İzka inşaat yönetim kurulu başkanı Azat Yeşil: Müteahhit olarak çocukluk hayalimi gerçekleştirdim

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Diyarbakır’da 11 nüfuslu bir ailede dünyaya geldi. Müteahhit olup evler yapmak çocukluk hayaliydi. Başarmak için küçük yaşta baba ocağından ayrılıp İstanbul’a okumaya gitti. Önce lisans sonra lisansüstü eğitimini tamamladı. Henüz 23 yaşında ilk müteahhitlik şirketini kurdu. Kamu ihalelerine katılıp Türkiye’nin dört bir yanında projeler gerçekleştirdi. 2000 yılında Ankara’dan ayrılıp çok sevdiği İzmir’de yaşamaya karar verdi. 20 yılı aşkın süredir kentte sayısız inşaat projesine imza attı. Yaptığı her işte önceliği, inşaatın kaliteli ve güvenli olmasıydı. İzmir’de 30 Ekim’de meydana gelen yıkıcı depremden en çok etkilenen bölge olan Bayraklı’da, 34 katlı ve 120 metre yüksekliğindeki İZKA PORT projesini hayata geçiren İZKA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Azat Yeşil, “Biz depremi çok iyi biliyoruz. Bu nedenle yaptığımız tüm projeleri, her an deprem olacakmış gibi planladık” dedi.

ÇOCUKLUK HAYALİMDİ

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1969 yılında Diyarbakır’da doğdum. 9 kardeşiz. Babamız esnaftı. Hepimizi okutmaya gayret etti. Ben çocukluğumdan beri müteahhit olmak istiyordum. Bunun için akademik bir kariyer yapmam gerekiyordu. İlk, orta ve lise eğitimimi Diyarbakır’da aldım. Sonra İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni kazandım. Lisans eğitimim bittikten sonra aynı üniversitede Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde yüksek lisans yaptım. Üniversite eğitimim boyunca da mesleğimle ilgili yerlerde çalışarak tecrübe edinmeye çalıştım. Ayrıca inşaat mühendisliğine de çok ilgiliydim. Bu anlamda da bir inşaat mühendisi kadar bilgili olduğumu söyleyebilirim.

HENÜZ 23 YAŞINDAYDIM

İş hayatına nasıl atıldınız?

Eğitimimi tamamladıktan sonra çocukluk hayalimi gerçekleştirip Ankara’da bir müteahhitlik ofisi açtım. Henüz 23 yaşındaydım ama başarmaya kararlıydım. Özel ve resmi işlere teklifler vermeye başladım. Bu doğrultuda kamu binalarının ihalelerine girdim. Ankara, İstanbul ve İzmir’deki ofislerimizden Türkiye’nin dört bir yanında projeler yapmaya başladık. Kamu binaları, parklar ve çevre düzenlemeleri yaptım. Ankara’da Ortadoğu’nun en büyük parkı olan Harikalar Diyarı’nı yaptım. 2000 yılına kadar Ankara’da birçok projeyi gerçekleştirdim. 1995 yılında Menemen Sulama Projesi’ni hayata geçirdim.

İZMİR’DE YAŞAMAYI ÇOK SEVDİM

İzmir’e yerleşmeye nasıl karar verdiniz?

Menemen Ovası’nın sulamasını yaptığım dönemlerde İzmir’e gidip gelmeye başladım. Daha sonra burada yaptığım işler çoğaldı. İzmir’deki ilk projem Karşıyaka Belediyesi’nin Bahçelievler’de yaptırdığı katlı pazar yeri oldu. İlk projemizi kısa süre içinde teslim ettik. Daha sonra Karşıyaka Belediye Binası inşaası geldi. Daha sonra Ahmet Piriştina Kent Müzesi restorasyonunu yaptık.

Dokuz Eylül Üniversitesi Ar-Ge Merkezi’ni yaptık. Gaziemir Askeri Havaalanı inşaatını aldık. İZBAN Karşıyaka ve Naldöken tünellerinin yapımını 1.5 yılda bitirdik. 2005 yılında ise TOKİ projelerinin hızlandığını görerek konut projelerine yöneldik. Türkiye’nin birçok yerinde TOKİ konutları inşaa ettik. Örnekköy’de ilk sivil kentsel proje olan Yelken Park projesini hayata geçirdik. Projeler hızlandıkça ben İzmir’de daha çok zaman geçirmeye başladım. 2000 yılında temelli buraya yerleştim. İzmir’de yaşamayı çok sevdim. 3 çocuğum da İzmir’de doğdu.

