Türkiye'nin Gündemle İmtihanı

13 Nisan 2014, Pazar 05:00
AA

Ezberlerden bunalanlara...

İranlı düşünür Daryush Shayegan’ın 2013’te çıkan ‘Melez Bilinç’ adlı kitabı, kendi kafamdan daha karışık olan kitaplığımın bakınca hemen bulabileceğim yerlerinde durur. Aldığını genelde yerine asla koymayan benim için bu konumlandırmanın istikrarı emin olun göz yaşartıcı bi başarı. Kitabın şahsımdaki istisnai konumunu bilmem anlatabildim mi? Bu dönem kitaba o kadar sık dönüş yapıyorum ki, yerinde bulamadığımda anahtarını unutup gecenin köründe kapıda kalmış insan stresine giriyorum. İşte tam da bu his, kitabın tarifi benim için. Arap Baharı ile ilgili sorularım, Türkiye’deki rejimle ilgili giderek artan kaygılarım ve Gezi sürecine tanıklığımla beynimin yorgun düştüğü dönemde elime aldım ‘Melez Bilinç’i. Kitap daha önsözünde algı kapılarımı açmaya başladı. Devamında ise Shayegan, ideolojikleşen dinin tahribatını kendi ülkesinden verdiği örneklerle gözler önüne sererken gözlerimin dolduğu anlar oldu. Bi felsefe kitabında takdir edersiniz ki pek rastlanılan bi duygu hali değildir bu. Ancak benzerliklerin, ortaklıkların olasılık bile olsa bu kadar tanışıklığı ürkütücüydü. Fakat önsözünden itibaren analiz ettiği, bu diktaya gösterilen direnişin ezber bozan heterojen karakteri de bi o kadar umut verici. Siz de benim gibi kapıda kaldıysanız şayet, bu Pazar bir kitapçıya uğrayıp ‘anahtarı’ alın derim. İyi pazarlar...


Cacığın hakkı cacığa

( Bu haftanın en popüler sözü ‘bizden bir cacık olmaz’dı.)


1-Çok şaşırtıcı bi gelişme oldu. Geçen pazardan, yazıyı teslim ettiğim cumaya kadar Başbakan dahil hiçbir iktidar temsilcisi, kimse için ‘vatan haini’ sıfatını kullanmadı.
2-Ne yazık ki, sanırım yukarıdaki sakinliğe bünyesi bir anda alışamayan bir ‘vatanperver’, durumdan vazife çıkarıp boşluğu kapatmaya kalktı. Ve Cumhuriyet tarihinde bir ilke imza atıp, ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu Meclis’te ‘vatan haini’ diye yumrukladı.
3-A Ka Pe’li olan, soygun, uyuşturucu dahil 26 ayrı suçtan sabıkası bulunan yumrukçu şahsın ‘vatana millete hayrı’ konusu ise hâlâ gizemini koruyor.
4-Mağduriyet konusunda ustalık, bu hafta da tavan yaptı. Kılıçdaroğlu gözü morardığı ile kaldı. Yeni Türkiye’nin yeni aydın yazarları “Bu yumruk aslında Erdoğan’a mesaj olabilir” diye yazıp çizip “Mağdurluğu kimseye kaptırmayız” ilkelerinde yine şuursuzluk sınırlarını zorladı.
5- Doğal olarak, bu olayı da Ce Ha Pe’ye bağlayan bazı A Ka Pe’liler oldu. Bu kadar acele etmeyip, iki üç saat bekleseler di madara olmayacaklardı. Bu kişiler, şahıs A Ka Pe’li çıkınca ‘uzun bi süre’ sosyal medyada ‘ölü numarası’ yaptılar.
6-Meclis’te yaşanan bu zorbalığın memleket genelinde bi sokak kavgası tadında itibar gördüğüne ve “Ya zaten çok bi şey olmamış” şeklinde ifadelere tanık olan ben de o gün kendime “Saygıyla önünde reverans yapmadan bi daha cacık yemeyeceğim” sözü verdim

Güle güyle delireceğiz!

Sanırım aranızda Zaytung’u bilmeyen yoktur. Varsa da acil tanışsın. Zaytung, kelimenin tam anlamıyla ‘Ağlanacak halimize güldürerek’, politik mizahın en başarılı örneklerini sunan bir site. Ancak tahmin ediyorum ki, sitenin editörleri fikri üretim konusunda son 4 yıldır en rahat zamanlarını yaşıyor. Nasıl yaşamasın ki! Örneğim seçim sırasında ne tesadüftür ki 44 il karanlığa gömülüyor. Koskoca Enerji Bakanı çıkıp halka “Trafoya kedi girmiştir” açıklaması yapıyor.

Ajan kapıcı

Zaytung da bu konuşma için “Taner Yıldız’ın ‘Kedi’ Açıklamasının Ardından Birleşmiş Milletler, ‘Türkiye’nin Cezai Ehliyetinin Kaldırılması’ Gündemiyle Toplandı...” esprisi yapıyor. Elbet pas böyle olunca Zaytung’a sahada gol şov yapmak düşüyor. Geçenlerde bir gazete “Paralel yapının casus kapıcıları” diye bi manşet attı. Manşete göre; iktidarın ‘paralel çete’ dediği yapılanma Ankara’da kapıcıları ajan olarak kullanıp siyasetçileri adım adım takip ettiriyormuş. Sabah sabah beyne böyle fazla yüklenilince doğal olarak error verdim. Ve ilk cümlem “Galiba Zaytung editörleri gazetenin yazıişlerini ele geçirdi” oldu.

Kırmızı çizgiler

Sonraki aşamam, olaya daha ciddi yaklaşarak “Anlaşılan Zaytung’un reklam gelirleri hatırı sayılır şekilde arttı. Bu pasta da anlaşılan gazetenin iştahını kabarttı. Zaytung’a kafa tutuyorlar” demek oldu. Sosyal medyaya bir girdim ki ne göreyim, bi neşe bi neşe. Kapıcı ajanlar üzerine yapılmadık espri kalmamış. Buradan yetkililere sesleniyorum. Lütfen çok acilen, en azından bu konuda insafa gelip, yandaşlığın kırmızı çizgilerini belirleyin! Çünkü memleketin yarısı güle güle delirecek! ‘Canımıza minnet biz diğer yarısıyla gül gibi idare ederiz’ diyorsanız da şayet... O kadar emin olmayın derim.

Bi ricam olacak




Hükümet Twitter’a kızdı, kapattırdı. Kim ne derse desin, nasıl izah etmeye kalkarsa kalksın, bu kapatmaya ancak ve ancak ‘hukuk mukuk guguk’ üçlemesinde yer bulabilirsiniz. Ayrıca, bu devirde, teknoloji ortadayken, kapatamayacağın bi şeyi kapatmaya çalışmak için verilen manasız çaba da ancak ‘Büyük Türkiye sanrısı’ diye izah edilebilir. Neyse...

Saygı kim ki?

Nihayet bu ülkenin en üst yargı merci Anayasa Mahkemesi (AYM), kapatmayı ifade özgürlüğüne aykırı bularak (Ki ben burada şükürler olsun ki yeni Türkiye’de hala aklı başında birileri var diye şükrettim) Twitter’i açtı. Bu kararla birlikte de, AYM’nin ‘vatan haini’ ilan edilmesine bir iki adım kaldı. Ergenekon sürecinde (Ki bu süre 8 yıl gibi uzun bi dönemi kapsıyor) getirilen eleştirilere yanıt verirken ilk cümleleri “Yargı kararıdır saygı duymak lazım” olan hükümet mensupları, bu cümleyi yine tedavülden kaldırdı. Başta Başbakan, AYM’nin kararı için “Saygı duymuyorum. Gayri milli” açıklaması yaptı. Ama bu yetmedi. Özgürlükçü Anayasa hazırlamakla görevlendirilen ve profesör ünvanı taşıyan A Ka Pe milletvekili Burhan Kuzu Twitter’ın kapatılması için AYM’ye başvurdu. Çok olduğumun farkındayım ama, benim yine bir ricam var: Memleketin en üst yargı mercinin, hükümet tarafından topa tutulduğu bi ülkede, kendini güvende hisseden vatandaşlar bulunup ülkenin güvenliği için acilen Adli Tıp tarafından inceleme altına alınmalı.


Playlist





1- ‘Dombra’ Uğur Işıldak
2- ‘Kuzu Kuzu’ Tarkan
3- ‘Oynatmaya az kaldı, doktorum nerde’ Fatih Erkoç
4- ‘Delilerden sen anlarsın konuş onlarla. Nasıl muhtacım sana’ Yeni Türkü
5- ‘Gelen gideni aratır’ Sezen Aksu
6- ‘Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan’ Münir Nurettin Selçuk
7- ‘Böyle mi olacaktı’ Sezen Aksu
8- Mehter Marşı Anonim

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.