Uluslararası İstanbul Kukla Festivali başlıyor

19 Ekim 2014, Pazar 05:00
AA

Her yıl dünyanın dört bir yanından birçok kuklayı ve kukla tiyatrosunu İstanbullularla buluşturan, Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, 16 - 26 Ekim 2014 tarihleri arasında perdelerini açmaya hazırlanıyor. 15 farklı ülkeden, 30 kumpanya ve 70 gösteri sahnelenecek.

Kore, Kazakistan ve Belarus’un bu yıl ilk defa dahil olduğu festivale, ABD, İspanya, İtalya, Fransa, Hollanda, Romanya, Kolombiya, Endonezya, İsveç, Rusya, Polonya, ve Türkiye’den pek çok kukla ustası katılıyor. Yüzlerce kukla, kostüm ve detayın renklendirdiği festivalde oyunların yanı sıra sergiler, workshoplar, film gösterimleri de alıyor. Fransız Kültür Merkezi, Aksanat, Hollanda Konsolosluğu, Maya Cüneyt Türel Sahnesi, Caddebostan Kültür Merkezi, St. Pulcherie Lisesi (Taksim), Oyuncak Müzesi de festival gösterilerini ağırlayan mekanlar arasında.

Festival kapsamında 10 yaşındaki kukla dahisi Racka Albary Sunarya, geleneksel Bati Java kuklası, Wayang Golek ile ilk kez yurtdışında bir performans sergileyecek.

Bilgi için: Tel: 0212 244 7874

YAKINI ÖLEN ÇOCUĞA NE SÖYLENMELİ

Çok yakın bir kız arkadaşım eşini kaybetti birkaç gün önce. Kızı da bizim kızlarımızla yaşıt. 4,5 yaşında bir çocuğa bu nasıl anlatılmalı, bu süreçte neler yapılmalı hiçbirimizin fikri yoktu. Duyduğumuz acı bir tarafa, küçük bir çocuğa bunu anlatmaya çalışmanın verdiği acı bir tarafa.

Arkadaşımın acısını hafifletmem mümkün değil ama en azından kızını bize alıp, o yoğun havadan çıkarabildim bir süreliğine. Çok sevdiğim arkadaşım Klinik Psikolog Pınar Mermer’i aradım hemen.

Ufaklığa durumu izah ettiklerini, “ölüm” kelimesini kullanmadan, babasının artık eve dönemeyeceğini söylediklerini anlattım. Tepkisini sordu Pınar, bizim beklediğimiz gibi bir tepki vermediğini, aksine son derece neşeli bir tavır sergilediğini ve çok nadir “Benim babam artık yok” deyip konuyu tekrar değiştirdiğini anlattım. “Bunun da bir tepki olduğunu biliyorum ama ne yapmamız gerektiğini bilmiyorum” dedim.

“Bir süre bunu algılayabilmek ve kendini de buna hazırlamak için sürekli babasının artık olmayacağını tekrar edebilir. Bunu aslında kendine tekrar ediyor. Evin ağır yaslı havasında fazla kalmaması doğru bir hareket olur. Cenazeye götürmek ya da götürmemek ailenin tercihi fakat daha sonra bile olsa, babasıyla vedalaşmasına izin verilmeli” dedi. Bu tip durumlarda çocukla birlikte terapiye gitmek en doğrusuymuş. Yaslı bir anne, bu durumu ne kadar idare edebilir? Bir yandan yasını tutmak isterken, bir yandan çocuğu için güçlü olmaya çalışmak dünyanın en zor işi.

Profesyonel destek almak şart.

KÜLTÜRÜ MASALLARLA AKTARMAK

Son zamanlarda sürekli Anadolu’nun çeşitli yerlerine seyahat edip duruyorum. Bazı yerlere kızlarımla, bazılarına da onlarsız gittim. Onları götürmediğim yerlerden her dönüşümde, çektiğim fotoğrafları gösterip, neler gördüğümü tek tek anlattım. Her bir kentten, onlara cebimde hikayelerle döndüm. Çok sevdiğim bir arkadaşım şöyle demişti; “Bize anlatılan hikayeler aynı zamanda tarihi de barındırır.

Ben bu tarihi çocuğuma anlattığım zaman, o tarihi 50 yıl daha aktaracak birini bulmuş oluyorum.” Sözlü anlatım çocukların aklında kalacak basitlikte olduğu sürece, tarihi, mitolojileri onlara aktararak 50 yıl daha yok olmayacağını garantiliyoruz aslında. Çocuklarım, Şahmaran ve 7 Uyurlar’ı artık biliyorlar. Son seyahatimden dönüşümde, onlar için cebimde Ağrı’dan Ağrı Dağı efsanesini, Kars’tan Ani Harabeleri’nin hikayesini, Iğdır’dan İshak Paşa’nın ve Van’dan Ahtamar Adası’nın masalını getirdim.

Masallar sadece Pamuk Prenses’ten ibaret olmamalı, içinde yaşadığın toprakların tarihini de barındırmalı bana kalırsa.

ŞİDDET GÖRÜNTÜLERİNDEN UZAK TUTUN

Son zamanlarda ülke gündemi yangın yerine döndü. Her gün yeni bir kötü habere uyanır olduk. Toplu olarak anti depresan mı tüketsek diye düşünüyorum bazen. Toplumun genel ruh hali karamsarken, hiçbirimizin tadı tuzu yok doğal olarak. Bilgi almak için açtığımız internet siteleri ya da haber kanallarındaki görüntüler bizim bile sinirlerimizi bozuyor.

Dikkat etmemiz gereken en önemli şey, bunları çocuklarımızın yanında izlememek, onlara izletmemek. Sağduyu çağrısı yaparken, minicik beyinlere bu korkunç görüntüleri kazımamak en bilinçli hareket olacaktır. Aklı biraz daha eren çocuklarımızın sorularını en sağduyulu, yapıcı ve olumlu bir şekilde cevaplamak, biz anne babaların görevidir. Eğitim önce ailede başlar ve bu yüzden, bizlerin yetiştireceği çocukların ileride bu dünyayı güzelleştireceğini aklınızdan çıkarmayın.

Sıradaki haber yükleniyor...