Mutlu olmak mı? Mutlu olmayı istemek mi?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
İnsan, kendi mutluluğunun mimarıdır. - Henry David Thoreau

İnsanoğlu varoluşundan bu yana mutluluğu anlamaya, tanımlamaya ve yakalamaya çalıştı. Mutlu olabilmenin en önemli başlangıcı, bazen durup kendine nefes alma fırsatı vermekten ve özgürce düşünebilmekten geçiyor. 

Özellikle bugünlerde mutluluğu aramaktan bir hal oldun. Tatile çıkarak, yalnız kalarak ve kargaşadan uzaklaşmaya çalışarak, bazen eşinde, dostunda veya ailende bulmaya çalıştın. Ben de aynı yollarda yürüdüm ve yürüyorum. 

Peki sizce mutluluk arayarak bulabileceğimiz bir şey mi, yoksa bir yaşam biçimi mi? Hadi biraz sorgulayalım. Bence mutluluk bir tercih sebebi; tıpkı mutsuzluk gibi. Neden sizce bazı insanlar tüm güçlüklere rağmen gülebiliyor, ayakta dimdik durabiliyor ve başarabiliyorken, bazı insanlar bir türlü yolunu bulamayıp somurtarak yerinde sayıyor dersiniz? Cevabı etki ve ilgi alanında gizli. Yani tercih etmek size kalmış. Hadi gelin nedir bu etki ve ilgi alanı kısaca detaylandıralım.

Etki alanı: Bir insanın kendi çabalarıyla değiştirmeye güç bulabileceği şeylerin toplamıdır. Yani kontrol edebildiğimiz, şekillendirip yönetebildiğimiz unsurlar etki alanımızı oluşturur. Etki alanımızdaki unsurlar bizi ilgilendiren, etkileyen; bunun karşılığında sonuçlarında belirleyici olduğumuz olaylardır.

İlgi alanı: Bir insanın çabalarıyla durumları ve olayları değiştiremeyeceği, dış etkenleri kapsadığı için bir değişiklik yapmaya gücünün yetmeyeceği şeylerin toplamıdır.

Mutlu olmak bir tercih ve yaşama biçimidir dostlar. Çünkü insanlar mutluluğu da mutsuzluğu da seçebilir. Unutmayın, hayat seçimlerinizden ibaret. Neyi seçerseniz onu yaşarsınız. Peki insanlar mutluluğu veya mutsuzluğu nasıl seçer? Elbette proaktif ve reaktif insanlar olarak ikiye ayrılarak. Terimsel olarak bilmesek bile çevremizdeki insanlar ya proaktif ya da reaktiftir. Küçük bir örnekle, etrafınızdaki insanların reaktif mi yoksa proaktif mi olduğunu söyleyebilirim. 

Düşünün lütfen; çevrenizde her şeyden şikayet eden, hiçbir şeyden mutlu olmayan, her olayın içinde bir tehdit veya olumsuzluk bulabilen arkadaşlarınız var mı? İşte o arkadaşlarınız reaktif (yani negatif enerji yüklü), bardağın dolu tarafını görmeye çalışan, probleme değil çözüme odaklanan, alternatif yolları deneyen ve pes etmemeyi kendine görev edinmiş arkadaşlar ise proaktiftir (yani pozitif enerji yüklü). Eminim şu anda etrafına baktığında kimin nasıl bir karakterde olduğunu fark etmeye başlamışsındır.

Şimdi sıra mutluluğu nasıl tercih edip yaşam biçimi haline getirebileceğimize bakalım. 

Reaktif insanın, ilgi alanı geniş, etki alanı dardır. Yani durumlarını değiştiremeyeceği, ya da gereğinden fazla yer işgal eden konulara odaklandığı ve sürekli talepkâr olduğu bir yaşam biçimi vardır. O bunu mu demiş, diğeri ne giymiş, yok çok trafik varmış, yok kimseden hayır yokmuş, elalem ne dermiş vb. konularla kendini doldurur ve sürekli şikayet eder. Bu arkadaş öncelikle etki alanını genişletmeli ve ilgi alanındaki konuları bir kenara bırakarak alternatif yollar geliştirmeyi öğrenmelidir. Proaktif bir enerjiye odaklanmalıdır. "Olsaydı güzel olurdu" cümleleri yerine "olabilirim"lerle kendini donatmalıdır. "Yapabilirim, değiştirebilirim" diye bitirmelidir cümlelerini. Bu sayede zorlukların üstesinden daha kolay gelebilir ve mutlu olmayı odağına alabillir. Hem negatif olup hem problemlere odaklanarak ne yazık ki mutlu olunamaz. İlgi alanı etki alanından geniş olduğu sürece bir çukurun içindeymişçesine çaresiz, yetersiz ve umutsuz hissedecektir.

Proaktif insanın etki alanı geniş, ilgi alanı dardır. Yapabileceklerine, değiştirebileceklerine odaklanır. Zorluklarla karşılaştığında hep bir alternatif yolu vardır. Baştan başlamaktan korkmaz. Sorunlar onu yıldırmaz. Bu da etki alanının düzenli olarak büyüdüğü bir yaşam biçimi oluşturmasına olanak tanır. Etki alanı büyüdükçe hayatını kontrol edebilir ve dilediğin hayatı yaşayabilir hale gelir insan. Bu da mutluluğun asıl anahtarıdır. Kendisini özgür, güçlü ve MUTLU hisseder.

Yani anlayacağınız mutluluk bir zihin durumudur. Hayata nasıl baktığımız, zihnimizi nasıl terbiye ettiğimiz, bardağın hangi tarafını gördüğümüz mutlu olup olmayacağımızı belirler. Mutluluk sadece ve sadece bizim tercihimiz. İstersek hemen, şimdi, burada mutlu olabiliriz. Yeter ki mutlu olmayı tercih edelim ve adımlarımızı mutluluğa atabilelim.

Yazarlarımızdan

21 Eylül 2020, Pazartesi 16:39
21 Eylül 2020, Pazartesi 13:15
21 Eylül 2020, Pazartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder