Empati yeteneğiniz ne kadar sağlıklı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Maneviyat dendi mi ilk akla gelen kelimelerden biridir “empati”.

Sözlük anlamıyla “kişinin, kendisini başkasının yerine koyarak onun duygularını, isteklerini anlayabilme yeteneği”dir.

Toplum içinde yaşayabilmenin, özverinin, paylaşımın sırrıdır belki de.

Özellikle eğer su elementinin burçlarından birine (Yengeç, Akrep, Balık) mensupsanız veya doğum haritanızda su elementi baskınsa, empati yeteneğiniz diğer insanlara göre daha fazladır.

Başkasının fiziksel acısıyla siz de acı çeker, başkasının mutsuzluğuyla mutsuz olursunuz.


İnsanoğlu mutluluktan çok acıya meraklı


Modern dünyada mutlu olmamıza sebep olabilecek imkanlar ne kadar arttıysa, mutsuzluğa sebep olabilecek imkansızlıklar da bir o kadar arttı.

İletişimin hızlanmasıyla herkes her şeyi herkesle birlikte yaşıyor.

Mutlulukları paylaşmamız gerekirken biz mutsuzlukları paylaşıyoruz.

Haberleri açtığınızda, bir film veya dizi izlemeye karar verdiğinizde, acılar ve mutsuzluklar adeta akın ediyor beyninize.

Cinayetler, intiharlar, işsizlik, açlık, felaketler…

İnsan sayısı fazla, haberleşme hızlı.

Acıdan kaçmak imkansız.

İnsanoğlunun mutluluklardan çok acıya merakı var herhalde.

Bu kadar çok dram dolu filmlerin, dizilerin yapılmasının da başka bir açıklaması olamaz. 


Dünyanın adaletsizliğini kendinize dert edinmek mantıklı mı? 

indir.jpeg


İster istemez herkes etkileniyor bu acılardan.

Ama bazılarımız daha da çok etkileniyor, özellikle de hassas, kırılgan, empati yeteneği yüksek insanlar.

Başkalarının acılarına tanık olurken kendi rahatlarından, sahip olduklarından hatta mutluluklarından bile utanıyor bazılarımız. 

Modern tıpın geliştiği, pek çok hastalığa çare bulduğu günümüzde belki de en zoru akıl sağlığımızı korumak.

Anksiyete, stres, panik atak…

Vücut sağlığımızın da büyük ölçüde ruh sağlığımıza bağlı olduğunu düşünürsek, bence başkalarının acılarının ne kadarını üstümüze almamız gerektiği hakkında biraz durup düşünmek gerekiyor. 

Ailenizle, sevgilinizle, patronunuzla, arkadaşınızla, kendinizle sorunlarınız var, nasıl çözeceğinizi veya çözebilmek için nereden başlamanız gerektiğini bile bilmiyorsunuz.

Böyle bir durumda hiç tanımadığınız bir ailenin yaşadığı dramlara üzülmek ne kadar doğru?

Bu kadar empati duygusunun kime ne faydası var?

Yapabileceğiniz hiç bir şey yokken, dünyanın adaletsizliğini kendinize dert edinmek mantıklı mı? 


Acının varlığını kabullenip ona saygı duyalım

Hadi gelin hep birlikte bencil olalım.

Bizi üzebilecek, canımızı acıtabilecek şeylerden kaçmayı öğrenelim.

Özellikle de, bizimle alakalı değillerse ve çözüm için yapabileceğimiz hiçbir şey yoksa.

Zor olduğunu biliyorum, ama başkalarının mutsuzluklarını kendi mutsuzluğumuz yapmanın bizi hiç bir yere götürmediğini de biliyorum.

Çekim yasası der ki; ne düşünürsen hayatına onu çekersin, neyi hissedersen sen o’sundur.

Bunu bile bile kendimizi sabote etmeyelim.

Acının varlığını kabullenip ona saygı duyalım.

Acıları içselleştirmekten kaçıp sadece güzelliklerle empati kuralım.

Bırakalım bencil desinler, ne kaybederiz?

Sıradaki haber yükleniyor...
holder