Kasım: Hüznün en çok belli olduğu ay

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Biri bana aylardan en çok hangisini seviyorsun diye sorsa kuşkusuz Kasım derim. 

Neden bilmiyorum ama Kasım ayı bana hep Hazan’ın hüznünün en çok belli olduğu ay olarak gelir. Belki de kış telaşının en güzel hissedildiği aylardandır. Günümüzde her şeyin AVM’lerde bulunduğu bir yaşam biçiminde “kış telaşı” anlamsız gözükse de insan biyolojik saati AVM tanımaz diyelim, öyle olsun. 

Kasım ayı en eski Türk ay isimlerinden biridir; Kasım ismi ne kadar eski olsa da Miladi takvimde bu ismin kullanılması 15 Ocak 1945'te yürürlüğe giren yasa ile olmuştur. 

15 Ocak 1945 tarihine kadar bu ayın ismi Teşrin-i Sâni ya da İkinci Teşrin olarak bilinmekteydi. 

Teşrin sözcüğünün de geçmişi oldukça ilginçtir. Teşrin ayı kökenini Babil pagan takviminden alır. Babil’e de Sümer’den geçen bu ay ismi bugün kullandığımız takvime göre Ekim ve Kasım aylarını içine almaktaydı. Bu zamanların anısı olarak Ekim ayı Teşrin-i Evvel, Kasım da Teşrin-i Sâni olarak anılmıştır. 

Arami kültüründe Tişrin, Musevi kültüründe Tişri diye bilinen bu ay İbranilerde bizim takvime göre Eylül’e doğru kaysa da aynı ismi muhafaza etmiştir. Yahudiler için çok önemli olan bu ayın birinde Yahudi kültürüne göre Âdem ve Havva yaratılmış, daha sonra Adem ile Havva dönüp dolaşıp yine bu ayın birinde “ilk günah” işlenmiştir. Öte yandan Süleyman Tapınağı da bu ay içinde bitirilmiştir. 

Yahudiler tarafında dini yılbaşı olarak kutlanan Roş Aşana da Tişri ayının ilk ve ikinci günüdür. 

Türk kültüründe ise Kasım ayı önemli bir yer tutmaktadır. Eski Türk takviminde, yıl ikiye ayrılmakta idi. Yaz Faslı dediğimiz, yaz mevsimi, bugünkü takvim ile 6 Mayıs günü Hıdırellez ile başlar Kasım başına kadar sürerdi; bu günlere “Hızır Günleri” denirdi. 8 Kasım günü ise Kış Faslı başlar ve bu kış günleri Hıdırellez’e kadar sürerdi; bu günlere de Kasım Günleri denirdi. Atalarımı küresel ısınma olmadan mevsimleri ikiye indirmiş olsa da Bahar’ın gelişi coşku ile de kutlanırdı. 

Kasım bana hep Hızır’ın karanlık tarafı gibi gelir; Candaroğlu İsfendiyar Bey’in iki oğlunun Hızır Bey ve Kasım Bey olması gibi bir yılın da Hızır ve Kasım günleri vardır. 

İşte bu ayın Kasım diye adlandırılması bu Kasım günlerine dayanmaktadır. Kasım, “kısım” ile aynı kökten gelir ve “bölmek” ile alakalıdır; yılı bölen anlamına gelmektedir. Aynı kökten gelen bir başka kelime de “kısmet” kelimesidir. Bir şey bölüştürüldükten sonra payımıza düşen bizim kısmetimiz değil midir? Ne diyelim bize de Hazan düşmüş olsun… 

Kasım ayı bizim için önemli günleri de beraberinde taşır. 

Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922 tarihine denk gelir; ilginçtir ki İttihat ve Terakki Partisi de kendini bir 1 Kasım günü ama 1918 yılında feshetmiştir. 

 Harf Devrimi de yine bir 1 Kasım günü, 1928 yılında yapılmıştır. 

10 Kasım günü bütün bir ülke için bir matem günü iken, 13 Kasım 1918’de İstanbul için bir felaket günü olarak anımsanır. İstanbul’un bu tarihteki işgali ile şehir en karanlık günlerini yaşayacaktı…

Kasım daha birçok olaylarla anılmaktadır. Onları da yeri geldikçe yazarız.  

Unutmayalım ki şairlere en çok ilham veren aylardan biridir Kasım…

Fonda Jacquest Prévert’in sözleri ile Autumn Leaves, Sonbahar Yaprakları çalarken Edip Cansever’in şu dizeleri aklımıza gelsin o meşhur Üçlükler’den:

“Neden aklıma geliyor istasyon büfesindeki durusun

Hava soğudu –Kasım’ın son günleri-

Kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum.”


Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder