Uykuya dalmak ya da dalmamak!

09 Haziran 2012, Cumartesi 05:00
AA

Çok bilirim eve gelmiş misafirler salonda otururken Derin’i ve Duru’yu uyutmak için odalarına girip bir saat çıkamadığımı, tam ‘uyudu’ dediğim ve parmak ucunda odadan çıkmaya çalıştığım anda dikilen kafanın “Anne” diye seslendiğini ve silbaştan tekrarlanan uyutma seanslarını... Uyku ne kadar önemli bir şey çocuklar için. Sadece onlar değil, anne babanın ruh sağlığı için de... Bir anne uykuyla ilgili pek çok sorunla karşılaşıyor çocuk büyütürken. Nedir bunlar?

- En önemlisi, çocuğun uyumak istememesi. Belirli uyku saatini reddedip anne-babayla aynı saatlerde yatıp aynı saatlerde kalkmak istemesi... Bu sorunu çözmenin tek yolu, kararlı olmak. Nasıl mı? Ağlamalarına yürek elvermese de kötü polis rolünü oynayıp “Yatma saati geldi, yatacaksın!” diyebilmek. Bunun için yatma saatini ritüel haline getirmeniz gerekli. Dişlerin fırçalanmasının ardından, yatakta kitap okuyarak, masal anlatarak, ninni söyleyerek, sevdiği küçük bebeğini veya ayısını yanına yatırarak ya da kendinizce nasıl bir yol izliyorsanız öyle, onu yatağa hazırlayabilirsiniz. Ağlamaklı da olsa bir hafta sabırlı olup yatış saatini değiştirmeden yolunuza devam edin.

- İkinci sırada, çocuğun uykuya geçisini sağlamak var. Çocuk yatağa giriyor da sonrasında neler olacak? Yatakta kendi başına uykuya dalmasını sağlayamazsınız yandınız. Ben bu hatayı yaptım ve 4-5 yaşlarına kadar onlarla yatıp birlikte uykuya dalarak bedel ödedim. Çoğu zaman ben de uyuyakaldım. Ama ‘zararın neresinden dönsen kârdır’ misali nihayet birlikte uyuma sorununu çözdüm.

- Diğer bir sorun da sık uyanma. Çocuk uykuya dalıyor ama bir nedenden dolayı (ki bu bizim evde genelde süt dolu biberon için oluyordu) 3-4 saat aralıklarla uyanıp süt istiyor... Gece boyunca en az 4 kez uyanıyorduk. Bunu da bir hafta süren kararlı bir operasyonla çözdük. Ama siz siz olun, gece saatlerinde çocuğu bir şeyler içmeye hiç alıştırmayın.

- Bizim evin süregelen klasiklerinden biri de gece uyanıp anne-babanın yatağına gelme durumu. Birçok uzman bunu da bir uyku sorunu olarak kabul ediyor ama ben aynı fikirde değilim. “Onlar gelmek istediği sürece gelsinler” diyorum kendimce. Nasıl olsa yaşları ilerleyince, değil yatağımıza gelmek, bizimle televizyon seyretmek bile istemeyecekler. Odalarının kapısını kapatıp kendi kendilerine veya arkadaşlarıyla olmayı tercih edecekler. Yine de bunu sorun olarak görenler için çözüm var: Yumuşak ama kararlı bir şekilde onu kendi yatağına götürün. Bu yaklaşım uzun dönemde hem çocuk, hem anne-baba için en yararlı olan terbiye şekli.

- Ağlamaya başlayınca hemen odasına koşmayın. Çocuğu kontrol etmeden önce 15-20 dakika bekleyin. Daha sonra da odada bir dakikadan fazla kalmayın. Işığı açmayın ve çocuğu kucağınıza almayın. Basit bir şekilde, her şeyin yolunda gittiğini ve o anın uyuma saati olduğunu anlatın. Ancak onunkisi basit bir ağlama değil de korkulu bir feryat ise, hemen yanına koşun. Yüzünüzü görmek onu rahatlatacaktır. Bebeğinizi sakinleştirdikten sonra da yatağının başucunda bir süre oturun. Bu esnada onunla oyun oynamamalı ya da konuşmamalısınız. Bebeğiniz, bu anı oyun zamanı gibi algılamamalı. Daha büyük okul öncesi çağı çocukları, genellikle uykusunu bölen kabuslar görür. Bu durumda da çocuğunuzu sakinleştirin. Onunla oynamayın, sabırsız davranmayın ya da korktuğu şeyi tartışmayın. Odasının kapısını açık bırakmak veya gece lambası kullanmak da yararlı olabilir.

( 02.06.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.