Karma temizliği

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yoga hocası arkadaşıma bir ders sonrası öğrencisi “Hocam, karmamı nasıl temizlerim?” diye sormuş. “Bu konuda çalışan birini tanıyor musunuz?”

Arkadaşım soru karşısında bir an afallamış, “Neden karmanı temizlemek istiyorsun?" demiş, sorudaki motivasyonu çok merak ederek…

“Devamlı başıma aynı şeyler geliyor” demiş öğrencisi. “Hayatımda değişiklik yapmak istiyorum. Ne iş hayatımda, ne ilişkilerimde, ne de hayatımın genelinde istediğim değişiklikleri yapabiliyorum. Sanki beni takip eden kötü bir karma var, sadece aynı şeyleri tekrar tekrar yaşıyorum.”

Arkadaşım bir düşünmüş ve demiş ki “Eğer karmanı değiştirmek istiyorsan sana çok etkili, pratik ve yapılması çok basit bir yöntem söyleyeyim. Kendini, sürekli olarak yapmaktan alamadığın, sonuçlarının da seni rahatsız edeceğini bildiğin şeyleri yapmayı ani ve kararlı bir şekilde kes. Yapmadığın şeyleri yap. Sabah uyandığında yaptığın her eylemin, zihninden geçen tüm düşüncelerin farkına var. Hatta yaz bunları, gününü hangi eylemlerle, hangi düşüncelerle, hangi duygularla geçiriyorsun fark et. Tüm bunları bilmeden, bir gününün nasıl geçtiğini adın gibi bilmeden karmanı değiştiremezsin. Bunları fark ettikten sonra sadece ne yapman gerekiyorsa onu yap.”

Arkadaşım o anda aklına gelenleri söylemiş öğrencisine. Yoksa “karma” üstüne çok fazla bilgisi yokmuş; sadece öğrencisinin masum isteği yüzden istismarcı kişiler tarafından suiistimal edilmesini istememiş.

İşin karma kısmını bilemem ama, önerilerini müthiş buldum, kökten hallediyor meseleyi.

Eğer başımıza hep aynı şeyler geliyorsa bunu değiştirmenin yolu gerçekten de yaptığımız şeyleri yapmamaktan ya da yapmadığımız şeyleri yapmaktan geçmiyor mu? Mantıken?

Mesela bir roman yazmak istiyorsunuz, aklınızda sizi çok heyecanlandıran bir konu var. Ama bir türlü yazamıyorsunuz? Aylar, yıllar akıp geçiyor, bir türlü olmuyor. O halde siz de roman yazmak yerine resim çizmeyi, yogaya başlamayı, meditasyon yapmayı, aklınızda artık ne varsa onu koyun…

Neden roman yazamıyorsunuz? Romanı yazmadığınız için. Yazmak için neye ihtiyacınız var? Hemen söyleyeyim, sadece yazmaya… Kelime kelime yazmaya…

“Erteliyor musunuz?” başlıklı yazımızda, hayallerimizi, planlarımızı hangi nedenlerden dolayı ertelediğimize, hayata geçiremediğimize bakmıştık. Yapmak istediklerimizi yapmıyoruz orayı anladık, peki onun yerine ne yapıyoruz?

Gelin, bir takım sorular sorayım size

  1. Bir gününüz nasıl geçiyor?
  2. Yapmak istediğiniz şey her neyse, hangi aralıklarla, nasıl zamanlarda aklınıza geliyor?
  3. Aklınıza geldiğinde ne yapıyorsunuz? Eyleme geçiyor musunuz? Düşünsel olarak mı kalıyor?
  4. Eğer o “şeyle” ilgili bir şey yapmıyorsanız, ne yapıyorsunuz?
  5. Hepimizin doğal olarak içimizde olan “Yapma Enerjinizi” nereye yöneltiyorsunuz?
  6. “Yapma Enerjinizi” hayalinize yöneltmediğinizde zihinsel, duygusal ve bedensel olarak nasıl hissediyorsunuz?

Sizden nasıl cevaplar çıkıyor?

Ben kendi cevaplarımı paylaşayım: Çoğu günüm üstünde sanki denetimim yokmuş gibi hissediyorum. Yapmak istediğim şeyler genelde aklıma sabahları uyanır uyanmaz geliyor, çoğunlukla düşünsel olarak kalıyor. Dördüncü soruya karşılık olarak; dizi, film izliyorum, kitap okuyorum. Yoga ve yürüyüş yapıyorum. 

Beşinci soruya da cevabımı vereyim. “Yapma Enerjimi” zaman zaman görmezlikten geliyorum. Onunla kontak kurmaktan kaçınıyorum. 

Bence çarpıcı soru, son soru, cevabım geliyor: Kendimi çökmüş, baskılanmış, hapisteymiş gibi ve yorgun hissediyorum. 

Aslına bakarsanız yaptığım ve izlediğim, okuduğum şeyler içerik olarak zengin ve bedenime, genel sağlığıma çok faydalı şeyler olduğu için "Burada sorun ne?" diye sorabilirsiniz.

Sorun şu ki bunları yapmak istediğim şeyin ikamesi olarak yapıyorum. O şeyi niye yapmıyorum peki?

Yapma Enerjim beni, konfor alanımdan çıkaracak çünkü. Gündelik hayatımın akışını değiştirmem gerekecek, kolaylıkla yaptığım şeyler yerine, sıfırdan bir işe başlamam... Başarısız olma, beğenilmeme ihtimalini göze almam gerekecek. 

Gündelik hayatımızdaki alışkanlıklarımıza açık bir farkındalıkla baktığımızda aslında geleceğimizi de görüyor olacağız. Her gün yaptığımız her şey, yarın yapacağımız şeylerin (karma yasasına göre başımıza geleceklerin) de sponsoru aslında.

Geçen gün merak ettiğim, canımız neye göre bir şeyler çekiyor? Neden kimimiz kısır aş eriyor da, kimimiz dondurma, cips ve mesela zeytinyağlı fasulye?

Bağırsaklarımızdaki farklı mikroplardan dolayı imiş. Yediğimiz yiyecekler bağırsaklarımızdaki ekosistemi etkiliyormuş ve bu mikroplar kendileri için daha avantajlı bir ortam yaratmak üzere bizi kendi ihtiyaçlarına uygun beslenmeye yöneltiyorlarmış. Sen değil yani, bağırsak ekosistemin karar veriyor ne yemek istediğine. Dün yediklerimiz, bugünümüzü, bugün yediklerimiz de yarın canımızın neyi çekeceğini belirliyor.

Her konuda sistem aynı çalışıyor.

Özetle: Bugünkü yaşam alışkanlıkların yarınını netleştiriyor.

Yazıya başladığımız gibi bitirelim: Ne yapman gerekiyorsa onu yap, başka bir şey değil. O başka şeyi, başka bir zamanda yaparsın zaten.

Çağla Güngör

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder