Zaman-e demokratı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bi saatir memleketin bu haftaki hikayesine acaba nerden başlasam diye düşünüyorum. Bi ülkenin dört mevsimi, adaletsizlik, kendine müslümanlık, nefret, ucuzluk fıtratı olunca doğal olarak topraklardan mevzu fışkırıyor. Menü bu kadar bereketli olunca memleket de, kendisine dün ne yedirildiğini hatırlamak da gayri ihtiyari zorlanıyor. Bu bereketi bahşedenlerin bizlerden tek dileği ruhlarımızın alzheimer olması... ‘Dün dündür bugün bugündür’ sözü de işte bu yüzden bu toprakların reklam sloganı. Dünü olmayan bugün olmaz. Dünsüz kalırsak düşsüz de kalırız. O yüzden belleğimizi sarıp sarmalayalım ki, ruhumuz hasta düşmesin. İyi pazarlar

Parmağı deklanşör ve klavye tuşu dışında bi şeye basmamış meslektaşlarımız ‘silahlı terör örgütü üyeliği’nden, haklarında yazılan fantastik roman kıvamındaki iddianamelerle cezaevine atıldı.

Adliyeler o gün bugün ikinci adreslerimiz oldu bi kısmımızın, sokaklardan içeri girmedik. Çünkü biliyorduk, bugün Ahmet, Nedim, yarın sen, ben. Yaşadıklarımız hâlâ ‘dün’ olmadı. Hâlâ ‘bugün.’ Baskı, sansür, hukuksuzluklar totaliterizmin bebelik döneminden ustalık dönemine geçişiyle artarak sürüyor.

‘Kitabın bombadan tehlikeli olduğu’nu bas bas bağırırken orkestra şefi, saz ekibi de ‘gazetecilikten alınmadılar’ manşetleriyle vokal yapıyordu. ‘Yeni Türkiye Diktası’ adlı eserin yapımında ve yayınında emeği geçenleri unutmak, bugün yaşananlar üzerinden durum tahlili yapmak mücadeleye zarar verir. Geçmişsiz gelecek nasıl kurulur!

Nitekim bazılarının basın özgürlüğünün önemini yeni keşfetmeleri, bu ‘geçmişsizlikten’ dir. Keşif konusunda ki ‘Zaman-lamaları’ da manidardır! Demokratlık konusunda ders vermeden önce de, kendilerini hızlandırılmış kursa almaları şiddetle tavsiye edilir.

Zira arada en az bi 25 yıl kadar fark var!

RÖNESANS

21. yüzyıl Türkiyesi’nden bi gözaltı fotoğrafı bu. Bu hafta Adana’da çekildi. Kobane protestosuna katılan bir genç polis tarafından gözaltına alınıyor. Şimdi bu fotoğrafı niye koydum.

Çünkü, bu yeni bi teknik. Her açıdan incelenmeli. Sanırım ‘Rönesans’ tekniği diyorlar Alev Alatlı gibi aydınlarımız buna. Hangi konularda ‘yeniden doğuş’ yaşadığımız iyi görülsün ki, aydınlarımızın tanımlarına haksız çıkışmalar yapılmasın di mi!

BEYİN KANAMASI

Darbecilikle suçlanan Çarşı taraftarları bu hafta yüce yargının önüne çıktı. 12 Eylül görmüş bizim kuşak için mahkeme salonunda formalı, üçlü çeken darbecilerle karşılaşmak biraz travmatik oldu tabi. Yeni nesil, Kenan Evren ve saz ekibi performansları diye gugullarsa, belki ancak bizle empati kurabilir diye düşünüyorum. Neticede, o darbenin izini hâlâ beyninde taşıyan bizim kuşak, sağlam bi doktor kontrolüne alınsa, hayattan malulen emekli çıkar öyle diyim. ‘Darbe’, ‘darbeci’ dediğin adı üstünde ezer geçer.

O yüzden sanıklara, salona, iddianameye bakınca, ‘darbe-darbeci’ aramak üzere girdiğim arayıştan beyin kanaması geçirmek üzereydim. Hakim soruyor: “Darbe ile suçlanıyorsun. Ne diyeceksin?” Sanık yanıt veriyor: “Böyle bi gücümüz olsa Beşiktaş’ı şampiyon yapardık hakim bey.” Hakim yine soruyor: “Gezicilere niye pizza gönderdin.” Sanık yanıt veriyor: “Ama hakim bey, ben pizzacıyım’...

Aman yanlış anlaşılmasın, derdim yüce yargıyı eleştirmek falan değil haşaa. Benim endişem, bu sanıkları görünce gençlerin ‘darbeyi’ sevmeye meyletmesi, büyük devletimizin de cezai ehliyetini kaybettiğini düşünmesi. Bu arada o pizzayı yiyenler de tesbit edilip, darbe sanığı olur mu?

Sanırım, etsiz sebzeli olandan ben de yemiştim...

BÖYLE SAFLIK GÖRÜLMEDİ

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, 2012’nin Şubat ayında verdiği bi demeçte muhalefetin, cemaatin devlete sızdığı iddialarına yönelik şu yanıtı vermişti: Buna kargalar bile güler.

AKLIMDAKİ SORULAR

1- TRT’nin parası sadece AKP’ye oy verenlerden mi çıkıyor? İnsanlar gözaltına alınırken intikam saikiyle ‘Eden bulur’ gibi bi kepaze yayına hangi cüretle imza atılabiliyor?

2- Milli irade diye kafa yapan bi şurup mu var? Zira iktidar taraftarları, futbol takımı fanatiklerinden beter şuursuzluklarında tekerleme gibi bu tanımı söylüyor. Hayırdır?

3- Cumhurbaşkanı ‘Bi taraf olmayan bertaraf’ olur derken, ‘kendi taraflarında olmayanın bertaraf’ olacağını ilan etmesi demokrasinin hangi yanına düşer. Sağa mı sola mı? Yoksa baş aşağı çakılıyo mu?

4- Şizofrenik darbe planı tanımını yaparken çok kafa yordunuz mu?

5- Dizi senaryosundan silahlı örgüt çıkarmaya kadar uzanan hayal gücünüzü sinema sektöründe değerlendirmeyi düşündünüz mü? En azından kimse mağdur olmaz. Aksine ödül falan alır, çok sevdiğiniz sahnelere çıkıp ‘Benim büyük ve ecdadı şanlı ülkem’ diye şovlar yapabilirsiniz diye diyorum.

6- Pınar Selek’in artık kaç kez beraat etmesi gerekiyor özgür kalabilmesi için?

7- Milyonları sıfırlayanlar, hafızaları sıfırlayamayı başarabileceklerini düşünecek kadar cahil cesaretine sahip mi cidden?

8- Şimdi ‘ihanet şebekesi’ dedikleri cemaatin başı için örgüt lideri deyip yakalama emri çıkartanlar, bundan kısa süre önce ‘Ne istediler de vermedik’ diye onlara sitem eden hükümet yetkilileri için de bi şey düşünüyor mu? Yoksa yine saf ayağına mı yatacaklar?

9- İşsizlik oranının son 4 yılın zirvesinde olduğunu biliyor musunuz? Hayır soruyorum çünkü; memlekette öyle bi Wonderland kafası var ki, bu şartlarda bu kafa nasıl oluyo diye merak ediyorum.

10- Sayın Davutoğlu bi açıklar mı ‘Gazetecilik faaliyeti’ ne demektir? Dünya üzerinde böyle bi tanım yok. Sürekli ‘terör faaliyeti’ imasıyla bizim mesleğe ‘makul şüpheli’ muamelesi yapmak yönetimlerinin fıtratından mıdır?

Yazarlarımızdan

02 Ağustos 2021, Pazartesi 07:13
02 Ağustos 2021, Pazartesi 07:10
02 Ağustos 2021, Pazartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder