2020'deki ilk galibiyet

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

A Milli futbol takımımız dün akşam Ülker Stadyumu'nda Rusya'yı ağırladı.

UEFA Uluslar Ligi B ligi 3. grupta yer alan Türkiye, lider Rusya'yı 3-2 mağlup ederek gruptaki ilk galibiyetini elde etti.

Bu galibiyet moral açısından da önemliydi çünkü 2020 yılı boyunca oynadığımız 4'ü resmi 6 maçın hiçbirinden galip ayrılamamıştık.

Son galibiyetimiz yaklaşık bir sene önce (17 Kasım 2019) Andorra deplasmanında gelmişti.

Euro 2020 eleme grubu aşamasında organizasyonun en az gol yiyen takımlarından biriydik.

Bu olumlu özelliğimizi 2020 yılıyla birlikte tamamen kaybetmişiz gibi görünüyor.

Çok değil, daha 1 sene önce dünyanın en iyi savunma takımlarından birisiyken şu anda takım savunmamız kan ağlıyor.

Tabii savunmamız alarm verirken, her maç kalemizde en az 2 gol, 5 gol pozisyonu görmeye devam ederken hücum gücümüz arttı.

Hatırlayanlar olacaktır ki grup maçlarındaki maçlarda oynadığımız birçok maçta gol yollarında sorunlar çekmiştik.

Son dakikada bulduğumuz zorlama goller bazı maçlarda bize can suyu olmuştu.

İki üç aydır ise tam tersine Hırvatistan, Almanya, Sırbistan gibi önemli takımlara bol gol atıp bol da gol yedik.

Dünkü maç da tıpkı son maçlarımızda olduğu gibi gol düellosu şeklinde geçti. Tek fark bu sefer berabere bitmedi, kazandık.

Maç bizim için hiç iyi başlamadı

Rusya iyi başladığı maçta golü de bulmuşken kırmızı kart çok işimize geldi.

10 kişi kalan Ruslar'a karşı oyun birden tam tersine döndü ve inanılmaz bir baskı kurduk ve ilk yarıyı attığımız 2 golle 2-1 önde kapattık.

İkinci yarıya da iyi başladık ve Ozan'ın yarattığı penaltı sonrası Cenk'in beyaz noktadan bulduğu golle birlikte farkı ikiye çıkardık.

Gol bizi biraz rahatlattı. Bu rahatlık da pahalıya patladı.

Caner'in adamını kaçırması sonucu maçı 3-2'ye getiren golü kalemizde gördük.

Gol sonrası maçın seyri bir Türkiye bir Rusya yönünde gitti ama yine de daha net pozisyonları bulan taraf kontralar sayesinde biz olduk.

Ama 3-2 sonrası spiker Kerem Öncel'in de dediği gibi Rusya 10 kişi oynadığını unuttu ve maça ortak oldu.

Burada tuhaf olan bize de bunu unutturdu. Sanki 11'e 11 oynarmış gibi oyun üstünlüğünü bir süre Ruslar'a verdik. Kontralarla çıkmaya çalıştık.

Kontralarda net pozisyonlar bulduysak da hiçbirinden faydalanamadık ve maç 3-2 lehimize bitti.

Rusya'yı Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ilk kez yenmiş olduk. 2020'de ilk galibiyetimizi almış olduk. Bunlar önemli şeyler elbette.

Fakat umarım savunmamızdaki bu savrukluklar, konsantrasyon eksiklikleri Uluslar Ligi'ni değersiz bir turnuva olarak görmemizden kaynaklıdır.

Şenol Güneş'in önünde son bir Macaristan maçı var. O maçı da kazanıp inşallah grubumuzu birinci kapatırız fakat bu bize bağlı değil. Diğer maçları da takip etmek zorundayız.

Ama burada birinci olmuşuz, batmışız, çıkmışız pek de önemli değil.

Asıl önemli olan 2021'de başlayacak 2022 Dünya Kupası elemele grupları maçları.

O zamana kadar şu anki hücum performansımız ile geçen yılki savunma performansımızı birleştirirsek 2002'den sonra ilk kez Dünya Kupası'na katılma şansı elde ederek adımızı Katar 2022'ye yazdırırız.

Ama buradaki asıl olay dediğim gibi güncel hücum performansımızla yakın geçmişteki savunma performanslarımızı harmanlamakta.

Burada da iş Şenol Güneş'e düşüyor elbette. Savunmayı yaptıran da o, bu hücumu yaptıran da.

Kişisel olarak özetlemek gerekirse...

Caner hücumda 12 kişi savunmada 10 kişi oynatmaya devam ediyor. Ama şimdilik elimizdeki en iyi alternatif o. Savunmadaki zaaflarını sakatlığını atlatmış ve formda bir Çağlar ile çözersek duran toplarda, akan oyunda veya set hücumunda yaptığı ortalarıyla birçok maçın kilidini açması işten bile değil.

Zeki her zamanki gibi çok iyiydi fakat sakatlanarak oyundan çıkması can sıktı. Umarım ciddi bir şeyi yoktur da Macaristan maçında sıkıntısı bir şekilde oynayabilir.

Merih'in kafası pek maçta değil gibiydi. Son zamanlarda da her oynadığı maçta tandemteki partnerinin değişiyor oluşu da onun için bir handikap yaratıyor elbet. Savunma bölgesi için konuşursak tarihin en iyi milli takımıyla karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ama bu durum iyi bir savunma ikilisi bulamamamıza da neden oluyor. Belki de 3'lü savunmaya geçerek Merih-Çağlar-Ozan-Kaan dörtlüsünden üçünü oynatabiliriz. Hem böylelikle Caner'in tüm foyaları ortadan kalkmış olur.

Okay yerine Ozan ve İrfan Canlı bir orta saha formülü üzerinde düşünülebilir.

Zaten yazının ilk kısmında da belirttiğim üzere hücum kısmında söylenecek pek bir şey yok. Son 5 maçta 12 gol atmış bir milli takım var karşımızda.

Artık millilerimizin önünde tek bir Uluslar Ligi müsabakası kaldı.

Çarşamba günü Macaristan deplasmanında oynayacakları bu önemli maç öncesi millilerimize başarılar!

Umarım Budapeşte'den liderlikle döneceğimiz bir maç olur.

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder