Hormon tedavisinde aynı hormonun farklı yollarla kullanılması, vücudun o hormona verdiği yanıtı değiştirebilir. Hap olarak alınan bir progesteron ile vajinal kullanılan progesteronun vücutta izlediği yol aynı değildir. Cilde uygulanan östrojenin emilimi de jelin sürüldüğü bölgeye göre değişebilir.
YERİNE GÖRE DEĞİŞİR
Hangi bölgede kullanılacağı; ürünün içeriğine ve prospektüsündeki uygulama talimatına göre belirlenmelidir. Ürüne göre kolların iç yüzü, uylukların iç kısmı veya alt karın uygun uygulama alanları arasında bulunabilir. Dış kalça gibi bölgeler ise her ürün için önerilen uygulama alanı olmayabilir. Dolayısıyla bir östrojen jelini kullanırken yalnızca miktarına değil, nereye uygulandığına da dikkat etmek gerekir.
AYNI SONUCU VERMEZ
Özellikle östrojen jel ve bantlarında uygulama bölgesine dikkat etmek gerekir. Cildin yapısı, deri altındaki yağ dokusunun özellikleri ve uygulanan bölge, hormonun emilimini etkileyebilir. Bu nedenle ‘vücudun herhangi bir yerine sürmek aynı sonucu verir’ düşüncesi doğru değildir.
GÖĞÜSLERE DİKKAT
Göğüsler konusunda ise daha net bir sınır var. Sistemik hormon tedavisi amacıyla kullanılan östrojen jel veya bantları göğüslere uygulanmamalıdır. Hormonun meme dokusuna doğrudan verilmesinin sistemik tedavide bir avantajı yoktur ve bu bölge uygulama alanı olarak kullanılmaz.
ETKİSİ FARKLI OLABİLİR
Kadınlarda testosteron düzeyi 40 yaşına gelindiğinde 20’li yaşlardaki düzeyden belirgin biçimde farklılaşabiliyor. Üstelik bu değişim menopozla birlikte başlamıyor ve bir anda gerçekleşmiyor; yıllar içinde, fark edilmesi oldukça güç bir şekilde ilerliyor.
Testosteron ölçümünde oldukça hassas kabul edilen kütle spektrometrisi yönteminin kullanıldığı, 2019 yılında yayımlanan bir çalışmada, kadınların dolaşımdaki testosteron düzeylerinin 18-39 yaş arasında yaklaşık yüzde 25 azaldığı gösterildi. Bu önemli bir oran. Çünkü testosteron yalnızca cinsel istekle ilişkilendirilen bir hormon değil; enerji düzeyi, kas kütlesi ve gücü, genel iyilik hali ve cinsel işlev gibi birçok alanda rol oynuyor. Kadınların önemli bir bölümü bu düşüşü belirgin bir hormonal değişiklik olarak fark etmiyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, değişimin çok yavaş gerçekleşmesi. Yorgunluk, enerjide azalma, toparlanmanın zorlaşması veya cinsel istekte değişiklik gibi şikayetler, çoğu zaman yoğun yaşam temposuna, uykusuzluğa, strese ya da yaşın ilerlemesine bağlanıyor.
40 YAŞLA BİRLİKTE DEVAM EDİYOR
Üstelik testosteron düzeyindeki azalma 40 yaşla birlikte de devam ediyor. 40 yaşından yaklaşık 58 yaşına kadar kadınların dolaşımdaki testosteron düzeylerinde yaklaşık yüzde 25’lik bir ek düşüş daha görülebiliyor. Burada çok önemli bir ayrım var; bu düşüşü menopozun kendisinin yarattığı bir testosteron düşüşü olarak değerlendirmek doğru değil. Östrojenle testosteronun menopozdaki davranışı birbirinden oldukça farklı. Menopozla birlikte östrojen düzeyinde belirgin ve hızlı bir düşüş yaşanırken, testosteronda aynı ölçekte bir kopuş meydana gelmiyor.
CİNSEL İSTEKSİZLİK
Özellikle menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan ve kadının yaşamını belirgin biçimde etkileyen cinsel isteksizlikte testosteron tedavisinin yeri bulunuyor. Ancak tedavi kararı yalnızca kandaki testosteron değerine bakılarak verilmemeli; kadının şikayetleri, genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar ve diğer olası nedenler birlikte değerlendirilmelidir. Bence burada kadınların elinde olması gereken en önemli bilgi şu; 40’lı yaşlarda ortaya çıkan her değişikliği yalnızca yaşlanmanın doğal sonucu olarak kabul etmek zorunda değiliz.
YILLARA YAYILAN DEĞİŞİM
Menopoz döneminde ortaya çıkan her ağrıyı hormonlara bağlamak doğru değil. Ancak bazı şikayetlerin menopozla ilişkisini bilmek, doğru zamanda doğru desteği almak açısından önemli.
AĞRI KISITLILIĞA DÖNÜŞÜYOR
Donuk omuz da bunlardan biri. Omuzda başlayan ağrı zamanla hareket kısıtlılığına dönüşüyor. Kolu yukarı kaldırmak, saçınızı taramak, kıyafet giymek hatta gece o omuzun üzerine yatmak zorlaşabiliyor. Bir süre sonra insan günlük işlerini yaparken bile omzunu korumaya başlıyor. Menopoz döneminde östrojen düzeylerinin azalması, eklem ve bağ dokusunu da etkileyebiliyor. Bu nedenle donuk omuzun menopoz döneminde daha sık görülebileceğini gösteren çalışmalar var.
TEDAVİ EDİLEBİLİR
Burada önemli olan şu; menopozla birlikte ortaya çıkan omuz ağrısını "Yaşım ilerledi, normal" diyerek kabullenmek zorunda değilsiniz. Donuk omuz tedavi edilebilir. Öncelikle doğru tanının konulması, ardından kişiye uygun fizik tedavi, egzersiz ve gerektiğinde diğer tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekir. Menopoz tedavisi de ayrıca, kişinin genel sağlık durumu ve diğer menopoz yakınmaları dikkate alınarak planlanır. Kısacası; omzunuz ağrıyorsa yalnızca omzunuza bakmayın. Özellikle menopoz dönemindeyseniz, hormonlarınızın ve genel sağlığınızın da değerlendirilmesi şart.
BEN DE YAŞADIM
Ben de bunu yaşayan kadınlardan biriyim. Omuzum öyle bir hale geldi ki, çalışma sürecimi bile zorlaştırdı. Sonrasında bu şikayetin menopozla ilişkisini, hormonların eklem ve bağ dokusu üzerindeki etkilerini öğrendikçe yaşadıklarımı daha iyi anlamaya başladım. Hormon dengesizliğimi çözdüm ve rahat ettim.
Menopozla birlikte ortaya çıkabilen GSM, yani ‘Genitoüriner Menopoz Sendromu’nun yalnızca vajinal kuruluk olmadığını dün anlattım. Vajinal ve vulvar dokulardaki değişiklikler, cinsel ilişkide ağrıdan idrar yolu şikayetlerine kadar uzanan geniş bir tablo oluşturabiliyor. Peki ne yapılabilir? Aslında seçenekler fazla. Önce basit çözümlerden başlayabiliriz.
KAYGANLAŞTIRICI KULLANMAK
Cinsel ilişki sırasında kullanılan kayganlaştırıcılar, sürtünmeyi azaltarak ağrıyı ve rahatsızlığı hafifletebilir. Su bazlı ve silikon bazlı ürünler bu amaçla kullanılabilir. Yağ bazlı ürünler ise özellikle prezervatif kullanılıyorsa uygun olmayabilir; çünkü bazı yağlar lateks prezervatiflerin yapısını bozabilir. Burada önemli olan yalnızca ‘kayganlaştırıcı kullandım’ demek değil, kullanılan ürünün içeriğine de bakmaktır. Parfüm, tahriş edici maddeler veya bazı koruyucu ve çözücüler hassaslaşmış genital bölgede şikayetleri artırabilir. Kayganlaştırıcı ile vajinal nemlendirici aynı şey değildir. Bu ikisi sık karıştırılıyor. Kayganlaştırıcı, özellikle cinsel ilişki sırasında kullanılır. Amacı o anda sürtünmeyi azaltmaktır. Vajinal nemlendiriciler ise düzenli kullanıma yöneliktir. Vajinal bölgenin nemini desteklemek ve günlük kuruluk hissini azaltmak amacıyla haftada birkaç kez kullanılabilir. Yani biri daha çok cinsel aktivite sırasında rahatlık sağlarken, diğeri günlük vajinal konforu desteklemek için kullanılır.
HORMON TEDAVİLERİ
GSM’nin belirtileri belirginse ve hormon dışı yöntemler yeterli olmuyorsa, doktor tarafından reçeteli tedaviler değerlendirilebilir. Bunların arasında düşük doz vajinal östrojen tedavileri, vajinal dehidroepiandrosteron ve bazı kadınlarda kullanılabilen ospemifen bulunur. Burada önemli olan ‘Menopozdayım, hormon kullanamam’ ya da tam tersine ‘Bunu herkes kullanabilir’ gibi genellemeler yapmamak. Her kadının sağlık geçmişi, şikayetleri ve riskleri farklıdır. Özellikle hormon içeren tedaviler doktor değerlendirmesiyle seçilmelidir.
YAŞ ALIRKEN İHTİYAÇLAR DEĞİŞİR
Menopozla birlikte bedeniniz değişebilir, bunu bilmelisiniz. Ama değişen her şeyi kabullenmek zorunda değilsiniz. İlişki sırasında ağrı çekiyorsanız bunu ‘yaşım ilerledi’ diyerek geçiştirmeyin. Vajinal kuruluk günlük hayatınızı etkiliyorsa söyleyin. İdrar kaçırmaya başladıysanız bunu normal kabul etmeyin. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarınız varsa değerlendirilmesini isteyin. Çünkü menopoz sonrası dönemde cinsel sağlık, genel sağlığın dışında bir konu değildir. Kadının bedeni yaş alırken ihtiyaçları da değişir. Bize düşen, o değişiklikleri görmezden gelmek değil; gerektiğinde doğru desteği vermektir
Bir süredir cinsel ilişkiniz eskisi kadar rahat değil. Kuruluk var. Yanma, batma, hassasiyet oluyor. İlişki sırasında canınız acıyor. Belki de eskiden sorun olmayan bir yakınlık artık sizi tedirgin ediyor. Üstelik mesele yalnızca cinsellik de değil; daha sık idrara çıkıyor, tuvalete yetişmekte zorlanıyor ya da tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarıyla uğraşıyor olabilirsiniz.
KENDİNİ NASIL GÖSTERİR?
Belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Vajinal bölgede kuruluk, yanma, kaşıntı, tahriş ve hassasiyet görülebilir. Vajinal dokuların incelmesiyle birlikte ilişki sırasında daha kolay tahriş olabilirsiniz. Cinsel yaşamda ise en sık karşılaşılan sorunlardan biri ilişkide ağrıdır. Kayganlığın azalması, uyarılmanın daha uzun sürmesi, cinsel istekte değişiklik ve orgazma ulaşmada güçlük de tabloya eşlik edebilir. Bir de işin idrar yollarıyla ilgili kısmı var. Sık idrara çıkma, aniden ve çok güçlü idrar yapma ihtiyacı, idrar yaparken yanma, idrar kaçırma ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları GSM’nin belirtileri arasında olabilir. Yani ‘vajinal kuruluk’ diye düşündüğümüz şey aslında yalnızca vajinayla ilgili değildir. Genital bölge ile idrar yollarının sağlığı birbiriyle yakından bağlantılıdır.
GENİTOÜRİNER MENOPOZ SENDROMU
Bütün bunların ortak bir nedeni olabilir ve bunun tıpta bir adı var; Genitoüriner Menopoz Sendromu, yani GSM. Menopozla birlikte östrojen düzeyinin azalması, yalnızca adetlerin sona ermesi anlamına gelmez. Östrojen; vajina, vulva, üretra ve mesane dokularının sağlığında da önemli bir role sahiptir. Hormon düzeyi düştükçe bu dokular daha ince, daha kuru, daha hassas ve daha az esnek hale gelebilir. Bu değişim bir gecede olmaz. Çoğu kadın, önce küçük bir farklılık fark eder. Vajinal ıslaklık eskisi kadar çabuk oluşmaz. İlişkinin başında sorun yokken ilerleyen dakikalarda yanma başlayabilir. Sonrasında birkaç saat süren hassasiyet yaşanabilir. Ve kadınların önemli bir bölümü bunu yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu sanıp konuşmamayı tercih eder. Oysa GSM, ‘artık böyle olacak’ deyip geçilecek bir durum değildir.
CİNSELLİK NEDEN AĞRILI HALE GELİYOR?
Sizin için asıl önemli olan, tedavinin size ne sağladığı. Sıcak basmalarınız devam ediyor mu, geceleri terleyip uykunuz bölünüyor mu, vajinal kuruluk cinsel yaşamınızı etkiliyor mu, kemik sağlığınız açısından tedavinin bir katkısı var mı? Bunların yanında genel sağlık durumunuzda bir değişiklik olup olmadığına da bakılıyor. Tedavi devam ederken yakınmalarınız, genel sağlık durumunuz, kullandığınız hormonun türü ve dozu ile tedavinin size sağladığı yarar ve oluşturabileceği riskler yeniden değerlendirilir. İhtiyacınız değişmişse doz değiştirilebilir, tedavinin şekli yeniden düzenlenebilir ya da bırakma seçeneği konuşulabilir.
NE KADAR YAYGIN?
Erkeklerde yalnızca belirli bir uyarılma biçimiyle orgazm olabilmek, tek başına cinsel işlev bozukluğu anlamına gelmez
FARKLILIKLAR ÖNEMLİ
Bir erkek mastürbasyon sırasında kolayca orgazm olabiliyor, ancak partneriyle cinsel ilişkide aynı kolaylığı yaşayamıyorsa, önce bunun nasıl olduğuna bakmak gerekir. Mastürbasyon sırasında kullanılan basınç, hız, pozisyon ve uyarının biçimi, partnerle yaşanan cinsellikten oldukça farklı olabilir. Ancak bu durum erkeğin partnerli cinsellikte istediği halde orgazm olmasını sürekli olarak engelliyorsa, konu üzerinde durmak gerekir. Erkeklerde gecikmiş boşalma ve orgazm sorunları değerlendirilirken de kişinin mastürbasyon ve partnerli cinsellikteki deneyimleri arasındaki farklar önem taşıyabilir.
SEÇTİĞİ YOLDAN MEMNUNSA
Hem kadınlarda hem erkeklerde aynı noktaya geliyoruz; orgazmın tek bir doğru yolu yok. Ama tek bir yola mahkum olmakla, bir yolu tercih etmek aynı şey değil. Bu ayrımı yapmak önemli. Çünkü kişi seçtiği yoldan memnunsa ortada çözülmesi gereken bir problem olmayabilir. Fakat başka türlü haz alamıyor, partnerli cinsellikte istediği deneyimi yaşayamıyor veya bu durum kendisinde ya da ilişkisinde sıkıntı yaratıyorsa, o zaman bunun üzerine biraz daha düşünmek gerekir. Ve evet kişisel mesleki deneyimim, her ikisi için de bir uzmanla bir araya gelme gerekliliğini bu yazıya eklemeden duramıyor. Kişisel durumunuz tabloyu bir uzman nezdinde daha net ortaya koyacaktır.
PARTNERLE KONUŞMAK
Kişinin kendi bedenini tanıması son derece değerli. Fakat cinsel yaşam yalnızca tek bir uyarılma biçimine bağlı hale gelmişse ve bu durum partnerli cinsellikte sorun yaratıyorsa, kullanılan uyarılma biçimlerini çeşitlendirmek ve partnerle bunları konuşmak faydalı olabilir
Kadınlarda yalnızca elle uyarılmayla orgazm olmak bir sorun mu?
Bir kadın yalnızca elle uyarıldığında orgazm olabiliyorsa, bunu tek başına bir cinsel sorun olarak değerlendirmeyiz. Orgazma ulaşmak için gereken uyarılmanın türü ve yoğunluğu kadından kadına değişebilir. Özellikle klitoral uyarı, birçok kadın için orgazma ulaşmada önemli bir role sahiptir.
CİNSEL YAŞAMA ETKİSİ
Kadınlarda yalnızca elle uyarılmayla orgazm olmak bir sorun mu? Burada biraz daha farklı bir soru sormak gerekir: Kadın başka uyarılma biçimlerinde de haz alabiliyor mu, partneriyle cinsel yakınlığında istediği deneyimi yaşayabiliyor mu ve bu durum onun için bir sıkıntı yaratıyor mu? Kendi kendine uyarıldığında rahatlıkla orgazm olabilen ama partneriyle birlikteyken bunu yaşayamayan bir kadın düşünelim. Bu durum onu rahatsız etmiyor ve cinsel yaşamını böyle sürdürmekten memnunsa, yalnızca bu nedenle bir ‘cinsel işlev bozukluğu’ tanısı koymayız. Çünkü cinsel işlev sorunlarında kişinin yaşadığı sıkıntı ve bunun cinsel yaşamına etkisi de değerlendirilir.
DERİNLEMESİNE İNCELENMELİ
Fakat burada başka bir durum daha var. Eğer kadın hayatı boyunca yalnızca belirli bir elle uyarılma biçimiyle orgazm olabiliyor, başka hiçbir uyarılma biçiminden yeterince haz alamıyor ya da partneriyle cinsellikte orgazm olmak istediği halde bunu başaramıyorsa, bu durumu biraz daha yakından ele almak gerekir.
ALTINDA YATAN NEDEN
Çünkü amaç kadına ‘Orgazmın başka yollarını da öğrenmelisin’ demek değil. Önce neden yalnızca bu uyarılma biçiminin işe yaradığını anlamaya çalışmak. Kullandığı basınç, hız, süre, pozisyon, klitoral uyarının şekli ve partnerinin bunları ne kadar karşılayabildiği önemli olabilir. Cinsel iletişim de burada devreye girer. Dolayısıyla ‘Mastürbasyonla orgazm oluyorsan hiçbir sorun yok’ demek de, ‘Sadece elle orgazm oluyorsan cinsel problemin var’ demek de doğru olmaz.
Sık tekrarlayan vajinal mantar şikayetiyle gelen bir hastamla konuşurken konu iç çamaşırına geldi. “Hocam, bir taraftan kadınlara kendilerini iyi hissettiren seksi iç çamaşırları öneriliyor, bir taraftan da ‘Pamuklu külot giyin, sentetik kumaşlardan uzak durun’ deniyor. Hangisini yapacağız?” diye sordu. Aslında burada bir çelişki yok. Sorun dantelin kendisi değil.
KUMAŞ KADAR ÖNEMLİ
Genital bölgenin sağlığı açısından iç çamaşırının kumaşı kadar, vücudu ne kadar sıktığı, bölgenin uzun süre nemli kalıp kalmadığı ve üzerinizde ne kadar kaldığı da önem taşıyabiliyor. Özellikle tekrarlayan mantar enfeksiyonu veya vulvada tahriş yaşayan kadınlarda pamuklu, hava alan ve çok sıkmayan iç çamaşırlarının günlük kullanım için daha uygun olması bekleniyor. Ama buradan ‘Dantelli iç çamaşırı mantar yapar’ sonucunu çıkarmak doğru olmaz. Sağlıklı bir kadının dantelli ya da sentetik kumaş içeren bir iç çamaşırı giymesi, tek başına mantar enfeksiyonu yaşayacağı anlamına gelmiyor. Burada daha çok genital bölgenin uzun süre havasız, nemli ve sıcak kalması ya da kumaşın sürtünmeye bağlı tahriş oluşturması üzerinde duruyoruz.
MANTAR ŞİKAYETİ VARSA
Ben özellikle tekrarlayan mantar şikayetiyle gelen kadınlarda günlük iç çamaşırı seçimine dikkat edilmesini öneriyorum. Pamuklu, hava alan ve bedeni sıkmayan modeller daha rahat olabilir. Spor yaptıysanız ya da çok terlediyseniz ıslak kıyafetlerle uzun süre kalmamak, iç çamaşırını değiştirmek de önemli.
‘VAZGEÇİN’ DEMİYORUM
Bütün bunlar; kadınların kendilerini güzel hissettikleri iç çamaşırlarından vazgeçmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Özel bir akşam için dantelli, şık bir iç çamaşırı giymenizde tek başına bir sakınca yok. Burada önemli olan, bunu saatlerce vücudu sıkan ve hava almayan bir kıyafetle geçirmekle, kısa süreli kullanmak arasındaki farkı bilmek. Bir iç çamaşırı sizde kaşıntı, yanma veya tahriş oluşturuyorsa da sırf güzel olduğu için kullanmaya devam etmemek gerekir.
TEKRARLAYAN YAKINMALAR
