Deniz Temur

24 Haziran 2022, Cuma 11:05

Eğlenceli tabaklar neden işe yaramaz?

Çocuklara yemekleri sevdirmek için ilk akla gelen yöntem eğlenceli tabaklar hazırlamak oluyor. Maruldan saçlar, zeytinden gözden, omletten dinozorlar ve daha niceleri. Annelerin saatlerce mutfakta kan ter içinde kalarak tüm yaratıcılıklarını ortaya koydukları bu eğlenceli tabaklar çoğunlukla çocuklardan beklenen ilgiyi görmez. Hatta bazen bu denemenin sonu gözyaşıyla bile bitebilir. 

 Çocuklarında beslenme farkındalığını yükseltmek için çalıştığım onlarca ailede benzer tabloları sık sık gördüğümden bu hafta çocuklar için hazırlanan eğlenceli tabakların neden işe yaramadığının detaylarını yazmak istedim. Daha işlevsel olmaları için yapılması gereken bir kaç tüyo da sizin için yazımda.

 KÜÇÜK ÇOCUKLARI KORKUTABİLİR

 Söze işin en zorlu kısmından başlayalım. Küçük yaş grubundaki çocuklar tabaklarında bir aslan yada dinozor gördüğünde bunun bir yiyecek olduğu ayırdına varmakta zorlanırlar. Bütüne odaklanan, detaylara dikkat edecek düzeyde bilişsel gelişimini tamamlamamış olan küçük yaş grubundaki çocuklar gördüklerinden korkarlar ve yemekten uzaklaşırlar. Böyle durumlarda çoğu kez normalde yedikleri yiyeceklerin bile tabaktaki varlığını kabul etmezler ve beslenmeyi reddederler.

 DAHA BÜYÜK ÇOCUKLAR 

 Tabaktaki eğlencenin farkına varan daha büyük yaş grubundaki çocuklar da tabakları bozulmasın diye yiyeceklere dokunmak istemezler. Aç bile olsalar o tabakta gördükleri bir ayı yada civciv onları hızla oyun ve hayal alemine çeker. Tabaktaki eğlencenin bozulması halinde ise agresif davranışlar gösterebilirler. Bu da yemek reddiyle sonuçlanır. Bu girişim de günlerce buzdolabında saklanan eğlenceli tabaklarla son bulabilir. 

 BAKIM VEREN STRESİ

 Kabul edelim bu tür eğlenceli tabakları hazırlamak küçük bir sanatsal çalışma değerinde. Çocuklarına sürpriz yapmak için bir çok anne erken uyanıyor, saatlerce çaba harcıyor. Sonunda çocuk bu tabaktaki yiyecekleri yemediğinde bakım veren stresi yükseliyor. Bu da hızla çocuğun zaten anlamlandırmakta zorlandığı tabağa daha kaygılı yaklaşmasına ve denemeyi reddetmesiyle sonuçlanıyor.

17 Haziran 2022, Cuma 11:17

Yolculukta yemek yemeyi kesen çocuklar!

“Çocuğum her şeyi güzelce yerdi. Sonra tatile çıktık. O tatilde yemek yemeyi kesti bir daha da düzelmedi!”

 Bu tür cümleleri danışan ailelerimden çok sık duyarım. Malum mevsim yaz. Seyahatler, tatiller, akraba ziyaretleri zamanı. Hal böyle olunca benzer durumlarla karşılaşma riski artıyor. Bu hafta ki yazımı yakında bir seyahate çıkacak olan yada hali hazırda yolculuk sonrası yemek reddi sorunuyla mücadele eden aileler için hazırlamak istedim. Haydi gelin birlikte bakalım. Yolculuk sırasında çocukların beslenme düzenin korumak için neler yapabiliriz.

 YOLCULUK ÇOCUKLARIN SİNDİRİM SİSTEMİNİ ZORLAR

 Söze çocukların yolculuk sırasında fiziken hissettikleri zorlukları anlayarak başlayalım. Çocuklar yolculuklar sırasında fiziken zorlanırlar. Hele ki bu yolculuk karayoluyla ve uzun süreliyse. Saatlerce oturmak, yatar ve hareket halindeki rahatlatıcı pozisyonlardan mahrum kalmak, uyku düzenini koruyamama çocukların fiziken hem yorgun hem de stresli hissetmelerine neden olur. Aynı zamanda uzun süreli oturma ve fiziken rahatlamamak hali çocukların bağırsak hareketlerini de bozar. Hastalık belirtisi göstermeseler bile çoğu çocuk gazını çıkaramama, kakasını yapamama, sallantıdan kaynaklı mide bulantıları hisseder. Bu tür fiziki zorlanmalar yolculuklar sırasında beslenmenin önündeki en büyük engeldir. Hatırlayarak yola devam etmek gerekir.

 HEM YORGUN HEM DE HEYECANLI OLURLAR

 Çocuklar yolculuklar sırasında hem yorulurlar hem de yüksek heyecan duyarlar. Çevredeki değişimleri ve ilk kez gördükleri şeylere yemeklerden çok daha fazla ilgi gösterirler. Bu nedenle yemek yesin diye verdiğiniz molalarda çocuğunuz tabağındakilerle değil çevredekilerle ilgilenmeyi tercih eder. Benzer durum seyahat süreci bitip de hotel, yazlık, akraba evi vb. yerlere ulaştığınızda da sürer. Bu tür süreçlerde çocukların fiziki ihtiyaçlarından önce duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasının öncelikli olduğunu hatırlayın. Çevreyi keşfetmesi, biraz hareket edip oyun oynaması ve rahatlaması için seyahatlerinizde düzenli zamanlar ayırın. Araba koltuğundan kalkıp mama sandalyesine oturmadan önce biraz oyun parkı, biraz koşturma, biraz keşif gezisi yapmayı unutmayın.

 UYKU İHTİYACINI GÖZLEYİN

 Çocukların çoğu yemek için mola verdiğiniz saatlerde uykusuz yada uykuya geçmiş olabilir. Böyle durumlarda çocuğun uyuması için yola devam etmek onu uyandırıp yemek yedirmeye çalışmaktan çok daha faydalı olacaktır. “Yemek yesin de sonra uyur” bakışı da çoğunlukla işe yaramaz. Eğer çocuğunuz uyku belirtileri gösteriyorsa ve açlıkla ilgili bir sinyal vermiyorsa uyuması için destekleyin ve yola devam edin. Mola verseniz bile uyanmıyorsa sırf yemek yedirmek için uyandırmayın. Uyku çocuklar için her zaman yemekten daha öncelikli ihtiyaçtır.

11 Haziran 2022, Cumartesi 11:57

Besin alerjisi olan çocukları yeni yiyeceklere alıştırma yolları

Çocuklarda besin alerjileri çok sık görülen tablolardan biri. Özellikle yeni doğan ve ek gıdaya geçiş dönemlerinde görülen süt ve yumurta alerjisi çocukların bu besinleri içeren ürünleri tüketmelerini engelliyor.  Aynı engel alerjik bebeklerin anneleri için de geçerli. Alerjen besinlerin anne sütüyle çocuğa geçmemesi için yıllarca anneler de bu tür gıdalardan mahrum kalabiliyor. Alerjik gıdalar süt ve yumurtayla sınırlı değil ancak en sık görülen ikili oldukları kesin. 

 Erken çocuklukta ortaya çıkan besin alerjilerinin büyük bir çoğunluğu 18-24 ay arasında ortadan kalkıyor. Ancak besin alerjisi ortadan kalksa bile çocukların büyük bir kısmı bu gıdaları tüketmemeyi sürdürüyor. Bunun en önemli nedeni de ‘deneyim eksikliği’ oluyor. Gelin bu deneyim eksikliğini nasıl aşarız biraz detaylandıralım.

 ÇOCUK BESLENMESİNDE EN KRİTİK DÖNEM

 Çocukların beslenmeyi öğrenmesi, farklı besinleri tatması, birbirinden farklı dokuları deneyebilir olmasının sağlayan en kritik dönem 6 ila 12 ay arasındaki ek gıdaya geçiş dönemidir. Bu dönemde çocuklar oral dönemin getirdiği güçle her şeyi ağızlarına götürme eğilimindedirler. Bu özellik yeni yiyecekleri ve dokuları tatmaları ve yemeyi öğrenmeleri için işleri büyük ölçüde kolaylaştırır. Besin alerjileri tam da böylesi kritik bir dönemde deneyimi azaltan bir kısıtlamaya neden olur. 

 KAYGILI BAKIM VERENLER

Bir diğer engelleyici nokta ise besin alerjisi olan bebeklerin bakım verenlerindeki yüksek kaygıdır. Besin alerjisi olan çocukların ebeveynleri ve bakım verenleri genelde beslenme saatleri üzerinde yüksek kontrol kuran profildedirler. Çoğunlukla bebeğin kendi kendine beslenmesini desteklemek yerine bebeğin bir yetişkin tarafından beslenmesini tercih ederler. Bu da çocukların yiyebilecekleri gıdaları bile yeterince deneyimleyememesine neden olur. 

 18-36 AY ARASI ZORLAMAYIN

 Çocuklar için yeni gıdaları denemek 1 yaşından sonra çok daha zordur. 1 yaş sonrası çocuklar, tadını bilmedikleri, dokusunu tanımadıkları yiyeceklerden tiksinirler. Bu vücudun çocukları korumak için kullandığı bir sistemin sonucudur. Bu sayede çocuk bilmediği bir şeyi ağzına soktuğunda tiksinir ve zararlı bir şey olma olasılığına karşı vücut kendini korur. Çocuklardaki bu tiksinme dönemi 5-6 yaşa kadar devam etmekle beraber en güçlü olduğu dönem 18-36 ay arasıdır. Bu nedenle alerjik besinleri bu aylar arasında çocuğunuz daha kuvvetli bir şekilde reddedecektir. Bunun gelişimin önemli bir parçası olduğunu bilerek besinleri zorlamamak 36 ay sonrası kabul edişi kolaylaştıracaktır.

03 Haziran 2022, Cuma 10:40

Ya çocuğum okulda aç kalırsa!

Okul öncesi eğitim kurumlarında yeni dönem için kayıtlar başladı. Bu, yemek yemeyen yada tek tip beslenen çocukların aileleri için de zorlu bir karar dönemi demek. Zira evinde yemek yemeyen çocukların aileleri sorunun okulda da devam etmesinden, çocuğun okulda aç kalmasından ve gelişiminin olumsuz etkilenmesinden endişe ediyorlar. Büyük bir çoğunluğu ise zorunlu olmadıkça çocuklarını okula göndermemeyi seçiyor. Oysa ki okul ortamı ve akranların varlığı sizin yıllardır çözemediğiniz soruları çözebilir!

 Nasıl mı?

 Gelim biraz daha detaylıca okul ortamının çocuk beslenmesi üzerine etkilerinden bahsedelim.

 HER ÇOCUK OKUL BAŞLAYINCA YEMEK YEMEYİ KESER

 Çocuklar yeni bir ortama girdiklerinde kendilerini güvende hissedip, kişi ve ortama adapte oluncaya kadar yüksek stres duyarlar. Bu stresin yarattığı fizyolojik baskılar (karın ağrısı, bulantı vb.) beslenmeyi engeller. Sırf bu nedenle bile hiç yeme sorunu yaşamayan çocuklar bile okula başladıklarında bir süre yemekleri denemek istemezler. 

 Benzer bir durum sınırlı yemek deneyimi olan çocuklar için de geçerlidir. Evde bakım verenlerin yaptığı tüm yemekleri tüketen ancak ev dışı ortamlarda beslenme deneyimi eksik olan çocuklar da ortama alışıncaya kadar okulda yemek yemek istemezler. Çünkü önlerine gelen yiyeceklerin rengi, tadı, konusu alışık olduklarından farklıdır. Bu farklılığı tolere edinceye kadar yemek istemezler. 

 Bu iki gruptaki çocuklar kendilerine zaman tanındıkça ve güven verici bir ortamda kalmayı sürdürdükçe yavaş yavaş beslenmeye başlarlar. “Bizim çocuk her şeyi yerdi okula başladı yemeyi kesti” diye kaygılanmayın, “Çocuğum ortama alışıyor, her şey yoluna giderek” diye pozitif bir algıyla duruma yaklaşın.

 AKRAN ÖĞRENMESİNE FIRSAT VERİN 

27 Mayıs 2022, Cuma 10:37

İshal ve kusma olan çocuklar nasıl beslenmeli?

Yaz yaklaştıkça çocuklarda ishal ve kusmaya neden olan enfeksiyonların görülme sıklığı da arttı. İshal ve kusmaya neden olan hastalıklar çocukların iştahlarında ciddi düşüş ve yemeklere karşı yüksek tepki göstermelerine neden olur. Bu nedenledir ki ishal ve kusmanın görüldüğü çocuklar yok denecek kadar az besin tüketirler, yemek yemek istemezler. Danışanlarımda da şu sıralar sık sık gördüğüm bir tablo olan ishal ve kusmaya bağlı çocuklarda yemek reddinde neler yapılması gerektiğini sizler için kaleme almak istedim. İşte ishal ve kusmanın görüldüğü enfeksiyonlarda çocuk beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenler…

 İSHAL VE KUSMA BİR SAVUNMA MEKANİZMASIDIR

 İşe ishal ve kusmaya bakışımızı değiştirerek başlayalım. İshal ve kusma bir hastalık değil, vücudun oluşan hastalığa karşı kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Örneğin, sindirim vela boşaltım sistemine yerleşen bir enfeksiyonu atmak için vücut bu mekanizmaları devreye sokar. Bu sayede enfeksiyona neden olan bakteri yada virüsler vücutta çoğalmak için tutunamazlar. Sözün özü, vücudun içinde işler kötü gidiyorsa çocuğunuzun ishal olmasına yada kusmasına şükredin. Aksi çok daha ciddi bir sağlık sorununa davetiye çıkarır.

 İSHALİ KESMEYE ÇALIŞMAYIN

 Yukarıda da bahsettiğim üzeri ishal vücudun güçlü bir savunma mekanizmasıdır. Bu mekanizmayı dışarıdan müdahale ile durdurmaya çalışmak çocuklar için tehlikeli tabloları da beraberinde getirir. İshali kesmek için halk arasında nişasta içirmek, kahve telvesi yalatmak, sürekli haşlanmış patates ve pirinç lapası yedirmek gibi öneriler dolaşır. Bu tür öneriler ishali yavaşlatır ancak ishale neden olan enfeksiyonunda vücutta kalmasına ve sindirim ve boşaltım sistemine daha kolay yerleşmesine neden olabilir. Bu nedenle çocuğunuzda ishal 24 saatten uzun süredir devam ediyorsa asla kesmeye çalışmamalı. İshali kesmenin çocuğun sağlığı için çok daha tehlikeli olduğu hatırlanmalı. 

 TEDAVİYİ KESMEYİN

 İshal ve kusmaya bağlı hastalıklarda kullanılan ilaçlar bazen çocuklar için zorlayıcı içeriklerde olabilirler. İlaçların kullanımı sırasında çocuklar daha halsiz bir hale gelebiliyorlar. Böyle durumlarda ailelere tavsiyem tedaviyi kesmemeleri yönünde. Eğer ilaç kullanımı sonrası tablo sizi gerçekten endişelendiriyorsa tedaviyi kesmeden önce mutlaka doktor kontrolüne gitmelisiniz. Farklı bir ilaçla yan etkileri ortadan kaldırarak tedaviyi sürdürmek mümkün. Tedaviyi zamansız ve alternatifsiz kesmek hastalığın daha uzun sürmesine ve tıbbi tablonun kötüleşmesine neden olur. 

 ÇOCUKLARI ZORLA BESLEMEYİN

20 Mayıs 2022, Cuma 09:24

Havalar ısındı çocuklar yemeyi kesti!

Ah şu mevsim geçişleri!  Çocukların besinlerle ilişkisi mevsim geçişlerinden oldukça etkilenir. Çoğu çocuk normalde severek yediği bir çok besini reddetmeye başlar. Aileleri endişelendiren bu durum mevsime uygun yeni beslenme düzeni kurularak, öğün saatlerini çocukların ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemek sorunu ortadan kaldırmaya çoğunlukla yardımcı olur. Israrcı, zorla besleme gibi yöntemler ise besin reddini kalıcı ve zorlu bir yola sokabilir. Sakin ve yapıcı olmak önemli bunu hep hatırlayalım!

 SERİN VE SULU BESİNLER ÖNCELİKLİ OLMALI

 Yaz aylarında çocuklar da tıpkı biz yetişkinler gibi serin ve sulu yiyeceklere ihtiyaç duyarlar. İştahları içinde kemik suyu , bakliyat ve binbir çeşit sebzenin bulunduğu karışımlara karşı kapanır. Buna karşın biz yetişkinlerin ara öğün olarak nitelendirdiği ancak çocuklar için besin değeri oldukça yüksek olan hafif besinlere karşı ilgileri artar. Bu besinlerin başında yoğurt, meyve, kuru yemişler gelir. Danışanımdan ‘bütün gün sadece yoğurt ve meyve yemek istiyor’ serzenişini sıklıkla duyarım. Oysa ki bu besinlerin sıcak aylar için son derece sağlıklı yiyeceklerdir. Kaygılanmamak önemli. 

 Sıcak döngüde çocukların büyük bir çoğunluğu içinde salça olan yemekleri de yemek istemezler. Salça yerine bu dönemlerde taze domatesin kullanılması işleri kolaylaştırabilir. Bununla birlikte sıcak tencere yemekleri yerine sağlıklı mevsim sebzeleriyle hazırlanan makarna sosları, içinde çok fazla karışımın olmadığı çorbalar, yoğurt seven çocuklar için yoğurt ve bakliyatla hazırlanmış soğuk çorbalar çoğunlukla çocuklar tarafından sevilir. 

 YUMURTA DA ISRARCI OLMAYIN

 Yumurtanın çocuk beslenmesinde önemi tartışılmaz. Ancak yumurtanın yaz aylarında çocuklar için yemesi güç besinler listesinde olduğunu bir kenara yazmak gerek. Özellikle de haşlanmış yumurtanın. Bu dönemde çocuklara her gün özellikle de kahvaltıda yumurta yedirmeye çalışmak yerine yumurtayı farklı besinlerin içinde sunmayı deneyin. Sebzeli muffin, pankek, menemen yada lezzetlendirici besinlerle hazırlanan omletler çocuklar için yaz aylarında iyi birer alternatif olabilir. Bununla birlikte yumurtayı ille de sabah kahvaltısına uygun bir besin olarak düşünmemek, diğer öğünlerde de kullanılabilir olduğunu hatırlamak faydalı olabilir. Zira birçok çocuk kahvaltıda yumurta yemek istemezken, günün diğer öğünlerinde kabul edebilmekte.

 HAZIRLIK VE PİŞİRME SÜREÇLERİNE DAHİL EDİN

 Hazır manav reyonları renklenmeye başlamışken çocuğunuzu yemekleri hazırlama ve pişirme süreçlerine dahil edecek oyun ve aktiviteler planlayın derim. Yaz mevsimi besin çeşitliliği nedeniyle çocukların beslenme farkındalığını yükseltme şansımızın arttığı bir dönemdir. Yazlık meyve ve sebzelerin hem çeşitliliği hem de renkliliği çocukların daha kolay ilgi göstermesine ve yiyeceklerle tanışmasına yardımcı olur. Bu süreçlere dahil olmak besinleri denemek ve beslenme isteğinde de artışı beraberinde getirir.

13 Mayıs 2022, Cuma 09:16

Bakım veren değişikliği çocuklarda yeme sorunu yaratabilir!

Çocuklarda yeme problemlerinin en sık görüldüğü durumlardan başında bakım veren değişiklikleri geliyor. Çocuklar dünyayı, çevrelerini duygularıyla kabul ederler. Hal böyle olunca bakım veren değişikliği çocukları duygusal olarak pek çok açıdan zorlayan ve yeniden adapte olmak için zamana ihtiyaç duydukları bir ortamın içine sürükler. Bu tür kritik değişim ortamında çocukların yemekleri reddetme olasılığı yüksektir. Bunu başından önlemek yada kronik bir yeme sorununa dönüşmemesi için yapılmaması gerekenleri gelin birlikte değerlendirelim.

 ZAMAN TANIYIN, ZORLAMAYIN!

 Bakım veren değişikliğine alışmak için çocukların zamana ihtiyacı olduğunu unutmayın. Bu zamanın uzunluğunu çocuğa ve ortamın yeniden güvenli hale gelmesi için yetişkinlerin yapması gerekenlere bağlı olduğunu hatırlayın. “Çocuğum aç kaldı, kilo verecek” kaygısıyla çocuğa baskı yapmak, zorla yemek yedirmeye çalışmak yeme sorunlarını zorlu ve kalıcı hale getirir. Bu nedenle sakin kalmak ilk yapılması gereken şeydir.

 ANNENİN İŞE BAŞLAMASI

 Bakım veren değişikliğinin en zorlu olduğu tablo kuşkusuz annenin işe başlaması sürecidir. Özellikle doğum sonrası uzun süre çocuğunun bakımını üstlenen annelerin işe dönüşü çocukları belirsizliği çok bir sürecin içine sürükler. Burada yapılması gereken en iyi şey işe başlama sürecini ve yeni bakım verenin aileye dahil olduğu süreci olabildiğince uzun bir zamana yararak kaliteli bir geçiş sağlamaktır. Bakım veren anne işe başlamadan bir süre önce eve gelmeli ve alışma anne ile yeni bakım veren bir aradayken sağlanmalıdır. Annenin evde yeni bakım verenle iletişiminin güçlü ve keyifli olması çocukların yeni yetişkinlere daha kolay alışması için önemli bir adımdır. Bununla birlikte annenin yeni bakım vereni çocukla bırakıp kısa sürelerle evden ayrılması ve geri dönmesi de alışmayı kolaylaştıracaktır. Burada evden çıkışlar çocuktan kaçış şeklinde değil çocuğa basit cümlelerle gidişin ve dönüşün anlatıldığı bir düzende olmalıdır. 

 Yemek düzeninin yeni bakım verene de kaliteli bir şekilde aktarılması önemlidir. Eğer çocuğunuz kendi kendine besleniyorsa bunun devamını sağlamak için kararlı bir aktarım yapın. Çocuğun istemediğinde beslenmenin kesilmesinin önemi de geçişte hatırlanmalı. Bununla birlikte bakım veren değişimine alışma sürecinde çocuk, anne ve yeni bakım veren öğünleri mutlaka birlikte yemelidir. Çocuk masada yeni bakım vereniyle birlikte güvenli bir şekilde yemeye alışmalıdır.

 KREŞE BAŞLAMA

 Eğer bakım veren değişikliği kreş yönünde oluyorsa burada da süreci zamana yaymak çocuğun alışması adına önemlidir. Kısa sürelerle başlanan kreş zamanı giderek uzatılabilir ve çocuğun davranışları, uyumu gözlemlenebilir. Kreş ortamı çocuk için çok yeni ve alışması gereken çok fazla uyaranın olduğu bir ortamdır. Çocuklar bu tür büyük değişimlerde yüksek heyecan duyarlar. Bu heyecan çoğunlukla beslenmeyi zorlaştırır. Bu zorluğun aşılması için çocuğa zaman tanımak önemlidir. Aynı zamanda evde alıştığı yemek şekli, tadı ve düzeninden farklı yiyeceklerle karşılaşmak da çocuklar için zorlayıcı olabilmektedir. Burada çocuğun ortama alışmasının öncelikli adım olduğu bilinmeli ve yemek yememesi sorun edilmemelidir. Ortamda akran öğrenmesinin gücü ve destekleyici öğreticilerin varlığı zamanla beslenmeyi başlatacaktır. Kreş ortamında ebeveynlerin yapmaması gereken en önemli şey ise çocuğun yedikleri ve yemedikleri hakkında sürekli konuşmak, çocuğa yemesi için telkinde bulunmaktır. Çocuğun yanında yemek düzeniyle ilgili konuşulmamalı, süreç çocuktan bağımsız bir iletişim ortamında denetlenmelidir. 

06 Mayıs 2022, Cuma 11:27

Meme reddi sonrası ek gıdaya geçişe dikkat

Bebeklerin ek gıdaya geçiş zamanları son yıllarda tartışmalı bir konu haline geldi. Kimi uzman 4’ncü ayda ek gıdaya geçişin uygun olduğu görüşünü savunurken, kimileri bebeklerin 6’ncı aydan önce katı gıdaya geçişe hazır olmadıkları fikrinde. Kesin bir kanıya varılmamış olmakla beraber çoğunluk halen bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle yokluğunda ise formül mamayla beslenmesi gerektiği kanaatinde. Ancak bebeklerde sık görülen 4’ncü ay meme reddi sonrası ek gıdaya erken geçiş de sıklıkla rastlanan bir durum. İşte böyle durumla karşı karşıya kalan ailelerin dikkat etmesi gerekenler…

 4’NCÜ AYDA BEBEKLER NEDEN MEMEYİ REDDEDER?

 4 ayda meme reddi bebeklerde çok sık rastlanan bir durumdur. Bebekler hayatlarının ilk 3 ayında çoğunlukla anne karnındaki fetüs özellikleri gösterirler. İlk 3 ayın bitimi ve 4’ncü ayın başlamasıyla insan yavrusu özellikleri kazanmaya başlarlar. Çevreye ilgileri ve dikkatleri artar, vücutlarını hissetmeye başlarlar, hareket edebilme becerileri gelişir. Çene kaslarının gelişmesiyle beslenme kapasiteleri de artar. Aynı zamanda uyku düzenleri daha kesik ve kısa bir hal alır. Uykuya geçişleri eskiye oranla daha güç bir düzene girer. Bu zorlu geçişte bebekler ilk doğduklarından daha huzursuz olabilmektedirler. Mesela uykuları gelmiş olmasına karşın uykuya geçişte zorlanmaya başlayabilirler. Daha önce sadece emerek uykuya kolayca geçen bebekler 4’ncü ayla birlikte emerek uyumakta zorlandıkları zamanlar yaşamaya başlarlar. Çoğunluğunda da gaz problemi yaşanır. Bu aylarda bebeklerin sadece emzirme sonrası değil, emzirmeden önce de gazlarının çıkarılması gerekebilir. Eğer bebeğinizin onu rahatsız eden güçlü bir gaz sorunu varsa beslenmesi özellikle de anne memesinden beslenmesi zorlaşır. Bu tür durumlarda bebekler anne memesine yaklaşır, 1-2 kez emmeye çalışır ardından kendilerini geri atarlar. Bu tabloda bebeği emzirmek için zorlamamak, gazını çıkarması için zıplatmak, hareket ettirmek, yüz üstü zaman geçirmesi için ortamlar oluşturmak faydalı olacaktır. 

 4’ncü ayda meme emmeyi istemeyen bebekleri doktora götürdüğünüzde ilk öneri olarak biberon kullanımı tavsiye edilir. Ancak çoğunlukla bebekler yaşadıkları huzursuzluk ortadan kalkmadan beslenmeyi istemediklerinden biberon reddi de tabloya eklenir. Son çare olarak da ek gıdaya erken geçiş önerisi gelir.  Zira çocuğun bir şekilde beslenmesi gerekir. 

 MEME REDDİ SONRASI EK GIDA REDDİ

 Ek gıdaya geçişte ister 4’ncü ayda ister 6’ncı ayda olsun bebeğin bazı becerileri kazanmış olması büyük öneme sahiptir. Bunlardan en önemlisi bebeklerin desteksiz oturabilir olmalarıdır. Çoğunlukla 4’ncü ayda bebekler bu beceriyi kazanamazlar. Henüz oturmayı başaramayan bir bebeği ek gıdaya geçirmenin tek yolu ise yarı yatar halde beslemektir. Ancak bu yol güvenli olmadığı gibi hali hazırda beslenme zorluğunu yaşayan bir bebeğin daha da zorlanmasına neden olur. Çoğunlukla böylesi bir tablo ‘ek gıda reddiyle’ yada ‘kusma ataklarıyla’ son bulur. Eğer 4’ncü ayda meme reddi tablosu yukarıda bahsettiğim gibi bir seyir izliyorsa ve ek gıdaya geçemiyorsanız çocuğun beslenmeye hazır hale gelmesine yardım edin. Öncelikle sakin olun. Zira anne sütü annenin stresinden kolay etkilenen bir besindir. Zaten stresli olan bir bebeğe bir de stres hormonlarının eklendiği bir süt vermek işleri asla kolaylaştırmaz. Ardından bebeğinizle oynayın. Onu sakinleştirecek sesler çıkarın, şarkılar söyleyin, fiziken hareket etmesine yardımcı olun. Karnına ve sırtına masaj yapın ve en önemlisi kucağınızda zıplatın. Bu tür hareketler sindirim sisteminde sıkışan gazın çözülmesini kolaylaştırır ve bebeğiniz beslenebilir hale gelir. Ayrıca sakinleşmeye de kolaylaştırır.

 İLK 3 AYDAKİ GİBİ BESLENMESİNİ BEKLEMEYİN

 Bebekler hayatlarının ilk üç ayında uyur, uyanır, emer, kaka yapar, yeniden emer ve uyurlar. Ancak büyümeyle birlikte bu döngü değişir. Artık bebeğiniz her uyandığında emmeye ihtiyaç duymayabilir. Bu nedenle döngüye oyun aralıklarını eklemeniz faydalı olacaktır. Örneğin, emdi ve uyudu. Uyandığında memeyi teklif ettiniz istemedi. Burada ‘eyvah bebeğim aç’ kaygısı yerine, oyun-aktivite arasına geçin. Eğer çocuğunuz oyun saatine uyum gösteriyor ve keyfi yerinde görünüyorsa kaygılanmayın. Emzirmeyi biraz öteleyin. Eğer çocuğunuz meme emmiyor ama oyuna da ilgi göstermiyorsa onu rahatlatacak adımları uygulayın. Masaj, zıplatma, kucakta gezdirme, emzirmeden uykuya geçmesi için pışpışlama gibi. Sakinse ve yaptıklarınıza karşı olumlu bir duruş sergiliyorsa her ne yapıyorsanız ona devam edin. Bir süre sonra yeniden anne sütünü teklif edebilirsiniz.