Gündelik hayatta ve meditasyon oturuşunda mindfulness: Anda, yargısız, farkında

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Araştırmalara göre kentte yaşayan bir kişi, farkına varsın ya da varmasın, günde ortalama 30 bin dış uyarana maruz kalıyor. Reklamlar, haberler, korna ve inşaat sesleri, etraftan bizlere ulaşan müzikler, istemeden kulak misafir olduğunuz konuşmalar, kavgalar, işteki gerginlikler, sosyal medya bildirimleri, kulaklarımızdan, gözlerimizden, burun deliklerimizden, derimizden sistemimize dahil, zihnimize, bedenimize kaydedilen tonlarca dış uyarıcı…

Bir kentli için tüm bu kargaşa, zamanla sırandan, görünmez, farkına bile varılmayan bir hale gelse de sinir sistemimiz için bu akış, bu yoğunluk çok fazla.

Çok fazla bildirim, çok fazla uyarıcı, çok fazla sinyal, çok fazla…

Pek çok kişinin televizyon eşliğinde uyuduğunu düşünürsek halimizin içler acısı olduğunu daha iyi anlarız. Sistemimizin dinleneceği bir zaman diliminde ona hala mesaj yolluyoruz, farkına varmadan onu çalıştırıyoruz.

Sinir sistemi için işler şöyle yürüyor: Etrafta gerçek bir tehlike varsa sinir sistemi ‘olağanüstü duruma’ geçiyor ve tüm bedeni tehlikeye karşı gerekli önlemleri alması için seferber ediyor. Etrafta tehlike arz edecek bir şey yoksa, etraf süt limansa sisteme ‘her şey yolunda’ mesajı yolluyor, sistem rahatlıyor.

Sorun şu ki, bize ulaşan pek çok dış uyarıcı, sinir sistemine “Dostum başın belada” sinyali yolluyor. Sinir sistemimiz yanı başımızdaki inşaat sesinin bizim için aslında hayati bir tehlike taşımadığını algılayamıyor, o sesi direkt bir tehlike olarak kabul ediyor. Sinir sistemimiz merkeze devamlı ‘sorun var’ sinyali yolluyor ve kendini “hayatta kalma” moduna alıyor.

Ve bizler kendimizi tedirgin olmuş, korkmuş, endişelenmiş hissettiğimizde, bu tür hislerimizin bedenimizde, zihnimizde yarattığı etkiyi yumuşatmak için dikkatimizi dağıtmak, kendimizi eğlemek ve güvende hissetmek için daha fazla dış uyarıcıya ihtiyaç duyuyoruz.

Bizi yoran bir iş gününün ardından zihnimizi boşaltmak niyetiyle tüm geceyi ekranın karşısında geçirmek ya da aç olmamamıza rağmen durmadan yemek yemek gibi…

Uyarıcılardan yorgun düşmüş bünyemizi dinlendirmek adına daha fazla uyarıcıya maruz bırakıyoruz.

Oysa bizlerin boşluğa, zaman zaman sadece öylesine durmaya, kalmaya, sessizliğe, duyularımızın dinlenmesine ihtiyacımız var.

Dış dünyanın kendine has çılgınca akışının içinde sele kapılıp gitmemek için, kendi merkezimizde kalabilmek çok önemli. Kendi duygu durumumuzu fark edebilmek, zihnimizden geçen düşüncelerle eylemlerimiz arasında, hissettiklerimizi metabolize edebilmemiz için kendimize biraz zaman tanımak, bir olayın, durumun içinden geçerken hislerimizi, duygularımızı, düşüncelerimizi fark etmek çok önemli. Hayatımıza ancak böyle müdahil olabiliyoruz. Diğer türlü kaptırıp gidiyoruz sadece.

Kişinin kendiyle bağ kurması tam olarak da bu; hangi durumda ne yaşadığını ne hissettiğini bilmek, fark etmek… Kendinden kopuk olmamak…

Utanmak, suçluluk hissetmek, korkmak gibi duygular hissettiğimizde genelde bu duyguları bizi yetersiz, başarısız ve güçsüz gösterdikleri için bastırmaya çalışırız ya da bu duygulara fazlasıyla bağlanıp kendi gözümüzde gücümüzü hadım ederiz.

Kendiyle bağ kurmak ise kendi gözümüzde hayallerimizdeki kişi olmaktan çıkıp, gerçek bize bir adım atmak, onun derdini, tasasını, sevinçlerini, zevklerini anlayabilmektir.

Anlamını, “İçinde bulunduğumuz anı, açık farkındalıkla, yargılamadan ve şefkatle deneyimlemek”, olarak açıklayabileceğimiz mindfulness pratikleri, iki farklı yöntemle kendimize doğru yol almamıza yardımcı olur.

Geleneksel meditasyon pratikleri 

Nefes farkındalığı meditasyonu gibi kadim meditasyon pratikleri sayesinde sinir sistemimizi dengeleyebiliriz. Nefes farkındalığı meditasyonu herkesin yapabileceği çok basit bir tekniktir. Bu teknik, dikkatimizi nefesimize getirerek, odağımızı nefesimizde toplamamıza yardımcı olur. Bu pratik sayesinde dikkatimizi sadece nefese değil aslında içinde bulunduğumuz ‘an’a getirmiş oluruz. Zihnimizden geçen düşünceler, hissettiğimiz duygular ne olursa olsun insanın kendisini nefes alış ve verişine bırakması oldukça rahatlatıcı ve öğretici bir deneyimdir. 

Nefes farkındalığı meditasyonu yaparken zihnimizden pek çok düşünce geçebilir. Bu düşünceleri durdurmaya çalışmadan, sadece zihnimizden gelip geçmelerine izin vermek, bize gündelik hayatımızda da hissettiklerimizin peşi sıra sürüklenmek yerine, merkezimizde kalmayı öğretecektir.

Bu pratiği sandalyede oturarak yapabileceğimiz gibi, klasik meditasyon oturuşunda da yapabiliriz.

Gündelik hayat içinde farkındalık çalışmaları

Gün içinde herhangi bir şey yaparken birden durun, etrafınıza dikkatli bir biçimde bakın, havayı koklayın, kulaklarınıza ulaşan seslere dikkat kesilin, ağzınızın içindeki tadı fark edin. Bedeninizde, omuzlarınızda, çenenizde, sırtınızda vs. bir gerginlik var mı anlamaya çalışın.

Dikkatinizi zihninize getirin; zihninizden geçen düşünceleri fark edin. İçinizde o anda size hakim duygu/duyguları tanımlayın.

Kendinizde yapacağınız bu küçük araştırma inanın hiç vaktinizi almayacak. 

Bir toplantıya girerken, gün sonunda evinize döndüğünüzde, öfkelendiğinizde ya da sevindiğinizde devamlı yapabileceğiniz bu küçük çalışma bize kendi hayatımıza dahil olma imkanı tanıyacaktır.

Farkındalık Çarkı meditasyon tekniği ile bir süre çalışmak gündelik hayat içinde algılarımızı keskinleştirmemizi sağlayacaktır.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder