Merkeziyetsiz Finans (DeFi) projelerine dikkat!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Modern ekonomide bankacılık sistemi, kullandığımız parada 'çarpan etkisi' adını verdiğimiz bir etki yapar. Diyelim 10 bin TL'nizi bir bankaya vadeli hesaba koydunuz; banka bu parayı bir başkasına kredi olarak verir. Krediyi alan kişi de bu parayı bir şekilde tekrar bankacılık sistemine sokar; ya borcunu öder, ya da verdiği kişi gidip kendi hesabına yatırır. Bankaya geri dönen bu 10 bin TL, yine bir başkasına kredi olarak verilir vs. Bu zincirleme etki sayesinde bir kişinin koyduğu 10 bin TL’lik mevduat, ekonomide 100 bin TL gibi bir zenginliğe sebep olur. 

Finansal teknolojilerin ilerlemesiyle yukarıda basit bir örneğini verdiğim 'paradan para yaratma' olayı giderek daha komplike ve daha katmanlı bir hal aldı. Bu tabloda paraya yön veren insanların açgözlülük yapmasıyla da 2008’de tüm dünyayı etkisi altına almış olan ABD mortgage krizi meydana geldi. Wall Street bankacıları, ABD vatandaşlarına ev almaları için verdikleri mortgage kredilerini CDO adı verilen türev varlıklara dönüştürdü, bunları diğer yatırım fonlarına pazarladı. Başta mükemmel bir yatırım fırsatı olarak çıkan bu uygulama, aracıların da açgözlülük yapmasıyla iyice riskli formlara dönüştürüldü ve devletin bu konudaki regülasyon eksiği suistimal edilerek katrilyonlarca dolarlık konut kredisi türev piyasaları oluştu. 2008’de yüzbinlerce Amerikalı’nın mortgage kredilerini ödeyememesiyle başlayan zincirleme reaksiyon tüm bu düzenin patlamasına neden oldu. Oluşan servet kaybını ve likidite açığını kapatabilmek için Amerikan Merkez Bankası FED, tarihte görülmemiş bir şekilde 2 trilyon dolardan fazla para bastı. Bugün hala 2008 krizinin yaraları tam sarılmamışken ortaya çıkan corona virüs pandemisi nedeniyle FED tam 3 trilyon dolar daha para basmak durumunda kaldı. Yani Amerika’nın kurulmasından 2008’e kadar basılmış olan tüm dolar miktarının tam 5 katı kadar dolar, şu geçtiğimiz son 10 sene içerisinde basıldı. Ve buna rağmen daha hala 2008’deki mortgage krizinde oluşan para açığı kapatılamadı, piyasalarda likidite sıkıntılarıyla mücadele bitmedi. 

Bunları size neden anlattım?

Aynı durum bugün kripto para ekosisteminde Merkeziyetsiz Finans (DeFi) akımıyla meydana geliyor!

Blokzincir teknolojisi ile hayatımıza giren 'merkeziyetsizlik' kavramı, bugün bankacılık uygulamaları için gündemde. Akıllı kontratlar sayesinde kripto paralar ile arada herhangi bir banka ya da kurum olmadan insanların borç alıp/verebileceği platformlar oluşturuluyor. Bu platformlardan borç alan ya da veren insanların da sistemin işleyişiyle ilgili söz sahibi olabilmesi için 'governance token' adı verilen oy hakları dağıtılıyor. 

Oy kullanmak için yaratılmış ve hiçbir değeri olmaması gereken bu token’lar yine merkeziyetsiz borsalarda kendisine ciddi paralar karşılığında alıcı bulmaya başladığı için şu an yepyeni bir çılgınlık başlamış durumda. İnsanlar ellerindeki kripto paraları bu sisteme ipotek edip borç alıyorlar, daha sonra aldıkları borcu da ipotek edip yeniden borçlanıyorlar, ve bu sarmalı devam ettirerek topladıkları 'governance token'ları borsalarda müthiş karlara satarak kolay yoldan zengin oluyorlar. 

Bunu ilk olarak akıl edenler çok güzel para kazanıyor, peki ama ne pahasına? Kripto paralarını emanet ettikleri akıllı kontratlar ne kadar güvenli? Yarın bu sistemlerde bir güvenlik açığı olduğu zaman kat üzerine kat borç alarak sistemi suistimal edenlerin oluşturduğu zarar nasıl karşılanacak?

Kripto para gibi zaten oynak bir zeminde böylesine kompleks türev piyasalarının oluşturulması gerçekten çok tehlikeli. 2017’deki ICO çılgınlığında coin’lere yatırım yapanların paraları yüzde 99.5 gibi oranlarda eridi, ancak bu DeFi balonu patladığı zaman zarar yüzde 100’den bile büyük olacak, ve tüm ekosistemi tehlikeye sokacak. 

İşin daha da kötüsü 'merkeziyetsiz' olarak oluşturulan bu balon patladığı zaman bizleri kurtaracak olan bir 'Merkez Bankası' da yok.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder