile film seti gibi bir sahil kasabası. Tatilini hem deniz kıyısında, hem ruhu olan bir yerde geçirmek isteyenler için ideal yer. Birbirinden şirin kafe ve restoranların sizi beklediği bu güzel bölgede Ege mutfağının lezzetlerini tadabilir; yerel el sanatları mağazalarından eşsiz ürünlere göz atarken kendinize veya sevdiklerinize hediyeler bulabilir ve sokak müzisyenleri eşliğinde keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz. Kale içinde Pazar günleri yerel ürünlerin ve lezzetlerin satıldığı pazar kurulduğunu da hatırlatayım.

EKMEKSİZ PLAJI SEFERİHİSAR

Seferihisar merkeze 8 kilometre uzaklıktaki Ekmeksiz Plajı, soğuk su sevenler için inanılmaz harika bir tercih. Az tuzlu ve berrak suyuyla ormanla iç içe çok keyifli bir plaj. Teos Antik Kenti’nin liman kalıntılarının çevresindeki plaj bu özelliği ile büyüleyici bir ambiyansa sahip. Araçların park edildiği yerden yaklaşık on dakikalık bir yürüme mesafesi ile iniliyor plaja. Giderken yanınıza mutlaka yiyecek, içecek almalısınız. Hatta uzun süre kalacaksanız, soğuğu koruyan özellikte çanta ya da minik buzluk almanızı öneririm. İçerde büfe ya da tesis olmadığından, taşıyabileceğiniz her şeyi yanınızda götürmelisiniz. Plajı genç, çocuk ve ailelerin çok seveceğine eminim.

TEOS ANTİK KENTİ

Efsaneye göre şarap tanrısı Dioysos’un oğlu Athames tarafından M.Ö. 1000 yıllarında kurulan ve İyonya’nın 12 şehrinden biri olan Teos, Yaklaşık 4.000 yıllık bir geçmişe sahip. MÖ 8. yüzyılda önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline gelen kent, deniz ticaretine elverişli konumuyla ün kazanmış.    

24 Mayıs 2024, Cuma 07:00

Bir çarşı iki han

Sevgili dünlük, bir an, tüm renkleri, sesi ve kokusuyla yaşandığında, onu unutmak kolay olabilir mi? Ben iyi kötü hiçbir şeyi unutmak istemeyenlerdenim. Yaşadığım her günün bana kazandırdıklarıyla mutlu olmaya gayret ediyorum. Her bir anın da hakkını vermeye çalışıyorum. Örneğin Tarihi Asansör’e yürürken Dario Moreno dinlemek duyguyu güçlendiriyor. Kemeraltı’nda turşu suyunu içerken gelene geçene bakmak iyi hissettiriyor. Ben bu şehri çok seviyorum, sevdiklerimle de paylaştıkça büyüyen güzellik enerjisine inanıyorum. Bugün size bazılarını iyi bildiğiniz bazılarınınsa önünden geçip gittiğiniz
iki tarihi handan bahsedeceğim.

KIZLARAĞASI HANI

Belki de sadece bu şehrin değil ülkenin en bilinen ve İzmir’in en iyi korunmuş tarihi hanlarından biridir. Sultan III. Ahmet ile Sultan I. Mahmut’un Dârüssaâde ağalıklarını yapan Hacı Beşir Ağa tarafından, 1744 yılında yaptırılmıştır. Handa bulunan çeşmenin kitabesinde 1675 tarihi yazsa da söz konusu çeşmenin başka bir yerden getirilerek buraya yerleştirildiği düşünülmektedir. Ayrıca, han yapılmadan önce aynı yerde bir çeşme bulunduğu ve kitabenin o çeşmeye ait olabileceği de varsayımlar arasında! Kemeraltı Çarşısı’nın içinde, Halim Ağa Çarşısı olarak bilinen bölgede yer alan Kızlarağası Hanı, günümüze kadar ulaşmış İzmir’deki nadir Osmanlı mimarisi örneklerinden. Yapı, diğer Osmanlı hanları gibi çarşılı ve avlulu hanlar düzeninde. Dört bin metrekarelik, kareye yakın dikdörtgen planlı ve avluya bakan kısımları iki katlı. Çuha ve Cevahir adlarında tek katlı iki bedesteni ve yaklaşık 500 metrekarelik avlusuyla kocaman bir han. 1988-1993 yılları arasında restore edilerek turistik bir çarşı olarak kullanılmaya başlanmış. Handa bulunan çeşitli el sanatları, halı, kilim, gümüş takı, giyim ve hediyelik eşya dükkânlarını gezebilir; Kemeraltı’nın mistik havasını soluyarak hanın avlusunda bir çay molası verebilir ve İzmir’e özel fincanda pişen Türk kahvenizi yudumlarken günün yorgunluğunu atabilirsiniz.

TARİHİ ABACIOĞLU HANI

Kemeraltı’nın kalabalığı içinde arka planda kalmış, fazla bilinmeyen, fakat kapısından içeri adım atıldığı anda doğal mimarisi ve huzur veren yapısıyla dikkatleri çeken tarihi bir yer olarak göze çarpar ve hayran bırakır. Kemeraltı Başdurak Cami’nden, Arasta’ya giden Anafartalar Caddesi’nin sağ tarafında, 919 ve 920. sokaklar arasındaki ada üzerinde bulunan ve ortada bir avlu ve bu avluyu çevreleyen iki katlı dükkânların yer aldığı asimetrik planlı Han düzgün kesme taş, kaba yontma taş ve tuğladan yapılmış bir yapı olan Abacıoğlu Hanı’nın, 18’inci yüzyıl başında Hacı Mustafa Ağa tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında, bir yandan ‘sebze ve meyve hali’ işlevi görürken, diğer taraftan çevre ilçelere yolcu ve yük taşıyan motorlu araçlar için hareket merkezlerinden biri olarak kullanılıyormuş. Özgün haliyle dokuz odalı ve yedi alt mahzenli olduğu tahmin edilen yapıdan günümüze, yalnızca kuzeydoğu ve güneybatı kanatları kalmış durumda. Hanın bugünkü durumunda, avlunun sağında yedi dükkân bulunuyor. Avlunun sol tarafındaki kuzeydoğu kanadında ise sekiz dükkân bulunuyor. Bunların üzeri, diğer bölümün aksine kırma bir çatı ile örtülmüş. Dükkânların üzerinde ikişerli grup halinde on altı pencere sıralanmış. Bu dükkânlar içten ahşap döşeme ile iki kat haline getirilmiş, yalnızca biri ortadan bir duvarla ikiye bölünmüş. Konak Belediyesi’nin hazırladığı cephe düzenleme projeleri kapsamında restorasyonu yapılan ve ‘Kentsel İyileştirme Projesi Uygulaması’ sonucu, 2007 yılında “Tarihe Saygı / Yerel Ödülü”ne ve yine 2011 yılında da dünya çapında en önemli mimari yarışmalardan biri sayılan Philippe Rotthier Avrupa Mimarlık Yarışması’nda en iyi 30 mimari yapı arasına girerek ödüle layık görülen ve Kemeraltı gezisi sırasında güzel bir mola yeri olan han bugün restoran, kafeterya, gümüşçü, halıcı, derici ve çay bahçesiyle turistik alan olarak hizmet veriyor.

 

17 Mayıs 2024, Cuma 07:00

Gece müzeciliği

Sevgili dünlük bu satırları sana mest olmuş bir halde yazıyorum. Bu şehrin her santimine ayak basmadan huzur bulmayacak ruhum bazı yerlerden defalarca geçiyor! Her bir deneyimde bambaşka dersler ezber ediyorum. Tarihi, kültürü, gastronomisi ve doğası ile yaşadığı şehri anlamadan göçüp gidenlere hayıflanıyorum. Elbette öğrenmek, emek vermeyi gerektiriyor ben de gereğini yapıyorum. Özellikle şehrin dört bir yanını çevreleyen ören yerleri ve müzeleri bize çok şey anlatıyor. Gittiğim yerlerde dünyanın her yerinden koşarak gelmiş turistleri görmek beni mutlu etse de en çok hemşehrilerimi gördüğümde içim içime sığmıyor. İçinizde, yanı başımızdaki Efes Antik Kenti’nin görmemiş olan pek azdır eminim ancak yepyeni bir düzenleme ile ziyaret saatleri uzatıldığından bir kez daha dikkat çekmek istiyorum…

EFES NEDEN ÖNEMLİ?

Antikçağ’ın Anadolu başkenti Efes son derece görkemli bir metropolis. Eşsiz mimari eserleri binlerce yıldır ayakta olan bu mega antik şehir, Dünya Miras Listesi’ne de girdi. Anadolu’nun ana tanrıça (Kybele) geleneğine dayalı, antik dünyanın yedi harikasından Artemis Tapınağı’nın da Efes’te olması önemini artırıyor. Efes Örenyeri’nde başta Hellenistik ve Roma olmak üzere; farklı uygarlıklara ait üst düzey kentleşme, mimarlık ve din tarihinin simgeleri bulunuyor. Efes, tarih öncesinden başlayarak Hellenistik, Roma, Bizans (Doğu Roma), Beylikler ve Osmanlı Dönemleri boyunca kesintisiz yerleşim gördü ve her zaman politik ve ticari bir merkez oldu. M.Ö. 7000 yıla kadar uzanan tarihi boyunca bilim, kültür ve sanatta önemli rol oynayan Efes, antik dünyanın en önemli metropollerinden. Doğu ile Batı (Asya ve Avrupa) arasında başlıca kapı ve önemli bir liman kentiydi. Bu konumunu hiç kaybetmeden gelişmeyi sürdürdü. Yılda ortalama 1,5 milyon ziyaretçi ağırlayan antik kentteki kazıların geçmişi 125 yıla
yaklaşıyor. Henüz tamamı ortaya çıkarılamayan Efes, Anadolu arkeolojisine yeni boyutlar kazandırmaya devam ediyor.

İÇİNDE NELER VAR?

Efes Örenyeri ile özdeşleşen en ünlü kalıntı, muazzam sütunlarıyla hayranlık uyandıran “Celcus Kütüphanesi”. M.S. 2. Yüzyıla tarihlenen bu kütüphane, İskenderiye ve Pergamon’dan sonra, antik çağın en önemli kütüphanelerinden biri. İmparator Hadrian adına yapılmış olan Kuretler Caddesi üzerinde bulunan Hadrian Kapısı ve Hadrian Tapınağı da dikkat çeken yapılar arasında. Antik Dünyadın 7 harikasından biri olan Artemision, yaklaşık 25 bin kişilik oturma kapasitesiyle büyük tiyatro, stadyum, ticaret ve devlet agoraları, Hestia Tapınağını (şehrin kutsal ateşi) içinde bulunduran Prytaneum, yaklaşık 1800 kişilik odeon (meclis ve konser salonu) ve antik liman da görülmesi gereken diğer kalıntılar.

DAHA UZUN SAATLER

2024 yılının turizm sezonu için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bazı müze ve örenyerlerinin ziyaret saatleri değiştirildi. Bu kapsamda birçok müzede ören yerinin son ziyaret saati akşam saat 8’e uzatılırken, Efes ve Hierapolis ören yerlerinin ziyaret saatleri gece 12’ye kadar uzatıldı. Söz konusu arkeolojik alanları gezecek ziyaretçiler için, bilet gişesi kapanış saatinin ziyaret kapanış saatinden yarım saat önce olduğunu söylemem gerek…