HER AN DEPREM OLACAKMIŞ GİBİ DÜŞÜNEREK ÇALIŞTIK

Acı kayıplar yaşadığımız depremin ardından binaların güvenliği yeniden birinci gündem maddemiz oldu. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Deprem kuşağında olan bir ülkede yaşıyoruz. Biz depremi çok iyi biliyoruz. Türkiye’de yaşanan pek çok büyük ölçekli depremin ardından, o bölgelere gidip çalışmalar yapmış bir firmayız. Örneğin Yalova’da 1150 konut yaptık. Ve bu konutların hepsi depreme dayanıklı dizayn edildi. Zemin çalışmaları ODTÜ’deki öğretim görevlileri tarafından yürütüldü. Yine depremden çok etkilenen Erzincan’da Devlet Hastanesi’ni yaptık. Bu nedenle deprem konusunda tecrübeliyiz.

İzmir’de de yaptığımız her projede her an deprem olacakmış gibi statik çözümlere gittik. Özellikle İZKAPORT projesinde Ege Üniversitesi’ndeki öğretim görevlilerinin bilgilerinden faydalandık. Profesör Doktor Selim Altun bizim danışman hocamızdı. Onun danışmanlığında çok ciddi bir zemin çalışması yaptık. 65 metre derine baret kazık çaktık.

Deniz suyundan etkilenmemesi için sülfata dayanıklı çimento kullandık. Bu nedenle depremde başımızı yastığa çok rahat koyduk. Yaptığımız projelerin tamamında buna dikkat ettik. 7-8 şiddetinde deprem de olsa bizim projelerimizin hiçbirinde hasar olmaz. İyi mühendislik hizmeti görmeyen binalarda hasar olur. Uygulamanın başında da iyi mühendisler olmazsa yine sıkıntılar yaşanabilir.

ADA BAZINDA KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART

İzmir’de kentsel dönüşüm alanında ne gibi çalışmalar yapılması gerekiyor?

İzmir’de kentsel dönüşüm şarttır. Ben hep ada bazında kentsel dönüşümü savundum. Makro ölçekli projeler İzmir’e uzun vadede değer katar. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentte planlama sahasını oluşturması gerekir. Bu konuda deneyimli firmaların öncülük etmesi lazım. Bu projelerin ticari kaygı ile değil, sosyal yönden ele alınması gerekiyor.

Böyle olmazsa, yeni yapıların sürdürülebilir olması beklenemez. Bunun örnekler var. Bazı semtlerde kentsel dönüşüm amacıyla yapılan projeleri insanlar tercih etmiyor. Bu nedenle daireler boş kalıyor. Yaşanabilir alanlar olacak ki insanlar bu projeleri tercih etsin.

İNSANIN HEDEFLERİ OLMALI

Diyarbakır’da 11 nüfuslu bir evde yaşarken, bir gün İzmir’de böyle büyük yatırımlar yapan bir müteahhit olacağınızı tahmin eder miydiniz?

Ben önüme hep hedefler koydum. İnsan hedefleri olmadan başaramaz. Yeni nesilde aileler çocuklara her şeyi veriyor. Çocuğun bir hedefi kalmıyor. Gençlerin hepsinde gelecek kaygısı var. Her türlü imkanları var ama mutlu değiller. Ben Diyarbakır’dan İstanbul’a yanımda kimse olmadan otobüsle gittim.

Üniversiteye kayıt yaptırdım. Kalacak yerim yoktu. Hepsini kendi başıma hallettim. Şimdiki gençler bir şeylere ulaşmak için hiç çaba sarf etmiyor. Önlerine hazır olarak geliyor. Oysa çocuğun yere düştüğü zaman kendi başına kalkmasını bilmesi lazım. Bu yüzden yeni mezunlara görev ve sorumluluk vermekte çok zorlanıyoruz. İş yaptıramıyoruz.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder